KIBRIS BUNALIMI VE BARIŞ HAREKÂTI (1963-1974)

KIBRIS BUNALIMI VE BARIŞ HAREKÂTI (1963-1974)

1960’dan 1963’e

Bin dokuz yüz elli dokuzun ilk günlerinde Yunan Dışişleri Bakanı “Türkiye Yunanistan Dostluk Antlaşması, çerçevesinde ilerlemeler kaydedildiğini, bu bağlamda, “ülkesinin Enosis talebini ileri sürmesinin söz konusu olmadığını” bildiren beyanda bulundu. Bu aslında 1829’dan beri Megali-İdea felsefesi doğrultusunda sürdürülen politikanın reddi anlamına geliyordu.

Şubat ayının ilk haftasında Zurich’de buluşan Türk ve Yunan Dışişleri Bakanları Kıbrıs’da bağımsız bir Cumhuriyetin kurulması konusunda anlaşmaya vardılar. 11 Şubat günü hazırlanan metin Adnan Menderes ile Konstantin Karamanlis tarafından imzalandı.[1] Bu metin şu belgelerden oluşuyordu.

  1. Zurıch’de imzalanan belgelerin içerik ve anlamını açıklayan “Centilmenler Antlaşması”,
  2. Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal çerçevesini ortaya koyan yirmi yedi madde ve bir ekden oluşan “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Temel Yapısı Anlaşması”
  3. Bir yanda Kıbrıs Cumhuriyeti, öte yanda ise Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin yer aldığı dört maddelik “Garanti Antlaşması”
  4. Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye ve Yunanistan arasında “İttifak Antlaşması”.[2]

19 Şubat’da Kıbrıs Rum ve Türk taraflarının da, onayı alınarak Londra Antlaşması imzalandı.[3] Bu şekilde toplumsal temele dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.[4]

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, 28 Şubat’da TBMM’de yaptığı konuşmada, antlaşmalarla Türkiye’nin dört temel isteğinin gerçekleştiğini belirtti. Zorlu’ya göre bu istekler şunlardır:

  1. Kıbrıs’ın ne surete olursa olsun, yabancı bir devlete ilhak edilmemesi,
  2. Kıbrıs’ta yaşayan Türk Cemaatinin gelişmesinin önlenmemesi ve onun Ada’da bir azınlık muamelesine tabi tutulmaması,
  3. Ada’nın, Türkiye’nin güvenliği için taşıdığı önem göz önüne alınarak savunmasının sağlanması ve Türkiye’nin de, bu oluşuma katılması,
  4. İngiltere’nin üsse sahip olmasının Türkiye için de, yararlı olduğu inancıyla mevcudiyetinin devamı.[5]

“Kıbrıs Türk’tür Partisi” ve “Kıbrıs Türk Kurumlan Federasyonu” bir bildiri yayınlayarak Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ya teşekkür ettiler.[6]

Dr. Fazıl Küçük, 25 Kasım’da Cumhurbaşkanlığı Muavinliği’ne seçilirken.[7] 14 Aralık da Makarios Cumhurbaşkanı oldu.[8]

Antlaşmalar gereği altı yüz elli kişilik Türk ve dokuz yüz elli kişilik Yunan askeri birliği 16 Ağustos’da Ada’ya çıktı[9] ve Kıbrıs Cumhuriyeti, resmen bağımsız bir devlet olarak kuruldu.

Enosis yemini eden ve bu uğurda yıllarca mücadele veren Makarios ve Kıbrıs Rumları mevcut durumu kabul edemediler. Öyle ki Cikko Manastırı’nda 15 Ağustos 1962’de yaptığı konuşmada; “sekiz asırdan beridir, Kıbrıs’ın yönetimi ilk kez Yunanlılar’ın eline geçmiştir.

Kıbrıs Rumları EOKA Kahramanları tarafından başlatılan işi tamamlamak için çalışmalıdırlar. Mücadele şimdi yeni bir biçimde sürmektedir. Hedefimize ulaşıncaya kadar da, sürecektir”[10] diyen Makarıos, bu konudaki düşüncesini net bir şekilde ortaya koydu.

18 Ekim 1962 günü düzenlenen “Ohi Günü”nde EOKA militanı Dragos’un heykeli açıldı.[11] Durumu kabullenemeyen DR. Fazıl Küçük, Cumhurbaşkanı’nın Enosis yanlısı tavır ve konuşmalarının Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi.[12]

Türk ve Rum toplumları arasında ortaya çıkan ihtilâf konularından biri de, Türk Belediyeleri meselesidir. Uzun yıllar devam ede gelen terör olayları yüzünden fiilen kurulmuş olan Türk belediyelerine hukuki nitelik kazandıran karar 2 Ocak 1963’de kabul edildi ise de, Bakanlar Kurulu kararı tanımadığını ilan etti [13] ve Yüksek Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Bununla da yetinmeyen Rumlar, 25 Ocak’da Türk kesiminin elektriğini kesti.[14]

5 Ağustos günü, Zurıch ve Londra Antlaşmalarını emrivaki ile imzaladığını, Anayasa’nın tadilinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Makarıos,[15] 30 Kasım’da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne on üç maddeden oluşan bir Anayasa değişikliği paketi sundu.[16] Bunlar arasında Cumhurbaşkanı ve Muavini’nin veto yetkisinin kaldırılması ile belediyelerin birleştirilmesi gibi T.C. Hükümetleri ile Ada Türkleri’nin hassasiyetle durduğu konular vardı.[17] 1974 Rum-Yunan Juntası’nın önemli ismi Nıkhos Sampson’a göre, daha o gün Ada, iki kesim arasında taksim edilmişti.[18] Neticede Türkiye, 16 Aralık’da teklifi protesto etti.[19] Makarıos ise Türkiye’nin verdiği notayı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin içişlerine müdahale sayarak iade etti.[20]

Kanlı Noel

İki toplum arasında gerginliğin giderek tırmandığı bu dönemde beklenen gelişme 21 Aralık gecesi gerçekleşti. Saat; 02.30’da Lefkoşa’nın Türk mahallelerinde görev yapan Rum polisi bir Türk kadınının üzerine aramaya kalkışınca, kızgın bir kalabalık toplandı. Bunun üzerine ateş açan Rum kolluk görevlileri, kadın ve yanındaki erkek arkadaşını vurdular.[21] Ertesi gün aynı zamanda EOKA militanı olduğu bilinen bazı Rum milisler, Lefkoşa Türk Lisesi ile Girne Kapı’daki Atatürk heykelini makineli silâhlarla taradılar.[22] Bu kritik dönemde Kıbrıs Radyosu’na konuşan Makarıos, Garanti Antlaşması’nın geçerliliğini yitirdiğini söyledi.[23] Lefkoşa’nın Tahtakale Semti’nde yaşayan sekiz yüz Türk Rum tazyikine dayanamayıp, Atatürk İlkokulu’na sağındı.[24] 15 Temmuz 1974 Darbesi’nden hemen sonra Cumhurbaşkanlığı’na getirilen Nıkhos Sampson,, emri altındaki çetecilerle Küçükkaymaklı’ya saldırdı. Bu esnada bir grup Kıbrıslı Türk mücahit, Rum aileleri toplayarak; “bu silahsız sivillere yapılmış iyi niyet gösterisidir” diyerek bunların zarar görmeden Rum hatlarına varmaları için eşlik etti.[25] Aynı gün saat; 15.00’de Başbakan İsmet İnönü liderliğinde Genelkurmay Başkanlığı binasında yapılan toplantıda Kıbrıs meselesi ele alındı. “Sükuneti sağlamak ve Ada’da asayişi iade etmek için ellerindeki tüm imkânları kullanacaklarını” söyleyen İnönü, ABD., Yunanistan ve İngiltere’nin harekete geçmesi gerektiğini belirtti.[26] Saat: 17.00’de geçici bir atekes sağlandıysa da, Nıkhos Sampson’un başlattığı saldırı sonunda Ada, yeniden karıştı. 24 Aralık günü Lefkoşa’nın Kumsal mahallesinde Türk Alayı’nda doktor olarak görev yapan Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğu vahşice katledildi.[27]

İş, artık iyice çığırından çıkmıştı. Yaşanılan olayların iç savaş olduğu ve bunun bir plan çerçevesinde yapıldığından kuşku yoktu. Tarihe Akritas Planı diye geçen bu menfur program 21 Nisan 1966 günlü Patris Gazetesi’nde yayınlandı. Özetle şöyleydi:

  1. Zurıch ve Londra Antlaşmalarının Kıbrıs sorununu çözmediğini Dünya kamuoyuna yaymak,
  2. Anayasa’nın değiştirilmesinin şart olduğuna herkesi inandırmak,
  3. Buraya kadar olan dönemde başarı kazanılınca, Türkler’e anayasa değişiklik önerilerini bildirmek,
  4. Türkiye’nin Kıbrıs’la ilişkisini sağlayan Garantörlük Antlaşması’nı ortadan kaldıracak girişimlerde bulunmak,
  5. Türkler, bu önerileri kabul etmedikleri takdirde silâhlı bir olup-bitti ile antlaşmaları ortadan kaldırmak,
  6. Bütün bunları, 1965’de yapılması öngörülen genel seçimlerden önce gerçekleştirmek.[28] 25 Aralık gecesi Rum milisler ağır makineli ve havan topu gibi silâhlarla Lefkoşa’nın Türk kesimine saldırdılar. Sampson ve adamları ise Küçükkaymaklı’ya girip katliam yaptılar.

İnönü başkanlığında toplanan kriz masası, İngiltere ve Yunanistan’ı uyarma kararı aldı.[29] Saat; 14.00’de Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne bağlı uçaklar çatışmaların durdurulması için Ada üzerinde uyarı uçuşları yaptı.[30] Aynı anda Kıbrıs Türk Alayı Garnizon’dan çıkarak, Gönyeli’de üstlendi.[31] Makarıos ile Temsilciler Meclisi Başkanı Glofkos Klerides ve Savunma Bakanı Osman Örek, Lefkoşa’daki İngiliz Yüksek Komiseri’nin bürosunda buluşarak ateş-kes için antlaşmaya vardılar.

Makarıos bütün olup-bitene rağmen Yunanistan Dışişleri Bakanı Sofoklıs Venizelos’dan yardım talep etti ve hiç ummadığı bir cevap aldı; “Yunanistan’ı sizin hatalarınız için savaşa sokmayacağım”

Yunanistan tarafından da yalnız bırakılan Makarıos, 26 Aralık’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni olağanüstü toplantıya çağırdı. Ona göre; “Türkiye, Kıbrıs’ın toprak bütünlüğüne karşı kuvvet kullanma tehdidi ile saldırgan eylemlerde bulunmaktadır”.[32] Aynı gün Ayvasıl köyü’nde yaşayan Türkler topluca öldürüldü ve gizlice açılan çukurlara gömüldü.[33] Bu arada General Young, Türk ve İnlgiliz alaylarının başına getirildi ve bugün dahi hala aynı adlı anılan Yeşil Hat çizildi.[34]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ