KİMEKLERİN ORTA ASYA’DA ORTAYA ÇIKIŞI VE KAYBOLUŞU

KİMEKLERİN ORTA ASYA’DA ORTAYA ÇIKIŞI VE KAYBOLUŞU

Kaynaklarda ilk başlarda Yimek ve Yemek biçimleri ile karşımıza çıkan ve bir süre sonra daha yoğun bir biçimde Kimekler olarak anılan kavim, VII. yüzyılda İrtiş Nehri ile Altay dağları arasındaki sahada yaşıyor idi.

Kıpçaklar ile alakalandırılan bu boy hakkında bilgiler sunan Kaşgarlı Mahmud, Kıpçakların kendilerini farklı bir isim ile adlandırdıklarından bahsederek, Kıpçaklar ile Yimekleri farklı boylar olarak üstelemiştir.[1] Bunun haricinde, Kaşgarlı, Kıpçaklar ile yakın olarak görülen Yimek ve Başkurtların konuşmalarının birbirlerininkine benzemediğinden bahseder. Kimeklerin konuştukları dil hakkında bir başka kayıt da İstahri’ye aittir. İstahrî, Dokuz Oğuz, Kırgız, Kıpçak, Oğuz ve Kimeklerin hepsinin ortak bir dil ile anlaştığından bahsetmektedir.[2]

Kıpçaklara, özellikle VIII. yüzyıl ortalarına ait runik yazılarda rastlanmaktadır. Bu boyla ilgili önemli bilgiler ihtiva eden İbn Hurdazbih’in eserinde, Kıpçaklar, Kimeklerden ayrı bir kavim olarak gösterilmiştir. Yine Kıpçaklar, Hudûdü’l Âlem’de de, Kimeklerden ayrılmış bir halk olarak anılmaktadır.

Vaktiyle, Kimek yerleşim sahasının batı taraflarında bulunan Kıpçaklar, Kimek idaresine bağlı bulunmuşlardı, kaynaklardaki ifadelerden bunların başlarına yönetici olacak reislerinin atanmasının Kimek Başbuğlarının eliyle olduğu anlaşılmaktadır.[3] Genellikle Kimek / Kimak biçiminde rastlanan budun adına ise özellikle IX. ve X. yüzyıllarda Arapça ve Farsça yazılmış tarih eserleri ile coğrafya kitaplarında rastlanmaktadır. İbn Hurdazbih’in kayıtları, Onların VIII. yüzyıldan itibaren bu bölgede tarihin işleyişine yön veren dinamik kavimlerden biri olduğunu düşündürmektedir.[4]

VIII. yüzyıl ve IX. yüzyılın ikinci yarısında vuku bulan olaylar sırasında Kimekler, Orta İrtiş bölgesinden Cungar sahasına kadarki alana yerleşmiş olmalıdırlar. Zira bu tarihlerde Arap ve Fars yazarları bölgeye yaptıkları seyahatler dolayısıyla Kimeklerin adından sıklıkla söz ederler.

Artık Kartukların İslamiyet’i kabul ettikleri tarihlere gelindiğinde ise; Sir- i Derya’nın kuzey sahasında meskun olan Kangar-Peçenek kabilesi ile Karlukların arasında ve özellikle İrtiş nehri sahillerinde yaşamlarını devam ettiriyorlardı. Bu tarihlerde de Kıpçaklar, Onların batı kolunu teşkil ediyorlardı.[5] IX. yüzyıl sonları ve X. yüzyıl başlarına gelindiği vakit kaynaklarda “Tutughı” şeklinde geçen bir yöneticiye bağlı olarak karşımıza çıkan Kimekler hakkında malumat veren Hudûdü’l Âlem’de bu sefer onların başındaki kimseye “Hakan” dendiği görülecektir.[6] X. yüzyıl ortalarına doğru da başlarında ki yönetici artık “Kağan” ünvanını kullanır olmuştu.[7] Yine Kimekler hakkında oldukça önemli haberlerin kaynağı olan Gerdizi, Kimek Melikinin “Yabgu” ünvanını taşıdığından bahseder.[8] İbn Fadlan ise “Oğuzlar, Dokuz Oğuzlar ve Kimekler Türk Kavimlerinin en güçlüleridir ve onların her birinin başında birer hükümdarı vardır”[9] demekle Kimeklerin zamanla güçlü bir boy haline geldiğini, başlarında bulunan reislerin de bu büyümeye bağlı olarak hiyerarşik rütbesi daha yüksek ünvanlar kullanmaya başladığını göstermektedir.

Kimek Kökenine Dair Efsane

Kimeklerin kökenlerine dair oldukça enteresan bilgileri edindiğimiz Gerdizi’de kayıtlı olan destansı habere göre; Tatarların reisinin ölümü üzerine geride kalan iki oğlundan büyük olanı idareyi ele alınca ağabeyini kıskanan Şad / Şed sevdiği köle kız ile birlikte büyük bir ırmağın kıyısına sığınmıştır.[10] Otu ve av hayvanları bol olan bu sahaya bir müddet sonra Tatarlardan yedi kişi daha gelerek O’nun hizmetine girmiştir. Bu yeni gelenlerle beraber Kimek Birliği yedi boydan oluşan bir organizasyon haline gelecektir. Bu şekilde Kimek birliğinin yedi boyda oluştuğunu bildiren Gerdizi şu boy isimlerini verir: (iymy), (iymak), (ttar), (blândr), (khfcag), (ıngâz), (ij lad).[11]

Görüldüğü gibi bu isimlerden yalnızca Tatar ve Qifçhag isimleri açıktır. Ymak biçiminin Yimek/ Yemek olabilmesi muhtemeldir.[12] Blandr yazımını ise Barthold, Bayındır olarak okumak istemektedir. Golden bunun bir Oğuz boyu olan Bayındır ismi ile yakınlaştırılmasından kaçınır. Faruk Sümer’in görüşü de bu doğrultudadır.[13] Kumekov ise bunu hem Bayındır hem de Bayat-Bayırgu ile ilişkilendirmeye çalışmıştır. Hudûdü’l Âlem ve İdrisî’ye göre ise Kimek oluşumunun temelinde 12 tane kavim vardı. Hudûd’da verilen bilgiler Kağan ünvanını taşıyan Kimek reisine bağlı 11 boydan bahsetmektedir.[14] Bunlardan başka Kimek birliği içerisinde Kumanların da olduğu söylenir. IX. yüzyıl ve X. yüzyıla ait bazı yazılı kaynaklarda Kumanlar, Batı Kazakistan’da yaşayan Kıpçak ve Kimek birlikleri ile beraber anılmaktaydı.

Kimeklerin Kökenlerine Dair Görüşler

Kimeklerin, Moğol, Türk veya bölgeye değişik zamanlarda gelen diğer Orta Asya halklarının karışımından türemiş olduğu gibi görüşler öne sürülmüştür. Kimekler hakkında fikirlerini beyan eden bir çok alim, budun adından hareket ederek farklı çözüm önerileri sunmuştur.

Strabon, Ptolemaus, Plinus Secundus, Pompeus Mela gibi erken dönem kaynaklarında Batı Türkistan sahasında varlığından söz edilen kavimlerin birçoğu Türkler ile alakalandırılabilmektedir. Bu bağlamda hareket eden Zeki Velidi Togan, adı geçen kaynaklardaki Camac isminin Kemak=Kimak olabileceğini belirtmiştir.[15] Josef Marquart, Kimekleri, Tatarların, Türkleşmiş bir topluluğu olarak görme eğilimindedir.[16] Kimek topluluğunun Kıpçak ve Emek uruğlarından meydana geldiğini, İki Emek den hareketle Kimek Budun adına ulaşılabileceğini bildiren Marquart’ın bu tezi Barthold tarafından destek görmemektedir.[17] Omeljan Pritsak, Kimeklerin, Çin kaynaklarında K’u-mo Hsi denilen bir Sien-pi topluluğundan türediğini belirtir. Pritsak, Altayca Quamagh’dan hareketle bir Kimek biçimini yakalamaya çalışmıştır. [18] Birûni’nin kullanmış olduğu Kümek tabiri meseleyi daha karışık bir hale getirmeye yetmiştir. Bu yeni söyleyiş biçimi karşısında Golden, Orta Kıpçakçada ü>i geçişinin ya da i>ü kaymasının çok nadir biçimde görülebileceği izahını yapmaktadır. Kazak tarihçi Bulat Kumekov ise Çin kaynaklarında geçen Yen-mo, İ yen-mo’dan yemek sonucuna varılabileceği kanaatindedir. [19] Yemek adını Çin kaynaklarında VII. yüzyılda Batı Türk yurdunda cereyan eden olaylarla ilgili olarak anılan ‘İyenmo’ kavim adı ile alakalandırmak istemiştir. Söz konusu topluluk Kuzeybatı Moğolistan’ın Kobdo bölgesinde VIII. yüzyılda yaşamıştır.

VII. yüzyıl ortalarında Kuzey Altay Dağlarına ve İrtiş taraflarına göç eden kavmin güçlenmesi, Batı Göktürk Devletinin tarih sahnesinden çekilmesinden sonra olmuştur. Ahizjanov, Kimeklerin VIII. yüzyıl sonu ve IX. yüzyıl başlarında safhalar halinde batıya doğru göç etmeye başladığını tahmin etmektedir. Uygur Devletinin çöküşü ile hemen hemen aynı devirlerde baş gösteren salgın hastalık ve kuraklıkların Onları Batıya yöneltmiş olabileceği düşüncesindedir. Toru Senga, Yen-mo’nun Kimek ile özdeşleştirilmesini kabul etmekle birlikte bunları Kemçik Nehrinin güneyinde Kobdo’ya doğru bir bölgeye yerleştirmektedir.

Kimek Yurdu

Kavmin asıl yurdu, Yukarı İrtiş boyları ile bu bölgeyi çevreleyen araziyi içeriyordu. IX. ve X. yüzyıllarda göçer hayatlarını devam ettiren Kimeklerin Yemekiyye, Ymekiye olarak anılan bir başşehirlerinin olduğu söylenmektedir.

VIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren güney istikametinde ilerleyen Kimekler, Karlukların topraklarına doğru yayılmaya başlamışlardı.[20] X. yüzyılın başlarında, bazı Kimek toplulukları, güneydoğuya Yedisu bölgesine doğru geçerek Tokuz Oğuzlar ile komşu olmuşlardı. X. yüzyıl başlarında Oğuz ve Kıpçaklar ile birlikte gördüğümüz Kimekler, Aral ve Hazar Denizi civarında bulunmuşlardır. İstahrî’nin bilgilerine bakılacak olursa Kimekler Aral Denizi’nin kuzey ve kuzey batı bölgelerinde meskun idiler. Arap coğrafyacı Mes’ûdî, Emba ve Yayık Nehirleri arasındaki bölgeyi Kimek gruplarının göç sahası olarak göstermektedir. Yine Onların Yayık civarına doğru göç ettikleri hususunda Hudud’ül Alemde’de bazı kayıtlar mevcuttur. X. yüzyılın ikinci yarısına gelindiği vakit, Makdisî gibi bazı Arap yazarlar, Kimek ve Kıpçak kavimlerinden bir kısmının Müslümanların iskan ettikleri, Türkistan sahasına yakın bölgelere geldiklerini kaydetmişlerdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
BİR YORUM YAZ