KAZAKİSTAN’DA CEDİTÇİLİK

KAZAKİSTAN’DA CEDİTÇİLİK

19. ve 20. yüzyılların kesişim noktası Kazakistan’ın modern tarihinde çok ilginç bir döneme tekabül etmektedir. Kazakistan’daki aydınlar sınıfı 19. yüzyılın ortalarından beri süregelen politik ve manevi gelişmeler modeline göre birçok kısma ayrılmıştı. Rus ve Türk yanlısı olarak adlandırılan iki jeopolitik model de bu oluşumlar sırasında ortaya çıkmıştır. Elinizdeki makalede yukarıda işaret edilen modellerden İkincisinin yani Cedidizm olarak adlandırılan Türkçülüğün, Kazakistan’a nasıl ve ne şekilde girdiği tartışılacaktır. Sonuç olarak Cedidizm hareketinin Kazakistan’da doğuşu ve bütün Cedidcilerin Sovyet dönemi Rusyası’nda yok oluş hikayesi Mağcan Cumabay’ın kişiliği ve kaderi ile ilgili olarak verilecek bilgiler üzerinden anlatılacaktır.

19. yüzyılda Kazakistan’ın İslamlaşma süreci İslam geleneklerinin ve dini merasimlerin Kazakistan gelenekleri içinde yer alması, Arapça isimlerin ve kelimelerin Kazak dilinde yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanması şeklinde kendisini gösterdi. Bu gelişmeler daha sonraki yıllarda Kazakistan’da İslami partilerin kurulmasına ve İslam’ın politik bir hareket olarak yaygınlaşmasına bir temel oluşturdu.

Din, Kazak halkının manevi ihtiyaçlarına temel oluşturmanın yanı sıra zaman içerisinde ulusal kimliklerinin de ayrılmaz bir parçası haline geldi. Din alanındaki yazında bir genişleme oldu ve bu alanda eser veren yazarların sayısı arttı. Bunlardan bazıları Şeyhulislam-Ulu Yusuf Bek Şahmardan, Umançikov M., Şahkerim Kudayberdiyev gibi önemli isimlerdir.

İslam, Rusya İmparatorluğu altında yaşayan bütün Müslümanlar için ulusal bağımsızlık mücadelesi alanında bir vesile oldu. Kazakların hayat tarzı haline gelen din, ulusal kimliğin oluşmasında öncü rolünü üstlendi. Şimdi de dinin yitirilmesi aynı zamanda ulusal kimliğin yitirilmesi anlamına gelmektedir. İslam’ın bu bozkırlardaki var oluşu, Kazak aydınlarının uzun zamandır oluşturmaya çalıştıkları yeni bir kimliğin yani ulusal kimliğin oluşmasına neden oldu. İşin doğrusu aydın kesiminin en önemli işlevi de bu ulusal kimliğin oluşturulmasıydı. Entelektüel çevrede Kazakların ulusal değer yargılarının Avrupalılarınkilerle uyuşmadığı düşünülürdü ve aydınlar bu konuda umutsuzluğa kapılmışlardı. Gittikçe büyüyen politik canlanmalar göstermiştir ki, politik hakların ve özgürlüklerin daha iyi elde edilebilmeleri için politik gelişmelerde yeni yollar aramak gerekmektedir.

Kazakistanlı aydınlar 20. yüzyılın başlarında yeni bir politik gelişme modeli ile karşılaştılar. Pan- İslamcılık ve Pan-Türkçülük bu dönemde en etkili eğilim haline geldi. Ve birçok açıdan bu eğilimlerin kullandıkları kavramlar, dinin toplumdaki rolü ve etkisi ile örtüştü. Bu eğilimler Osmanlı İmparatorluğu’nun manevi önderliği altında şekillendiler ve uluslar üstü, dini, etnik kimlik gibi kavramlara dayanan bir ideolojik eğilimin temsilcisi oldular.

Türk milliyetçiliğinin kökenleri 1826 yılında Türkiye’de gerçekleşen anayasal reformlara dayanmaktadır. Bu reformlar “Genç Osmanlılar” devrimine giden olaylar zincirini başlatmış oldu. Bir grup genç Osmanlı özellikle 1867-1871 yılları arasında Avrupa’da özgürlük ve anayasa gibi fikirler yoluyla faal hale geldi.

Türkçülük fikri, Rusya’da yaşayan Müslüman azınlıkların düşünürleri arasına din ve eğitim problemleri ile sınırlanmış olarak girmesine rağmen 19. yüzyılın ortalarında yaygınlaşmaya başladı. Rusya İmparatorluğu içinde yaşayan Müslümanlar zaman içerisinde kendi liderlerini yetiştirdiler. Ulema, Seyfi, İşhanlar ve Cedidler Orta Asya’nın Müslüman elitleri oldular. Edip Halid, “cedid” olarak adlandırılan akımın ne olduğu ile ilgili “Müslüman toplumunu, modern iletişim araçlarını (…) ve sosyalleşmenin yeni formlarını kullanarak ıslah etme çabalarında yer alan bireylerin oluşturduğu akım” şeklinde bir tanımlama yapmıştır.[1]

Müslümanların var oluş meselesi Cedid hareketi ile vücut bulmuş ve günlük hayatın her yönünü ilgilendiren İslam ilâhiyatının modernleştirilmesi, kadın özgürlükleri, eğitim reformları, ortak bir dil oluşturulması gibi felsefi konular bu hareket ile gündeme gelmiştir. Rus İmparatorluğu’nun bütün Müslüman Türkleri kuşatan yeni bir kimlik oluşumunu Pan-Türk bir model içerisinde gerçekleştirme teşebbüsüne girişilmiştir.

19. yüzyılda iki jeopolitik kuvvet ile örtüşen iki eğitim kavramı Kazak aydınları arasında yaygınlık kazanmıştır. Bunlardan biri N. I. İlminskiy (1822-1891) tarafından desteklenen ve Hıristiyanlık ile Ruslaştırmanın beraber rol aldığı eğitimdir. Bu eğitim sisteminde yerli dilde verilen eğitim aynı zamanda Ortodoks Hıristiyanlığının temel prensiplerinin verilmesini sağlıyordu. 18. yüzyılda general Skalon’un basmış olduğu Kazak dilinin ABC kitabı Rus alfabesine dayanıyordu. Yine N. I. İlminskiy “Kırgızlara Rusçayı kendin öğren” dizisini yayınlamıştı. İbrahim Altınsarı ise İlminskiy’nin takipçisi idi. İbrahim Altınsarı kıtlıktan kısa bir zaman önce devlet meclis üyesi olmuş bir bakanlık danışmanıydı 1879 yılında “Kirgizskaya Hrestomatiya”yı yayınlayan Altınsarı Kazak okullarının müfettişliğini de yapıyorken, 1888 yılında Turgay bölgesi danışmanı oldu. Kazak entelektüelleri arasında yaygın olan iki fikir vardı: Birincisi “Çocuklar Haydi Okula” (İbrahim Altınsarı tarafından 19. yüzyılın ortalarında yazılmış bir şiir), ikincisi de “Kazaklar Uyanın” (M. Cakıp Dulatov’un “Kazaklar Uyanın” adlı antolojisinden alınmış bir bölüm). İkinci eğitim sistemi Cedid Hareketi tarafından önerilen bir sistemdi. Evrensel bilim değerleri ve ulusal geleneklerin, İslam doktrin ile örtüştüğü bir eğitim sistemi modelini öneren Cedidciler bu alanda önemli bir etki yaratmışlardı. Cedidciler genelde zengin tüccarların ve sanayicilerin çocuklarıydılar ve hem laik hem de dini eğitim almışlar, dünyanın birçok ülkesini gezip görmüşlerdi.

Cedid liderleri arasında Rusya’daki İslam reformları üzerine büyük etkiye sahip Mercani’den söz etmek mümkündür. Ş. Mercanî Kazan Tatarlarının dinî lideriydi. Onun başarılı olmasına neden olan en büyük etkenlerden biri Kazan’ın Rusya İmparatorluğu’nda büyük bir kültürel merkez olması idi. Bu büyük kültürel merkezdeki Tatar tüccarları, doğudaki Başkurdistan, Orta ve Aşağı İdil, Kazakistan Stepleri ve Türkistan gibi birçok bölgeden geçerek sürekli seyahat ediyorlardı.

Cedid hareketi diğer İslam reformu eğilimlerinden birtakım farklılıklar arz ediyordu. Kazakistan için iki bölgenin büyük bir önemi vardı. Bunlar Kırım ve İdil boyudur. Buhara ve Hive de önemli sayılan bölgelerdendir. Gaspıralı İsmail Bey, Abdul Kayyum Nasıri, Hüseyin Feyzhani gibi isimler Rusya İmparatorluğu’ndaki Türkler arasında Cedidcilik hareketinin gelişmesine çok büyük katkılarda bulunmuşlardır.

Bir Kırım Tatarı olan Gaspıralı (1851-1914) Türk-Tatar birliğinin ve Müslüman hayat tarzına uygun bir modernleşmenin önemli savunucularından biri oldu. Gaspıralı Rusya’daki Müslümanlar için bir “Başöğretmen” oldu. Müslüman okulları için miras bıraktığı önemli bir eğitim sistemi terimi olan usul-i cedid’ yani “yeni metot” Gaspıralı’nın bütün eğitim programlarında uygulanmaya başlandı ve sistemin takipçileri daha sonra “Cedidciler” olarak adlandırıldı. Gaspıralı’nın Bahçesaray’da kurulan model okulu Rusya’daki bütün Müslümanlar üzerinde önemli bir etkiye sahip oldu. Buna ek olarak Gaspıralı’nın gazetesi “Tercüman” Rusya ve Orta Asya’daki Müslümanlar arasında geniş oranda yaygınlaştı. 1885 yılı gibi erken bir zamanda “Tercüman” gazetesinin sadece Türkistan’da 200 okuyucusu vardı. Gaspıralı Orta Asya’yı iki defa ziyaret etti ve 1898 yılında bölgede onun etkisiyle “mektepler” açıldı. 1901 yılında Taşkent’te de bir okul açıldı. Rusya devrimi öncesindeki Rusya’da 5000’den fazla Cedid okulu bulunmaktaydı.

Abdul Kayyum Nasıri de (1824-1902) Gaspıralı benzeri bir role sahipti. “Tatar Ses Sözlüğü ve Gramer Kitabı” hazırlayan Nasıri, aynı zamanda Kazan Tatarları arasında yaygın olan edebi çalışmaları iki ansiklopedi içinde derleyerek yayınladı.

Hüseyin Feyzhani Avrupa eğitimi görmüş biriydi. Tatar kültürünün Batılılaştırılması ve okul sistemi ve programının modernleştirilmesi gerekliliğini savunan bir Doğu bilimciydi.

Cedid hareketi mensupları Sadayı Türkistan, Ayna, Semerkant, Buharayı Şerif, Terakki, Şöhret, Hurşid, Tuccar gibi birçok gazete ve dergi yayınladılar. Bu gazete ve dergiler aracılığıyla da aydın kesime nüfuz etmeyi başardılar.

Kazak steplerinde Rusya Devleti tarafından uygulanmak istenen ilk eğitim sistemi teşebbüslerinin tarihi 18. yüzyıla kadar uzanır. Örneğin 1789 yılında Omsk’ta Kazak elitlerinin çocukları için Asya Okulu açılmıştı. 1822 yılında, “Ustav o Sibirskih Kirgizah”da bölüm 6 “Ustanovleniya duhovnue i po çasti narodnogo prosveşeniya”, paragraf 249’da “Her Kırgız çocuğunu, genel kurallar ekseninde imparatorluk içerisinde yer almakta olan eğitim kurumlarından birine gönderme hakkına sahiptir.” ifadesi yer almaktadır. Daha ileride, paragraf 250’de ise “Kırgızların -din adamları tarafından açılacak olanlar hariçtir- okul açması yasaklanmamalıdır ve hatta mümkünse her şekilde desteklenmelidir.[2]

1841 yılında Cangir Han Bukeyevskaya Orda’da bir okul açmıştır. 1868 yılında da her Kazak yerleşim biriminde bir ilkokul açılması kararlaştırılmıştır. Rus-Kazak okulları, özel sınıflar, St.Petersburg, Omsk, Irkutsk, Kazan üniversitelerinde “yerliler” “inorodçeskoye” olarak adlandırılan Kazakların da dahil olduğu imparatorluk halkı için bölümler açılmıştır. Sonuç olarak toplumda yeni bir hayat tarzı benimsenmeye başlandı. Bilgiye olan merak, başarılı kariyer yapma isteği, hayattaki değişimler, birçok gencin bu eğitim kurumlarının değişik kademelerine gitmelerine neden oldu. Rusya’daki bu üniversitelerde laik bir eğitim alan bir genç grubu oluşmuş oldu. Mustafa Çokay, Bahtcan Karatay, Muhammedcan Tinişbay, Bahtgerey Kulmanov gibi isimler bu grubun klasik temsilcilerinden bazılarıdır ve bunlar Cedid hareketine paralel birtakım aktiviteler gerçekleştirmişlerdir. Bu laik düşünürler ile Cedidcilerin farklılaştıkları birtakım konular bulunmaktadır. Cedidciler Orta Asya’nın Müslüman geleneklerinin modernizasyonunu vurguluyorlarken, bu laik entelektüeller Batı düşüncesinden ve kültüründen etkilenmiş modeller öne sürüyorlardı. Cedidciler Müslüman toplumundaki kültürel değişimler konusunu ısrarla vurgularken, laik entelektüeller Rusya Devleti ve Rus toplumunun politik değişimler gerçekleştirmesi gerekliliğini vurguluyorlardı. Çokan Velihanov, İbrahim Altınsarı, İbrahim Abay (Kunanbay) Rus yanlısı eğilimleri savunan ilk Kazak aydınlanmacılarındandı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ