KUŞAN DEVLETİ

KUŞAN DEVLETİ

Kuşan Devleti, varolduğu dönemde, dünyanın en büyük dört devletinden birisi olmuştur. Hatta, en az otuz-elli yıl kadar da dünya güç dengelerini elinde tutmuştur. Roma’da Hadrian zamanında veya ondan hemen sonra ve Çin’de de ilk Han Hanedanı’nın yıkılışı sırasında; Ara yazıtlarında[1] adı geçen bir Kanişka yani Kuşan krallarından birinin, kendisini Mahajara, Rajatiraja, Devaputra ve Kayser (Sezar) olarak adlandırmış olması önemlidir. O, kendisini Hindistan’da, İran’da, Çin’de ve Roma’da kullanılan tüm büyük hanedan ünvanlarını kullanabilecek kadar güçlü görmüştür. Bu, Heraus (Herat) Tyrannoyntousu[2] ve Xopancy Zaooy (Kuşan Yabgusu) gibi Kujula (Kadphises) tarafından kullanılan ünvanlardan sonra kesinlikle büyük bir aşamadır.[3]

Temellerini ilk olarak Amu Derya’nın kuzeyinde kuran Büyük Yüeçi yani Toharlar, M.Ö. 100’lü yıllarda[4] nehri geçtiler ve Amu Derya’nın güneyinde bulunan Baktria’yı ele geçirdiler. Yüeçiler daha sonra ülkelerini beş ayrı yabguluğa veya beyliğe böldüler.[5] Bu yabguluklardan biri de Yüeçi- Toharların en güçlüsü olarak ortaya çıkan ve liderlik rollerini Heraus’un yönetiminde ıspatlayan, Kuşanlar idi. Heraus, kendi adına para bastıracak; kendi büstü, ve muhtemelen Yunanca Tupavvos kelimesinin yanlış bir formu olan, esasında iktidarı gücüyle ele geçitmiş bir lord veya sahip anlamına gelen[6] Tyrannoyntos ünvanı (ve bu ünvanın çeşitli şekilleriyle) ile kendini “Koshanos”[7] olarak ilan edecek kadar kararlı bir hükümdardı. Fakat, Kuşan Yabgusu Kujula Kadphises’in diğer yabguları hakimiyeti altına almasıyla M.S. 1. yy.’da Kuşan Devleti’nin temellerini atması, Baktria’nın ele geçirilmesinden bir yüzyıl sonra olacaktır.

ku-anlar[1]

Kuşan Devleti’nin egemenliği her biri bir yüzyıl olan üç safhada incelenebilir. İlk safha, en azından M.S. I.yy.’nin tamamını ve muhtemelen 2. yy.’nin ilk on veya yirmi yılını kapsamaktadır. Bu zaman dilimi Kujula Kadphises, Vima Kadphises ve tarihine bağlı olarak Kanişka’nın dönemlerini kapsar. İlk safhada, Kuşan Devleti büyük Baktria’lı nüvesinden başlayarak kademeli bir şekilde Sogdiana’dan Keşmir ve Pencap’a kadar olan tüm toprakları içine alacak şekilde genişledi. İkinci safha, M.S. 2.yy’nin ilk çeyreğinden başlayıp 3. yy.’nin ortalarında son bulmaktadır. Bu zaman diliminde, Kanişka (I) ve onun varisleri olan Vasişka, Huvişka (I ve II) ve Vasudeva (I) hüküm sürmüştür. İkinci safhada ise, Kuşan Devleti batıda Soğd ülkesinden doğuda Bihar’a kadar, ve Pamir Dağları üzerinden kuzeyde muhtemelen Doğu Orta Asya’nın içerilerine, Güney Asya’da ise Vindhyas’a kadar genişlemiştir. Üçüncü safha ise M.S. 3. yy.’nin ortalarından önce başlayıp 4. yy.’nin ortalarına kadar sürmektedir. Bu safha, Vasudeva’nın varislerinin, Baktria’lı Kuşanşahlar’ın, Sasanilerin yönetiminde Peşaver’in, ve ayrıca kuzeybatı Güney Asya’nın çeşitli dağlarında yer alan Samudragupta Allahabad yazıtlarında[8] adı geçen Daivaputra Şah-ı Şehinşah’ın dönemlerini kapsamaktadır. Bu zaman periyodunda ise, Kuşan Devleti zayıfladı ve parçalanarak kendi orjinal Baktrian nüvesine döndü ve son olarak tamamen yok oldu.

Baktria Devleti tarih sahnesinden silindiğinde, “Baktria’nın bin şehri” çoktan atasözü haline gelmişti. Zhang Qian’ın M.Ö. 128 tarihli raporu, Sssu-ma Ch’ien’nle (Shiji’de) uyum halinde, Daxia’da heryerde “surlarla çevrili şehirlerin ve yerleşim birimlerinin” olduğunu bildirir.[9] Son zamanlardaki arkeolojik çalışmalar da, bu bilgiyi yalanlar nitelikte değildir. Kuşanların şehir, köy veya askeri koloni gibi surlarla çevrili yerleşimlere doğru taşınmaları sırasında, bunların Baktria’da da çok sayıda bulunduğuna bizi inandıracak bir çok kanıt bulunmaktadır. Elbette ki, bütün bu surlarla çevrili yerleşimler, şehir, kasaba ya da ticaret için inşa edilmiş spesifik yerler olarak düşünülmemelidir. Bu yerleşimlerin büyük bir kısmı, köylüleri göçebe yağmalarından ve diğer şiddet içeren hareketlerden korumak için surlarla çevrilmiş, köylerden oluşmaktaydı.

Çin yıllıklarına göre, Yüeçi-Tokharlar geldiklerinde Baktria’nın başkenti Lan Shih (veya Ch’ien Shih) idi. Bu klasik batı kaynaklarında adı geçen Bactra veya daha sonraki kaynaklarda zikredilen Belh olabilir, ama bunların birini veya diğerini ıspatlamak mümkün değildir. Fakat, Yüeçi-Tokharlar’ın Amu Derya’yı geçmesinin hemen ardından, ortaya beş yabgu için beş başkent veya beş askeri merkez çıktı. Her ne kadar bazı önermeler yapılsa da, bu şehirlerin Çince adları onları tanımlayabilmek için yeterli değildir. Yine de Kuşan Yabgu’nun ana yönetim merkezinin muhtemelen Baktria’nın doğusunda olduğu söylenebilir.[10]

Baktria’daki Kuşan Devleti’nin nufusu kozmopolit ve etnik olarak çok çeşitli idi. Burada erken İran, Grek, bazı İskit ve Part kökenliler ve Hintli unsurlarla birlikte Baktria’nın yerlileri bulunmaktaydı. Zhang Qian, M.Ö. 128’de yani Yüeçi/Kuşanlar buraya gelmeden önce yaptığı ziyaret sırasında, Daxia’da (Baktria) bir milyondan fazla insanın yaşadığını belirtmektedir.[11] Sonuç olarak, Kuşan Devleti’nin oluşumuyla, Baktria’ya yeni bir etnokültürel bileşen daha katılmış oldu. Bu yeni devletin sakinlerinin daha önceden de tarım, hayvancılık ve karma ekonomik gelenekleri haiz farklı yaşam biçimlerine sahip olmaları hasebiyle, yeni gelenler toplumsal kabülde fazla zorluk çekmediler.

Yüeçi/Kuşan Devleti’nin Baktria’ya doğru genişlemesi bir fetih sonucundadır. Erken Hanların Yıllıkları[12]’na göre, M.S. 1. yy.’nin başlarında, abartılı bir rakam olsa bile, Yüeçiler’in 400,000 civarında olması önemlidir. Fakat, eğer onların bu sayıya ulaşmalarının yüz yıl aldığını ve bıraktıkları çevreye oranla nüfus artışına karşı daha uygun bir bölgede olduklarını hatırlarsak; bu rakamın doğru olmayabileceğini de anlamış oluruz. Kuşanlar ise bu 400,000’lik rakamın sadece bir parçasını oluşturuyorlardı. Ama şu kabul edilmelidir ki, tamamen pratik nedenlerden dolayı tüm Yüeçi yabguları Kuşanların yönetiminde birleşmişler ve bir “yönetici grubu” oluşturmuşlarıdır. Eski Hanlar’ın Çinli tarihçisinin onları Büyük Yüeçi olarak adlandırmayı tercih ettiğini unutmamalıyız. Sonuç olarak, M.S. 1.yy.’da Baktria veya Baktriana’da Kuşan Devleti kurulduğunda, yöneten ve yönetilen arasındaki oranın yaklaşık olarak üçte veya dörtte bir olduğunu söylemek adil bir tahmin olacaktır. Fakat, Kuşanlar’dan önce Baktria’nın karakteri kaçınılmaz olarak ayrımcıydı. Diğer yandan, Yüeçi/Kuşanlar ise içerilerinde ayrımcı değil konik yapılı bir topluma sahip idi. Daha önceden de belirttiğimiz gibi onlar bir çeşit beylikler olan yabguluklar halinde organize olmuşlardı. Onlarınki sınıf ayrımına dayanmayan ama seviyelendirilmiş bir toplumdu. Sahlins’in konik yapılı kabile tanımı,[13] Kuşan Devleti’ndeki toplum için tam olarak uygulanabilmektedir. Onların yapısından anlayabiliriz ki, “çıkar çatışmasından çok çıkarların seviyesi; zenginliğin ve gücün kontrolünde, diğerlerinin işgücünü talep etmekte, ilahi güce ulaşmada ve hayatın maddi alanlarında ise bilinen önceliklerin seviyesi”, önemlidir. Yani tüm insanlar akraba ve toplumun bir üyesi olsa da, hala bazıları diğerlerinden daha çok üyelik hakkına sahiptir. Çünkü, bazılarının ataları daha üstündür.[14] Bu, Kuşanların para üzerinde ve anıtlarda kullandıkları ünvanlarda da oldukça açık bir biçimde görülebilir; Kuşanlar için kral “tanrının oğlu” idi. Ötekiler ise daha aşağılardı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ