MANAS DESTANI VE KIRGIZ HALK EDEBİYATI

MANAS DESTANI VE KIRGIZ HALK EDEBİYATI

Ana Hatlarıyla Kırgız Halk Edebiyatı

Kırgız Türkleri, zengin halk edebiyatına sahip Türk boylarından birisidir. Yüzyıllardan beri süregelen bu gelenek, bir yandan Türk halk edebiyatının ölçü, kafiye, şekil gibi dışa ait unsurları ile, işlenen konular, kullanılan semboller ve edebî sanatlar gibi muhtevaya ait unsurlarda ne kadar ortak çizgiler taşıyorsa; diğer yandan, yaşanılan hayatla bağlantılı olarak, gerek dış yapıya, gerekse iç yapıya ait unsurların işlenişinde Kırgız zevkini ve ruhunu yansıtması bakımından da o kadar özgündür.

Bu zengin geleneği, halk edebiyatı tasniflerinden biri olan anonim halk edebiyatı ve ferdî halk edebiyatı olmak üzere ikiye ayırıp değerlendirebiliriz. Anonim halk edebiyatına dahil olan yaratmaların genel özelliği olarak, Kırgız halk edebiyatının anonim yaratmalarının da, kimi zaman bir edebî değere sahip olamayan ve insan ruhunun olumlu veya olumsuz, çeşitli tepki ve duyuşlarını ortaya koyan yaratmalar olduğu görülürse de, birçok anonim yaratma, zaman içinde yüzyılları aşarak kulaktan kulağa yayılmış ve yüzyıllar boyunca işlene işlene en güzel şekline ve halk ruhunun ifadesi olarak, “bundan daha güzeli söylenemez” seviyesine ulaşmıştır. Ulaşılan bu seviyede, hem daha sonra adı unutulan ilk yaratıcı kişilerin kabiliyetlerini hem de halkın estetik anlayışını gözönünde bulundurmak gerekmektedir. Halk edebiyatının şifahî geleneğe dayanmaktan kaynaklanan genel bir özelliği olan eş ve benzer metinlilik de Kırgız halk edebiyatında temel özelliklerden birisidir.

Manzum olan halk edebiyatı mahsüllerinin, bütün Türk dünyasında bir müzik aletinin eşliği olsun olmasın ezgili olarak söylendiği bilinmektedir. Kırgız halk edebiyatında ezgili olarak okunan bu halk edebiyatı mahsüllerine “ır” denilir ve ır söyleme konusunda hemen hemen bütün Kırgızlar ustadır. Bu özellikler dahilinde Kırgız anonim halk edebiyatını Anadolu’da gelişen halk edebiyatı yaratmaları ile mukayeseli olarak şu şekilde gruplandırabiliriz:

Emgek ırları: Anadolu’daki iş türkülerinin Kırgız edebiyatındaki karşılığıdır ve insanların hayatlarını temin etmek üzere ufak tefek işler yapmaya başlamalarından itibaren, yapılan işin zahmetini azaltmak üzere önce ezgili bir mırıldanma şeklinde başlayıp sonra bu ezgiye basit güftelerin de katılmasıyla gelişen bir tür olarak kabul edilen emgek ırları veya iş türküleri insanlık tarihi kadar eski yaratmalardandır. Günlük yaşantıyı devam ettirmede etkili olan hayat şartları ile bağlantılı olarak ortaya çıkan bu türün içinde, çiftçilikle bağlantılı olarak söylenegelen “op mayda” gibi ırlarla, genellikle koyun ağıllarının çobanlığını yapan kadınların söylediği “Bekbekey”, “Saksakay”, at sürülerinin çobanlığını yapan erkeklerin söylediği “Şırıldan” gibi ırlar yer almaktadır.

Irım ve Em Dom ırları: Herhangi bir hastalığı iyileştirmek, yılan veya akrep gibi zehirli bir hayvan soktuğunda onun zehrini insanın vücudundan çıkartmak, hayvanlarla ilgili hastalıkları tedavi etmek, yavrusu veya annesi ölen hayvanları birbirine alıştırıp birarada hayatlarını devam ettirmelerini sağlamak, hayvan yavruladığında bu doğumu kutlamak üzere gerçekleştirilen çeşitli pratikler sırasında söylenen şifasihir türküleridir, denilebilir. Tıbbın ve veterinerliğin gelişmesiyle birlikte bu tür tamamen olmasa da büyük ölçüde unutulmuş veya önemini kaybetmiştir. Kıloo Kıloo, Kozu Telüü gibi ırlar bu grup içinde yer alır. Nevruzla birlikte yaşlıların evlerin içini tütsüleyerek söyledikleri Alas Alas’lar da bu gruptandır.

Örfadet ırları: Örf ve adetlerle bağlantılı olarak toylarda; düğünlerde; ölü merasimlerinde; yeni bir ev yapıldığı, bir yere göçüldüğü, çocuk doğduğu, çocuğun ilk defa oturtulduğu, ilk dişinin çıktığı, ilk adımlarını attığı, erkekse sünnet olduğu zaman düzenlenen ziyafetler gibi toplantılarda söylenen ır türleri bu gruba girmektedir. Anadolu sahasındaki koşuk ile aynı kökten; koş “katmak, birleştirmek, ilave etmek” manasındaki fiil kökünden türeyen koşok, Kırgız Türklerinde ölen kişiler için söylenen ağıt şiirleridir. Genellikle kadınlar tarafından söylenir, hatta bu işi meslek edinen ağıt söylemede usta kadınlar vardır. Bazı kişilerin akın denilen halk şairlerine, ölmeden önce kendi koşoklarını ısmarlayıp ölümlerinden sonra söylettikleri de görülür. Kız uzatuu “kız uğurlama, gönderme” denilen ırlar da bir tür koşoktur. Bunlar kız evlendirilip evden uğurlanırken annebaba, kardeşler ve yakın akrabalar tarafından söylenir. Düğün sırasında söylenen ve mısra sonlarındaki tekrarlardan dolayı aynı isimle anılan “car car” ırları ile oraza ayı denilen ramazan ayında gençlerin ve bazan da akınların halk şairlerinin söylediği ve karşılığında ufak tefek bahşişler aldığı caramazan ırları da bu gruba girmektedir. Doğrudan dinle alâkadar olmadığı halde, dinî geleneklerle bağlantılı olan bu ırlar, Sovyet rejiminin dinî unsurlara karşı takındığı tavır doğrultusunda günlük hayattan çıkmış, zamanla da unutulmuştur.

Aytış ırları: Toylarda, düğünlerde, çeşitli toplantılarda gençlerin veya akınların karşılıklı olarak söylediği, Anadolu’da söylenen atma türkülere benzer türdeki ırlardır. Şifahî olarak yaratılan bu tür, ilk şiire uygun kafiye ve ölçüde cevap vermenin yanı sıra, verilen cevapta konu bakımından da paralellik istediğinden, şiir söyleme kabiliyetinin yanı sıra söz ustalığı ve genel kültürle ilişkilidir. Boyların akınlarının karşılıklı olarak söylediği aytışlar, halk arasında büyük ilgiyle takip edilir ve akını yenilmiş olan boy, yenilmiş sayıldığından, halk önünde yapılan bu tür atışmalar büyük bir çekişme havası içinde geçer. Kırgız Türkleri arasında karşılıklı olarak yaptıkları atışmalarla ün kazanan Eşmambet ile Toktogul, Esenaman ile Cenicok gibi akınlar vardır. Halkın bu tür atışmalara gösterdiği ilgi, bu türün halk arasında da yaygınlaşmasını, özellikle gençlerin karşılıklı olarak sorucevap şeklinde aytışlar söylenmesinin de bir gelenek hâlini almasını sağlamıştır.

Süyüü ırları: Aşk türküleridir. Bu lirik türün Ak Selki gibi güzel örnekleri vardır.

Kereez ırları: Öleceğini hisseden kişilerin, geride kalacak olana yakınlarına vasiyet mahiyetinde söyledikleri ırlardır. Bunlarda kendisinden sonra geride kalanların nasıl davranması gerektiği, malmülkün nasıl iadere edilmesinin arzulandığı, ölü aşının nasıl verilmesinin beklendiği gibi temalar işlenir. Kereez ırlarının da bazan kişiler tarafından, kendilerinin ölümünden sonra gelip evlerinde okunmak üzere akınlara ısmarlandığı olur.

Arman ırları: Özellikle gençlerin ulaşmak istedikleri, ama hayat şartları sebebiyle engellerle karşılaştıkları dileklerini, para için yaşlı kişilerle evlendirilen genç kızların duygularını, sevdiklerini alabilmek için para biriktirmek zorunda kalan gençlerin ağır çalışma şartlarını dile getirdikleri şiirlerdir.

Beşik ırları: adından anlaşılacağı üzere Anadolu’da ninni adıyla bildiğimiz türlerdir. Kadınlar tarafından bebekleri rahatlatıp uyutmak üzere söylenen bu türün yanı sıra, çocuğu oyalamak, ilk defa ayakta durduğunda bunu kutlamak amacıyla söylenen okşamalık türünde ırlar da bu gruba girmektedir.

Oyun ırları: salıncak sallanırken söylenen selkinçek ve dümpüldök, elden elden el çabar, koon üzmöy gibi çeşitli oyunlar sırasında söylenen ırlar, bu gruba dahildir.

Makallar: Türkiye Türkçesindeki atasözlerinin karşılığıdır. Türk milletini binlerce yıllık kültür birikimini ve kültür ortaklığını gösteren, lehçe farkından dolayı söyleyiş farklığı ile karşımıza çıkan, Türk dünyasının ortak yüzlerce atasözünün yanısıra, Kırgız halkının hayat tarzı ile bağlantılı olan mahallî nitelikli atasözleri de önemli bir yekûn tutmaktadır. Makalların bir kısmı manzum, bir kısmı ise mensurdur. Anadolu sahasındaki örneklerinde olduğu gibi, mensur olan makallarda da genellikle, cümlenin her iki tarafında da denkliğin bulunması ve cümle sonlarına yer alan kafiyeredif türündeki ses tekrarları, bunların da bir zamanlar manzum olduklarını göstermektedir.

Sanat ve nasiyat ırları: Çeşitli konular hakkında geçmişte yaşanılan tecrübeleri aktaran, nasihat veren, atasözlerini ve geçmişte yaşayan akıllı ve bilge kişilerin özlü sözlerini işleyen şiirlerdir. Anadolu’daki atalar sözü destanlarına benzerler.

Tabışmaklar: Tap “bulmak” fiil kökünden türemiş olan bu terim Türkiye Türkçesindeki bilmecelerin karşılığı olarak kullanılmaktadır.

Tamsiller: Manzum ve ders verici hayvan hikâyeleri, fabllardır.

Canıltmaçlar: Türkiye Türkçesindeki tekerlemelerin karşılığıdır. Masallardaki yanıltmaçların yanısıra, çocukları oyalayıp eğlendirmek ve bazı durumlarda da diksiyon çalışmalarında malzeme olarak kullanılan bu tür, dil çevikliğine dayanır. Canıltmaçlar da, beşik ırları ve tappacalar gibi çocuk edebiyatı içinde değerlendirilen türlerdendir.

Kalplar: Olmamış bir şeyi olmuş gibi anlatan komik, eğlendirici mahiyetteki kısa anlatmalardır. Masal başı tekerlemelerine benzerler, ancak masallardan bağımsız olarak da söylenirler.

Cöö comok: Masal karşılığıdır. İşlenen konuya göre gruplara ayrılırlar. Ukmuştuu cöö comoklar; sihirli masallardır, fantastik olayları işlerler ve uçan kilim, açıl sofram, alp kara kuş gibi kahramanın yardımcısı durumunda fantastik unsurlar bu masallarda yer alır. Aybandar cönündö cöö comoklar; hayvan masallarıdır. Hayvanlar çeşitli özellikleri ile kişileştirilerek bir ders verilir. Turmuştuk cöö comoklar; olağanüstü olayların yer almadığı, herkesin başından geçebilecek olayların işlendiği realist masallardır. Ilakaplar; fıkralar. Günlük hayatla ilgili belli bir tipe bağlı olmadan anlatılan ılkaplar yanında Apendi, Çeçen Kelin, Manake gibi tiplere bağlı olarak anlatılan ılakaplar da vardır. Bazı ılakaplar, masal formatına yakındır.

Comok; Kırgız Türkçesinde destan mânâsında kullanılmaktadır. Kırgız halk edebiyatının en zengin kolunu teşkil eden ve aşağıda Manas Destanı dolayısıyla biraz daha genişçe üzerinde duracağımız bu türün, mübalağasız olarak denilebilir ki Kırgız Türkleri tarafından dünyanın en büyük ve en hacimli örneği verilmiştir. Kırgız Türklerinde özellikle kahramanlık destanları halk arasında çok sevilir ve bu destanlar sayesinde millî ruh günümüze kadar ayakta kalabilmiştir. Kırgız Türkleri arasında destancılık itibarlı bir meslektir ve destan söyleyen akınlara, comokçu denir.

Mifler, Kırgız anonim halk edebiyatının bu türleri, genellikle ulamışlarrivayatlar ile birlikte anılır. Bunları tanımlamak gerekirse, Anadolu’da olduğu gibi herhangi birşeyin meydana gelişini, sebebini açıklayan, herhangi bir varlık veya şahısla ilgili olarak anlatılan inanmalardır, denilebilir. Bunların gerçek olduğuna inanılır. Mitlerin genellikle kainatın başlangıç dönemi ile ilgili anlatmalar, ulamış ve rivayatların da tarihî dönemlerdeki çeşitli unsurlarla ilgili anlatmalar olduğu şeklindeki değerlendirme, henüz Kırgız sahasında da Anadolu ve diğer Türk boylarında olduğu gibi bir netliğe kavuşturulamayan, üzerinde çalışılan ve tartışılan konulardandır.

Kırgız Halk Edebiyatının ferdî olan bölümünü de akın edebiyatı oluşturmaktadır. Eski ozanbaksı geleneğinin devamı niteliğindeki bu edebiyatı oluşturan akınlar, Anadolu sahasındaki âşıkların, saz şairlerinin meslektaşlarıdır. Kırgız halk edebiyatında da akınlar varlıklarını rüya motifi ile birleştirirler. Anadolu’da âşıkların rüyalarında Hızır, pîr, velî gibi efsanevî kahramanları görmeleri ve elinden bade içmeleriyle badeli âşık olmaları gibi, Kırgız akınları da rüyalarında bir aksakalın veya KıdırHızır’ın kendilerine “söyle” demesiyle ır söylemeye başladıklarını iddia ederler. Tıpkı Anadolu’da olduğu gibi, Kırgız akınları da bir usta tarafından yetiştirilirler ve aynı ustanın öğrencilerinin oluşturduğu gruplar, bir mektep teşkil eder. Kırgız Türkleri arsında akınlar da işlevlerine göre gruplara ayrılırlar: Legendarlık akınlar; efsane anlatan akınlardır. Tökmö akınlar: Anadolu’daki âşıklar gibi irticalî olarak şiir söyleyen akınlardır. Cazgıç akınlar: Halk edebiyatı geleneğine bağlı olmakla birlikte, son yüzyılda yetişen ve şiirlerini yazan akınlardır. Comokçu Manasçılar: Destan söyleyen akınlardır. Kırgız Türkleri arasında Caysan Irçı, Ket Buka gibi akınlar, ismi bilinen ilk akınlardandır. Akınların hayat hikâyeleri ve hatta isimleri, şifahî edebiyat geleneğinin temsilcileri olmaları ve yazıya geçirilmemeleri sebebiyle zaman içinde unutulmuştur. Ancak, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren Kalıgul, Arstanbek, Moldo Kılıç, Bekmurat, Esenaman, Çöndü, Aytike, Haken, Sartbay, Kalmırza, Naymanbay, Soltobay, Botobay, Taşmat, Cenicok, Kalmambet gibi akınların isimleri bilinmektedir. Bunların hemen hepsi aynı zamanda destan icracılarıdır. Yirminci yüzyıldan itibaren de Kalık, Osmonkul, Alimkul; cazgıç akınlar olarak Toktogul Satılganov, Togolok Moldo, Barpı Alıkulov, Kalık Akılbayev, Alimkul Üsönbayev, Eşmambet Bayseyitov, İsak Şaybekov, Kudaybergen Ömürzak uulu, Kıdıralı Kaynazar uulu gibi akınlar bilinmektedir.[1]

Kırgız Destanları ve Manas Destanı

Kırgız kültüründe “Belli bir kişinin başından geçen maceraları ve içdış düşmanlar ile olan savaşları kahramanlarla bağlantılı olarak şiir şeklinde anlatan eserler” olarak da tanımlanan destanlar, epos veya comok olarak adlandırılmaktadır. Destanların tasniflerine bakıldığında ise, bunların;

  1. Batırlık destanları: Manas, Kurmanbek…
  2. Mitolojikfantastik destanlar: Er Töştük…
  3. Sosyal konulu destanlar: Sarıncı Bököy.[2]

olarak gruplandırıldığı görülmektedir.

Kırgız Türkleri, günümüze kadar destan geleneğini canlı tutmuştur. Bu sebeple, Manas, Ertabıldı, Teyitbek, Seyitbek, Coloy Kan, Kurmanbek, Kococaş gibi eski destanların yanında kence comok denilen ve son yüzyıllarda yaratılıp Anadolu sahasındaki halk hikâyelerinin işlevlerini üstlenen Kulmırza menen Aksatkın, Calayır Calgız, Ak Möör, Bozton gibi, bazı araştırmacıların yeni destanlar, bazılarının da realist destanlar olarak adlandırdığı destanlar da bu gelenek içinde bir halka teşkil etmektedirler.[3]

Kırgız destan icracıları, yani comokçular, tıpkı Anadolu’daki âşıklar ve diğer akınlar gibi, rüya motifi ile bu sanatı icraya görevlendirildikleri iddiasındadırlar. Onlara da ya bir aksakal, ya Hızır ya da anlattıkları destanın kahramanı rüyalarında “anlat” diyerek bu görevi verir.

Böylece ilahî denilebilecek bir ilhamla dolu olan heveskâr gençler, bir usta yanında yetişirler. Ustadan dinleyerek destanın ana çatısını, konu ile bağlantılı ezgileri öğrenen çırak, zamanla ustanın uygun gördüğü bölümleri halkın karşısında okumak suretiyle kabiliyetini geliştirir. Bir comokçunun kendi başına destan söylebilmesi ise, ustasının onu topluluğun önünde sınamasına ve icazet vermesine bağlıdır. Destancıların arasındaki bu ustaçırak ilişkisi, aynı ustanın etrafında yetişen destancıların bir ekol oluşturmasına zemin hazırlar. Böylece tündük comokçuları, tüştük comokçuları, Issık Göl comokçuları gibi, yer adlarıyla anılan ekoller meydana gelir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ