KUTÜ’L-AMMARE MUHASARASI (3 ARALIK 1915-29 NİSAN 1916)

KUTÜ’L-AMMARE MUHASARASI (3 ARALIK 1915-29 NİSAN 1916)

Kutü’l-Ammare’nin üzerinde bulunduğu arazi, üç tarafı Dicle nehriyle çevrelenmiş olup, geniş bir yarımadayı andırır. Kuzeydoğudan güneydoğu istikametine akan Dicle nehrinin geniş bir yay çizerek tekrar batıya yönelmesiyle oluşan bu yarımada üzerindeki Kutü’l-Ammare kalesinde sıkıştırılan İngilizler, kendilerini karadan (batı tarafı) kuşatan Türk ordusuna karşı iki kademeli bir savunma hattı oluşturmuşlardır.

Türk ordusunun şiddetli takibinden kaçan General Townshend, Kutü’l-Ammare’de kıstırılmakla kalmayıp nehir tarafından da abluka altına alınarak dört bir yandan kuşatılmıştır. Bu durumda İngiliz generali, çaresiz bir şekilde kaleye kapanarak burayı savunmak zorunda kalmıştır. Aslında Townshend, Kutü’l-Ammare’de boş durmuyor, bir taraftan Dicle’yi Fırat’a bağlayan Şattülhay “Garraf” yolunu kapamak, diğer yandan İngiliz kuvvetlerinin toplanması için zaman kazanmak istiyordu.

Yukarıda da ifade edildiği üzere Selmanpak yenilgisinden sonra Türk kuvvetlerinin önünden kaçan General Townshend komutasındaki İngiliz birlikleri 3 Aralık 1915 tarihinde Kutü’l-Ammare kalesine sığınmışlardı. Kutü’l-Ammare kalesi tuğla ve toprak kerpiçten yapılmıştı. Türk topçusunun yıpratıcı atışlarıyla kale duvarları harabeye çevrilmiş, İngilizler tel engeller de koyarak savunmayı güçlendirmeye çalışmışlardı. Kutü’l-Ammare’den güneye sevk edilen birliklerle İngilizlere gelebilecek yardım yolları da kesilmek istenmişti.[1] Dört tümenle Kutü’l-Ammare’yi kuşatma altına alan Türk ordusunda şimdilik 15.000 tüfek, 1.000 deve, 31 hafif, 7 ağır top bulunmaktadır. Ayrıca 2.000 kişilik bir aşiret kuvveti de destek birliği olarak orduyla beraberdir.[2] Bu sırada Türk ordusu Kutü’l-Ammare’dekileri teslime zorlamak için çalışmalarını sürdürürken, General Townshend İngiliz yardım kuvvetlerinin kısa sürede kaleye ulaştırılacağını umduğundan pek endişeli görünmüyordu. Kutü’l-Ammare’nin üç tarafının nehirle çevrelenmiş olması savunmadaki İngilizlere bir yerde avantaj da sağladığı ifade edilebilir. İngiliz generali bir bakıma nehirdeki gidiş gelişi kaleden kontrol edebileceğini umarak bunu kendisi için bir avantaja dönüştürebileceğini sanıyordu. Townshend hatıratında Kutü’l- Ammare’de mahsur kalan askere 60 gün yetecek yiyecek bulunduğunu; 5-6.000 nüfuslu kasaba halkına da üç ay yetecek erzakın varlığından bahsederek Türk taarruzlarına dayanabileceğini umuyordu.[3] General Townshend komutasındaki İngiliz ordusu Kutü’l-Ammare’de mahsur kalmış durumda savunma tedbirleri alırken, Türk birlikleri bir yandan daha da güneye doğru ilerleyişlerini sürdürmekteydiler.

Türk kuvvetleri, takviye birliklerinin gelmesiyle, 5 Aralık 1915 tarihinde Kutü’l-Ammare’ye yönelik baskı ve tazyikin şiddetini artırarak topçu ateşinin ardından taarruza geçtiler. Irak Ordusu Komutanı Nurettin Bey, 8 Aralık 1915 tarihinde General Townshend’e boşuna direnmemesini ihtar ederek Türk kuvvetlerine teslim olması yönünde bir mesaj gönderdi. Albay Nurettin Bey mesajında:

“Zayıf kuvvetiniz, üstün ordumuz karşısında ve dar bir sahada mahsur kaldı. Ciddi bir hareketimizin, mukavemetinizi kırması tabiidir. Bundan başka, meskun bir kasaba civarında muharebe etmek uygarlık koşullarına tamamen aykırıdır. Beyhude kan dökmekten sakınarak ve biçare masum halkı koruyarak sizi teslim olmaya davet ediyorum. Bu suretle biz insanlık görevimizi yaptığımız gibi, sizin de aynı medeni hislere ve insanlık görevine uyacağınızı ümit ederim…”[4]

Albay Nurettin Bey’in teslim teklifine General Townshend olumsuz cevap verdi, kesinlikle teslim olmayacaklarını, şehir sakinlerinin de kaderlerini İngilizlerle birleştirdiklerini ve şehri terk etmeyeceklerini bildirdi.[5] Nurettin Bey bu cevabı alınca 14 Aralık 1915 tarihinde birliklerine yeniden şiddetli taarruz emrini verdi. 15 Aralık günü de devam eden taarruzdan bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine kuşatmanın daha şiddetli sürdürülmesi kararlaştırıldı. Türk birlikleri, 28 Aralık gününe kadar kuşatmayı sürdürdüler. Bu süre zarfında 18. Kolordu birlikleri düşman mevziine 50 metre kadar sokularak tehdidi artırmış ve bir kısım öncüler de Hazıri kalesi önündeki tel engellerde gedikler açarak ilerlemiş, ancak kesin sonuç alınamamıştı.[6]

İngiliz birlikleri Kutü’l-Ammare kalesinde kuşatılmış olmasına rağmen, İngiliz basını kamuoyunun moralini bozmamak için şimdilik Irak ordusuyla ilgili olumlu haberler yazıyorlardı. Önde gelen İngiliz gazetelerinden The Times, yaptığı yayınlarda Bağdat ile Basra arasında en güçlü savunma hattına sahip bölgenin Kutü’l-Ammare kalesi olduğunu açıklıyordu. Ayrıca Türklerin burada takviye almalarının pek mümkün olmadığı, bundan dolayı da İngiliz birliklerinin bu kuşatmayı yararak kurtulmalarının an meselesi olduğu ifade ediliyordu.[7] Nitekim, İngiliz gurura sahip bir kişi olan General Townshend, elindeki yiyecek ve cephane stokuna bakarak iki ay daha Kutü’l-Ammare’de dayanabileceğini ve fırsat bulduğunda gerçekleştirmeyi planladığı bir huruç harekâtıyla kurtulmayı hesap etmekteydi. Bu arada Kutü’l- Ammare Aralık ayı başında ve ortasında, silah ve cephane yetersizliğine rağmen Türkler tarafından düzenlenen iki taarruzdan bir sonuç alınamayınca; Kutü’l-Ammare’nin daha şiddetli muhasara edilerek teslim alınması kararına varıldı. Bu sırada kimi İngiliz gazeteleri gelişmeleri İngiliz menfaatlerine göre yorumluyor, Türk birliklerinin küçük başarıları önemsizmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor, kendi kayıplarını ise normalmiş gibi göstermeye çalışıyorlardı. Kamuoyunun tepkisini azaltmak için de Türklerin başarılarının geçici olduğu ifade ediliyordu.[8] Basında çıkan haberler bir yana Hindistan’daki İngiliz yönetimi, Kutü’l-Ammare’de mahsur kalan General Townshend’i kurtarmak için bundan sonra (Aralık 1915-Nisan 1916) takviye birlikler göndererek pek çok girişimde bulunacaktı. Aralık ayı sonlarına gelindiğinde Albay Nurettin Bey’in kuvveti, personel bakımından 25.000 kişiye ve 50 topa ulaşmıştır.[9]

General Townshend bu sırada İngiliz Irak Ordusu Komutanı General Nixon’a gönderdiği mesajda İran üzerine yönelen Rus Generali Baratoff kuvvetleriyle irtibata geçilmesi ve harekâtın yönünün Irak’ a kaydırılmasının sağlanmasıyla ancak kendisinin Türk tazyikinden kurtulmasının mümkün olabileceğini belirtiyordu. Hatta bu sırada Baratoff Townshend’e gönderdiği telgrafta yakında Mezopotamya’da el sıkışacaklarını bildirmiştir.[10] Nitekim Townshend’in planına göre Türkler, Ruslara karşı Irak ordusundan kuvvet ayırmak zorunda kalacaklarından Irak’ta İngilizlerin üzerindeki baskı sona erecekti.[11] İngilizlerin Irak ordusu komutanı General Sir John Nixon[12], bu sırada Dicle Kolordusuna verdiği emirde, ilk hedefin Kutü’l-Ammare’de muhasara altında bulunan General Townshend’i kurtarmak olduğunu bildirmiştir. Bunun üzerine Dicle kolordusu komutanlığına atanan General Aylmer, 1 Ocak’ta bölgeye gelmiş ve 3 Ocak 1916’da bir piyade tümeni, bir süvari ve bir de piyade tugayı ile ileri harekâta geçmiştir. İngilizlerin 7 Ocak’ta başlattıkları saldırılarına karşı Türk kuvvetleri büyük bir direniş göstermiş ve düşmanın büyük kısmı mağlup edildiği halde, iki Türk alayının çekilmesi, durumu tehlikeye sokmuş; bundan etkilenen diğer Türk birlikleri de muntazam bir şekilde geri çekilmiştir.

Aslında İngilizler, Türklerin bu geri çekilişini ancak 9 Ocak’ta fark edebilmişlerdir. General Aylmer, Türk birliklerinin bu taktik geri çekilme manevrasını gecikmeden Hindistan’daki İngiliz garnizonuna haber verdiği gibi bunu bir İngiliz başarısı olarak değerlendirmiştir.[13] İngilizler, 11 Ocak tarihine kadar burada kalarak Dicle Kolordusunu nehrin kuzeyinde toplamaya muvaffak oldular. Bu sırada General Aylmer, General Townshend’den bir huruç (kuşatmayı yarma) harekâtı yapmasını istedi. Ancak İngiliz Irak Ordusu Komutanı General Nixon’un cesaret edememesinden dolayı bu harekât gerçekleştirilemedi.

Albay Nurettin, 6. Ordu Komutanı Von der Goltz’ un emrinde olmayı gururuna pek yedirememişti. Kıdemli olması itibariyle Albay Halil Bey’le birlikte Ocak ayı ortalarına kadar savunma ile ilgili tedbirleri birlikte düşünmüşler, siperleri ve cephe hattını beraber teftiş etmişlerdi. Goltz bu sırada Albay Halil’e gönderdiği mesajda Kutü’l- Ammare bölgesindeki bütün kuvvetlerin komutanlığını üzerine almasını istiyordu. Halil Bey cevabında Nurettin Beyle uyum içinde çalıştıklarını belirttiği gibi Nurettin Beyin emrinde olmaktan bir sakınca görmediğini ifade etmiştir. Bu yazışmalardan haberdar olan Albay Nurettin Bey ileri cephe hattında daha fazla durmanın anlamı olmadığını ifade ederek cephe komutanlığı görevini Albay Halil’e devrederek oradan aynldı. 13 Ocak 1916’da Albay Halil (Kut) Bey,8 Irak ve Havalisi Komutanlığını devraldı.[14] Bu sırada Vadiikelal’de yapılan muharebede Türk birlikleri İngiliz tugaylarını ağır zayiata uğrattı.[15]

Bu sırada General Townshend’in daha fazla mukavemet edemeyeceğini bildirmesi ve huruç harekâtı yapma talebi, General Nixon tarafından bir kez daha reddedildi. Diğer taraftan Selmanpak muharebesindeki ağır yenilgiden ve ardından Kutü’l-Ammare savunmasındaki başarısızlığından dolayı sorumlu tutulan İngiliz Generali Nixon görevden alınarak, yerine Hint Ordusu Kurmay Başkanı General Percival Lake[16] tayin edildi.[17]

İngiliz 7. Tümen birlikleri, 7-13 Ocak tarihleri arasında cereyan eden muharebelerde büyük kayıplar verdiler. İngiliz birlikleri 21 Ocak’ta tekrar taarruza geçtiler; ancak Türk birliklerinin şiddetli direnişi karşısında başarılı olamadılar. 21 -22 Ocak gecesi İngilizler çekildiler. Birinci Felahiye Muharebesi adını alan bu muharebe sonunda İngilizler Hana mevkiinde durdurulmuştur. Bu sırada cephe hattında savunma siperleri arasında elden ele dolaşan propaganda kağıtlarında her iki taraf askerlerin maneviyatını sarsıcı yayınlar yapmaya çalışıyordu. Türk siperlerinden bir yol bulunarak İngiliz siperlerine gönderilen pusulalarda İngiliz ordusunda bulunan Hind Müslümanlarına, kendileri gibi aynı dinden olan Müslüman Türklere karşı harp etmemeleri ihtar ediliyordu. Kimi zaman bu propagandalar o kadar etkili olmuştur ki, İngiliz ordusundaki kimi Müslüman askerler Türk ordusuna iltica etmişlerdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ