LAFI EĞİP BÜKMEDEN…

Ali BAYKAN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 127 makalesi bulunuyor.

Ali_Baykan

8 Temmuz 2008

Kârhanede bedenini satarak geçim sağlayan kadınların “Amerikan Emperyalizmi”ne itiraz hakkı yok mudur?

Kurtuluş Savaşımızın “Kuvayı Milliye” çatısında “Yeşil Sarıklılar”,  “Nene Hatun”lar vardı da Türk “Mata Hari” ler yok muydu?

TV’deki “Karayılan” öyküsünde Fransız albayından cilveleriyle istihbarat alan kadını kim kınadı seyredenlerden.

Bu ülkede “Ülkücüler” ve “Devrimciler” olarak emperyalizme itiraz eden insanların –devrimcilerin sadece batıdan gelen emperyalizme itiraz ettikleri, Çin ve Rus emperyalizmini muaf tuttuklarını da unutmadan – hep mağduru oldukları “askeri darbeler” sebebiyle generallere bir antipati duymaları anlaşılırdır.

Bu sebeple, bizim bu yazdıklarımızın ve yazacaklarımızın yakın çevremizden itirazlar görmesi de anlaşılırdır.

Onların gerekçesi “Demokrasi”dir.

Ne sözümüz olmuştur demokrasiye, onca yazdığımız yazının içinde..

Israrla tekrarlamışızdır; “Hukuk devleti, Tam demokrasi, Tam bağımsızlık..” diye..

Ama demokrasinin “amaç” olmadığını, insan ve toplum mutluluğu için “araç” olduğunu hiç unutmadan.

Köroğlu da Bolu Beyi’nin zalim kanunlarına başkaldırmış bir “asi” idi, hukuksuz idi.

Mustafa Kemal’ de Padişah Kanunları’na başkaldıran bir asi idi.

Türk Milleti onun önderliğinde bir “Kurtuluş Savaşı” verdi, kendi coğrafyasında, kendi bayrağı altında, kendi gelenek ve örfüyle, “özgür ve bağımsız” olarak yaşayabilmek için yüzbinlerce öldü, toprağını “Vatan” yaptı.

Esas olan  “TÜRK MİLLETİ’NİN HAK VE MENFAATLERİ” dir.

Bunun için kullanılan yöntemler değil.

Nasıl ki; Emperyalizm, savaşarak giremediği limanlarımıza ve tersanelerimize “Truva Atları” ile girebilmiştir.. Nasıl ki; tümden milletimizin başına çuval geçirmiş de önünü göremez hale getirmiş, “demokrasi” ile kündeye getirmiştir, seçmenin üçte birini sandığa göndermemiş, üçte birini de on parçaya bölmüş kalan üçte birine meclisin üçte ikisini vermiş, “anayasayı kendince değiştir, cumhurbaşkanının kendince değiştir, bütün kurumların başlarına kendi adamların getir” demiştir..

Aynen böyle oldu; toplam seçmenin %33’ü seçime katılanın %47si oldu, AKP %47 oyla meclisteki sandalye sayısının %66’sını aldı ve karşılığında vatan toprağında satılmadık parsel, satılmadık fabrika, satılmadık banka koymadı.

Derelerimizin suyunu bile açık artırmaya çıkardı.

Mayından arındırılmış sınır boylarımız dahil, bütün bereketli ovalarımızı 20 yıllık, 50 yıllık anlaşmalarla sattılar, neredeyse topraksız kaldık, bu yetmedi bizi susuz da bırakacaklar.

Bütün bunlar “Demokrasi” ile oldu.

Emperyalizmin “kiralık medya”sının yönlendirdiği beyinlerimizle bindiğimiz dalı kesiyoruz.

Halâ bunu “başörtüsü kavgası” olarak görenlerimiz var..

Bu kavga bu coğrafyadaki Türk ve Amerikan çıkarlarının kavgasıdır.! Emperyalizme itiraz edenleri sağcı-solcu, ülkücü-devrimci ayırmadan, asker-sivil, gazeteci, milletvekili, işveren, işçi ayırmadan sorgusuz sualsiz, haksız hukuksuz kelepçeleyip tutuklatan, emperyalizmin ta kendisidir !

Akıllarımız dumura uğramış, bakıp gördüklerimizi bile anlayamaz olduk.

Sağda solda uçuşan, vatan coğrafyasını bölük pörçük etmiş haritalar bile aymazlığımıza yetemedi.

Şimdi birileri çıkıp ta, uçuruma doğru doludizgin giden bu ülkenin kasvetli kaderini değiştirmek için kendilerince organize oluyorlar, emperyalizme karşı direnç oluşturmaya çalışıyorlar, bunlar “general” diye mi kızacağız onlara..Emperyalizme direnenler “orospu” olsalardı ne çıkar..

Neticede bu adamlar bizim yapamadığımızı yapıyorlar.. Kazasını belasını göze alıp emperyalizme karşı kendilerince bir direnç oluşturmaya çalıyorlar.

Biz de böylesini yapalım demiyorum elbet.

Biz yapmamız gerekeni iyi yapamadık diye, uyuyan milleti uyandıramadık diye bunlar oluyor.

Her yıl ağustos sıcağında Tekir Yaylası’nda 250.000 kişiyi toplayabilen bir hareketin yapması gereken “TOPLUMSAL ÖNCÜLÜK”.ü iyi yapamadığımız için, “DİRENİŞ RUHU”nu sahiplenip organize edemediğimiz için bunlar böyle oluyor.

Yine de içimden bir his, Emperyalizmin ve “Truva Atları”nın bu kırıp döktüklerinin altında kalacaklarını söylüyor. Bu haksızlıklar topyekün bir toplumsal direnişi alevlendirme kabiliyetinde.

Bu bir temenni olduğu kadar bir öngörü de..

www.ucuncuyol.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ