MAKEDONYA TÜRKLERİ

MAKEDONYA TÜRKLERİ

Etnik yapısı ve coğrafi hudutları tartışma konusu olan Makedonya, Türk tarihinin ayrılmaz bir parçası, Balkanlar’ın etnik, dinsel, kültürel ve linguistik açıdan en karışık bölgelerindendir. Makedonya bölgesi; Ege Makedonyası (Yunanistan’da), Vardar Makedonyası (bugünkü bağımsız devlet) ve Prin Makedonyası (Bulgaristan’da) şeklinde üçe bölünmüş durumdadır.

Makedonya’ya tarih boyunca çeşitli kavimler (Traklar, İllirler, Romalılar, Slavlar…) yerleşmiştir. IV. asırda Hun Türklerinin buralara gelişini, Avarlar, Bulgarlar, Kıpçaklar, Peçenekler takip etmişlerdir. XIV. yüzyılın ikinci yarısından Balkan Savaşları’na kadar bölge Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır.

Balkan Savaşları’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesiyle çeşitli vesilelerle göç etmek durumunda kalan Türkler azınlık konumuna düşmüşlerdir. Gerek Krallık Yugoslavyası’nda gerekse Tito’nun başta olduğu dönemde mağdur durumda olan Türkler, din, dil, eğitim, sosyal ve siyasal örgütlenme gibi hususlarda pek varlık gösterememişlerdir.

Tito’nun ölümüyle (1980) genel anlamda yapıcı ve barışçıl konumunu kaybetmeye başlayan Yugoslavya’nın 1990’ların başında parçalanmasıyla Makedonya bağımsızlığını ilan etmiş (1991) ve diğer milletler gibi Türkler açısından da yeni bir dönem başlamıştır.

Makedonya Türklüğü

Balkanlar’ın dolayısıyla Makedonya’nın Türklerle tanışması IV. asırda Hun Türklerinin buralara gelişlerine dayanır.[1] Hun Türklerini Avar, Bulgar, Kıpçak, Peçenekler takip etmişlerdir.[2] XIV. yüzyılın ikinci yarısından sonra Osmanlı hâkimiyeti başlar.[3]

1292 yılından itibaren, Makedonya’nın bazı yerlerine Batı Anadolu’dan gelen Türkler yerleşmeye başladılar.[4] Türk ailelerinin gelişiyle Türk şehir anlayışına uygun şehirleşmede vakıf müesseseleri önemli bir yer tutmaya başlar. Üsküp’teki Yahya Paşa mahallesi, Manastır’daki Asmalı köyü gibi.[5]

Osmanlı döneminde, Selanik, Üsküp, Manastır, Serez, Köprülü, Kalkandelen ve Gostivar… gibi şehir ve kasabalardaki nüfusun büyük çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu.[6] Ancak Türk hakimiyetinden sonraki dönemde çeşitli sebeplerle bölgedeki Türk nüfusu azalmıştır.

Bugün Türkler, Batı Makedonya’nın Gostivar, Kalkandelen (Tetovo), Ohri, Struga, Manastır (Bitola), Kırçova, Debre bölgelerinden başka, başkent Üsküp (Skopje) ile Doğu Makedonya’nın Köprülü (Velez), Valandova, Ustrumca, Radoviş, İştip bölgelerinde yaşarlar.[7]

1. Dünya Savaşı sonrasında, Arnavutlar ve Makedonlar bölgedeki Türk varlığını yok saymak istemişlerdir. Arnavutların Türklerin “Türkleşmiş Arnavutlar” olduğunu, Makedonların Debre, Resne, Radoviş, Üsküp gibi bölgelere bağlı köylerde yaşayan Türklerin Türk olmadıklarını iddia etmeleri gibi.

Makedonya Türklerini Doğu ve Batı Makedonya Türkleri şeklinde ayırmak gerekir. Çünkü doğu ile batı birçok yönden farklıdır. Batı Makedonya Türkleri ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim ve sair bakımdan daha çok imkana sahiptir. Doğu Makedonya Türkleri ise batıdakilere oranla daha zor durumdadırlar. Buralara bilinçli olarak bazı hizmetler, çeşitli bahanelerle götürülmemektedir. Böylece Türklerin kendi benliklerini kaybetmeleri sağlanmaya çalışılmaktadır. Dedeli, Çalıklı, Gökçeli, Alikoç ve Kocaali…. gibi yerlere başta Türkçe eğitim olmak üzere birçok yönden hizmet tam gitmediğinden dil, din, kültür açısından bölge Türkleri zayıf durumdadır. Buna bir de ekonomik sorun eklendiğinde durum daha da vahim bir hâl almaktadır.[8]

Bugün Makedonya Türkleri, her türlü olumsuzluğa rağmen, ulusal kimliğine ve Türk kültür değerlerine bağlı kalmaya devam etmektedirler.

Nüfus Yapısı – Göç

Günümüz Makedonyası’nın nüfusunu, Makedon, Türk, Arnavut, Sırp, Rom, Ulah (Rumen), Torbeş ve diğer milliyetler oluşturmaktadır. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bu milliyetlerin bölgedeki nüfus oranı zaman zaman değişikliğe uğramıştır. Bu bağlamda en çok değişiklik Türk nüfusunda görülür. Tablo 1’de bunu görebiliriz.

Tablo 1’de görüldüğü gibi 1953-1971 yılları arası Makedonya’daki Türklerin sayısında %50 civarında azalma vardır. Bu dönem içerisinde Türkiye’ye yapılan çok sayıda göç, azalmanın temel sebebidir.[9] Resmi verilere göre, geçmişte %15 civarında olan Türk nüfusu bugün %4 civarındadır.

1996’da yapılan yeni idare-bölge düzenine göre toplam 123 belediyeden sadece 30’unda Türkler bulunmaktadır. Buna göre; en az Araçinova ve Polog Negotino’da birer, en çok da merkez Jupa’da 4592 Türk vardır.[10] Doğu Makedonya’da ise 30.000 Türk yaşamaktadır.[11] Türk Demokratik Partisi (TDP) Genel Bşk. Erdoğan Saraç sayımların gerçeği yansıtmadığını söylemektedir. Erdoğan Saraç’a göre Türk nüfusu 170-200.000,[12] Demokratik Müslüman Partisi Genel Bşk. Tefik Kadri’ye göre ise 200.000’dir.[13]

İdareciler milli kimliklerini unutturmak için Türkleri, İslamiyet’e mensup diğer uluslarla birlikte Müslüman olarak adlandırmışlardır. Türk nüfusunun azalmasında iki önemli faktör vardır; asimilasyon ve göç. Türkler evlilik yoluyla etnik kimliğini yitirebilmektedir. Türklerle Arnavutlar arasında özellikle dinsel yakınlık ve evlenme yoluyla gerçekleşen “Arnavutlaşma”da, Balkanlar’da sıkça rastlanan “etnik kimlik kayması”nın örneklerinden birini oluşturmaktadır.[14] Ayrıca geçmişte olduğu gibi bugün de göç az da olsa devam etmektedir.

“Makedon Müslüman” yakıştırmasını kabul etmeyen Torbeşlerin nüfusu 70-80.000 civarındadır. Zaman içinde dil özelliklerini yitirmiş Türkler olarak kabul edilen Torbeşlerin büyük bir kısmı Türkçe eğitim görmek istediklerini ve Türk olduklarını ifade ederler. Torbeşleri kendi ırkdaşları göstermek isteyen Makedonlar, 1971 yılında “Makedon Müslümanları Kültür ve Bilim Ocağı” adında bir dernek kurdular. Ancak bu derneğin faliyetleri etkin olamamış sadece karışıklığa neden olmuştur. Bugün kendilerini Türk olarak kabul eden Torbeşlerin yanı sıra az sayıda kendilerini Arnavut ya da Makedon olarak kabul edenler de vardır.[15]

Makedonya’da yaşayan Çingenelerin bir kısmı Türkçe konuşurlar ve Doğu Makedonya’dakilerin bazıları da Türk olduklarını söylerler. Bunun içindir ki Çingenelerin Türklere yakınlaşmasını istemeyen yönetim, Çingeneceyi okullara seçmeli ders olarak koymuştur.[16]

Türk nüfusunun azalmasında önemli rol oynayan göçlerin geçmişi 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar dayanır. Ancak Türk hâkimiyetinin sona ermesi ile birlikte göçlerde artış olmuştur. Makedonya’daki ilk göç hareketi 1924’tedir. Mevcut yönetimin dil, milliyet, eğitim vb. hususlardaki olumsuzluklardan bezmiş olan Türklerin göçünü, 1934 yılında Balkan Paktı’nın kurulması bile engelleyememiş ve 1937 göçü gerçekleşmiştir.[17] En yoğun göç hareketleri ise 1950-60 yılları arasında yaşanmıştır. 1950-60 arasında Makedonya’daki Türk nüfusunun üçte ikisinin kitleler hâlinde göç etmesiyle bölgedeki Türk varlığı önemli ölçüde zayıflamıştır. Bu tarihlerde göç edenlerin en büyük endişesi geçmişte yaşananların gelecekte de yaşanabileceğidir. Bunların bir kısmı mallarını dahi satamamışlardır.[18] Bu göç hareketinde, Yugoslavya ile Türkiye hükümetlerinin serbest göç anlaşmasını imzalamaları önemli rol oynamıştır. Hatta bu anlaşma Türklerden kurtulmak isteyen idare için iyi bir fırsat olmuştur. TDP Genel Bşk. Erdoğan Saraç; “Bizim için göç yarı ölüm demektir.” diyor. Evet birçok kimse için göç, Makedonya Türklüğünün yok olması anlamına gelmektedir.

Göç edenlerin sayısı konusunda farklı rakamlar verilmektedir. Örneğin; Üsküp Pedagoji Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Hamzaoğlu, 1952-75 yılları arasında Makedonya’dan Türkiye’ye 296.000 Türkün göç ettiğini belirtir.[19] Makedonya Ulusal Tarih Enstitüsü’nde görevli Profesör Lazar Lazarov ise 1952-53’te 154.000 Türkün göç ettiğini ifade etmektedir.[20] Bu tarihlerde ortalama 200-250.000 kişinin göç ettiği kabul edilir. Ancak Makedonya’daki resmi verilere göre bu rakam 80.000’dir. Fakat resmi verilerden hareketle şehir bazında nüfus azalması incelendiğinde bu rakamın toplamda 200.000’i aştığı görülebilir. Mesela, 1953 sayımlarında Radoviş’te 10.247 olan Türk nüfusu, 1961 sayımlarında 2917’dir.[21] Böylelikle Türk nüfusunun dokuz yılda %357 azaldığı görülmektedir.

Yakın zamanda eğitim amacıyla Türkiye’ye gelen Türk öğrencilerinden bazılarının geri dönmemesi ardından ailelerinin de yanlarına gelmesiyle yeni bir göç anlayışı ortaya çıkmıştır. Bu tür göçleri engellemek için bazı sivil toplum örgütleri birtakım faaliyetlere girişmişlerdir. Abdülhakim Hikmet Doğan Eğitim, Kültür ve Sanat Merkezi’nin (ADEKSAM) Makedonya’da okuyan Türk öğrencilere burs vermesi gibi. Günümüzde az da olsa devam eden göçü engellemek için ekonomik, sosyal, kültürel ve sair sorunların giderilmesi ve gerekli yardımların yapılması gerekmektedir.

Siyasal Durum

II. Dünya Savaşı (1939-45) öncesi dönemde siyasal örgütlenme açısından mevcut yönetimler, Türklere sınırlı olarak haklar tanımışlardı. 1918 yılında kurulan Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı yönetimi[22] ülkede yaşayan Müslümanların “İslam Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti”ni kurmasına izin verdi. Aralarında Türklerin de bulunduğu bu cemiyet 1923 seçimlerinde 14 sandalyeye sahipti. Ancak bir süre sonra Türk kanadı cemiyetten ayrılarak, “Cenubi Sırbistan Müslüman Teşkilatı”nı kurdular.[23]

II. Dünya Savaşı yıllarında hem Bulgar zulmüne hem de Krallık Yugoslavyası’nın idaresinde haksızlıklara maruz kalan Makedonya Türkleri, temel hak ve özgürlüklerin sağlanacağı vaadiyle ortaya çıkan, Yosip Broz Tito ve Yugoslavya Komünist Partisi önderliğinde yürütülen Halk Kurtuluş Hareketi’ne destek verdiler. II. Dünya Savaşı yıllarında Bulgar ve Alman işgalcilerine karşı Türklerin; Makedon, Sırp, Sloven ve diğer milletlerden daha gayretli savaştığı,[24] Makedon halkıyla Türk halkının işgallere karşı nasıl mücadele verdikleri anlatılır.[25]

II. Dünya Savaşı sonrası dönemde; Arnavut milliyetçiliğinin artması, Türklerin Türkleşmiş Arnavutlar olduğu iddiası, bazı hakların kısıtlanması gibi gelişmeler yaşanmıştır. 1970’li yıllarda Makedonlar Debre, Resne, Radoviş, Üsküp gibi bölgelere bağlı köylerde yaşayan Türklerin Türk olmadıkları iddiasında bulunmuşlardır. Ancak 1963 ve 74’teki anayasal düzenlemelerle azınlıklara genelde kağıt üstünde kalan haklar verilmiştir. Bu süreçte nüfus olarak ön planda olmaya başlamış olan Arnavutlar siyasal-sosyal örgütlenme, eğitim vb. hususlarda daha üstün konuma gelmişlerdir.

Tito’nun ölümüyle 1980’li yıllarda ortaya çıkan otorite boşluğunun da etkisiyle, Arnavut milliyetçiliğinin artması üzerine mevcut yönetim azınlıklara karşı bazı tedbirler aldı. Öyle ki 1989’da yapılan anayasa değişikliği ile birinci maddedeki “Makedonya, Makedonya’da yaşayan Arnavutların, Türklerin,  de devleti” hükmü kaldırıldı. Böylece bundan Türkler de olumsuz olarak etkilenmiş oldu.[26]

1990 yılı ortalarında başlayan demokratikleşme, hak ve özgürlüklerin yaygınlaşmasına umut bağlayan Türkler hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Çünkü Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan eden Makedonya’da, azınlıklara yönelik fazla bir şey yapılmamıştır.[27] Oysa 1991’deki referandumu Bulgaristan yanlısı Makedonlar ve Arnavutlar boykot ederken, Türkler bağımsızlık için evet oyu kullanmışlardı.

Sözünü ettiğimiz demokratikleşme sürecinde Makedonya’da Türklere politik örgütlenme hakkı tanınmış ve Temmuz 1990’da, Türklerin toplumda organize edilmesi, siyasal ve sosyal yaşama katılmaları gerekliliği doğrultusunda Türk Demokratik Birliği (TDB) kurulmuştur. Ancak Türkler, Kasım- Aralık ayında yapılan seçimlerde meclise girememişlerdi. Oysa nüfus itibariyle mecliste 7 sandalyeye sahip olmaları gerekirdi.[28] TDB, hak ve özgürlüklerle ilgili sorunların bu şekilde halledilmesinin mümkün olmayacağı düşüncesiyle daha etkin olabilmek adına partiye dönüştürülmüştür. Böylece Türk Demokratik Partisi (TDP) kurulmuştur.

Türk Demokratik Partisi (TDP); Makedonya’daki Türklerin, Türk töresine, İslam ahlakına sahip çıkmasını sağlamak; dil, din, örf ve adetlerini korumak amacıyla 1992’de kurulmuştur. Genel Başkan Erdoğan Saraç, Türklerin toplumdaki saygınlığının artması için çaba sarf ettiklerini, vatan olarak kabul ettikleri Makedonya’da Türk varlığını hissettirmeye ve Türk göçünü engellemeye çalıştıklarını her fırsatta belirtmektedir.[29]

TDP Genel Başkanı Erdoğan Saraç, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den Makedonya’yı ziyareti esnasında; Makedonya’daki Türk öğrencilerinin üniversitelerde okuyabilmesi, devlet kadrolarında Türklere de yer verilebilmesi, eğitim, kültür vb. alanlarda etkinliklerin arttırılabilmesi gibi konularda yardımcı olunmasını istemiştir.[30] Buna benzer istekler zaman zaman Makedonya’yı ziyaret eden Türk yetkililere iletilmektedir.

Makedonya’da TDP’den başka 1999 yılında kurulmuş olan Türk Hareket Partisi (THP) ve 2000’de kurulan Demokratik Müslüman Partisi (DMP) bulunmaktadır. DMP Genel Başkanı Tefik Kadri, Türk partilerinin birlikte hareket etmeleri gerektiğini belirtmektedir.[31]

Seçim yasası nedeniyle Türkler aynı bölgede fakat farklı seçim bölgesinde bulunuyorlar. Bu nedenle seçimlerde başarı elde edilemiyor. Mesela Ekim 1994’te yapılan seçimlerde TDP, sadece bir milletvekilini parlamentoya gönderirken, 1998 seçimlerinde milletvekilini gönderememiştir. Bazı Makedon siyasetçiler bu durumun düzeltilmesi gerektiğini belirtmekte ise de şu an için bir düzenleme yoktur. Seminer vesilesiyle bulunduğum Ohrid’de görüşme fırsatı bulduğum dönemin Eğitim Bakanı Gale Galev ve Meclis Başkanı Samo Klimovski; siyasi, ekonomik, eğitim ve buna benzer haklar konusunda olumlu gelişmeler olduğunu söylediler. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Debre Kocacık’ta bulunan babasına ait evin onarılmasına da yardımcı olunacağını belirttiler.[32]

1997 yılında Anayasa Mahkemesi, azınlıkların bir başka devletin bayrağını milliyet sembolü olarak kullanmalarını anayasaya aykırı bularak yasakladı. Bu nedenledir ki 1997 yazında Gostivar ve Kalkandelen’de bayrak krizi yaşandı. Adı geçen şehirlerdeki belediye binasındaki bayraklar bu bahaneyle indirildi ve çıkan olaylarda bir çok Türk tartaklandı.

2001 başlarında bazı Arnavutların öncülüğünde başlatılan silahlı eylemler, Makedonya’daki siyasi dengenin bozulmasına, özellikle Türkler ve diğer azınlıkların gözardı edilmesine neden olmuştur. Çünkü sorunların çözümlenmesinde Makedonlar sadece Arnavutları muhatap almışlardır.

Önümüzdeki dönemde (2002) “iki büyük sınav’’ olarak kabul edilen nüfus sayımı ve genel seçimler var. Başarılı geçmesi için, Türkler arasında ulusal mutabakatın sağlanmasına yönelik faaliyetlere hız verilmesi gerekmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al