KERKÜK ‘SEVDALISI (!)’ KÜRTLER ve PETROL

KERKÜK ‘SEVDALISI (!)’ KÜRTLER ve PETROL

Başlangıçtaki Araplaştırma politikası ile Türk kimliğini eritme çabaları, günümüzde, yani ABD’nin Irak’ı işgali ile “Kürtleştirme” politikasına dönüştü. 2003 Nisan ayında ABD işgalinin hemen ardından Kürt peşmergelerin (10 NİSAN 2003 ) Kerkük’e girmeleri, Irak’taki bu Türk şehri için sonun başlangıcı oldu. Peşmergeler, şehre girer girmez nüfus ve tapu dairesine saldırarak, yağmalayıp yaktılar(17 MART 1991’de aynısını yapmışlardı). Bir anlamda, bunu yaparak, kentin tarihini/hafızasını yok etmek istediler. Bundan sonra, diğer bir deyişle işgalden hemen sonra Kürtler hızla bölgeye/Kerkük’e göç etmeye başladılar. Aslında, bu göçler bir anlamda teşvik edildi. Boş buldukları arsalarda ev yapmaları için bu göçler, o kadar düzensiz ve acele gerçekleştirilmeye çalışılıyor ki, bu kadar göçü kaldıramayan Kerkük’te Saddam Hüseyin döneminde, Araplar ve Kerkük petrol şirketi çalışanları için yapılan konutlara ve hatta Kerkük Stadyumu’nun soyunma odalarına bile Kürtler yerleştirildi. Toplam Kürt göçü 700 bin üzerindedir. Hızlı bir şekilde Kürtleştirilmeye çalışılan Kerkük şehrinin Türklerin yaşadığı şehir olduğunu belgeleyen/kanıtlayan bir çok kanıt bulunuyor. Bunlardan en dikkat çekeni, BM İnsan Hakları Komisyonu Özel Raportörü Hollandalı Diplomat Max Van Der Stoel’in 74/1991 ve 74/1993 sayılı BM Genel Kurulu kararlan doğrultusunda hazırladığı “Irak’ta İnsan Haklan İhlalleri” başlığını taşıyan raporun 5. bölümüdür. Söz konusu raporda, Türkmenlerin karşılaştıkları insanlık dışı eylemler vurgulanırken, bunların çoğunluklu olarak yaşadıkları bölgelerin de altı çizilmektedir. Raporun 114. maddesinde yer alan bir paragrafa göre; “Türkmenler, Irak’ta üçüncü büyük etnik grubu oluşturmaktadır. Kökeni Orta Asya’ya dayanan bu toplumun Irak’a yerleştiği tarihin üzerinden bin yıl geçmiştir. Halen Irak’ın kuzey ve orta bölgelerinde oturan Türkmenlerin yoğunlaştıkları yerler ise, Musul, Erbil, Kerkük, Selahaddin ve Diyala vilayetleridir. Nüfusları 2,5 milyonu aşmaktadır..”

Bu rapor, birçok eserden/belgeden sadece bir tanesidir. Birçok Arap, Türk ve yabancı araştırmacı ve yazarların bu konuyu yani Kerkük’ün bir Türk şehri olduğunu teyit eden birçok eseri mevcuttur.

Gert­ru­de Bell, 1. Dün­ya Sa­va­şı son­ra­sı­nın Irak’ını kur­muş, sı­nır­la­rı­nı cet­vel­le ken­di­si çiz­miş ve ya­rat­tı­ğı Irak’ın kra­lı­nı bi­le biz­zat ken­di­si ta­yin et­miş bir İn­gi­liz aja­nı­dır. Bell, 1868’de zen­gin bir İn­gi­liz ai­le­nin ço­cu­ğu ola­rak dün­ya­ya ge­lir. Ox­ford’un Mo­dern Ta­rih, Coğ­raf­ya ve Ar­ke­olo­ji Bö­lü­mü­nü iyi bir de­re­cey­le biti­ren ilk ka­dın olur.

İn­gi­liz is­tih­ba­ra­tı saf­la­rı­na ka­tı­lır. Gert­ru­de Bell ve Tho­mas Ed­ward Law­ren­ce’ın (Ara­bis­tan­lı Law­ran­ce) İn­gil­te­re’nin men­fa­at­le­ri için bir­lik­te üze­rin­de ça­lış­tık­la­rı önem­li ko­nu, Mek­ke Şe­ri­fi Hü­se­yin İbn Ali’nin oğ­lu Fay­sal’ı Irak Kra­lı yap­mak­tır.

Gert­ru­de Bell, bu­gün­kü Irak’ın oluş­ma­sı ve sı­nır­la­rı­nın çi­zil­me­sin­de be­lir­le­yi­ci isim ol­muş­tur. İs­mi Arap dün­ya­sın­da ef­sa­ne ha­li­ni alan Gert­ru­de Bell, Arap­lar ara­sın­da “Çö­lün Kı­zı” ya­hut “Irak’ın taç­sız kra­li­çe­si” di­ye bi­li­ni­yor­du. Ni­san 2003 ta­ri­hin­de Bağ­dat’ta iş­gal sı­ra­sın­da yağ­ma­la­nan Irak mü­ze­si­nin ku­ru­cu­su (1923) Gert­ru­de Bell’dir. Irak’ın ilk Es­ki Eser­ler Ge­nel Mü­dü­rü odur. Bu gö­rev­de üç yıl ça­lış­mış ve bu­gün Me­zo­po­tam­ya me­de­ni­ye­ti­nin en önem­li ve es­ki eser­le­ri mer­kez­le­rin­den sa­yı­lan Bağ­dat Mü­ze­si­ni ku­rup ba­şı­na geç­miş­tir. Ölü­mü son­ra­sı (1926) bı­rak­tı­ğı va­si­ye­tin­de 50 bin Ster­lin tu­ta­rın­da­ki pa­ra­sı­nı Bağ­dat Mü­ze­si­nin geliştirilmesi için ba­ğış­la­mış­tır.

Irak’ın Man­da yö­ne­ti­mi Do­ğu sek­re­te­ri ba­yan Ger­tu­de Bell “El-Irak Fi Re­sa­ili Miss Bell” ter­cü­me ve yo­rum. Ca­fer El-Hay­yat, s.383, 14 Ağus­tos 1921 ta­ri­hin­de ba­ba­sı­na yaz­dı­ğı mek­tu­bun­da “Re­fe­ran­dum ya­pıl­dı ve Kral Fay­sal oy bir­li­ği ile se­çil­di, ama Ker­kük, Kra­lın le­hi­ne oy kul­lan­ma­dı. Ker­kük’ün içi ve il­çe­le­ri Türk­men­ler­den oluş­tu­ğu, ba­zı köy­le­rin ise Kürt­ler­den sa­kin ol­du­ğu­nu yaz­mak­ta­dır.

Irak’ın ku­ru­cu­su Gert­ru­de Bell’in mek­tup­la­rın­da Ker­kük’ün bir Türk­men şeh­ri ol­du­ğu açık bir şe­kil­de belirtmekte ve ispatlamaktadır. Irak Devletini kuran İngilizlerin tüm Devlet Arşiv belgelerinde de Kerkük’ün bir Türkmen şehri ve kente yaşayanların çoğunluğu Türkmenler olduğu yazmaktadır.

Aslı Arap olan ancak Amerika’da yaşayan Said K. Aburish, Saddam hakkında İngilizce kaleme aldığı eserin­de bir gerçeği aydınlatmak istiyor: “Saddam, Kerkük’ü Araplaştırmaya çalışıyordu. Sad­dam Kerkük’ün bir Arap, Kürtler de bir Kürt şehri oldu­ğunu iddia ediyorlardı. Aslında bu şehir ne Arap ne de bir Kürt şehridir. O şüphe götürmez bir Türkmen şehri­dir. Kürtler 1960 yıllarından itibaren planlı bir şekilde Kerkük’e gelmeye ve yerleşmeye başlamışlardır” (Sey­yar El Ce­mil “Li­der­ler ve Efen­di­ler, Os­man­lı pa­şa­la­rı ve Arap İle­ri­ci­le­ri” ki­ta­bı, Am­man – Ür­dün. 1. bas­kı, 1999, s.131 Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Saddam Hüseyin: İntikamın Politikası), Blooms Bury, London, 2001, s.88 )

Bir Ortadoğu uzmanı olan David McDowall Mo­dern Kürt Tarihi isimli kitabında diyor ki:

“Az sayıda Kürt, 1958 gibi yakın bir tarihten bu yana daha büyük bir Türkmen nüfusa sahip olmasına rağ­men, bugün bile Kerkük şehrinin kendilerinin olduğunu öne sürecektir” (David McDowall, Modern Kürt Tarihi, Doruk, İstanbul  2004, s.24)

Irak Türkleri Milli varlıklarını korumak ve yaşatmak için bir asırdan fazladır baskı zülüm ve asimilasyona rağmen ayakta kalmaya devam etmişlerdi.

Bugün Kerkük ağırlıklı olarak işgal kuvvetleri ve Kürt peşmergeleri tarafından kontrol edilmektedir. Kürt peşmergeler şehrin kontrolünü büyük oranda ve etkin olarak ellerinde bulunduruyorlar; birçok kıdemli resmi pozisyon Kürtler ile müttefikleri tarafından işgal edilmiş bulunmaktadır.

Türkmenler, Irak Devleti içinde Araplar, Kürtler ile birlikte üç “asli unsur”dan biridir. Türkmenler, en eğitimli, kültürel düzeyi en yüksek ve en şehirli olan unsurdur. Buna rağmen önce “Araplaştırılma”, şimdilerde de “Kürtleştirme” politikaları ile Türkmen varlığı ortadan kaldırılmaya ve Kerkük’ün kimliği yok edilmeye çalışılmaktadır.

Türkmenler, Irak Devleti uluslararası sistemin bir parçası haline geldikten sonra birtakım anayasal haklara kavuştular ise de bunların çoğu zaman hayata geçirilemediği görülmektedir. Buna ilave olarak Türkmenler, bir boyutu ile “katliamlara”, bir boyutu ile de “etnik temizlik hareketlerine” varacak düzeyde insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya kalmışlardır. Dünya bütün bunlara kulaklarını tıkamış, gözlerini kapatmıştır.

10 Nisan 2003 tarihinden beri Türkmenler, Kürtlerin insanlık dışı baskılarına maruz kalmış ve çok acı günler yaşamışlardı.

Mesud Bar­za­ni ve Ce­lal Ta­la­ba­ni sa­va­şın son­la­rı­na doğ­ru peşmergelerinin Mu­sul ve Ker­kük’e gir­me­siy­le bu ko­nu­da­ki ya­yıl­ma­cı bek­len­ti­le­ri­ni per­va­sız­ca di­le ge­tir­me­ye baş­la­mış­lar­dır. On­la­rın ağ­zın­dan şu söz­ler sık­ça du­yu­lur ol­muş­tur: “Biz­ler Ker­kük ve Mu­sul top­rak­la­rı­nı ta­rih, coğ­raf­ya ve sos­yal ola­rak Kürt top­rak­la­rı say­mak­ta­yız.” Ne gariptir Kerkük ve Musul’da tek bir tarihi eseri olmayan Kürtler, bu toprakların kendilerine ait olduğunu iddia ediyorlar. Herkesi bölgeye davet ediyoruz, bölgede bulunan tarihi eserleri görsünler ve bu eserlerin hangi millete ait olduğunu göreceklerdir. Bir milletin bir toprak parçası üzerinde herhangi bir tarihi eseri yoksa, o toprakları vatan edinme hakkını kaybetmiş demektir. Kerkük’te yaşayan Türkmenlerin dışındaki milletlerin buna benzer acaba kaç tane tarihi eseri vardır? Yok, Ama en güçlü delil sayılabilecek cami, tekke, medrese, han ve hamam gibi sivil yapılar oldukça önemlidir. Bunların sahipleri kimse, o kentin sahipleri de onlardır. Yapıların dili yoksa da kimlikleri vardır. Kerkük, bütün bunları tamamlayan; okullar, kütüphaneler, hamamlar, ticaret hanları, folklor, şairleri, edipleri, basın ve yayın hayatı, halk müziği, ses ustaları, tiyatrosu, ressamları, spor hayatı gibi bütün diğer kültür unsurları açısından da tamamıyla bir Türkmen şehridir.

Özel­lik­le üze­rin­de dur­du­ğu­muz Ker­kük’te­ki de­mog­ra­fik ya­pı­nın de­ğiş­ti­ril­mek is­ten­me­si­nin ne­de­ni, ay­nı po­li­ti­ka da­ha ön­ce Türkmen Şehri Er­bil’de uy­gu­lan­dı­ğı için bi­li­ni­yor­du. Amaç, ge­le­cek­te ya­pı­la­cak olan her­han­gi bir nü­fus sa­yı­mın­da üs­tün­lü­ğü sağ­la­ya­rak avan­taj­lı bir du­ru­mu ya­ka­la­mak­tı. Böy­le­ce ra­hat­lık­ la Ker ­kük’ün bir Kürt ken­ti ol­du­ğu­nu id­dia edip ve Kerkük petrollerine el koyabileceklerdi. Ni­te­kim 1. Kör­fez Sa­va­şı’ndan son­ra Kürt grup­la­rın kont­ro­lü­ne ge­çen Türkmen Şehri Er­bil’de de ay­nı pla­nı ba­şa­rıy­la uy­gu­la­mış­lar­dı. 1991’den be­ri Er­bil şeh­ri­ni Kürt­leş­tir­mek ama­cıy­la yü­rü­tü­len de­mog­ra­fik ya­pı­yı de­ğiş­tir­me po­li­ti­ka­la­rı se­me­re­si­ni ver­miş ve bu­gün ge­li­nen nok­ta­da Kürt nü­fu­su Türk­men­le­re yaklaşmaktadır. Erbil’de Türkmen kimliğini silmek için yoğun şekilde çalışmalar sürmekte. Erbil’in en eski yeri olan kale içerisinde yer alan ve Türkmenlerin yoğun şekilde yaşadığı yerler boşaltılmıştır. 2005 Seçimlerinden bir kaç gün önce şehrin Türk olduğunu kanıtlayan kitapların olduğu kütüphane yakılmıştır.

Irak’ın işgali öncesinde 830 bin olan Kerkük’ün nüfusu, bugün Irak’ın kuzeyinden, Türkiye, İran ve Suriye’den getirilip yerleştirilen Kürt unsurlar sayesinde 1.5 milyonu aşmıştır. 10 Ni­san 2003 ta­ri­hin­de Irak as­ker­le­ri­nin şeh­ri bo­şal­tıp gü­ne­ye doğ­ru çe­kil­me­le­ri üze­ri­ne Kürt peş­mer­ge­le­ri Ker­kük’e sal­dır­dı­lar. Türk­men şeh­ri­ne gir­mek­le kal­ma­dı­lar, şe­hir­de­ki res­mi da­ire bi­na­la­rı­nı, has­ta­ne, iş­ye­ri, ev­le­ri, özel araç­la­rı yağ­ma ve ta­lan et­ti­ler.

İlk yağ­ma­la­nan yer­le­rin Ta­pu Ve Nü­fus Da­ire­le­ri­nin ol­ma­sı, Kürt­le­rin mak­sa­dı­nın Ker­kük’te­ki Türk­men nü­fus ka­yıt­la­rı­nı yok ede­rek, Irak Türk­le­ri­ni azın­lık du­ru­mu­na dü­şür­mek ol­du­ğu açık­ca an­la­şı­lı­yor­du. Kürt peş­mer­ge­le­ri, 11 Ni­san 2003 ta­ri­hin­de, Mu­sul’a gi­re­rek Ker­kük’te­ki­ne ben­zer yağ­ma ve ta­lan olay­la­rı­nı ger­çek­leş­tir­di­ler.

Bu tah­rip, ta­lan ve yağ­ma­la­rın mey­da­na gel­me­si, Irak or­du­su­nun Ker­kük’ten gü­ne­ye doğ­ru çe­kil­me­sin­den son­ra ol­muş­tur. Her­han­gi bir sa­vaş ve­ya ça­tış­ma­nın ya­şan­ma­dı­ğı bir or­tam­da Kürt­ler,  dev­let da­ire­le­ri­ni ve in­san­la­rı­n evlerini, özel araçlarını ve iş yerlerini  yağ­ma­la­mış­lar­dır.

ABD’nin iş­bir­lik­çi­le­ri Mesud Barzani ve Celal Talabani, Türk­men şeh­ri Ker­kük’ün Kürt­le­re ait ol­du­ğu­nu id­dia edi­yor­lar­. Şayet Kürtler,Kerkük’ün yerel halkı iseler tarih ve kültür mirasları nerede, hiç yok. El­le­rin­de bu asıl­sız id­di­ayı doğ­ru­la­ya­cak bir bel­ge, Ker­kük’te ya­şa­dık­la­rı­na da­ir ta­pu­la­rı ol­ma­dı­ğı için ken­tin Türk kim­li­ği­ni yok et­mek ga­ye­siy­le nü­fus ve ta­pu ka­yıt­la­rı­nı im­ha­ya kal­kış­tı­lar. Kürtler Kerkük’ün kendilerine ait olduğu iddiasında bulunuyorlar. Sayın Okuyucular Allah aşkına insan kendine ait olan bir şehri talan edip, yağmalar mı hiç? Ayrıca bu talan ve yağmalama Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye ve Dohuk şehirleri ile Çamçamal, Akra,Hac Umran, Selahaddin, Zaho gibi kent ve kasabalar da olmamıştır. Kürtler tarafından bu yağma ve talanın sadece Türkmen şehri Kerkük ve Musul’da olması bir anlam taşımıyor mu sizce?

kurtler1[1]

Kerkük’te Dumanların Yükseldiği Petrol kuleleri ve Yataklarıın Etrafına Yerleştirilen İthal Kürtler

Küçümsemek için değil her işin saygınlığı vardır, Kerkük’te düne kadar Kürtler  ayakkabı boyacısı, hamal, çöpçü, amele, hizmetçi, seyyar satıcı, kanalizasyon işçisi, bahçivan, tellak, garson, kebapçı çırağı ve kahvehanede çırak gibi işlerde çalışıyorlardı. Şehrin sahibi Türkmenler onlara iş veriyordu. Bugün Kürtler ‘Kerkük bizim !’ diyorlar, ne garip değil mi? Dağdan gelen bağdakini kovuyor.Gazeteci-yazar Nur Batur’un Mesud Barzani ile yaptığı röportaj 3 Ağustos 2009 tarihin de  Sabah gazetesinde yayınlandı. Röportajda Kerkük’e ithal edilen Kürtlerin durumu sorulduğunda bakın Mesud Barzani nasıl cevaplıyor :-Nüfus sayımı yapılsın diyorsunuz ama Kerkük’e 500(700) bin Kürt taşıyıp demografiyi değiştirmediniz mi? Kerkük patlamaya hazır bir bombaya dönüştü.İddiayı ortaya atanın elinde belge olması lazım. Böyle bir zamanda 500 bin Kürdü, İran’dan ve Türkiye’den getirip oraya nasıl yerleştirebiliriz? Bütün Kerkük nüfusu ancak 500 bin olabilir (10 Nisan 2009 günü Kerkük işgal, yağma ve talan edildiğinde Irak Devletinin arşivine göre Kerkük’ün nüfusu 830 bin civarındaydı bugün ise 1 milyon 600 bini aşmıştır. Kerkük’e 700 bin Kürt  ithal edildi. Bu Kürtler çevre iller, Türkiye, İran ve Suriye gibi ülkelerden getirildi. İthal edilenlere aş, iş, toprak, maaş ve konut yapmak için 20 bin dolar para yardımında bulunuldu. Bu getirilen Kürtlere sahte “Kerkük” Nüfus Kâğıdı ve gıda karnesi verildi. Kerkük’te 2004 yılında 369 bin olan toplam seçmen sayısı 2009 yılı itibarıyla 840 bine yükselmiştir,840 bin rakamı sadece seçmen sayısıdır. Bu bilgiler Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu tarafından yayınlanan bilgilerdir. Nüfusuna güvenenler neden Kerkük’ün Tapu ve nüfus kayıtlarını yaktılar, yağmalayıp talan ettiler?). 500 bini nereden yerleştirdik? Gidip bakın. İddiası olan ispat etsin. Yarım milyonu yerleştirmişiz? Nerede bunlar? Bunlar yersiz iddialar ve ithamlar. Ortaya atanlar gerçek durumu ve tarihi dokümanları da biliyorlar. Israr ediyorum. Süleymaniyeli, Erbil’li tek bir Kürdü bile Kerkük’e yerleştirmişsek gelip göstersinler. Bizi yersiz suçlayanlarla gelmesinler. İspat etsinler. (1,5 saat boyunca en fazla sinirlendiği an)
kurtler2[1]

(Solda) 2002 ve (Sağda) 2007 Yıllarında Uydudan Çekilmiş Görüntülerde Türkmenlerin Yoğun Yaşadığı Musalla Mahallesi ve Türkmenlere Ait Musalla Mezarlığı Görülmektedir.2003’ten sonra Mezarlığa ve Etrafına, Türkmen ve Devlet Arazilerine El koyan ithal Kürtlerin yaptıkları konutlar görülmektedir.

Kürtlerin iddialarının aksine Kerkük’teki ger­çek durumu 30 Aralık 2004 tarihli Mark McDonald imzalı Mercury News’in haberi gayet açık olarak özetlemektedir. Kerkük’te bir asimilasyon ve sürgün programı Kürt peşmergelerce yürürlüğe konmuştur: “Baskın ve iyi silahlanmış Kürt grupları ve memurları Ker­kük’teki pek çok hükümet binalarına, telekom binalarına, TV istas­yonlarına, askeri ve polis kurumlarına ve eski Baas rejimine ait ça­lışma mekanlarına yerleşmiştir. Yüzlerce Kürt polis (peşmerge) memuru Kürt bölgelerinin değişik yerlerinden şehre getirilmiştir.
kurtler3[1]

Kerkük 2003’ten Önce ve Sonra Çekilen Fotoğraflarda Tenha, Trafiğe ve Yayaya Açık Kerkük’ün Kalbi “Şehitler Köprüsü”

kurtler4[1]

Kerkük’e 700 Bin Kürt İthal Edildikten Sonra “Şehitler Köprüsü”, İğne Atsan Yere Düşmeyecek “İnsan Kaynıyor”. İşte 8 Yıl içinde Kerkük’ün Demografik yapısının hızla Nasıl Değiştirildiğinin Belgesi ve İspatı. İşgalden Sonra Kerkük’te Fotoğraf Çekmek Yasaklanmıştır Sizce neden ?

Kerkük, bu kültürel ve siyasi taarruzların yanı sıra, demo­grafik yapısının hızla değiştirildiği hızlı bir Kürtleştirme sürecine girmiştir. Bu süreç henüz başladığında Kerkük’ten sorumlu 2. Tü­men komutanı Mark Davey’in beyanatıyla, Kerkük’e giren Kürt sa­yısı günlük ortalama 500 olmuş ve sadece Ağustos ayı itibariyle şehre 20 bin Kürt yerleşmiştir. Savaşın bitişini takip eden 18 ayda bu rakam 70,000’lere ulaşmıştır. Kürtlerin yaşadığı kentlerden 3 bin 987 Kürt ailesinin (21 bin 517 kişi) Kerkük’e geldiği, bu ailelerden 1146’sının boş olan evlere, diğerlerinin ise kiraladık­ları veya kullanılmayan kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirildi­ği” basına bu hususta yansıyan bilgilerden bir tanesidir.İşgalleriyle beraber ilk iş olarak nüfus ve tapu dairelerini yağ­malayan Kürt peşmergeler, Türkmenleri sadece askeri ve kültürel bir baskı altına almakla da yetinmemişler.Tüm devlet daireleri ve müdürlüklerin başına Kürtler yerleştirilmiş.ABD’nin desteği ile işbirlikçileri Kürtler silah zoruyla Kerkük’ü “yönetiyorlar”!!!!!!9 Şubat 2005 tarih­li The New York Times’ta yayınlanan makalede Sandra Mackey şöyle di­yor: “Kerkük’teki Kürtleştirme hareketlerinin ne derece tehlikeli bir noktaya geldiğini kanıtlayabilecek en önemli durum, Erbil-Süleymaniye yolu üzerinde kurulan çadır kentlerdir (Bu çadır kentlerin yerine konutlar yapılarak yeni Kürt mahalleleri oluşturuldu, yani dün çadırıyla gelen Kürtler konut sahibi oldular. Bu Kürtler Kerkük’e yerleştiği içinde Kürt partiler ve Devlet’ten de“göçmen adıyla” maaş almaktadırlar). Çeşitli vaatlerle Kerkük’e getirilen Kürtler’in oluşturduğu bu çadır kentler Kerkük’ün demografik yapısının nasıl değiştirilmeye çalışıldığına en güzel örneklerinden bir tanesidir.
kurtler5[1]

Çadırlarıyla Kerkük’e Getirilen Kürtler ve Bu Çadırların Etrafına Yapılan konutlar

Kerkük Irak’ın bi­linen petrol kaynaklarının %40’ını oluşturan petrol kuyuları açısından anahtar konumunda. Bu kuyular en kötü ihtimalle Irak’ın geleceğine dair pazarlıklarda önemli bir koz olacak. En iyi ihtimalle de müstakbel bir Kürt devletinin ekonomik temelini teşkil edecek.” Gerçekten Kerkük’te olanları sadece Ankara değil, Tahran ve Şam da dikkatle izlemektedir. Halen Irak’ta devam eden iç savaşın dışında kalan Kürt bölgelerinde başlayabilecek çatışmalar, Ker­kük petrollerinin paylaşımından kaynaklanacaktır. Çünkü Kerkük’e yönelik Kürt nüfus kaydırması, seçimlerden sonra da devam etti. “Kendilerine ait olmayan yerleri parselleyip, el koyarak oralarda binalar yapıyorlar. Hatta devlet dairelerini bile Parsellediler. Şimdiye kadar 500 bin kişi geldi.” diyor.2007 yılına girildiğinde ortaya çıkan tablo şöyleydi: Kerkük’e 600 bin Kürt yerleştirilmiş; 227 bin Kürt’ün seçmen kaydı yapılmış; okul, nüfus ve tapu müdürlüklerinin büyük çoğunluğu Kürtlerin eline geçmişti. Tüm bunlar “MİT’in Gizli Kerkük Raporu” şeklinde basına yansıyan kısımlarında da belge ve görüntülerle ortaya konmuştu. 1997’de 760 bin olan Kerkük nüfusu, 2007’de 1 milyon 600 bin olmuştu.( Milliyet, “MİT’in gizli Kerkük raporu”, 28 Aralık 2006.)ABD’de yayımlanan The New York Times gazetesinin 29 Mayıs 2009 tarihli sayısında, Timothy Williams/Suadad Al-Salhy imzalarıyla ve ”Irak Petrolünün Paylaşılması Husumeti Artırabilir”  başlığı altında yer alan Kerkük çıkışlı gazete yazısı şöyledir:“Petrol kenti Kerkük’e yerleşen ve ev kurmak için geniş araziler üzerinde hak iddia eden binlerce Kürt, Kerkük üzerinde hak iddialarını güçlendirmek için kurduğu evlerden bir kısmı, dumanların yükseldiği doğal gaz tesislerine sadece yarım mil uzaklıkta.( 15 Ekim 1927 tarihinde Kerkük yakınlarında ve şehre 15 kilometre uzaklıktaki Baba Gürgür bölgesinde zengin petrol yatakları bulunmuş, sondaj yapılarak adeta bir “ırmak” gibi petrol çıkarılmıştı. Kerkük petrol rafinerisi de aynı bölgede kurulmuştu. Ama maalesef fışkıran bu petrol bizlere refah ve huzur getireceği yerde felaketler getirdi bunun adı da kan, ölüm ve göz yaşı olmuştur. Keşke bu petrol çıkmasaydı bizler de huzurlu yaşasaydık. İşgal sonrası Kerkük’e ithal edilen Kürtler, Kerkük petrol yataklarını ele geçirmek için Kerkük’ün zengin petrol yatakları ve rafinerisi etrafındaki arazilere kanunsuz konutlar yaparak yerleştiler)
kurtler6[1]

Kerkük’ün Zengin Petrol Yatakları Baba Gürgür’den Çekilen Bu Fotoğrafta, Yarım Mil Ötede Petrol Yatağının Etrafına Yerleştirilen İthal Kürtler için Yapılan Konutlar Görülmektedir

Kerkük’ün geçirdiği bu kritik dönem sırasında karşılaştığı baskılardan biri de Kürtlerin bölgedeki varlığıyla ilgili. Bölgedeki petrol sahalarının ihalesi en yüksek teklifi yapan uluslararası petrol şirketine verilmesi planlanıyor. Irak’ın Kuzeyi ve Irak’ın geri kalan toprakları arasında bulunan Kerkük kenti, Connecticut’tan küçük fakat Alaska kadar petrol üretiyor. Kentin, Irak’ın tüm petrol rezervlerinin altıda biri kadar petrol bulundurduğu sanılıyor.
kurtler7[1]

Kerkük – Erbil Yolu Üzerinde Dumanların Yükseldiği Doğal Gaz Tesisleri ve Petrol Yataklarının Sadece Yarım Mil Uzaklığında Yapılan Konutlara Yerleştirilen İthal Kürtler

Kürtler uzun süredir Kerkük’ün kendilerine ait olduğunu iddia ediyor. Pek çok kişi bu durumun Irak’ın birliğini bozmasından ve tartışmalı bölgede şiddetin büyümesine yol açmasından endişe ediyor (Dünyanın neresinde görülmüştür Irak’ın ekmeğini ve suyunu içen, Irak’ın milli gelirinden %17 pay alan ve Irak Hükümetinin izni olmadan kendi başına yabancı firmalarla petrol çıkarma anlaşması yapan Irak vatandaşı Irak Kütleri sözde tartışmalı bölge diye Irak Devletinden Musul, Kerkük, Selahaddin ve Diyala şehirlerinden toprak talep ediyorlar. Tarihçilerin Bilgisi dışında bölgede bir kürt devleti mi vardı? Yoktu. O zaman bu sözde tartışmalı bölgeler neyin nesidir. Bölgeyi ateşe vermek, kaosa sürüklemek ve kardeşi kardeşe kırdırmak Kürtlerin umurunda bile değildir). En kötüsü de bölge güvenliğinin peşmergelere devredilmesinin ardından beklenen etnik savaşın çıkması olur . Kerkük’ün, çoğunluğu Kürtlerden oluşan güvenlik güçleri (Peşmergeler), çoğunluğunun Arap olan Irak ordusunun gelmesini istemiyorlar.Bir başka engel ise Irak petrol bakanlığının kendilerine(Kürtlere) ait olmadığını söylediği arazide evlerini inşa etmiş olan Kürt nüfusunun artması olabilir.” Bu arazilere kanunsuz yerleşen Kürtler şayet Kerküklü iseler daha önce nerede yaşıyor ve oturuyorlardı. Neden sadece Kürtler kendilerine ait olmayan bu petrol arazilerini işgal ediyorlar?Me­sud Bar­za­ni’nin, “Bar­za­ni I” ad­lı ki­ta­bın­da,Türkmen şehri Ker­kük hak­kın­da­ki gö­rüş­le­ri bakın nasıldır” Ker­kük şeh­ri bir çok ne­den­den do­la­yı önem ka­za­nı­yor. Bun­la­rın en önem­li­si de bü­yük bir pet­rol re­zer­vi­ne sa­hip ol­ma­sı­dır. Ay­rı­ca bir eko­no­mik mer­kez ol­ma­sı da öne­mi­ni ar­tı­rı­yor. Ker­kük’te bir Türk azın­lı­ğı­nın (Türk azınlığı mı ?!!) bu­lun­du­ğu ger­çe­ği­ni kim­se in­kar ede­mez. Bu bir re­ali­te­dir. Ama bu­nun ya­nın­da Asu­ri azın­lı­ğı da var­dır. Türk­men­le­rin Ker­kük’te ve Ker­kük’e bağ­lı ba­zı il­çe­ler­de ço­ğun­lu­ğu oluş­tur­duk­la­rı­na da­ir söz­le­ri işi­ti­yor ya da oku­yo­ruz. Bu nok­ta­yı tar­tış­mak is­te­mi­yo­rum. Di­ye­lim ki bu id­dia doğ­ru­dur, o za­man Ker­kük’ün Kürt top­rak­la­rın­da yer al­dı­ğı, Türk top­ra­ğı ol­ma­dı­ğı ger­çe­ği açık bir şe­kil­de ka­bul edil­me­li­dir. Bu­nun­la be­ra­ber Türk­men kar­deş­le­ri­miz   bir et­nik azın­lık ola­rak her tür­lü hak­lar­dan ya­rar­lan­ma­lı­dır­lar. Di­ğer azın­lık­lar­la bir­lik­te on­la­rın da hak­la­rı ve­ril­me­li­dir.”(Mesud Barzani, Barzani I, s.375,376,377)1947 yılında Mesud Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani Irak ve İran‘ı  karıştırdı sonrada Sovyetler Birliği’ne  Kaçtı. 20 Tem­muz 1958 de Cum­hu­ri­ye­tin ila­nın­dan bir haf­ta son­ra ge­nel af  ilan edil­di. Kral­lık dö­ne­min­de gı­ya­bın­da idam ka­ra­rı ve­ri­len ve Sov­yet­ler Bir­li­ği­ne ka­çan Mol­ la Mus ­ta­fa Bar­za­ni, ge­ne­ral Ab­dul­ke­rim Ka­sım ta­ra­fın­dan af­fe­dil­di. Bar­za­ni’nin 11 sene sonra Irak’a dö­nü­şü Kürt­le­ri bü­yük öl­çü­de ce­sa­ret­len­dir­di. Kürt
­ler, pet­rol ya­tak­la­rı ile zen­gin Ker­kük’ü ken­di böl­ge­le­ri ara­sı­na kat­ma­yı plan­la­ma­ya baş­la­dı­lar. Ha­yal­le­rin­de düş­le­dik­le­ri dev­le­te eko­no­mik kay­nak sağ­la­mak için, zen­gin Ba­ba Gür­gür pet­rol ya­tak­la­rı­nın yer al­dı­ğı Ker­kük’ü he­def seç­ti­ler. An­cak bu pla­nın kar­şı­sın­da bü­yük bir en­gel var­dı. Bu da Ker­kük’ün ta­ma­miy­le Türk şeh­ri ol­ma­sı idi. O ta­rih­ler­de Ker­kük’te çok az sa­yı­da Kürt nü­fu­su var­dı.( Zubaida Umar, “The Forgotton Minority  The Turkman’s Of  Iraq”, “Afkar inquiry”;4/2, February 1987, s.37,43)O günden beri Türkmen şehri Kerkük baba Barzani tarafından Kürtlere hedef  gösterildi ve Kürt milliyetçiliğini tetiklemek için hep Kerkük koz olarak kullanıldı.Şimdi kardeşlikten bahsediliyor? Kardeş adaletli olur kardeşine haksızlık etmez. Kardeşinin topraklarına göz dikmez ve kardeşinin hayatını cehenneme çevirmez.Ta­bii Ker­kük bü­yük bir pet­rol re­zer­vi­ne sa­hip, Türk­men­le­rin ya­şa­dı­ğı çi­le, zu­lüm, kat­li­am ve idam­lar bu­nun yü­zün­den de­ğil miydi? Ame­ri­ka’nın 10 bin ki­lo­met­re uzak­tan ge­lip, Kürt­ler­le iş­bir­li­ği ya­pa­rak bu böl­ge­le­ri iş­gal et­me­si­nin ne­de­ni pet­rol de­ğil midir?

Pet­rol Kürtlerin ve dış güç­le­rin iş­ta­hı­nı ka­bar­tı­yor.Kerkük’te petrol olmasıydı, Kürtler ve dış güçler Kerkük’le ilgilenirmiydi hiç? Bar­za­ni, Kürt­le­rin Irak’ta­ki 4 mil­yon­luk nü­fu­su­na bak­mak­sı­zın 3 mil­yon­luk Irak Türk’ünü azın­lık ola­rak gö­re­bi­li­yor ve bu nok­ta­yı tar­tış­mak is­te­me­di­ği­ni söy­le­ye­bi­li­yor. Oy­sa Irak’ta Türk­le­ri, azın­lık ola­rak ni­te­len­di­ren­ler, Tür­ki­ye Baş­ba­kan­lık Dev­let Ar­şiv­le­ri Ge­nel Mü­dür­lü­ğü ve An­ka­ra Dev­let Ka­dast­ro ve Ta­pu Ge­nel Mü­dür­lü­ğü­ne mü­ra­ca­at edil­di­ğin­de otur­duk­la­rı böl­ge­nin ta­pu­su­nun ki­me ait ol­du­ğu­nu öğ­re­ne­cek­lerdir.

Gazeteci yazar Ardan Zentürk’ün 29 Mayıs 2010 tarihinde Kerkük hakkında “Savaş Kenti’nin Kırsalında…. Kerkük” yazısında: “Erbil’den yola çıkıp, savaşın izlerini iki yanında hala taşıyan yoldan petrol kulelerinin bulunduğu o bölgeye vardığında, seni karşılayan kadim bir kenttir Kerkük… Aslında hepimiz biliyoruz, bu kentten çıkan servet, dünyanın başka ülkelerinde yaşanılan o debdebeli yaşamların da ana zeminini oluşturuyor. Petrol, 20’nci yüzyıldan 21’ncisine miras kalan kara yağ… Topraklarında bu yağdan olanlar pek mutlu olamadılar. Zenginlik yaşasalar bile, başları hep belada oldu. O kuyulara sahip olup, o kara yağı kullananlar. Yani “ötekiler…” Bakın işte onlar zengin ve rahat yaşadılar.

Kerkük’ün bir turisti çekecek herhangi bir yeri yok. Ama bu kentin sokaklarına adım attığım andan itibaren, bu gezegenin nasıl bir adaletsizlik diyarı olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Bu kentin öyküsü, her ne kadar 5 bin yıl önce başlamış olsa da, günümüze damgasını vuran gelişmeler, henüz daha dün gibi… Takvimlerin 1927 yılını gösterdiği günlerde, tam da Osmanlı’nın bu topraklardan çekildiği anlarda, Baba Gürgür bölgesindeki bir petrol kuyusundan ‘fışkıran’ petrolün yazdığı bir tarihten söz ediyoruz. Bir de… Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun bu topraklarda 400 yıla varan hakimiyetten sonra sadece dört yıl içinde nasıl buharlaşıp gittiğini anlayabiliyoruz. Birinci Dünya Savaşı sonrasında sadece Amerika’nın değil, Avrupa’nın da bütün topraklarında büyük bir sanayileşme hamlesi yaşadığı günlerdir o günler ve Baba Gürgür’den çıkan, hatta o günün kısıtlı teknolojik birikimiyle birlikte günde 95 bin varili bulan petrol herkesin can damarı olacaktır. Olacaktır da bunun Kerkük’e faydası ne? Kerkük, bu gezegende, aklımıza gelebilecek en büyük servetin üzerinde oturup, ama yoksulluk ve sefalet içinde yaşatılan insanların kenti…

Petrol kulelerini sağımızda bırakıp, sayısını unuttuğumuz güvenlik kontrollerinden (Peşmerleri) geçtikten sonra kente vardığımızda bizi karşılayan eski binalar, gecekondular ve yoksulların günlük ihtiyaçlarını karşıladıkları o koskoca ve kaotik çarşı… Oysa hemen altımızda, 20 milyar varil petrol var! Nasıl oluyor da, sadece bir yıl içinde dünyanın ikinci Dubai’si olabilecek bir kentte bu kadar yoksulluğun içinde yaşayabiliyorlar? (Elektrik günde en fazla 5-6 saat veriliyor, su kısıtlı, alt yapı ve belediye hizmetleri hemen hemen yok. Ama belediye hizmetleri 50’lerden sonra kurulan ve Kürtlerin yoğun yaşadığı Şorca, Rahimava ve İskan mahalleleri, 2003’ten sonra silah zoru ile Türkmen ve Devlet arazilerine kurulan yeni Kürt mahallelerine yapılmaktadır. 2003’ten beri Kerkük’ün yönetimi ABD’nin himayesinde Kürtlerin elindedir. Dünyanın en zengin şehirlerinden biri Kerkük işin ehli olmayan insanlar tarafından idare edilmektedir, fazla izaha gerek var mı? Sonuç ortada istilaya uğramış harabe bir şehir)  Sözünü ettiğim bu… Gezegenin adaletinden şüphemin derinleşmesinin nedeni. Buradan çıkan petrol yıllar boyu bir diktatörlüğü desteklemek ve sonsuz gibi görünen savaşlar için kullanılınca, geriye kalan işte bu ( Bugün ise Türkmen şehri Kerkük’ten çıkan petrol  ABD ve onun işbirlikçileri Kürtler paylaşmakta. Ya Türkmenler, 3 milyon Türkmen de kim oluyor)

kurtler8[1]

Amerikalılar Kerkük Rafinerisi Ve Petrol Yataklarını Gezinirken. Kerkük’te Olmalarının Nedeni de Petrol Değil midir ? Yoksa Iraklıları Özgürleştirip Ve Demokrasiyi Yerleştirmek İçin mi Geldiler Sandınız?

Kerkük sizi, milletinize bakmada bağrına basar, biliyor musunuz? Kerkük… Dedim ya, bir taş atımı mesafe kadar yakın.”Kerkük petrollerini ele geçirmek için Türkmen şehri Kerkük’e ithal edilen ve Kerkük ile hiç ilgisi olmayan 700 bin Kürt’ün durumu ne olacaktır bir bilen var mıdır ?  Kürtler, ABD’nin desteği ile Kerkük’te hemen her cadde ve sokağın üzerinde Kürt bayrakları ile donatmaya başladılar. Bugün Kürtler’in yoğun olduğu bölgelerde hiç Irak bayrağına rastlanmazken Kürt bayraklarının yoğunluğu dikkat çekiyor. Kerkük’ün ‘Kürt kenti’ olduğunu göstermek amacıyla asılan yoğun Kürt bayraklarını kentin girişindeki Rahimava kesimindeki PKK’nın Irak yapılanması olan Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK) bayraklarıyla birlikte sallanıyor. Bugün Kürtler utanmadan Kerkük’te nüfus sayımının yapılmasını ısrarla istiyorlar. 2004’te Kerkük’te seçmen sayısı 369 bin iken bugün ise 840 bin olmuştur yani artış yüzde yüzün üzerinde. Saddam döneminin Irak’ında ve BM kaynaklarına göre, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük’ten göçe zorlanan Türkmen, Kürt, Arap ve Keldo-Asuri’nin toplam sayısı ise 11 bin 800 civarında… Saddam’ın devrilmesinden sonra Kerkük’e 700 bin Kürt ithal edilmiş durumda.8 sene önce Kerkük’ün nüfus sayısı 830 bin iken bugün ise 1 milyon 600 bin civarındadır. Bu da gösteriyor ki Kerkük’ün nüfus yapısı kökten değiştiriliyor.Kerkük’le ilgisi olmayan bu insanları Kerkük’e yerleştiren, finansını sağlayan ve maaşa bağlayan kimlerdir ve hedefleri nedir? Sakın hedef Kerkük petrollerini ele geçirip bir Kürt devleti(İkinci İsrail’i) kurmak olmasın!Türkmen şehri Kerkük’ün başına ne geldiyse petrolden geldi, şehrimizde petrol olmasaydı bu acıları,katliamları,baskıları ve zulmü yaşar mıydık? Allah  milletimizi aç gözlülerden ve düşmanlardan korusun.Yazı ve İnceleme: Ali KERKÜKLÜ
Misakimilli[1]

Misak-ı Millî Haritası

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ