MEHMET GÜL…

Ali BAYKAN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 127 makalesi bulunuyor.

Ali_Baykan

13 Mart 2008

Göz önünde olan arkadaşlarımızın kusurlarını konuşuruz hep.

Mehmet Gül için de böyle oldu..

O öğrencilik yıllarından beri hep “popüler” di..

Hep dikkati çekecek konumlardaydı ve bu konumları siyaset için olduğu kadar popülaritesi için de iyi değerlendirirdi.

Ben onu ilk tanıdığımda “İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı”ydı, 1976 yada 77 idi..

İstanbul Hukuk Fakültesinde öğrenci idi. Dev-Sol’un lideri Bülent Uluer ile ve yine Hukuk Fakültesi’nde ‘öğretim görevlisi’ olan adını hatırlayamadığım İGD Başkanı ile birlikte Milliyet Gazetesi’nin hazırladığı bir “forum” da gençlik liderleri olarak tartışacaklardı.. Ona hazırlanıyordu..

Yeni okuduğum “MPLA parti programı”, o günlerde ülkemizdeki sol hareketlerin bütün ‘fraksiyon’larının övünçle sahiplendiği “Angola Kurtuluş Hareketi”nin solcuların takdim ettiği gibi, “Enternasyonalist” bir sosyalist hareket olmadığını, aslında bir “milli kurtuluş hareketi” olduğunu anlatmaktaydı.

Ona bu konuda bir sayfalık kısa bir çalışma hazırlamıştım. Yayınlandığında, bütün bir sayfayı dolduran tartışmanın en can alıcı bölümü olmuştu, sol hareketlerin temsilcileri “Angola Kurtuluş Hareketi” konusunda Mehmet Gül’ün tuzağına düşmüşlerdi.


Mehmet_Gul1Bu olayla bütünleşen bir diğer hatıramız da ilginçtir. Ben “Artvin Yurdu Başkanı”ydım ve “Tokat Yurdu” ile birlikte İstanbul Üniversitesi’ne en yakın konumdaki ülkücü yurt olan Artvin yurdu, solcuların barındığı Kadırga, Denizli, Kütahya ve Site yurtlarının arasında bir ileri karakol gibiydi, bölgenin güvenliğinden de sorumlu, lojistik destek karargâhı gibiydi. Mehmet Gül Milliyet’teki bahse konu programdan yeni dönmüş, Kafe Mola’nın önünde arabadan inmişti ki, sık sık öğrenime ara verilen Üniversite’nin açılacağı günlerden birinin gerginliğinde kalabalıkların karşılıklı saf tuttuğu, Siyasal’ın önünde solcuların mevzilendiği, kapı önündeki meydanın beyaz baretli “toplum polisleri” ile dolu olduğu, Beyazıt Camiinden caddeye kadar olan açıklığı da bizimkilerin küçük guruplar halinde doldurduğu gergin ortamda ilk silah patlamıştı. Gazetedeki programdan silahsız dönen Mehmet Gül’e belimdeki “gestapo”yu vermiş ben de arkadaşlarımdan birinin emanetini almıştım. Müthiş bir güç sergilediğimiz o günden sonra Beyazıt’taki hakimiyetimiz tescillenmişti, daha önce kısmen solcuların da kullandığı “Platin Bilardo” ve “Kafe Mola”ya da artık giremez olmuşlardı.

Sonrasında, hangi ülkücü şehidimizin cenaze töreniydi hatırlayamıyorum ama Çapa Öğretmen Okulu’nun önünde başlayan törende bir yükseltiden kalabalığa hitap eden Mehmet Gül, ilk defa bir Ülkü Ocakları Başkanı olarak Kapitalizmi ve “vurguncu düzen”i birinci düşman olarak ilan eden konuşmayı yapmıştı.

Yıllar sonra, siyaset yasağının sonrasında MÇP’den yeniden MHP olduğumuz süreçte, Eminönü MHP’nin iki yıl aralıksız sürdürdüğü, Mustafa Verkaya, Hasan Albay, Orhan Çakıroğlu, Kazım Ayaydın gibi eski gençlik liderlerinin ve bir çok istisna ismin müdavimi olduğu “Çarşamba Toplantıları”  programının en çok katılan isimlerinden biri oldu Mehmet Gül.

94 Belediye Seçimleri’nde, Kazım Ayaydın’ın Belediye Başkan Adayı olduğu Eminönü’nde, Mustafa Verkaya’nın Seçim Komitesi Başkanı olarak görev yaptığı, Kemalettin Güner, Derviş Deniz, Ömer Pulatoğlu, Emir Bayrak ve bir çok tanınmış ülkücü ile birlikte Mehmet Gül de bu komitede görev yaptı. İstanbul ortalamasının % 3 civarında olduğu o seçimde MHP Eminönü’nde  % 11,8 oy aldı. MHP’nin Türkiye ortalaması ise % 6 civarındaydı.

Birkaç yıl sonra MHP İstanbul İl Başkanlığı’na aday olduğu süreçte listesindeydim.

Başkanlık divanında görev yaptığım yıllarda ayrıştığımız ve çatıştığımız birçok konu olmasına rağmen birlikte çalışmamızı devam ettirecek daha çok sebebimiz vardı.

MHP onun popülaritesinden çok istifade etti. Televizyonları önemsiyordu, konuları çoğunluk birlikte belirliyorduk, önemsediğim konuları metne dönüştürüp çalışmasına katardım, çekimlerden önce bizlerle birkaç saat hazırlandığı konuları konuşur, zaaflarını giderirdi. Çevreci söylemleri her fırsatta öne çıkarıp MHP’nin imajına olumlu katkılar yapardı. Sivil toplum kuruluşlarının panel konferans türü etkinliklerini de iyi değerlendirirdi. İyi bir kitap okuyucusuydu, hitabeti ve kalemi de iyiydi. Bizim bağlarımız da daha çok bu konularda oluşurdu. Ben onun için her zaman iyi bir çalışma arkadaşı oldum, o da MHP için artıları daha fazla olan bir imaj kültürü idi. Bu milletvekilliği döneminde de böyle devam etti. TV’lerden en çok davet alan MHP’li o idi.

Allah ondan rahmetini esirgemesin dilerim.

Yazı Yayın Tarihi: 13 / 03 / 2008

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ