KUMAN / KIPÇAKLAR

KUMAN / KIPÇAKLAR

Orta Asya bozkırları ile bunun tabii bir devamı olan cenubi şarki Avrupa bozkırları tarihin kaydettiği en eski devirden beri, Türklerin yaşadığı bir saha olmuştur. Burası muhtelif Türk kavimlerinin göç ve kaynaşmalarına sahne olduğu gibi, burada birçok Türk devleti de kurulmuş ve Türk kültür merkezleri meydana gelmiştir. Hun Devleti’nin ağırlık merkezinin garba doğru kayması ile, IV. asrın ortalarında Hunların bir kısmı, Alanların yurdunu işgal ederek, Hazar denizine geldiler ve imparatorluğun merkezi buraya nakledildi. Attila’nın (434-453) kurduğu imparatorluk bozkırların bulunduğu sahayı çok aşmıştır. VI. asrın ortalarında bunları takip eden Avarlar da Orta Asya’ya kadar ilerleyerek Hunların yerini almışlardır. VIII. asırda Avarların yerini Kuran Han’ın idaresinde birleşmiş olan Oğuz kavimlerinin Bulgar birliği almıştır. Bir müddet köktürk Devleti’ne dahil bulunan bu sahanın daha çok ticaret yollarının birleştiği Don-İdil-Kafkas müsellesinde Hazarlar hakim olmuşlardır.[1]

Cenub-i Şarki Avrupa bozkırı bundan sonra da bir çok Türk kavmini kendine çekmiştir. Bunlar burada bir devlet kurmamışlar ve daha çok kavmi esaslara göre birleşmiş olan birlikler halinde kalmışlardır. Hakim kavmin adı ile adlandırılan bu birlikler daha evvelkileri kendi içlerine, aldıkları gibi, daha sonrakiler için de tabii bir birlik unsuru olmuşlardır. Bunlardan biri evvelce köktürk Devleti’ne dahil bulunan Peçenekler olup, Yayık nehri havzasında oturuyorlar ve Hazarlara hücumlarda bulunuyorlardı. Hazarlar, daha şarkta bulunan Oğuzlar (Uzlar) ile anlaşarak, 889’da beraberce Peçenekleri hezimete uğratmışlardır. Bunu müteakip, Peçeneklerin büyük bir kısmı garba doğru göç etmiş ve Macarları Levedya’dan çıkarmışlardır. Bir kısmı da Oğuzlara dehalet etmiş olmalıdır. XI. asırda, Mahmud Kaşgari’ye göre, Oğuz kabileleri içinde Peçenekler de bulunuyordu. Bir kaç sene sonra, Peçenekler, Bulgarların müttefiki sıfatı ile, Macarları Stelköz’den çıkarmışlardır. 968’de Kiyev’i muhasara etmişler ve 972’de Svyatoslav’ı Dnyeper şelaleleri civarında öldürmüşlerdir. XI. asırda şarktan gelen Oğuzlar ile beraber şimalden Rus baskısı altındakilerin bir kısmının Bizans arazisine göç ettiği, bazı bölüklerin de Ruslar ile işbirliği yaptığı ve Ruslar ile birlikte Hıristiyanlığı kabul ettiği anlaşılıyor.[2]

Garba doğru hareket eden kavimlerden biri Oğuzların bir kısmı olan Uzlar olup, Volga nehrinin şarkında oturuyorlardı. Uzlar XI. asırda Don-Dnyeper arasındaki Peçenekleri yerlerinden çıkararak 1065’te Balkanlar’a l068’de de Macaristan’a karşı büyük bir taarruzda bulunmuşlardı. Kiyev Beyliği’nin cenubunda yerleşenlerin bir kısmının Ruslar ile işbirliği yaptığını ve bilahare Ruslaştığını biliyoruz.[3]

Oğuzları takip ederek buralara gelenler de Kuman/Kıpçaklardır.

Kumanların adı şark kaynaklarında en çok Kıfçak olarak geçer. Bundan başka İmek, Yemek ve Kimek adları da sık sık görülür. Göktürk Kitabelerinde bu adlardan hiçbirine rastlanmıyor; bu kitabelerde İrtiş nehrinin adı geçiyorsa da, orada hangi kavmin yaşadığı zikredilmemiştir. Halbuki Arap coğrafya eserlerinde İrtiş boyunda Kimek (Kemek) adlı bir kavmin yaşadığı ve bu kavmin Oğuzların kuzeyinde gayet geniş ve batıda İdil veya Kama nehrine kadar yayılmış olduğu kaydedilmiştir. Kimek kavminin birçok uruğa bölündüğü (İmi, İmek “Yimek”, Tatar, Bayandur Kıfçak, Nilhaz, Eclad)[4] ve bunlar arasında en mühimlerini “Emek” ve Kıfçakların teşkil ettikleri anlaşılıyor. Mahmut Kaşgari’de Kimek adı geçmektedir. Onun yerine “Emek” (Yemek) adı nakledilmiş ve bu ad altında Kıpçakların bir uruğunun kastedildiği yazılmıştır. Sonraları Kıpçak kavmi ile birlikte “Kanglı” kavminin de adı geçmektedir. Kıpçakların XI. yy. ortalarında Harezm ile komşu oldukları, yani İslam ülkeleri ile temasa geçtikleri bilinmektedir.[5] Fakat esas kitlenin İrtiş nehrinin batısına doğru kaydığı anlaşılıyor; XI. yy.’da Kıfçak-Yemeklerin doğu-güney sınırı Talas nehrine dayanıyordu. Bu kavim, Türk kavimleri arasında işgal ettikleri sahanın genişliği itibariyle en büyüğü idi.[6]

Kıpçakların adı Batı kavimlerinde ve Ermenilerde başka türlüdür. Rus vekayinamelerinde onlara “Polovts” denmiştir; Bizanslılar ise Kuman demişlerdir. Macarlar Kun, Kuman ve Paloç; Almanlar Falon ve Falb; Ermeniler de “Chardeş” demişlerdir. Latin kaynaklarında da “Cumanus” olarak geçerler.[7]

Bir kavme bu türlü değişik ad verilmesi şöyle izah ediliyor: Rusça, Almanca ve Ermenice bu kavime verilen adın manası “açık sarı” ve “saman renginde olan sarı saç”ı ifade etmektedir. Yani bu üç dilde de Kıpçaklara takılan isim bir kavim adı değil de, bu kavmin sarışın (daha doğrusu sarı- kırmızı saçlı) olduklarını ifade etmektedir. Rusçadaki “Polovts” adı “beyazımsı sarı, sarımtırak” anlamına gelen “Polovıy”den gelmektedir. Almancadaki “Falb” ise “beyazımsı sarı” demektir; Ermenicedeki “Chardeş”in de aynı manada olduğu anlaşılıyor. Bu suretle, Kıpçaklarla temas eden üç kavim, Ruslar, Almanlar ve Ermeniler, Kıpçakları sadece “sarışınlar” diye tesmiye etmişlerdir.[8] Nemeth’e göre Kun ve Kuman sarımtırak manasına gelen “ku” ve “kuba” sözünden neşet etmektedir. “Kuman” sözü, “Türk”ten “Türkmen” gibi “Kun” ve “man” unsurlarından neşet etmiş olabilir.[9]

Menşei pek aydınlatılamamış “Kuman” kavminin terkibi hakkında, sarımtırak sözünü Moğol unsurlarının karıştığı şeklinde izah eden ve Kumanların menşeleri hakkında ilk sistemli araştırma yapan Marquart’ın[10] bu görüşü ve Kumanları, Uzak Doğu’da Amur nehri dolaylarında yaşadığını ileri sürdüğü “Murga” adlı bir Moğol kavminin “Kun” kabilesine bağlama iddiası, onun kaynaktaki bazı kelimeleri yanlış okuması dolayısıyla kabul edilmemiştir.[11]

Kun-Kuman-Sarı-Kıpçak meselesine dair son araştırmalara göre durum şöyle görünmektedir; (Kumanların batıya göçünden önce) Orta Asya’da İdil-Seyhun-İrtiş arasında Oğuzlar; Tobal, İşim çevresinde Kıpçaklar; buradan Altaylar’a doğru Kimekler; Işık Göl etrafında Karluklar bulunuyor, daha doğuda Nan-Şan bölgesinde Sarı-Uygurlar yer alıyordu. Huang-ho dirseği dolaylarında nesturi (Hıristiyan) örgütler vardı. İşte bu sıralarda Kunlar da bu civarda bir yerde yaşamakta idiler. Kunlar beraberlerinde Sarı-Uygurlardan bir kitleyi de sürükleyerek, Cungarya kapısından Türkmen (Karluk) bölgesine, oradan da kuzeyde Kıpçaklar sahasına geldiler. Eğer 300 bin çadır halkının Çin’den çıkarak Kara-Hanlı ülkesine saldırmak istediklerine, fakat Balasagun’a 8 günlük mesafede Kara-Hanlı Togan Han tarafından geri atıldıklarına dair İbn’ül-Esir’deki haberi bu hadise ile ilgilendirmek mümkün ise,[12] büyük Kun-Sarı göçünü Kıpçak topraklarına çeviren sebebin Kara-Hanlı mukavemeti ve karşı taarruzu olduğunu kabul etmek gerekir.[13]

Aslında Batı Göktürk topluluklarından olan Kıpçak kütlesi eski Çiklerin X. asırdaki devamı olduğu anlaşılan, İrtiş boylarındaki Kimeklerden İşim-Tobol vadilerinde oturan bir kol idi. Kaşgarlı, Yimekleri, (İmek) Kıpçaklardan saydığını fakat Kıpçakların kendilerini ayrı bir boy saydıklarını kaydetmektedir. Marquart’a göre, o sırada (XI. asrın son yarısı) ikili federasyon (Kimek = iki Yimek, 2 İmek) halinde yaşayan Kimeklerde idareciliğin Kıpçak kolunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu iktidar değişikliği her halde asrın başlarında vukua gelmiş ve Kıpçaklar Balkaş’tan İrtiş’e kadar hakim bulundukları sırada güneyden Kun (Kuman) Sarıların gelmesi ile daha da kuvvet kazanarak, bu sefer hep birlikte, Volga üzerinden batıya yönelmişlerdir.[14]

Kıpçak/Kumanların İrtiş-Talas sahasından batıya doğru harekete geçmeleri, 916 yıllarında Çin’in kuzeyinde teşekkül eden Kıtay Devleti’nin faaliyeti ile bağlı olsa gerektir.[15] Kıtaylar kuvvet kazandıkça, bazı Türk zümrelerini batıya doğru itmişler ve bu itişin neticesi Kıpçaklara da dokunmuş, bazı Kıpçak boylarının yer değiştirmesine sebep olmuştur. X. yy. ortalarında İrtiş boylarında Kimek adlı büyük bir Türk kavmi bulunuyordu; bunun bir kısmı “Emek” (Yemek) adını taşıyordu. Başka bir kısmının da “Kıpçak” (Kıfçak) adını taşıdığı ve bu adın bir müddet sonra camiaya teşmil edildiği anlaşılıyor. Mahmud Kaşgari Divan-ü Lügat-it Türk’ünü yazdığı sıralarda (1070’lerde) Kıpçakların göç sahası batıda itil boyunu çoktan geçmişti. Bunların doğu kısmı ise “Yemek” adıyla Talas kıyılarında bulunuyordu.[16]

Esas Kıpçak/Kuman kitlesinin Yayık nehrinin batısında İdil istikametinde ilerleyişi en geç XI. yy. başlarında olsa gerektir. Bu hareketin çok geniş bir cephe üzerinde yapıldığı muhakkaktır. Kıpçakların bir kısmı İrtiş boyundan Uralları aşarak Kama-İdil sahasına sokulmuşlar ve böylece İdil Bulgarları ile karışmaya başlamışlardı. Orta İdil boyunun Kıpçaklaşması bu suretle başlamış olmalıdır. Kıpçakların diğer zümreleri aşağı İdil boyuna girmişler ve Hazarların bir etnik unsur olarak ortadan kalkmasında başlıca amil olmuşlardır. Kıpçaklar, Peçenek ve Uzlardan boşalan yerleri işgalle kuzey Kafkaslar’a, Kuban boyuna ve aşağı Don boyuna ve oradan da Dnyeper (Özi) istikametine gitmişlerdir.[17]

Rasovsky’ye göre Kıpçaklar beş bölükten ibaretti;

1-Orta Asya bölüğü, 2- Volga-Yayık bölüğü, 3- Donyeç-Don bölüğü, 4- Aşağı Dnyeper bölüğü, 5- Tuna bölüğü.[18]

Kıpçakların İdil boyuna gelmeleri 1030 tarihlerinde olsa gerektir. İran şairlerinden Nasır Hüsrev’in yazılarında görüldüğü veçhile, Kıpçaklar XI. yy. başlarında Yayık nehri boyunda idiler. Rus vekayinamelerinde “Polovts” adı ile Kuman/Kıpçaklar ise ilk defa 1055 tarihinde zikredilmişlerdir. Demek ki, Kumanların İdil boyundan Dnyeper (Özü) boyuna gitmeleri 20-25 yıl içinde vuku bulmuştur. Kumanların Rus yurduna Uzları takiben geldikleri de muhakkaktır.[19]

1055 senesi kışında Rusların Pereyaslavl Knezi Vsevolod Voina’daki Torklar (Uzlar) üzerine yürümüş ve onları yenmişti. Aynı senede (her halde yazın) Boluş adlı Kıpçak beyinin kumandasındaki “Polovtsı”lar (Kıpçaklar) Rus yurduna gelmişler ve Vsevolod da onlarla barış akdettikten sonra, onlar geldikleri yere gitmişlerdi. Bu suretle Ruslarla Kıpçaklar arasındaki ilk karşılaşma bir anlaşma ile sonuçlanmıştı. Mamafih birkaç yıl sonra Kıpçakların ikide bir Rus knezliklerine saldırdıklarını ve Rusların “Steple mücadelelerinin” çok çetin bir safhaya girdiğini göreceğiz.[20]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ