KIRGIZİSTAN’DA DIŞ TİCARETİN GELİŞİMİ VE TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER

KIRGIZİSTAN’DA DIŞ TİCARETİN GELİŞİMİ VE TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER

Kırgızistan Orta Asya’nın kuzeydoğusunda yer alan dağlık bölgede kurulmuş olup, Kuzey’de Kazakistan, batıda Özbekistan, güneybatıda Tacikistan, güneydoğuda ve doğuda Çin Halk Cumhuriyeti (Doğu Türkistan) ile komşudur. Yüzölçümü 199.900 km2 olan ülkenin nüfusu (1999) 4.850.700 kişidir. Nüfusun %64.7’si kırsal alanda, %35.3’ü şehirde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu km2’ye 24 kişidir.[1]

Kırgızistan’ın deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 2750 m’dir. Ülke arazisinin yaklaşık %90’ının deniz seviyesinden yüksekliği 1000 m.’den yukarı olup en yüksek yeri 7439 m. (Zafer Tepesi), en alçak yeri ise 401 m. (Cumhuriyetin güneyindeki Kulundu Vadisi)’dir.Ekim Devrimi’nden sonra Kırgızistan 1924 yılına kadar Türkistan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dahil olmuş, 1924’te Kara-Kırgız Muhtar Oblastı adını almış ve 1 Şubat 1926’da Kırgız Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti şeklinde adlandırılarak Rusya Federasyonu’na bağlanmıştır. Daha sonra 5 Aralık 1936’da Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti statüsü kazanarak SSCB’nin 15 ittifak cumhuriyetinden biri olmuştur.

Kırgızistan’da, eski SSCB’nin dağılma sürecine girmesi ile birlikte egemenlik ve bağımsızlık yanlısı hareketler gelişmeye başlamıştır. 24 Eylül 1989’da Kırgızca resmi dil olarak kabul edilmiş, 12 Aralık 1990’da ise Cumhuriyetin adından Sovyet Sosyalist kelimeleri çıkarılmıştır.[2] Kırgızistan Komünist Partisi’nin yönetimdeki etkisi Ağustos 1991’deki darbe girişimi sonrasında tedricen azalmış, 15 Aralık 1990’da egemenliğini kazanan Kırgızistan 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etmiştir.[3] 28 Ekim 1990’da Parlamento tarafından Devlet Başkanı seçilen Askar Akayev, 12 Ekim 1991’de yapılan halk oylamasıyla Devlet Başkanlığı’na tekrar seçilmiştir. 1993 tarihli Kırgız Cumhuriyeti Anayasası’nın amir hükmü gereği (Madde: 43) beş yıl olan görev süresinin dolması nedeniyle 24 Aralık 1995’te yapılan seçimlerde Akayev oyların %73.3’ünü alarak yeniden Devlet Başkanlığı’na seçilmiştir. Nihayet 29 Ekim 2000 tarihinde yapılan son başkanlık seçimlerinde de aday olan Akayev geçerli oyların %74.4’ünü alarak üçüncü kez başkanlığa seçilmiş ve halen bu görevini sürdürmektedir.[4]

Bağımsızlık sonrası hazırlanan Anayasa 5 Mayıs 1993 tarihinde parlamento tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir. Bağımsızlık sonrası dönemde Kırgızistan Cumhuriyeti’nin siyasî ve idarî yapısının esasları 1993 Anayasası ile belirlenmiştir. Anayasa ile ülkenin devlet biçimi Kuvvetler Ayrılığı ilkesine dayandırılmış; Yasama faaliyetinin Parlamento (Cogorku Keneş) tarafından yerine getirilmesi, yürütmenin ise güçlendirilmiş Başkan ve Hükümet tarafından paylaşılması öngörülmüştür. Ülkedeki sisteme Yarı-Başkanlık sistemi demek mümkündür.

Kırgızistan 8 Aralık 1991’de Bağımsız Devletler Topluluğu’na girmiştir. Bağımsızlık sonrası çok sayıda ülke tarafından tanınmış ve diplomatik ilişki kurmuş, çeşitli uluslararası kuruluşlara üye olmuştur. Türkiye, 16 Aralık 1991’de Kırgızistan Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk ülkedir. Başkenti Bişkek [eski adı Frunze, nüfusu (1999) 787.738] olan Kırgızistan Cumhuriyeti, idari bakımdan 7 eyalet, 39 idari bölge, 21 şehir, 29 şehir tipindeki kasaba ve 1802 köyden oluşmaktadır.[5]

Kırgızistan Cumhuriyeti, diğer Orta Asya cumhuriyetleri ile kıyaslandığında bölgenin en az doğal kaynağa sahip ülkelerinden biridir. Ancak bu durum şu anda işletilebilen doğal kaynaklar bakımından geçerli olmakla birlikte, ülkede tespit edilmiş ve işletilmeyi bekleyen önemli doğal kaynak rezervleri ile ayrıca enerjiye de dönüştürülebilecek zengin su potansiyeli bulunmaktadır.

Kırgızistan su kaynakları açısından oldukça zengin bir ülkedir. Bu yönüyle eski Sovyetler Birliği içinde (Rusya, Tacikistan ve Kazakistan’dan sonra) 4. sırada gelmektedir. Mevcut su kaynaklarından sulama ve enerji üretiminde büyük ölçüde faydalanılmaktadır. Ülkede 7 büyük nehrin yanında, sayıları 28 bine ulaşan irili ufaklı akarsu vardır. Ancak bunların %90’dan fazlasının uzunluğu 10 km’den azdır. Kırgızistan’da ayrıca 2100’den fazla göl ve gölet bulunmakta olup ülkenin en büyük gölü, deniz seviyesinden 1607 m. yükseklikte yer alan Issık Göl’dür. Dünyanın ikinci büyük krater gölü olarak bilinen Issık Göl hacim itibariyle Orta Asya’da birinci, alan itibariyle ise Aral Denizi’nden sonra ikinci sıradadır.

Kırgızistan’da tespit edilmiş başlıca doğal kaynak rezervleri şöyle sıralanabilir: Kömür rezervi 2 milyar ton, petrol rezervi 89 milyon ton, gaz rezervi 5 milyar ton, demir rezervi 65 milyon ton, alüminyum rezervi 255 milyon ton. Ayrıca son yıllarda önemli miktarda altın yatakları tespit edilmiştir. Toplam altın rezervi 900 ton civarında belirlenmiş olup, başlıca altın sahaları Kumtor, Jeri, Makmal, İstam-Berde, Terek-Terekan ve Tald-Bulak olarak sıralanabilir.

Eski Sovyetler Birliği’nin bir üyesi olarak Kırgızistan Cumhuriyeti birlik döneminde, merkezi planlamaya dayalı işbölümünde daha çok tarımsal ürün alanı, enerji ve hammadde deposu olarak değerlendirilmişti. Bu durum ve Sovyetlerin izlediği cumhuriyetler arası bağımlılık politikaları sonucu ülkede sınai gelişme yeterince sağlanamamış, ülke tipik bir tarım ülkesi olarak kalmıştı. Dolayısıyla Birliğin dağılması ve 1991 yılında elde edilen bağımsızlıkla birlikte, Kırgızistan siyasî bağımsızlık yanında ekonomik bağımsızlığı da gerçekleştirmek ve ekonomik yapıda yapısal değişiklikler yapmak için kapsamlı bir reform çalışmasına yönelmiştir.

Kırgızistan ekonomisi eski Sovyet döneminde kapalı bir ekonomi özelliği taşımakta ve diğer Sovyet cumhuriyetlerinin ekonomilerine entegre olmuş durumdaydı. Ekonomik organizasyon da buna göre oluşturulmuştu. Kırgızistan’ın sanayi kuruluşlarının bağımsızlıkları bulunmamakta ve bu kuruluşlar nihai müşteri ile doğrudan bağlantı kuramamaktaydı. Eski Sovyet sanayi politikası, üretim süreçlerini dikey olarak çeşitli bölgelere yaymış, yani üretim aşamalarının bir bölgede başlayıp bitmesine imkan vermeden, hammadde temininden ara üretim safhalarına ve nihai üretime kadar olan aşamaları farklı bölgelere dağıtmıştı. Dolayısıyla cumhuriyetlerin kendi kendine yeterli bir ekonomiye kavuşmaları son derece zor hale gelmekteydi.

Kırgızistan bağımsızlık sonrası dönemde, eski Sovyet cumhuriyetleri içinde, siyasî ve ekonomik anlamda en aktif uluslararası ilişkiler politikası izleyen cumhuriyetlerden biri olmuştur. Kırgızistan’da bu yapının değiştirilmesi için, diğer reform adımları yanında ülke ekonomisinin uluslararası alana açılması yönünde de önemli adımlar atılmıştır. Öncelikle dışa açık bir ekonomi politikası benimsenmiş; 1994 yılından itibaren uluslararası ticaret (tütün, alkol ve sanat ürünleri dışında) tamamen serbest bırakılmış; geliştirilen çeşitli ulaşım projeleri ile, Rusya’ya bağımlı olmadan dünya ekonomisine entegrasyon yolları üzerinde durulmuştur.

Ülkede dış ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla bazı kurumsal düzenlemeler de yapılmıştır. Yabancı sermaye ve teknoloji girişini kolaylaştırmak amacıyla Bişkek ve Talas bölgesinde Maimak’ta Serbest Bölgeler kurulması kararlaştırılmıştır. Bu bölgelerde yabancı bankalar, dış ticaret şirketleri, sanayi şirketleri özel koşullarda faaliyetlerini sürdürebileceklerdir. Benzer bir düzenleme de Gümrük Danışma Kurulu oluşturularak yapılmıştır. Ülkenin dış ticaretini artırmaya yönelik çalışmalar yapması amaçlanan kurul, Başbakan yardımcısı, Maliye Bakanı, ilgili diğer bakan ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla oluşmaktadır. Kırgızistan tüm bu liberalleşme ve ekonomisini uluslararası alana açma çabaları sonunda, 1998 yılında eski Sovyetler Birliği şimdiki Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi ülkeler içinde Dünya Ticaret Örgütü’ne kabul edilen ilk ülke olmuştur.[6]

Bu çalışmada Kırgızistan’ın bağımsızlık sonrası dış ticaretinin yapısı ve gelişimi ele alınacaktır. Konunun ele alınmasında mümkün olduğunca Kırgız İstatistik Komitesi raporlarından yararlanılarak ilk elden veriler okuyucuya ulaştırılmaya çalışılacak, ayrıca konu ile ilgili diğer çalışmalardan da faydalanılacaktır. Orta Asya cumhuriyetleri ile ilgili çalışmalarda bulunan araştırmacıların çoğu zaman yaşadıkları, bölgeye ilişkin güncel ve detaylı veri temini zorlukları da göz önünde bulundurularak, çalışmada kullanılan tabloların detaylı olarak okuyucuya sunulması tercih edilmiştir.

I. Dış Ticaretin Gelişimi

Kırgızistan’ın dış ticaret hacmi 1994 yılında 657 milyon dolar iken bu rakam 1995’te 931 milyon dolar olmuş, 1996’da 1.343 milyon dolara ulaşmış ve 1997, 1998 yıllarında bu düzeyi yaklaşık olarak korumuş ve 1999 yılında ise %25 oranında bir düşüşle 1.053 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir (bkz. Tablo: 1). Bu düşüşte 1998 yılında Rusya’da yaşanan ve bütün bölgede etkili olan ekonomik krizin daraltıcı etkisi belirleyici olmuştur.

Kırgızistan yapısal olarak açık veren bir dış ticaret yapısına sahiptir. 1994 yılı dışında izleyen yılların tamamında dış ticaret açık vermiş, 1995 yılında 113.4 milyon dolar olan dış ticaret açığı, 1996 yılında hızlı bir artışla 332.3 milyon dolara ulaşmış, daha sonra dalgalı bir seyirle 1997 yılında 105.5 milyon dolar, 1998 yılında 327.9 milyon dolar ve 1999 yılında 145.9 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Tablodaki veriler yardımıyla ihracatın ithalatı karşılama oranına bakıldığında 1994 yılında görülen %107’lik oran dışında diğer yıllarda bu oranın sırasıyla 1995’te %78, 1996’da %60, 1997’de %85, 1998’de %61 ve 1999’da %75 düzeyinde gerçekleştiği görülmektedir.

Tablonun gösterdiği bir diğer çarpıcı gerçek de Kırgızistan dış ticaretinin büyük ölçüde BDT ülkelerine bağımlı olduğudur. Bağımlılık oranı Kırgızistan’ın bağımsızlığından günümüze kadar gittikçe azalan bir seyir izlemekle birlikte halen ülke toplam dış ticaretinin %40’tan fazlası BDT ülkeleri ile gerçekleştirilmektedir. Bu oran 1994 yılında %65.8 iken, 1995’te %66.8, 1996’da %65.5 olmuş ve 1997’de %57.5’e düşmüş, 1998 yılına gelindiğinde ilk defa %50’nin altına düşerek %49.5 ve 1999’da ise %42 olarak gerçekleşmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ