MENDERES’İ ORTADOĞU’DA MACERAYA GİRMEKTEN RUS NOTASI KURTARMIŞTI

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek32

Bugünlerde Irak ve Suriye gündemden düşmüyor. Bölgedeki otorite boşluğu, kanunsuzluk ve terör örgütlerinin barınmasına elverişli ortam, Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Çoğumuz bu tehdidin günümüzün bir sorunu olduğunu zannediyoruz. Hâlbuki 1958 yılında Irak’ta gerçekleşen darbe öncesi ve sonrasında bölgede yaşananlar bugünkünden çok farklı değildi..

Irak ve Suriye’nin iç siyasetindeki gelişmeler, Türkiye’yi yakından ilgilendirmeye devam ediyor. 58 yıl önce yine Türkiye Irak ve Suriye’deki darbe girişimlerinden dolayı tedirgin olmuş, Başbakan Menderes, Suriye ve Irak’a askeri bir müdahaleyi ciddi olarak düşünmüştü. Sovyetler’in bölgede etkili olmasını önlemeyi amaçlayan bu politika, Sovyetler’in sert tepkisi ve Türkiye’ye bir nota vermesi ile terk edilmişti.

Sovyetler’in notası sürpriz oldu

25 Temmuz 1958 günü Rusya’nın Türkiye’ye verdiği nota sürpriz olmuştu. Rusya verdiği notada Türkiye’yi Irak’a karşı herhangi bir askeri müdahalede bulunmaması konusunda sert bir şekilde ikaz ediyordu. Moskova’daki Türk büyükelçisine verilen notada, Türkiye’nin Irak sınırında yoğun bir askeri hazırlığa giriştiğine dair Sovyet hükümetinin elinde raporlar olduğu iddia ediliyordu. İşte bu raporlara dayanarak Rusya, Türkiye’ye ikazda bulunuyor, notada açık açık “Irak’a karşı girişilecek herhangi bir askeri müdahalenin mesuliyetlerini” yükleneceğinin altını çiziyordu.

Menderes teminat verdi

Sovyetler’in bu kadar ağır bir nota vermesi Türk Dışişleri’ni çok şaşırtmıştı. Her ne kadar dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles’ın Irak’ı işgal edip yeni bir rejimi işbaşına getirmeyi düşündüğüne dair iddialar bazı basın organlarında dillendirilirmişse de, bunlar resmen yalanlanmıştı.

Dönemin Başbakanı Adnan Menderes de üç gün önce Sovyet Başbakanı Nikita Hrutçef’e gönderdiği bir mesajda, Türkiye’nin Ortadoğu’da gerginliği artıracak herhangi bir harekete girişmeyeceğine dair teminat vermişti.

Irak’taki kaos Türkiye için büyük risk

Bununla birlikte darbe sonrasında Ortadoğu’da meydana gelen ihtilaller Türkiye’yi gerçekten tehdit etmeye başlamıştı. Hatta yaşanan gelişmeleri değerlendirmek üzere CHP’nin çağrısı ile TBMM olağanüstü toplantıya çağrılmıştı. 26 Temmuz 1958 günü toplanan Meclis’te Dışişleri Bakanlığı şu minval üzere bir açıklama yapmıştı: Hükümetimiz hadiseleri yakından takip etmekte ve “kendi emniyetinin ve müttefiklerinin emniyetinin” tehlikeye düşüp düşmemesi açısından gelişmeleri tetkik etmektedir.

Türkiye ve Irak Bağdat Paktı üyesiydi

Tıpkı bugünlerde olduğu gibi o zaman da başta Rusya olmak üzere bazı Ortadoğu ülkeleri Türkiye’yi ihtilalcilere karşı Amerika’nın çıkarları doğrultusunda bir politika izlemekle suçluyordu. Gerçekten de o dönemde Türkiye ihtilalcilere karşıydı. Onları komünistlerin emrindeki asiler olarak anıyordu. Menderes, ABD’ye şirin görünmek ve iddialara göre daha fazla yardım almak için Irak ve Suriye’ye operasyon planlıyordu. Irak elçisinin Mısır’ın Arap milliyetçisi lideri Nasır önderliğinde şekillenmeye başlayan Birleşik Arap Cumhuriyeti’ne girme ihtimali Türkiye’yi ciddi ciddi endişelendiriyordu.

Bağdat Paktı toplantısına Irak katılamadı

İşin ilginç tarafı Irak’taki darbe İstanbul’da Bağdat Paktı’nın 4 Müslüman üye ülkesi arasında devlet başkanları seviyesinde bir toplantı planlandığı sırada yapılmıştı. O kadar ki devrilen Irak kralı ve başbakanını karşılamak üzere Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Menderes İstanbul’a bile gitmişti. Gece gelen şok haber herkesi şaşırtmıştı.

Türkiye’nin endişeleri paylaşıldı

Bunun üzerine Irak’taki hükümet darbesi üzerine toplantı geri kalan üç devlet yani Türkiye, İran ve Pakistan arasında İstanbul’da yapılmıştı. Bu üç devlet bölge meseleleri üzerinde değerlendirmeler yaptıktan sonra Irak’taki hükümet değişikliği hakkında Türk Dışişleri ile ortak endişelerin paylaşıldığı yönünde bir açıklama yayınlamıştı. Daha da ilginci İstanbul toplantısından hemen sonra Bağdat Paktı’nın geniş katılımlı bir toplantısı da 28 Temmuz tarihinde Londra’da yapılacaktı.

Türkiye macera aramıyor

Kısaca Bağdat Paktı üyeleri için de Irak darbesi sürpriz olmuştu. Irak’taki kaos, olayların Suriye’ye sıçraması, ülkede mahsur kalan Türkler ve sınırın kapanması Türkiye’nin sınırda önlemler almasının makul olduğunun göstergesiydi. Ancak bu yapılanlar Türkiye’nin Irak’a ABD ile birlikte müdahale hazırlığında olduğu dedikodusunun yayılmasına neden oldu. Bunun üzerine Türkiye yurtta ve dünyada barış istediğini, bu politikasından vazgeçeceği ve bir sergüzeşt (macera) hevesine kapılabileceğini düşünmek yersizdir açıklaması yaptı.

Türkiye tepkisiz de kalmadı

Resmi açıklamalar bu şekilde tarafsızlık ve maceraya girmeyiz şeklideydi. Ama aslında Menderes hükümeti Irak ve Suriye’de yaşananlara karşı kayıtsız değildi. Zira Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarında Türkiye’nin Bağdat Paktı üyesi olarak yaşanan gelişmelere “müşterek müdafaa paktlarının meşru müdafaa prensiplerine istinaden” müdahil olduğu belirtiliyordu. Ayrıca hükümet Sovyetler Birliği Başkanı Hrutçef’in Ortadoğu olaylarını görüşmek için beşli güvenlik konferansına davet edilmemesine tepkiliydi. Hele Hindistan’ın davet edilip, Türkiye’nin dışarıda bırakılması “siyasi çevrelerde nahoş bir tesir bırakacaktır” deniliyordu.

Menderes de Suriye ve Irak’a girme taraftarıydı

Bugünlerde fazla dile getirilmese de Demokrat Parti hükümeti Bağdat Paktı üyeliğinin getirmiş olduğu ortaklığı da değerlendirerek Ortadoğu’daki kaotik ortama müdahale etmeyi ciddi manada düşünmüştü. Tıpkı 1957 yılında Suriye’ye karşı yaptığı gibi sınırda askeri yığınak bile yapmıştı.

ABD, İngiltere ve NATO ülkelerinin soğuk savaş ortamında büyüyebilecek risklerden ötürü Türkiye’yi hareket yapmama konusunda ikna etmemeleri sayesinde sıcak çatışma önlenmişti. Prof. Dr. Cihat Göktepe “İngiltere’nin Türkiye’ye Karşı Dış Politikası” adlı İngilizce eserinde bu süreci “suni bir kriz” olarak tanımlar.

Irak darbesi çok kanlıydı

14 Temmuz 1958 tarihinde Irak’ta gerçekleştirilen ihtilal, tarihin en kanlı darbelerinden birisidir. Kral Faysal, kralın amcası Veliaht Prens Abdülillah, Başbakan Nuri Said ve kraliyet ailesi tamamen öldürülmüş, cesetleri sokaklarda parçalanmış halde bulunmuştur.

İhtilalden sonra İngiltere’nin kurduğu monarşi yıkılmış, yerine Cumhuriyet rejimi kurulmuştu. Irak darbesi Ortadoğu’da dengeleri değiştirmiş, Suriye’de benzer bir darbeyi tetiklemişti. Darbe sonrası İngiltere bölgede gücünü yitirirken, Amerika ve Rusya rekabeti başlamıştır.

Türkiye’nin dış politikasında Irak krizleri eksik olmadı

Türkiye kuruluşundan itibaren Irak’taki siyasi gelişmelerden kendisini kurtaramadı. İngiltere’nin haksız yere Musul vilayetini gasp etmesi ile başlayan kriz durumu, 1958 yılı Temmuz ayında yaşanan askeri darbe ile doruğa çıktı. Arap milliyetçiliğinin bölgede etkili olmaya başlaması, Türkiye’yi tekrar bölge politikalarının içine çekti.

1958 yılında Sovyetler, Türkiye’ye sert bir nota vermişti

Bugünlerde Türkiye’de hükümetin sınır ötesinde güvenlikli bölge oluşturma niyetinde olduğunu konuşuyoruz. Ancak başta Rusya’nın bu projeye karşı çıktığı biliniyor. İlginç olan Menderes’in Suriye ve Irak yönelik benzeri bir planını yine Sovyetler Birliği önlemişti. Az bilinen ise Sovyetler’in Türkiye’ye sert bir uyarı notası verdiğidir.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ