KUTADGU BİLİG’DE İKTİDAR KAVRAMI VE SİYASET ANLAYIŞI

KUTADGU BİLİG’DE İKTİDAR KAVRAMI VE SİYASET ANLAYIŞI

Türk Kültür tarihinin temel taşlarından olan Kutadgu Bilig adlı eser, bulunuşundan günümüze dek, yaklaşık yüz yıldır birçok bilim adamınca çeşitli yönlerden inceleme ve değerlendirmelere konu olmuştur. Hayatın hemen tüm yönlerine ilişkin bilgiler vermeyi amaç edinen eser, doğal olarak yönetim, yöneten, yönetilen ve siyaset anlayışı konularında da önemli bilgiler içermektedir. Özellikle eserin baş kahramanı Küntogdı’nın hükümdarı sembolize etmesi, esere bir siyasetname niteliği katmaktadır. Kutadgu Bilig’deki dört temel kahramandan biri olan Hükümdar Küntogdı, eserin başından sonuna dek bulunan ve tüm konuların kendi etrafında geçtiği, diğer üç kişiye göre en geniş yer kaplayan kişidir. Bu açıdan da Kutadgu Bilig, doğrudan doğruya bir siyasetname olmamakla birlikte, çağının yönetim anlayışını yansıtması bakımından önemli bir kaynak durumundadır.

Kutadgu Bilig adı sözlük anlamı olarak “mutluluk verecek bilgi” biçiminde çevrilebilir. Bu addaki kut “devlet, ikbal, kutsallık, şans, iyi talih, mutluluk” gibi kavramların tümünü kapsayan çok geniş anlamlı bir sözcüktür. Arapçadaki “ikbal, devlet, saadet, mübarek” sözcüklerinin anlamlarını kapsar. Bu kelimeden türetilen “kutadmak” fiili, “kutsamak, mutlu etmek, şans vermek” gibi anlamlara gelir. Eser, bir bütün olarak ele alındığında, insanlar için yararlı olan ve mutlu olmalarını sağlayacak bilgileri vermeyi amaç edinmiştir.” Mutlu edecek bilgi” anlamındaki “kutadgu bilig”[1] adı da bu içeriğe son derece uygundur. Bu çerçevede, Yusuf eserinde, insan ilişkilerinden toplumsal yaşama, ahlak kurallarına, sağlıktan beslenmeye, çeşitli meslekler ve meslek insanlarının niteliklerine dek geniş bir çerçevede toplumsal yaşamda insan ilişkilerinde akla gelen tüm alanlarda bilgiler vermeyi amaçlamıştır. Bireyin hayatındaki önemi ve yeri göz önüne alındığında eserde ister istemez devletin, bir başka deyişle iktidarın niteliğine ve nasıl olması gerektiğine ilişkin bilgiler geniş bir yer tutmaktadır.

Eserin yazarı Yusuf Has Hacib hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Eski kaynaklarda da bu konuda herhangi bir bilgiye rastlanılmamaktadır. Ancak Kutadgu Bilig’in başlangıç bölümünde 350. beyitten 397. beyte kadar verdiği dolaylı bilgilerden, eserini yazdığı sıralarda, yaşının altmışa yakın olduğu anlaşılmaktadır. Adındaki “Has Hacib” unvanı (baş mabeyinci, baş danışman, hükümdarın sırdaşı), onun Karahanlı Devleti’nin hizmetinde, oldukça yüksek düzeyde devlet görevi yaptığını göstermektedir. Yusuf’un başka eserlerinin de bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Kutadgu Bilig’den onun büyük bir bilgin olmasının yanı sıra güçlü bir şair olduğu da anlaşılmaktadır. Felsefî nitelikte böylesine hacimli bir eseri oldukça lirik bir nazma dökmesi onun güçlü bir şair olduğunu göstermektedir. Gerçekten de Kutadgu Bilig bir düşünce eseri olmasının yanı sıra güçlü şiirsel değeri ile de şaşırtıcıdır.

Bilindiği gibi Yusuf Has Hacib, çeşitli konulara ilişkin düşüncelerini sembolik dört kişinin diyaloğları ile aktarma yolunu tutmuştur. Eserin 353 ve 358.[2] beyitlerinde bu sembolik dört kişi kısaca şöyle tanımlanmaktadır:

Bu Küntogdı >lig tedim söz başı
Yörigin ayayın ay edgü kişi
Basa aydım amdı bu Aytoldı’nı
Anındın yaruyur ıduk kut küni
Bu Küntogdı t>gli törü ol köni[3]
Bu Aytoldı kut ol kör anı
Basa aydım amdı kör Ögdülmiş’ig
Ukuş atı ol bu bedütür kişig
Anında basası bu Odgurmış ol
Munı’Âkıbet t>p özüm yörmiş ol
Bu tört neh üze sözledim men sözüg
Okısa açılgay yitig kıl közüg (353+358)

(Sözün başında Küntogdı hükümdarı söyledim, ey iyi insan, yorumunu da söyleyeyim. Sonra bu Aytoldı’yı söyledim; kutsal kut güneşi ondan ışık verir. Bu Küntogdı denen doğru töredir; Aytoldı ise kuttur ona dikkat et. Sonra Ögdülmiş’i söyledim; Bu akıldır insanı yüceltir. Ondan sonrası Odgurmış’tır bunu da akibet diye yorumladım. Sözü bu dört şey üzerine söyledim, gözünü aç, okuyunca anlaşılacaktır.)

Eserin dört temel kişisinin bu özlü tanıtımına ve eserdeki işlevlerine baktığımızda, herbirinin başlıca şu kavramları temsil ettikleri görülmektedir:

  1. Küntogdı=hükümdar; köni töri (düzen, adalet); karakteri: güneş.
  2. Aytoldı=kut (kutsallık, mutluluk, devlet, ikbal); karakteri: ay.
  3. Ögdülmiş=akıl; Aytoldı’nın oğlu; hükümdarın hizmetinde.
  4. Odgurmış=mistik değerler, metafizik; münzevi, zahit; Aytoldı’nın akrabası.

Bu dört temel kişi içerisinde, önem açısından hükümdar Küntogdı birinci sırada yer almaktadır. Diğer üç kişi ancak hükümdarla ilişkileri ve ona ilgileri açısından eserde yer almaktadırlar. Küntogdı’nın, eserin başından sonuna dek bulunmasına karşılık, diğer üç önemli kişi ancak belirli bölümlerde yer almaktadırlar.

Hükümdar, Adalet ve İktidar Kavramları

Yusuf Has Hacib, hükümdar Küntogdı’yı “köni töri” (adalet) olarak nitelendirmekle hükümdar ile bu kavramı özdeşleştirerek tek kişide toplamaktadır. Böylece hükümdar, bir başka deyişle iktidar kavramı ile köni törinin ayrılmazlığını vurgulamaktadır. “Köni töri” terimi sözlüksel olarak doğru töre biçiminde günümüz Türkçesine aktarılabilir. Terimdeki “köni” kelimesi doğru, töri ise yasa, gelenek, görenek anlamlarındadır. Bu bakımdan köni töri terimi adalet, toplumsal düzen anlamlarına gelir.[4] Bilindiği gibi eski kültürlerde gelenek, görenek, örf ve adetler yazılı yasaların yerini tutar. Yazılı yasalar, toplumun değer yargılarını yansıtan gelenek ve göreneklerin yazıya geçirilmiş biçimi olduğu düşünülürse, gelenek ve göreneklerle yazılı yasaların eşdeğer kavramlar olduğu açıktır. Dolayısıyla “köni töri” terimi, adalet ve sosyal düzeni ifade etmektedir. “Törü” (töre) terimiyle anlatım bulan bu toplumsal kuralların “köni” (doğru) sıfatıyla nitelendirilmesi, törenin toplumun değer yargılarına uygunluğunu vurgulamaktadır. Gelenek ya da yasalara dayalı her sosyal düzeni, töreyi ve onun eşdeğeri olması gereken adaleti yürüten, uygulayan, gözeten ve yeni kurallar koyan bir erkin olması zorunludur. Bunun da eserin yazıldığı çağa uygun olarak adaletle özdeşleşen hükümdar olması doğaldır.[5] Hem töre hem de törenin uygulayıcısı olan hükümdar kavramının tek şahısta, Küntogdı ile temsil edilmesi, bu iki kavramın birbirinden ayrılmaz olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Hükümdarın Güneşe Benzerliği ve Yönetim Anlayışı

Hükümdar Küntogdı’ın, “köni töri” olarak, toplumla ilişkisi, güneşle yer yüzü ilişkisine benzetilmiştir. Bu benzerlik ve ilişki, Küntogdı’nın ağzından aşağıdaki beyitlerde şöyle açıklanmaktadır:

?lig aydı bilge menih kılkımı
Körüp mehzetü urdı bu atımı (824)
Künüg kör irilmez tolu ok turur
Yaruklukı bir teg talu ok turur
Menih me kılınçım a<ar okşadı
Könilik bile toldı eksümedi
İkinçi togar ol yarur bu ajun
Tüzü halkka tegrür yokalmaz özün
Menih me törüm bu yokalmaz özüm
Kamug halkka bir teg ne kılkım özüm
Üçünçi bu kün togsa yhrke isig
Çiçek yazlur anda tümen mih tüsig
Kayu >lke tegse menih bu törüm
Ol >l barça >tlür taş erse korum
Togar kün arıg ya arıgsız t>mez
Kamugka yarukluk b>rür eksümez
Meni< me kılınçım bu ol belgülüg
Tüzüke tegir barça mindin ülüg (824,832)

(Hükümdar, “Bilge kişi bu karakterime bakarak, benzetme yapıp bu adı bana verdi.” dedi. Dikkat edersen güneş ufalmaz hep aynıdır; ışığı hep aynı ve tamdır. Benim de karakterim buna benzedi; doğrulukla doldu ve hiç eksilmedi. İkincisi, güneş doğar ve bu dünya onunla aydınlanır, aydınlığını bütün halka ulaştırır, kendinden bir şey eksilmez. Benim de yasam bu, kendim yok olmam; karakterim ve özüm bütün halk için aynıdır. Üçüncüsü, bu güneş doğunca yere ıssı verir; on binlerce renkten çiçekler açar. Benim yasam hangi memlekete ulaşırsa o memleket taşlık ve çoraksa da hep düzenlenir. Güneş doğunca kirli ve temiz ayırımı yapmaksızın, herkese ışığını eksiltmeksizin (eşit olarak) verir. Benim de davranışım açıkça budur, benden herkese kısmet ulaşır.)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ