MİLLÎ MÜCADELEDE GAZİANTEP

MİLLÎ MÜCADELEDE GAZİANTEP

1. İngiliz İşgali Devri

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi’yle, İtilâf Devletleri, hiçbir hakka dayanmayan ve Türk milletini öz yurdunda köle yapmak emeliyle vahşi akınlarına başladılar. İngiltere, Fransa’ya karşı pazarlık konusu olarak ellerinde bulundurmak amacıyla, petrol sahası Musul Vilayeti ile birlikte Kilis, Cerablus, Birecik, Urfa, Maraş ve Antep’i işgal etmeyi tasarlıyordu.[1] Mondros Mütarekesi Antep Sancağı’nı Türk hakimiyetine bırakıyordu. Bununla beraber muahedenin 7. maddesi de iğtişaş halinde emniyetlerini temin için icap eden yerlere asker sevk ederek işgal etmek hakkını İtilaf Devletlerine veriyordu.

İngilizler çok miktarda süvariyi iyi şartlar altında iskan ettirebilmek için iskan mıntıkasını genişletmek istediler.[2] Bu maksadı temin için de adı geçen yedinci maddeye dayanarak 17 Aralık 1918 tarihinde Antep’e girdiler.[3]

Sadece kışlamak ve yalnız iaşelerinin temini maksadıyla! Antep’e kadar gelme zahmetine katlanan İngilizlere karşı herhangi bir tepkinin gösterilmemesi, hatta gereken kolaylığın sağlanması üzerine İngilizler kuvvetlerini günden güne artırmaya başladılar.[4] Bu durum memurların ve aydınların endişelenmesine sebep oluyorsa da, halkı kuşkulandırmamak ve heyecana sebebiyet vermemek için ses çıkarmıyorlardı. 1919 senesi Ocak ayına kadar İngilizler tarafından henüz kimseye saldırılmamış ve bir şeye müdahale edilmemişti. 15 Ocak 1919 tarihinden itibaren durum birden bire değişti, İngilizler tarafından telsiz telgraf haberleşmesine başlanarak telgrafhaneye sansür konuldu. Hükümet resmi şifresi derhal yasaklandı. Resmi ve gayri resmi haberleşmenin sansüre tabi bulunduğu tebliğ olundu. Böylece Antep 15 Ocak 1919 tarihinde İngilizler tarafından resmen işgal edilmiş oluyordu.[5]

İngiliz işgaliyle birlikte savaş sırasında tehcir edilen Ermeniler şehre geri gelmeye başladılar. Bunlara, içlerinden Sivas’tan, Kayseri’den ve diğer illerden Suriye’ye sürülmüş olup yerlerine dönemeyen Ermeniler de katıldılar.[6] İngiliz müfreze kumandanı hergün birkaç defa hükümet konağına gelerek, memlekete dönmekte olan Ermenilerin yerleştirilmesi, iaşeleri ve rahatlarının sağlanması hakkında emirler veriyor ve dairelere tenkit ve tebligatta bulunuyordu. Ermenilerin gösterdikleri evler, gerek kendi mülkü olsun ve gerek başkalarına ait bulunsun hemen boşalttırılıyordu.[7]

İngilizler maiyetlerinde istihdam ettikleri, Ermeni tercümanlarının özellikle Antepli tercümanlarının tahrik ve teşviki ile Türklere karşı kin, nefret ve düşmanlıklarını günden güne artırdılar. Bundan istifade eden Ermeniler de rast geldikleri yerlerde Türkleri tahrik ediyor ve hatta hakarette bulunuyorlardı. Bu konuda yapılan müracaatlar bir netice vermedi.[8] 23 Ocak 1919 Perşembe günü hükümet konağı İngilizler tarafından basıldı. İngilizler, kolej müdürü Mr. Meryl[9] ile birlikte Mutasarrıf Celal Bey’le görüşerek memleketin ileri gelenlerinin toplanmasını istediler. Antep ileri gelenleri, aydınları, hükümet konağı önünde bekleyen otomobillere bindirilerek İngilizlerin karargâhı olan Amerikan Koleji’ne götürdüler. Karargahta yapılan sorgulamalarında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilere zulüm ettikleri, tehcir esnasında kötü muamelelerde bulundukları ve Ermenilerin pek çok eşya vesairesini alarak bu yüzden mühim bir servet elde ettikleri bahanesiyle suçlu bulunarak tutuklanıp, Halep üzerinden Mısır’a gönderildiler.[10] Her ne kadar tutuklanan şahısların muhakeme edilmek üzere hükümete teslimleri talep ve ısrar edilmiş ise de etkili olunamamış ve hükümet konağı makinalı tüfekler ile silahlandırılmış bir bölük İngiliz askeri ile sarılarak harp ve Ermeni tehciri hakkında mevcut evrak ve vesikayla dolu bir çuvalı zorla alıp götürmüşlerdir.[11]

8 Mart 1919’da İngilizler tarafından sıkıyönetim ilan edilerek halkın silah ve cephane bulunduramayacağı, ateşli ve kesici her tür silahın 9 Mart 1919 günü öğleden sonraya kadar teslim etmeleri istendi. Lüzum gördükler takdirde evlerin aranacağı, yanında silah bulunduranların İngiliz subaylarından oluşan savaş divanında yargılanıp azami ceza olarak yüz altın cezayı nakdî ile beraber idamına karar verileceği bildirildi.[12] Ertesi gün İngilizler şehrin muhtelif yerlerine makinalı tüfekler kurarak, halkı tehditle, silahların teslimini istediler. Halk bu tedhiş karşısında elinde bulunan bütün ateşli ve kesici silahları o gün akşama kadar İngilizlere teslim ettiler. Teslim edilen silahlar 14 arabayla taşınmış, halkın elinde bir fişek bile kalmamıştı.[13] Halkın silahlarının toplanması Ermenilerin katliam yapmasına zemin hazırlamak demekti.[14]

Amerikan Koleji Müdürü Mr. Meryl’in Antep’te daha 26.000 silah bulunduğunu ve teslim edilen silahların, ancak dörtte bir olduğunu İngilizlere tekrar haber vermesi üzerine İngilizler 15 Mart’ta ikinci bir beyanname yayınladılar.[15] Ermenilerde binlerce silah mevcut iken bunlardan bir tek silah alınmamıştı. 17 Mart’tan itibaren şehrin bütün işyerleri kapattırılmış, camilerde ibadet hizmetlerinin dışında bütün toplantılar yasaklanmıştı. 15 gün devam eden yasaklardan sonra 30 Mart’ta yayınlanan üçüncü beyanname ile 31 Mart’tan itibaren sokağa çıkma yasağı kaldırıldı.[16] Nisan ayından itibaren Antep’teki İngilizlerin baskısı yarı yarıya azaldı, dükkanlar tamamen açıldı.[17]

Ermenilerin tahriki ile yapılan bu baskı hareketleri arttıkça halkta mağlubiyetin verdiği yeis ve fütur, gevşeklik yavaş yavaş azalıyor yerine direnme hisleri uyanıyordu. İngilizler, Türklerin iyi niyetli tutumları ve duygularındaki değişikliği gördükçe muamelelerini değiştiriyor, Ermenilerin fesat ve tahriklerini dinlemiyorlardı. Hintli Müslüman askerler vasıtasıyla münasebetlerini düzeltmeye çalıştılar.

İngilizler, Suriye İtilafnamesi gereğince Antep, Urfa, Maraş’ı, Musul’dan vazgeçmeleri şartı ile Fransızlara bırakarak tahliye ettiler. Fransız Albay Saint Marie 28 Ekim 1919 günü Ermeniler tarafından muhteşem bir surette bando-mızıka ile karşılandı.[18] Antep’teki Ermeniler Fransız ordusuna gönüllü yazılmak için hazırlık yapmaktaydılar.[19] 28 Ekim gününe kadar elliden fazla Ermeni Fransızlar tarafından gönüllü olarak kaydedildi.[20]

29 Ekim 1919’da Fransız fırkası Antep’e girdi ve sayısız bayrak, çiçek taşıyan Ermeni ahalisinin sevgi ve sevinçleriyle karşılandı. Bu gösterilerin sebebi Fransız kıtaları arasında bir Ermeni taburunun bulunması idi.[21] Daha önce çetecilik yaparken firar etmiş olan Ermeniler, lejyonlar halinde Adana’da toplanmışlar ve Fransızlar tarafından Urfa, Antep ve Maraş taraflarına gönderilerek Türklere karşı zulümlerde bulundular. Bu Ermeni lejyonları güya başlamış oldukları mezalimi bitirdikten sonra, Elbistan üzerinden Sivas’a ve Urfa üzerinden Diyarbakır’a saldıracaklardı.[22] Ermenistan hülyasını gerçekleştirmek için de Antep’e Ermeni göçmenler getirildi.[23]

2. Fransız İşgali Devri

5 Kasım 1919’da son İngiliz birlikleri Antep’ten çekilirken, Fransız birlikleri Ermenilerin taşkın gösterileri arasında İngilizlerin bıraktıkları yerleri işgal ettiler. Fransızların mevcut kuvvetleri istihdam etmek için Ermeni milli alaylarını teşkil etmeleri Türkleri daha fazla rencide etmiş, husumetin büyümesine neden olmuştu.[24] İşgalle birlikte Ermeniler hücuma ve Müslüman ahaliye tecavüze başladılar.[25] 5 Kasım Cuma günü ayağının tozuyla, bir Ermeni tercümanla şehre inen bir Fransız subayı Akyol Karakolu’nun önünden geçerken binaya çekilen Türk Bayrağı’nı orada bulunan polise zorla indirtti. Bunun üzerine halk derhal harekete geçti. Zorla da olsa Türk Bayrağı’nı indiren polis görevden alındı. Bu çirkin hareket Fransızlar nezdinde protesto edildi.[26] Türk halkının müracaatı üzerine yersiz şiddet gösteren Fransız komutanı bu kez resmî daireler üzerine Türk Bayrağı çekilmesini yasakladı.[27] Hiçbir zaman uygulanmayacak bu tebliğ Türklerin işgale karşı duydukları nefreti büsbütün artırdı.

Fransızlara ve Ermeni askerlere güvenen yerli Ermeniler gün geçtikçe taşkınlıklarını artırıyor, Ermeni semtlerinde rastladıkları Türkleri tehdit ediyor, dövüyor, hakaret ediyorlardı. Türkler bu taşkınlıkları her defasında protesto ediyor ve Ermeni askerlerin değiştirilmesini istiyorlardı.[28] Nihayet bu fazla direniş karşısında Fransızlar bu Ermeni taburundan bir kısmını Cezayirli askerlerle değiştirdiklerini bildirdiler. Ancak, bu bir oyalamadan başka bir şey değildi. Gene Ermeni askerleri Antep’te kalmış ellerinden gelen kötülüğü yapmakta devam etmişlerdir.[29]

10 Kasım’da sokaktan geçen bir Türk, Ermeni askerlerin tecavüzüne uğradı. Tecavüzü önlemek isteyen polisler silahla tehdit edildi. Ermeni askerleri Adana’da yaptıklarını Antep’te de tatbik etmeye başladılar. 25 Kasım’da Türk Jandarma erlerine Fransızlar tarafından maaş zammı yapılacağı işgal komutanlığı tarafından Mutasarrıflığa bildirildi. Teklif iç işlerimize müdahale ve hakimiyet hakkımıza tecavüz niteliğinde olduğu açıklanarak reddedildi.[30] Bu notada ayrıca Fransız işgalindeki binalara Fransız bayrağı çekilmesinin Türk hakimiyetine indirilmek istenen bir darbe olduğu belirtilerek protesto edildi.

30 Kasım’da işgal komutanlığının Türk Jandarma ve polislerinin Fransız memurların emrine verilmesi için mutasarrıflığa verdiği tebligat tepki ile karşılandı.[31] 9 Aralık 1919’da Fransızların 315. Piyade Tugayı Kumandanı General Querrette Antep’e gelerek Doğu mıntıkası kumandanlığını üzerine almış, karargâhını burada kurmuştu. 13 Aralık’ta yayınladığı beyannameyle bölgenin Fransa himayesine verildiğini, Osmanlı ülkesinde kanunlara riayet edecek ve ettireceklerini, namuslu olanlar Fransa tarafına geçsin diyordu.[32]

Bu arada Ermeni taşkınlıkları da devam ediyordu. Kundakçılık suçundan dolayı tevkif edilen üç Ermeni delikanlısı Fransız albayın talep ve tehdidi üzerine Fransızlara teslim edildi.[33] Böylece Fransızlar mahkemenin istiklaline de tecavüz etmiş oluyorlardı.

Antep’te askerlik şubesi efradına ekmek pişirilen fırının üst katı ve bazı odaları Fransızların ısrarı üzerine kendilerine verilmiş iken alttaki iki odadan birisini de istemişler, şube reisi fırının muattal kalmaması için bu odalara ilişilmemesini bir yazı ile istemişti. Bu yazıya hiç cevap verilmemiş ve 29 Aralık 1919 günü akşam üzeri maiyetinde birkaç asker olduğu halde bir Fransız subayı düşmanca tavırla fırına gelmiş, zahire konulan kilitli oda kapılarını kırmış, fırında çalışan efrada hakaretle dışarı atmak suretiyle fırını tamamen gasp etmişlerdi. Zahirenin bir kısmı da ziyan edilmiştir.[34]

Bu hadiseler Fransızların tatlı sözlerine rağmen bölgeyi işgallerinde takip ettikleri siyaset ve gayeyi güzel ifade etmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ