KIRGIZİSTAN’IN DİPLOMATİK İLİŞKİLERİ

KIRGIZİSTAN’IN DİPLOMATİK İLİŞKİLERİ

Yüzyıllarca sürmüş ilginç bir tarihi geçmişe sahip olan Kırgızlar, Orta Asya’nın eski halklarından biridirler. Oluşumlarının erken devrelerinde bile, komşu devletlerle diplomatik ilişkiler kurmaya çalışmışlardır. Eski Türklerin diplomatik ilişkilerine, ilk defa, seyyah olan Budist hacı Syuan Tszanya’nın (602-644) eserlerinde yer verilmiştir. Söz konusu seyyah tanık olduğu bu ilişkilerden, “Suy-e-Şuy – tüm komşu ülkelerden gelen tacirlerin toplanma yeri” olarak bahsediyordu. O, ayrıca Türklerin komşuları ile olan diplomatik ilişkilerinin iyi düzeyde olduğunu yazıyordu. Syuan Tszanya oralardan geçtiği zaman hep, birkaç elçinin Türk Hanı’nı ziyaret ettiğini görürdü; Tan İmparatorluğu’ndan Çin büyükelçisi ile Gaoçan’dan (Doğu Türkistan) gelen elçiler, Türk Hanı’na mektuplar getirdiler ve itimatnamelerini sundular. Bunun üzerine ziyafet meclisi düzenlendi. Bu arada, hanın yanında tercümanlar da görev yapıyorlardı.[1]

Yenisey Kırgızlarının Çin devleti ile ilk diplomatik ilişkileri konusunda, ilginç bilgilere, akademisyen B. B. Bartold’un emsalsiz eserlerinde de rastlamak mümkün: “Kırgız diye adlanan devletin başında, 5-6. yüzyıllarda, “ajo” unvanını taşıyan bir yönetici bulunuyordu.” Devlet memurları 6 sınıfa ayrılıyorlardı. Ordunun başında, bakan konumundaki 20 üst düzey memur bulunuyordu. 15 hükümet memuru ise mahkeme, maliye, vergilerin toplanması işleri ile diğer devletlerle olan ilişkileri yönetiyorlardı.[2] Bartold daha sonra 648 yılında, kudretinin zirvesine ulaşan Çin’de, Kırgızların ilk elçiliklerini açtıklarını yazıyor. Kırgız elçileri, imparatorun bizzat kendisi tarafından kabul ediliyorlardı. Şibotsyuy Elteber başkanlığındaki Kırgız elçiliği, Çinlilerden yüksek rütbeler aldı. Kırgız devleti, Orta Asya’nın tamamı gibi biçimsel olarak Çin İmparatorluğu’na katıldı. Kırgız yöneticileri, imparatorluğun himayesinden yararlanarak göçebeler arasında daha güçlü konuma geldiler. Devlet askeri güçlerinin tekemmülü başladı.[3]

Göçebe boylar, ilerleyen yıllarda birleşmeye başlayarak Orta Asya’nın hemen hemen bütün topraklarını sınırları içine alan Büyük Kırgız Hanlığı’nı kurdular. Ancak ne yazık ki, tarihi kaynaklarda, Kırgız diplomatik ilişkilerinin sonraki gelişimi konusunda, bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber, “Manas” destanı gibi tükenmez bir hazinede, “Manas’ta elçilerin kabul edilmesi”[4] olayından bahsedilmektedir.

Tüm bu delillere dayanılarak, 10-12. yüzyıllarda, Kırgızların, diğer devletlerle diplomatik düzeyde sıkı ilişkilerinin bulunduğunu tespit etmek mümkün.

Rusya’daki ilk Kırgız elçiliği tarihinin ayrı ayrı sayfalarına, akademisyen B. M. Ploski ile doçent D. B. Saparaliyev’in eserlerinde rastlanıyor. Bu yazarlar, Rusya ile diplomatik ilişkilerin kurulması konusundaki ilk adımın, Kırgız devleti tarafından atıldığını ileri sürerler. Kırgız halkının, Petersburg’daki ilk resmi elçileri, Abdrahman (Karıganbay) Alkuçakov ve sade halk menşeli Şergazi oldular. Rusya’daki ilk Kırgız elçiliği ise, Kuzey Kırgız boylarından ünlü Tınay Bay’ın oğlu Atake-Batır tarafından kuruldu.

1785 yılında Abdrahman Alkuçakov başkanlığındaki ilk Kırgız elçileri, Rus Sarayı’nda, yabancı bağımsız bir devletin temsilcisi olarak, yüksek düzeyde kabul edildiler.[5]

Sonuç olarak, ilk Kırgız-Rus diplomatik ilişkileri başarıyla gerçekleştirildi. Atake Batır yönetimindeki Kırgızlara, Rus İmparatorluğu’nun himaye garantisi verildi. Böylece, Kırgızlar ile Ruslar arasındaki ilk diplomatik ilişki, kurulmuş oldu.

1990 yılında bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya Cumhuriyetleri (eski Sovyet Cumhuriyetleri), egemenliklerini üstlenmekle beraber siyasi, ekonomik ve hukuki sorunlarla karşı karşıya geldiler. Genç Kırgız Cumhuriyeti, 1990 yılından başlayarak, uluslararası alanda ilk serbest diplomatik adımlarını atmaya başladı.

Ancak bağımsızlığın ilk yıllarında, dış politikanın oluşturulmasında, özellikle ilkelerinin ve öncelikli yönlerinin saptanmasında, ayrıca profesyonel diplomatların hazırlanmasında bazı zorluklarla karşılaşıldı.

Çağdaş bir dış politika oluşturulması ve yürütülmesi gibi ciddi sorunların çözülmesi, Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in karşısında önemli bir görev haline geldi. Şöyle ki, Kırgızistan gibi egemen bir devletin, dış ülkelerde, hak ettiği gibi yüksek düzeyde temsil edilmesi gerekirdi. Özellikle, siyasi, ekonomik alanlarda oluşturulan, ayrıca kültürel, tarihi bağlarla ortaya çıkan karşılıklı ilişkilerin göz önünde bulundurulması, diğer ülkelerde yaşayan veya geçici olarak oralarda bulunan Kırgız vatandaşlarının menfaatlerinin korunması lazımdı. Bağımsız Kırgızistan’ın diplomasi tarihi, Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in yürüttüğü dış politika ile yakından ilgilidir. Bu nedenle makalemizde, cumhurbaşkanının, uluslararası alanda gerçekleştirilen kusursuz diplomatik faaliyetlerdeki önemli rolünden bahsetmeye çalışacağız. Ülkenin ilk cumhurbaşkanı olan Askar Akayev’in aktif diplomatik çabaları sonucu, Kırgızistan Cumhuriyeti’ni, bağımsızlığının ilk aylarında Türkiye Cumhuriyeti (24 Aralık 1991), Avustralya (26 Aralık 1991) ve Amerika Birleşik Devletleri (27 Aralık 1991) gibi üç büyük devlet tanıdı.[6]

Genç cumhuriyetimiz, diplomatik alanda ortaya çıkan çeşitli sorunlara rağmen, uluslararası topluluğa girmeyi başardı. Geçen on yıl boyunca, Kırgızistan Cumhuriyeti’ni 160 devlet tanıdı. Bunlardan 120 devletle diplomatik ilişkiler kurulurken, 61 ülkenin diplomatik temsilcilerine de, ülkemiz tarafından itimatname verildi.[7]

Kırgızistan bugün, yabancı ülkelerle olan ilişkilerini, 22 diplomatik temsilciliği aracılığı ile sürdürüyor. Bunlardan üçü İstanbul, Frankfurt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde baş konsolosluklar, üçü ise New York, Cenevre ve Viyana’daki uluslararası teşkilatlarda bulunan daimi temsilciliklerimizden oluşuyor.[8]

Kırgızistan’ın ilk cumhurbaşkanı A. Akayev, diplomasi alanında önemli bir kadro politikası yürüttü. Akayev, en üst düzey diplomatik makamlar için, egemen Kırgızistan Cumhuriyeti’nin yetenekli, kendi meslek alanında ün yapmış, ileri görüşlü ve etkin çalışmalar yapabilecek hazır elemanlarını öne çıkardı. Örneğin, Kırgızistan’ın Lüksemburg’daki ilk büyükelçilerinden biri, dünyaca ünlü Kırgız yazar, politikacı, eski Sovyetler Birliği’nin Lüksemburg büyükelçisi Çıgız Terekuloviç Aytmatov oldu. Kırgızistan’ın İngiltere Büyükelçiliği’nin başına felsefe doktoru, eski Dışişleri Bakanı, diplomat, politikacı Roza İsakovna Otunbayeva atandı. Kırgızistan’ın Ankara (Türkiye) Büyükelçiliği’ne ise, ünlü film yönetmeni, gazeteci Telemş Okeyev getirildi. Kırgızistan’ın Rusya Büyükelçisi de A. Nanayev’dir.

Almanya’ya Kırgızistan eski Başbakanı, ünlü bir politikacı olan Apas Jumagulov gönderildi.[9]

ABD ve Çin’de ise profesyonel diplomatlar olan D. J. Atabekov ve M. S. İmanaliyev göreve başladılar.

Geniş çaplı ön hazırlık ve örgütleme çalışmaları sonucu, cumhurbaşkanlığı bünyesinde, iyi ayarlanmış ilişkileri, iletişim servisi, doğrudan bağlantıları ve bilimsel analiz merkezi olan güvenilir, güçlü bir dış politika karargahı kuruldu.

Dış politikada izlenen bu tür bir strateji, Kırgızistan’a, diplomatik ilişkilerini, uluslararası toplulukta geniş kabul gören hukukun genel ilkeleri doğrultusunda yürütmesi için büyük olanaklar sağlıyor.

Bütün bu başarılar, Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in kişisel diplomatik nitelikleri sayesinde elde  edildi.

Cumhurbaşkanının uluslararası topluluk içinde sergilediği tavırları ve dünya liderleri ile kurduğu iletişim tarzı, onun büyük yeteneklere sahip olduğunu gösteriyor. Cumhurbaşkanı Akayev’in karakterindeki bu çizgiler, acaba nereden geliyor? Askar Akayev eski Kırgız örf ve adetlerine bağlı olarak yaşanan bir köyde yetişti. Büyüklere saygı göstermeyi, küçükleri sevmeyi, başarılara sevinmeyi, başkalarının ve yakınlarının emeğine saygı duymayı öğreten bilge aksakalların denetimi altında büyüyen Askar Akayev, bu tür üstün insani değerlerle donatılarak hoşgörülü bir karaktere sahip oldu.

Askar Akayev’in, güçlü kişiliğinin de burada kaydedilmesi gerekir: O, her zaman iletişime açıktır, insanlara sempatisi vardır, pozitif enerji yüklüdür.

Tüm bu yıllar içinde büyük hassaslığı, uysallığı ve sonsuz nezaketi ile diplomatik bir ağırlık kazandı. Ünlü Amerikalı zengin işadamı D. Rockfeller, onun çocuksu, samimi yüz ifadesini fark ederek şöyle söylemiştir: “Eldorado’nun aradığı şeyi ben, Akayev’in yüzünde buldum.”[10]

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in yürüttüğü diplomasi hep, onun stratejik amaçları; idealleri, barışın güçlendirilmesi programları, iyi komşuluk ilişkileri, komşu devletlerle karşılıklı anlayış ilkeleri doğrultusunda gelişmiştir. O, Tacikistan’daki kardeşler arası savaşın bir an önce durdurulması ve anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi yönünde ilk adım atanlardan biridir. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in teşebbüsü ile Mayıs 1997 tarihinde, başkent Bişkek’te, Tacikistan Cumhurbaşkanı Emmomali Rahmanov ve Tacik halkı muhalif grup lideri Sair Abdullo Nuri arasında, Birleşmiş Milletler özel temsilcisi, Rusya temsilcisi bayan T. Mihaylova ve İran’ın Kırgızistan büyükelçisi K. Tavasolli’nin de katılımı ile bir görüşme düzenlendi.[11] Akayev, söz konusu dostluk görüşmesinde, tarafları, incelikli konu olan milli meseleleri acele etmeden, silahsız ve kansız olarak, duygusallıktan uzak, barış yolu ile, karşılıklı olarak temas halinde, sabırla çözülebileceği konusunda ikna edebilmişti. Bişkek görüşmesinin, Tacikistan’daki çatışan tarafların kendi aralarında barış görüşmelerine başlamaları için bir hareket noktası oluşturduğunu, cesaretle söyleyebiliriz.

Rusya ile çok yönlü ve planlı işbirliğinin geliştirilmesi ve mevcut ilişkilerin derinleştirilmesi, Kırgızistan için, her iki halkın tarihsel ve kültürel ortaklığı, geleneksel dostluk bağları, güvenlik, siyasi, ekonomik, bilimsel-teknik, kültürel, insani ve diğer alanlardaki ortak menfaatleri açısından büyük önem arz ediyor. Rusya, daha önce de olduğu gibi, dünyanın önde gelen büyük devletlerinden biri, “G- 8’ler”in üyesi olarak kalmaya devam ediyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Elif dedi ki:

    Yazı için teşekkürler çok yardımı dokundu.. 🙂

BİR YORUM YAZ