MİLLÎ MÜCADELEDE DOĞU KARADENİZ

MİLLÎ MÜCADELEDE DOĞU KARADENİZ

Bin dokuz yüz on dokuz yılı başlarında Karadeniz’de, özellikle Samsun yöresinde, asayişsizliğin arttığına dair İstanbul’a şikayetler geliyordu. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa, “Bölgede iç güvenliğin sağlanarak yerleştirilmesi ve bu asayişsizliğin ortaya çıkış sebeplerinin tespiti” amacıyla Dokuzuncu Ordu Birlikleri Müfettişi olarak Samsun’a gönderilecektir. Mustafa Kemal Paşa’nın görevi yalnız askerî olmayıp, müfettişliğin kapsadığı bölge dahilinde aynı zamanda mülkî idi. Müfettişlik bölgesi Trabzon, Erzurum, Sivas ve Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik (Samsun) bağımsız livalarını kapsıyordu.

Mustafa Kemal Paşa, o tarihlerde Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu Büyük Nutuk’unda çok iyi tasvir edecektir. Osmanlı Devleti egemenliğini kaybetmiş, işgaller başlamış, Rum ve Ermeni cemiyetleri açıkça Türkiye aleyhine çalışmaya başlamışlardı. Bu durum karşısında bir çok yerde mahallî kurtuluş çareleri düşünülerek “müdafaa-i hukuk” cemiyetleri kurulması yoluna gidilmişti.

O yıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi idari açıdan Trabzon Vilayeti olarak adlandırılmaktaydı. Trabzon, Ordu, Giresun, Rize ve Gümüşhane illerinden oluşan Trabzon Vilayeti, Rum-Pontus faaliyetleri dahilinde bulunuyordu. Karadeniz kıyılarında teşkilatlanmış olan Pontus Cemiyeti, çalışmalarını İstanbul’daki merkeze bağlı olarak rahatlıkla sürdürmekteydi.

Rumlar, İnebolu’dan Batum’a kadar uzanan Karadeniz kıyılarında, Trabzon merkez olmak üzere bir Rum-Pontus Devleti kurmak istiyorlardı. Bu istek 1919’da Paris Barış Konferansı’nda dile getirildi. Pontus Meselesi’nin gelişmesinde Rum din adamlarıyla eşrafın büyük çaba sarfettikleri görülmekte idi. İstanbul Patrikhanesi’nin direktifleri doğrultusunda çalışan Samsun metropolidi Yermanos, Trabzon metropoliti Hrisantos ve Giresun metropoliti Lavrentios adeta Pontuscuların siyasi temsilcileri durumundaydılar. Hrisantos 2 Mayıs 1919’da Paris Barış Konferansı’na bir bildiri sunarak İtilaf Devletleriyle Yunanistan’ın desteğini sağlamaya çalıştı. Aynı konferansta Ermeniler de Trabzon’u istiyorlardı. Venizelos’un, Batı Anadolu’da uygulayacağı Enosis’e karşılık Trabzon’u Ermenilere bırakmaya razı olması, Hrisantos’u birtakım manevralara sevketti. Avrupadaki sekiz aylık faaliyetinden sonra İtilaf Devletlerinden beklediği desteği bulamayan Hrisantos, Trabzon’a dönüşünde buranın Türklere ait olduğundan ve Türklerle Rumların dostça yaşamaları gerektiğinden sözetmeye başladı. Ancak, bu sözlerinde samimi olmadığı bir süre sonra anlaşılacaktı: Çok geçmeden Batum, Tiflis ve Erivan’a yaptığı gezilerde Trabzon ve çevresiyle ilgili birtakım diplomatik pazarlıklar peşinde koşacaktı.

Pontuscu Rumlar, bölgedeki İtilaf Devletleri temsilcilerinden de önemli ölçüde destek görmekteydiler. Samsun’da İngiliz temsilcisi Salter, Trabzon’da İngiliz Kontrol subayı Crawford ile Fransız temsilcisi Lepissier bölgedeki Rumların koruyucusu durumundaydılar. Amerika Yardım Heyetleri ve Yunan Kızılhaçı gayrimüslimlere yardım etmekteydi. Diplomatik faaliyetler dışında, bölgedeki Pontusculukla ilgili çalışmaları dört kısımda toplamak mümkündür: Helenleştirme siyaseti ve Yunan propagandası, bölgeye yönelik Rum göçü, Rum çeteleri, Türkleri iktisaden zayıflatma çabaları. Mütarekenin ilk altı ayında Trabzon’a 8.000, Giresun’a 525 Rum göçmen geldi. Birinci Dünya Savaşı’nda etkili olan Rum çeteleri, Trabzon’da Rus işgalinin sona ermesi üzerine Rusya’ya gitmişlerdi. Samsun’da kırkı aşkın Rum çetesi mevcut iken, Trabzon ve civarında yok denecek kadar azdı. Samsun’da faaliyette bulunan kırkı aşkın Rum çetesi gibi, bunların da amaçları siyasi idi. Ağustos 1919’da asayişi kontrol etmek üzere Trabzon’a gelen Ali Fevzi Paşa başkanlığındaki tahkik heyeti, Rum çetelerinin daha çok Maçka kazası dahilinde faaliyet gösterdiklerini tespit etmişti.

Mustafa Kemal Paşa, 5 Haziran 1919’da Havza’dan İstanbul’a gönderdiği raporda şöyle diyordu:

“Trabzon vilayetine gelince, Müslümanlardan bir kaç çete var ise de soygunculuk gayesine dayanmaktadır. Tehcir işlerinden dolayı kaçak durumda olan Topal Osman Ağa’nın çetesi önemli olup, Giresun ve doğusu civarında da önemli bir hareketi görülmemiştir. Müslümanlar arasında şahsî sebeplerle bazı öldürme gibi âdi cinayet olayları çıksa da bunlarda ne eşkiyalık ne de siyasî gaye yoktur. Rumların bu vilayetteki teşkilatı da aynen Canik ve Amasya’daki teşkilatları gibi siyasîdir. Çıkardıkları olaylar ve çete hareketleri azdır. O da Trabzon vilayeti halkının uyanıklığındandır. Yalnız Köroğlu-Afkalidis adındaki otuz kişilik Rum çetesi Gümüşhane ve Zanta taraflarında çok kanlı olaylar çıkarmaktadır. Şimdiye kadar az vakitte on beş müslüman öldürülmüştür. Gayesi, asayişi bozuk göstermektir. Tâkip edilmektedir.”

Ticaret ve küçük zenaatler dahil olmak üzere şehirlerde ekonomi büyük ölçüde Rumların elindeydi. Mütarekeden sonra Ordu’daki Rumlar Türklere göre çok iyi durumdaydılar. Her Türk köylüsü şehirde bir Ruma borçluydu. Türklerin elindeki emlak ve arazinin Rum tüccarları ve üreticilerinin eline geçmesi için dışardaki zengin Rum ve Yunanlı işadamları büyük çaba sarfediyorlardı. Marsilya’da yerleşmiş olan ve Giresun ve çevresiyle ticaret yapan K. Konstantinidis bunlardan biriydi. Milli Mücadele Dönemi’ne gelindiğinde, Karadeniz bölgesinde önemli üretim mallarıyla ticareti elinde tutan yeni bir Rum tüccar grubu hakim duruma gelmişti. Rumlar, Türklerin elindeki toprakları satın almak ya da tefecilik yoluyla ele geçirmişlerdi. Giresun’da Rumlar, daha önce arazinin yüzde onbeş yirmisine sahip iken, 1921 yılında bu oran yüzde yetmiş beşe çıktı. Geri kalan arazinin büyük kısmını da borç para karşılığı rehin almışlardı.

Yunan kuvvetleri henüz Anadolu’yu işgal etmeden önce, Giresun’da Rumlar birtakım hazırlıklara giriştiler. Bir yandan silahlanırken, bir yandan da taşkınlıklarını artırıyorlardı. 8 Mayıs 1919’da, içinde Yunan Kızılhaç Heyeti bulunan bir Yunan gemisi Giresun iskelesinde demirledi. Birkaç gün sonra, 11 Mayıs’ta, Rumlar Taşkışla denilen Rum okuluna Yunan Kızılhaç bayrağıyla birlikte Yunan bayrağını çektiler. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, bir süre sonra Pontusculara karşı Giresun’daki Topal Osman çetesi ile anlaşacaktı.

Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti temsilcileri, Samsun’a çıktıktan sonra muhtemelen Mustafa Kemal Paşa’yla görüşmüşlerdi. Trabzon’dan Havza’da bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen 5 Haziran 1919 tarihli telgrafta, “Bazı mesâil-i millîye (millî meseleler) hakkında maruzât-ı şifahîyede (sözlü görüşmelerde) bulunmak arzusundayız. Trabzon’a teşrif buyurulmayacak ise mülâkat için tensîb olunacak mahallin (uygun görülecek yerin) irâe buyrulması” istenmişti.

Mustafa Kemal Paşa’nın Amasya’da bulunduğu sırada, İstanbul’da Posta ve Telgraf Genel Müdürlüğü, telgrafhanelere bir genelge göndererek Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri tarafından verilecek telgrafların çekilmemesini bildirmişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa 20 Haziran 1919’da Trabzon vilayetine iki ayrı telgraf göndererek bu emre uyulmamasını istemişti. Telgraflarından birinde Trabzon Valiliği’ne şunları yazıyordu:

“Bu genelge ancak milletin sesini boğmak, vatanın parçalanmasına karşı milletin birleşmesine engel olmak gayesine dayanan cânice ve hayince girişimlerden başka bir şey değildir. Bu durumu, Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetleri aracılığı ile halk muazzam mitingler yaparak hükümet nezdinde şiddetle protesto etmelidir.

Telgraflarla hemen şikayet ederek bu emrin geri alındığına dair cevap alıncaya kadar İstanbul’la resmi haberleşmeleri tamamen kesmek lazımdır. Bu hususta Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Başkanlığı’na acele bilgi verilerek, millî girişimlerde vatana yardımcı olunması gereğini vatansever yüksek şahsiyetlerinizden önemle ve bir an evvel arz ederim. Zerre kadar vicdanı olan bir telgraf memurunun bunu yapmıyacağı âşikârdır. Şâyet yapmağa teşebbüs eden olursa, bunun Divân-ı Harb’e verilmesini bütün Kolordu Kumandanlıklarına emir ve tebliğ ettim.”

1921 yılında Trabzon Vilayeti idari teşkilatında bazı değişiklikler yapıldı. 4 Nisan 1921 tarihinde Ordu ve Giresun müstakil livaları kuruldu. Ordu livasına Fatsa ve Ünye kazaları dahil edildi. Mart 1921’de anavatana katılan Artvin, 7 Temmuz 1921’de kurulan Artvin Sancağı’nın merkezi durumuna getirildi.

Prof. Dr. Mesut ÇAPA

Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Yaşar dedi ki:

    Karadeniz tarihiyle ilgili en kapsamlı eserlerden biri “En Çılgın Türk Boylar Sentezi , Yeri Göğü Türk Karadeniz” kitabı. Kitaba göz atmanızı tavsiye ederim.

BİR YORUM YAZ