KLASİK DÖNEM OSMANLI TAŞRA TEŞKİLÂTI: BEYLERBEYLİKLER / EYALETLER, KAPTANLIKLAR, VOYVODALIKLAR, MELİKLİKLER (1362-1799)

KLASİK DÖNEM OSMANLI TAŞRA TEŞKİLÂTI: BEYLERBEYLİKLER / EYALETLER, KAPTANLIKLAR, VOYVODALIKLAR, MELİKLİKLER  (1362-1799)

Kuruluştan itibaren gerek Anadolu’daki fetihler ve beyliklerin ilhakı ve gerekse 1354’ten sonra Gelibolu’ya çıkıştan itibaren başlayan Rumeli harekâtı sonucunda, Osmanlı Devleti iki kıtada toprakları olan ve geniş bir coğrafyaya yayılmış bir devlet haline gelmişti. I. Murad ve bunu takip eden dönemlerde ve özellikle I. Bayezid zamanında merkezî devlet yapısını iyice yerleştirmiş olan Osmanlı Devleti’nin ele geçirdikleri bölgeleri de, merkezî devletin denetim ve gözetiminden uzak tutmayacak bir idarî yapıya kavuşturması gerekmiştir. Bu bağlamda, beylerbeyilik sistemini getirerek 1362’den sonra Rumeli Beylerbeyiliği’ni kurmuş ve Rumeli tarafındaki yerler sancak statüsüne alınarak bu beylerbeyiliğe bağlanmıştır. Lala Şahin Paşa da ilk Rumeli beylerbeyi olmuştur.

Osmanlı merkezî otoritesinin beylerbeyilikler vasıtasıyla yerleştirilmesi uygulaması I. Bayezid zamanında devam etmiştir. 1393 yılında Anadolu Beylerbeyiliği kurulmuş ve Anadolu’daki sancaklar da bu beylerbeyiliğe bağlanmıştır. Anadolu Beylerbeyiliği’ne ilk tayin olunan paşa ise Kara Timurtaş Paşa’dır.

1402 Ankara Savaşı’nın kaybedilmesinden sonra, merkezî devlet yapısı kısa süreli bir kesintiye uğramış ve 1413 yılında merkezi Sivas olan Rum Beylerbeyiliği kurulmuştur.

Rum Beylerbeyiliği’nden sonra uzun süre yeni bir beylerbeyilik kurulmamıştır. II. Mehmed zamanında Karadeniz’in güney ve kuzey sahillerinin büyük bir kısmının ele geçirilmesi, 1473 yılında Akkoyunlu Devleti ile yapılan Otlukbeli Savaşı’nın kazanılması ve Anadolu birliğinin sağlanması konusunda atılan önemli adımlar II. Bayezid zamanında çok ağırlıklı olmamakla birlikte devam etmiştir. II. Bayezid zamanında Karaman Beylerbeyiliği kurulmuştur. 1512 yılında Osmanlı tahtına geçen I. Selim’in 1514 yılında Safevi Devleti ile yaptığı Çaldıran Savaşı’nı kazanmasını takiben Doğu Anadolu’daki birçok önemli merkez Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Daha sonra çıkılan Memlûk Seferi sonunda Halep, Şam ve Mısır’ın ele geçirilmesi yeni beylerbeyiliklerin kurulmasını gerektirmiştir. Bu dönemde 1515 yılında Diyarbekir, 1517-1520 arasında Şam ve Mısır Beylerbeyilikleri kurulmuştur. İhtilaflı olmakla birlikte 1516 yılında Halep Beylerbeyiliği’nin kurulduğu da ifade edilmektedir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın 46 yıl süren uzun saltanat döneminde eyalet sayısı hızla artmış kısa süreli beylerbeyilikleri dikkate almazsak 1595 yılına gelindiğinde beylerbeyilik sayısı 40’a yaklaşmıştır.

Denizler ve önemli nehirler üzerinde işleyen gemilerin (savaş, nakliye vs.) sevk ve idaresi için teşkilatlanan kaptanlıklar ile mîrî rejime dahil olmayan ancak siyasî ve askerî bakımdan Osmanlı Devleti’ne bağlı olan hanlıklar, emirlikler, voyvodalıklar ve meliklikler de idarî taksimat açısından eyaletlerle eşdeğer olarak nitelendirilebilir. Buraların eyalet olarak anılmamasının sebebi, bölgesel isimlerle zikredilmeleri ve işaret ettiğimiz üzere yarı bağımsız veya sıkça kullanılan bir ifade ile imtiyazlı statülerinden dolayıdır.

Bu araştırmada klasik dönem Osmanlı taşra teşkilâtı makro düzeyde ele alınmış ve sancak düzeyine inilmeden beylerbeyilikler/eyaletler, kaptanlıklar, voyvodalıklar ve meliklikler üzerinde durulmuştur.

I. İdarî Taksimat Üniteleri ve Yöneticiler

1. Eyalet ve Beylerbeyilik / Vali ve Beylerbeyi

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimat bakımından en büyük ünitesi beylerbeyilik/eyaletlerdir. Osmanlı ülkesi, beylerbeyilik, eyalet veya vilayet olarak adlandırılan büyük idarî ünitelere ayrılmış bu üniteler ise sancak veya livâlara bölünmüştür. Eyaletlerin en büyük amirine yerine ve durumuna göre beylerbeyi, mîr-i mîran, vali veya emirü’l-ümera deniliyordu.

Osmanlı Devleti’nde beylerbeyi veya beylerbeyilik kurumunun nereden alındığı konusunda farklı görüşler mevcuttur. Jean Deny’ye göre, bu unvan önce Sasaniler zamanında İran’da prensler prensi manasındaki bir Ermeni deyiminden alınarak ihkan-ı ihkanat kelimesi türetilmiştir ki bu beylerbeyi karşıtıdır. Bu kelimeyi Araplar emirü’l-ümerâya dönüştürmüşler ve daha sonra Selçuklulara, Anadolu Selçuklularına, Memlûk Devleti’ne diğer Türk-Müslüman devletlerine de girmiş, melikü’l-ümera, emir-i ulus, emir-i kebîr şekillerini almıştır. Bu terim Osmanlılarda mîr-i mîrân ve beylerbeyi olmuştur. Bizans araştırıcısı Fransız Rambaud, bu kurumun Bizans’tan Osmanlılara geçtiğini ifade etmektedir. Ancak İstanbul’un fethinden çok önceleri bu kurumun Osmanlı idari sisteminde olduğu (Rumeli ve Anadolu Beylerbeyilikleri) göz önünde bulundurularak, bu görüş Fuat Köprülü tarafından kabul edilmemiştir. Fuat Köprülü de Deny’nin fikrine katılmakta ve beylerbeyilik kurumunun Türk-İslam devletleri yoluyla Osmanlılara geçtiğini ifade etmektedir.

Yukarıda da dikkat çekildiği üzere, beylerbeyilik, Anadolu Selçuklularında da mevcut olup, Osmanlılarda XIV. yüzyıl ortalarında kurulan bir teşkilâttır. XIV. yüzyılın ortalarından itibaren beylerbeyi, taşra kuvvetlerinin kumandanı ve çeşitli sancaklara dağılmış olan beylerin amiri durumundaydı. Anadolu ve Rumeli Beylerbeyiliklerinin yanı sıra Rum ve Karaman Beylerbeyiliklerinin de kurulmasından sonra beylerbeyilik, tamamen bölgesel bir hüviyet kazanmış 1595 yılına gelindiğinde Osmanlı ülkesindeki beylerbeyilik (veya eyalet) sayısı 40’a yükselmiştir.

Beylerbeyilik terimi, ağırlıklı olarak XVII. yüzyılın başlarına kadar kullanılmış daha sonra yerini yavaş yavaş eyalet terimine bırakmıştır. Bu değişim bir anda olmamıştır. XVI. yüzyılda da vilayet ve eyalet tabirleri zaman zaman kullanılmıştır. Beylerbeyilik terimine ise XVII-XVIII. yüzyıllarda bile rastlanılıyordu. Bu terimler o kadar bir arada kullanılmışlardır ki, birinin bir diğerinin yerini belli bir tarihte aldığını söylemek mümkün değildir.

XVII-XVIII. yüzyıllarda genellikle eyalet tabiri kullanılmaktadır. Ancak çok sık olmamakla birlikte beylerbeyilik tabirine de rastlanmaktadır. Meselâ, 1717-1718 tarihli Sancak Tevcih Defterine; Sivas, Maraş, Adana, Erzurum, Çıldır, Kars, Van, Şehr-i Zor, Musul, Basra, Cezayir-i Garb, Tunus ve Trablusgarb beylerbeyilik, bunun dışındakiler eyalet olarak kaydedilmiştir.

Bu defterde, beylerbeyilik olarak zikredilen ünitelere beylerbeyi olarak anılan paşalar, eyalet olarak zikredilen yerlere ise vezîr rütbeli ve vali olarak adlandırılan paşalar tayin edilmiştir. Bu uygulamadan, vezîr rütbeli paşaların eyalet, beylerbeyi rütbeli paşaların ise beylerbeyilik olarak adlandırılan idarî üniteleri tasarruf ettiği sonucu çıkarılabilir. Ancak diğer defterler iyice incelendiğinde, bu konuda bir genelleme yapmanın doğru olamayacağı kanaati hasıl olmuştur. Çünkü 1640-1648 ve 1701-1702 tarihli Sancak Tevcih Defterlerinde sancaklardan müteşekkil bütün idarî üniteler için tasarruf edenin vezîr olup olmadığı dikkate alınmamış ve eyalet tabiri kullanılmıştır. Halbuki 1701-1702 tarihli defter incelendiğinde; Rumeli, Kefe, Girit, Karaman, Maraş, Adana, Çıldır, Kars, Musul, Ahsa, Habeş, Cezayir-i Garb, Tunus ve Trablusgarb eyaletlerini vezîr rütbeli olmayan paşaların yani beylerbeyilerin tasarruf ettikleri görülmüştür.

1735-1736 tarihli Sancak Tevcih Defteri de 1717-1718 tarihli defterdeki uygulamayı teyit etmeyecek şekilde tanzim edilmiştir. Bu defterde de tamamen eyalet tabiri kullanılmış ancak Maraş, Kars, Şehr-i Zor, Cezayir-i Garb ve Tunus eyaletleri vezîr rütbeli olmayan paşalar tarafından yönetilmiştir.

1735-1736 tarihli defterde, vezîr rütbeli paşalar tarafından yönetilsin veya yönetilmesin, tamamen eyalet tabirinin kullanılması artık bu terimin iyice yerleşmeye başladığını göstermektedir. 1795-1799 tarihli Sancak Tevcih Defteri’nde de artık tamamen eyalet tabiri kullanılmaktadır. Bu durum Osmanlı Devleti’nin genel idarî düzeninin seyri ile de ilgilidir. Kanunî Devri’nin sonuna kadar Mısır hariç bütün eyaletler beylerbeyilere yani iki tuğlu paşalara verilirken, daha sonra Budin, Yemen ve Bağdat’a vezîr rütbesiyle valiler tayin edilmiş ve XVI. yüzyılın sonlarına doğru 1584 yılında Diyarbekir ve bunu müteakip vezîrlerin çoğalması sebebiyle diğer eyaletler de yavaş yavaş vezîrlere verilmiştir.

Eyaletler, belli bir sıra ile Sancak Tevcih Defterleri’ne kaydedilmişlerdir. Bu sıra, bazı istisnalar ve eyaletlerin elden çıkma durumu hariç hiçbir zaman değişmemiştir. Önce Rumeli Eyaleti, daha sonra Rumeli’deki diğer eyaletler yazılır, müteakiben Anadolu Eyaleti’nden başlayarak Asya ve Afrika kıtasındaki eyaletler kaydedilirdi. Eyaletlerden sonra voyvodalıklar ve meliklikler yazılırdı. 1700-1740 yılları arasında eyaletlerin defterlere kaydediliş sırası şöyledir:

Rumeli, Bosna, Temeşvar, Özi, Kefe, Girit, Anadolu, Karaman, Sivas, Maraş, Haleb, Şam, Trablusşam, Adana, Kıbrıs, Rakka, Diyarbekir, Erzurum, Çıldır, Kars, Trabzon, Van, Bağdat, Şehr-i Zor, Musul, Basra, Ahsa, Habeş, Derya Kaptanlığı (Cezayir veya Kaptan Paşa Eyaleti), Süveyş Kaptanlığı, Mısır, Cezayir-i Garb, Tunus, Trablusgarb, Tuna Nehr-i Donanması Kaptanlığı (Başbuğluğu), Şattü’l-Arab Kaptanlığı, Anapoli Kaptanlığı, Boğdan Voyvodalığı, Eflak Voyvodalığı, Dadyan Melikliği, Güril Melikliği, Açıkbaş Melikliği, Abaza Melikliği.

Beylerbeyiliklerde, beylerbeyilik divanı denilen bir divan da bulunurdu. Bu divana, beylerbeyi, beylerbeyiliklere bağlı sancakbeyleri, defter kethüdası, defterdar ve alaybeyiler iştirak ederdi. Bunların dışında çavuşlar, kâtipler, tezkereciler de beylerbeyilik divanında görev yaparlardı. Kadının beylerbeyilik divanına iştirak edip etmediği konusu ise şüphelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al