KUZEY LİANG HUN DEVLETİ

KUZEY LİANG HUN DEVLETİ

Asya’daki bu son Hun Devleti kırk iki yıllık bir ömre sahip olmasına rağmen, bir buçuk asır sürecek olan bu dönemdeki Çin içinde yaşamaya başlamış olan Tibet, Moğol, Tunguz ve Türk kökenli yabancı kavimlerin ve Çinlilerin siyasi durumu ile kültürel değişimlerini yansıtması açısından küçümsenmeyecek bir öneme sahiptir.

Büyük Han Hanedanının M.S. 220 yılında yıkılmasıyla başlayan büyük iç karışıklık ve idarî boşluk döneminin başlarında Çin önce üç büyük devlete bölünmüştü: Shu (220-263), Wei (220-265) ve Wu (220-237) Devletleri. 264 yılına kadar süren bu dönem Çin tarihinde “Üç Devlet Dönemi “olarak isimlendirilir. Ancak Han hanedanının tüm iç sorunlarını da devralan bu devletler birbirleriyle üzerinde hâkimiyet sağlamadılar. Kuruluşlarından 45 yıl sonra yıkıldılar. 265 yılında ise ülkenin başına geçen Chin Devleti (MS 265-317) iktidara geldikten kısa bir süre sonra yabancı kavimlerin bağımsızlık mücadeleleriyle uğraşmak zorunda kalmıştır.

304 yılında cerulean ve Güney Hunlarının bir devamı olan Han (I. Chao Devleti, 304-329) Devleti, 317 yılında Çin imparatorunu esir alınca Chin Devleti ikiye bölündü. Böylece Çin topraklarında artık bir “Çin otoritesi” olmamasını firsat bilen yabancı kavimler, Güney Çin hariç Çin’in her yerinde irili ufaklı bir çok devlet kurarak, Çin’de bir buçuk asır sürecek olan “yabancı kavimler hâkimiyet dönemi”ni başlattılar. 20 den fazla olan bu devletlerin en güçlü ve önemlilerinin sayısı 16 olduğu için Çin tarihinde bu döneme 16 Devlet Dönemi (M.S. 304-439) adı verilir. Bu devletlerden dördü Hun devletleridir ve içlerinden biri olan Kuzey Liang Hun Devleti ise Asya Hunları’nın son devletidir.

Çin’in kuzey-batı bölgesi olan Liang Chou, Kansu eyaleti koridorunda bulunur ve Ordos çölünden Hami’ye uzanan bir vaha şerididir. Kuzeyde Moğol bozkırlarının sınırlanır, güneyde ise dağlık araziyle çevrilidir. Bu arazi yerleşik Ch’iang ve Ti halkları ve Kuku nor (Ch’ing-hai) çevresindeki otlakları kullanan T’u-yü-hunlar[1] tarafından işgal edilmiştir: Batıda, bu bölgeyle yakın kültürel ve ekonomik bağlı olan Türkistan vahaları bulunuyordu

Liang bölgesi, Kuzey-doğu sınırı gibi IV. yüzyılın başlarında Ch’in hanedanlığının çöküşünden sonra birçok yeni hanedanlıkların yurdu oldu. Bu hanedanlıklar farklı göçebe grupları, yerleşik köyler ve şehirleri ihtiva ediyordu. Fakat bu bölge kuzey-doğunun tersine Çin siyasi tarihinde çok farklı bir rol oynamıştır. Bunun sebebi ise bölgenin stratejik durumu ve ekonomik yapısıyla ilgiliydi. Liang bölgesinin ekonomisi bir dizi kendine yeterli vahalar etrafında kurulmuştu. Köyler arasındaki uzun mesafeler nedeniyle ve ulaşım güçlükleri dolayısıyla her vaha kendine yeterli olmak zorundaydı. Bölgeye zenginlik getiren dış ticaret, geçim mahsulleri ihracatına dayalı değil ipek yolu üzerinden gelen lüks mallar, çoban ürünleri ve tuzun kervan ticaretinde Liang bölgesinin kilit rolü oynamasına dayalı idi.

Vahalar da aynı zamanda tarım ve hayvancılık da yapıldığı için Liang bölgesindeki hükümdarlar dış ekonomik baskılardan hiçbir şekilde etkilenmiyorlardı. Çin ne kadar zor günler geçirse de ipek yoluyla gelen lüks mallar her zaman talep buluyordu.

Stratejik olarak ise Çin’in merkezinden uzak olması, ayaklanma açısından bir avantaj olurken, merkezi ele geçirmek ve genişlemek açısından ise bir dezavantaj olmaktaydı. Liang bölgesinin stratejik konumu, savunma için mükemmel bir durum arz ediyordu; düşmanlar kendi kaynaklarını, bölgeye ulaşmak, sonra da vahadan vahaya hareket etmek için harcamak zorundaydılar.[2]

Liang bölgesinin coğrafî olarak stratejik öneme sahip olması ve Türkistan’dan gelip Çin’e giden ipek yolunun Türkistan ve Çin arasındaki geçiş noktasını oluşturması, onun zengin ve korunaklı bir bölge haline gelmesini sağlıyordu. Bu ise, herkesin bu bölgeyi ele geçirme veya elden çıkarmama mücadelesine girmesine, dolayısıyla bitip tükenmeyen savaşlar ve tahtın el değiştirmesi üzerine oyunlar oynanmasına sebep oluyordu.

Kuzey Liang devletinin kurucusu Chü-ch’ü Meng hsün’dür. Soyadı olan Chü ch’ü adı aslında Hunların eski bir unvandır ve Meng hsün’ün ailesi çok uzun yıllar bu görevde bulundukları için artık bu unvanı soyadı olarak kabul etmişlerdir. Kaynakların bu unvan hakkında detaylı açıklama yapmaması bu unvanın niteliği hakkında çeşitli ihtimaller ortaya çıkarmıştır.[3] Bu aile Chang-yeh şehrinin güney­batısında, T’ang dönemine kadar “Chü-ch’ü ırmağı olarak bilinen Lu Shui ırmağı kenarında yaşarlardı.

Meng-hsün çok onurlu, yiğit ve savaşçı bir insandı. Tarih kroniklerini çok iyi okuyabilecek kadar iyi Çince’ye sahipti ve astronomiden çok iyi anlardı. Aynı zamanda kurnaz, değişken cin fikirli, günü gününe uymayan, kurnaz savaş taktikleri kurucusu bir insandı.[4] Türk soyundan gelenler arasında büyük etkisi vardı.[5] Meng-hsün’ün hayatının büyük ve tek amacı bağımsız ve büyük bir devlet kurmaktı. Bunun için gerekli olan cesaret ve savaşçılığı göçebe geleneğinden alırken, sahip olduğu Çin eğitimi sayesinde açık kalpli göçebelerin dürüstlüğü yerine kurnaz ve iki yüzlü Çın siyasetini gütmeyi, başarıya ulaşmakta en uygun metod olarak görmüş ve uygulamıştır.

Son Liang Devleti Kralı Lü Kuang, Batı Ch’in devletine saldırmış ama yenilmiş, üstelik Lü Yan de bu savaşta ölmüştü. Bu başarısızlığın suçunu, emrinde çalışan Chang-yeh şehrinden, Lu Shui’li olup Hun kabilelerinin şefi olan Chü-ch’ü Lo-chiu ya yükleyerek onu idam ettirdi[6] (397).

O sırada Luo Chiu’un küçük kardeşinin oğullarından biri olan Chü-ch’ü Meng hsün, babasının yerine kabilenin bir kısmına başkanlık ediyordu. Lü Kuang çok önceleri onun zeka ve yeteneklerini fark ederek çeşitli işlerle görevlendirmişti. Meng hsün ve kardeşlen, ülkelerini bu devletin hakimiyetinden kurtarıp bağımsız bir devlet kurmak için amcaları Lo Chiu’nun katledilmesi olayını firsat bildiler. İsyan ederek önce bir Çinli olduğu tahmin edilen Chien-k’ang şehri askeri valisi Tuan Ye’yi[7] başa getirdiler ve Kuzey Liang Devletini kurdular[8]. (397)

Tuan Ye, “Liang-chou Mu’”su ve “Büyük Tu-Tu” ilan edilirken Meng-hsün, “Chang-yeh askeri valisi”, Nan-ch’eng ise “Sadık general” unvanıyla ülkenin askeri işlerinden sorumlu kişi olarak görevlendirildiler. Bir yıl sonra (398) Chang-yeh’nin batısında kalan tüm Son Liang Devleti toprakları ele geçirildi.[9]

Meng-hsün üstün savaş taktikleriyle Tuan Ye’ nin her zaman danıştığı bir insan haline gelmişti. Fakat, Tuan Ye, zamanla Meng-hsün’ün askeri dehası, sağlam öngörüsü ve kurnazlığıyla giderek sivrildiğini, parladığını endişeyle fark etmişti. Bunun üzerine onu uzaklaştırma yoluna gitti. Meng- hsün’ü Chang-yeh valiliğinden alarak Ling-chih valisi yaptı. Bu haksızlığa içerleyen Meng-hsün Lü Kuang’ın amcasını öldürmesi sırasında oynadığı oyunun aynını bu kez Tuan Ye’ye oynadı, kardeşi Nan Cheng’ın isyan edeceği haberini yaydı. Bu haber üzerine kardeşi öldürülünce de onun intikamını almak bahanesiyle halkını isyana teşvik etti. Bunun üzerine Meng Hsün 401 yılında Kuzey Liang tacını giydi. Başkenti’ni ise Chang-yeh şehri yaptı, idari teşkilatı genişletti. Aynı yıl Ch’in Devletiyle barış yaparak doğabilecek bir tehlikeyi bertaraf etti.

Bundan sonra geçen 10 yıl içerisinde Kuzey, Güney ve Batı Liang devletleri sık sık birbirlerine saldırdılar. Çok fazla etkili olmayan bu bitip tükenmeyen mücadeleler 411 yılına kadar sürdü. 411 yılında Meng-hsün 30.000 kişilik bir orduyla Güney Liang (hsien-pi kökenli) Devletine saldırdı. Çeşitli kabilelerden onbin kadar hane teslim oldu. Kral serbest bırakıldı, güneye kaçtı. Meng-hsün Ku-tsang şehrini ele geçirdi ve bu şehri yeni başkent ilan ederek, Kendine “Ho-hsi (Sarı ırmağın batısı) Kralı unvanını verdi, genel af çıkardı, oğlu Chen-te’yi de veliaht ilan etti. (M.S. 412).

Bu sıralarda kuzeydeki Hsia Han Devleti giderek güçlenmiş, Ch’in devletine yaptığı akınlarla topraklarını birer birer ele geçirmeye, başlamış sınırlarını güneye doğru genişletmiş, Kuzey Liang Devletine yaklaşmıştı, işte bu anda beklenmedik bir gelişme oldu ve Hsia hükümdarı Ho-lien Po-po, Kuzey Liang kralı Meng-hsün’e elçi yollayarak anlaşma yapmak istediğini belirtti. Meng hsün bundan çok etkilendi ve kardeşi Han-p’ing’i anlaşma imzalaması için Hsia devletine yolladı. (M S 415}[10]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ