KARAMANOĞULLARI BEYLİĞİ

KARAMANOĞULLARI BEYLİĞİ

1.220 yılından beri devam eden Moğol istilâsı nedeniyle Horasan ve Maveraünnehir bölgesinde bulunan Türkmen boyları ülkelerini terk ederek, büyük çoğunlukla Anadolu’ya gelmekteydi. İbn Bîbî’nin[1] Ermen ülkesi dediği Isauria bölgesi, I. Alaeddin Keykubad (1220-1237) tarafından 1225 yılında alınarak, Selçuklu ülkesine dahil edilmiş, ilk vali olarak Kamerüddîn adlı bir kişi görevlendirilmişti. Bununla beraber, bu bölgenin sınırları üzerinde, daha önce de birtakım Türkmen aşiretlerinin yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Bölge, ele geçirildikten itibaren yoğun Türkmen yerleşimine açılmış ve bir uç bölgesi haline getirilmiştir. Karaman aşiretinin de 1228 yılında I. Alaeddin Keykubad tarafından Ermenek (Germanicopolis) ve civarındaki Kamış adlı mevkiye yerleştirildiği anlaşılmaktadır.[2] Ancak, Karaman aşiretinin Oğuzların hangi kola mensup olduğu konusu henüz açıklığa kavuşmuş değildir.[3]

Karaman aşiretinin Reisi Nure Sûfî idi. O, 1231’de ortaya çıkan Şeyh Baba İlyas’ın yanında yer almış, Selçuklulara karşı çarpışmıştır. Babaîlerin mağlubiyeti üzerine Konya ve Ermenek civarına çekilen Nure Sûfî’nin ölüm tarihi bilinmiyor.[4] Onun, Karaman, Zeyn el-Hâc, Bonsuz, Oğuz Han ve Timur Han adında dört oğlu daha olduğu anlaşılıyor. Karamanlılar, bir Babaî şeyhi olarak bilinen Nure Sûfî’nin oğlu Kerimüddîn Karaman Bey’in idaresinde Kilikya sınırlarındaki uçlarda Türkmen dağları diye bilinen dağlık kesimde Varsak, Durgut, Bulgar, Kosun, Göğes gibi diğer Türkmen aşiretleri ile işbirliği yaparak güçlendiler.[5] Karaman Bey Toroslar’da elde ettiği odun kömürünü Larende’ye getirip satarak geçinen bir kömürcü idi. O, Moğol Kumandanı Baycu’nun Anadolu’ya geldiği sırada (1256) yaşanan karmaşadan istifade ederek, aşireti ile birlikte yol kesmeye yağmacılığa başladı. Bu sırada Selçuklu tahtına IV. Rükneddîn Kılıçarslan oturmuştu. Sultan Rükneddin, bu asi Türkmen reisine sahip olduğu yerleri iktâ olarak vermek suretiyle itaat altına almak istemiş, kardeşi Bonsuz’a da emîr-i cândârlık payesi vermişti. Ancak sultanın bu tutumu, Karamanlıları sakinleştireceği yerde daha da cüretkâr ve saldırgan hale getirdi. Bunlardan Kerimüddîn Karaman Bey, Ermenek, Mut, Gülnar, Mer’a ve Silifke kalelerine akınlarda bulunuyordu. Ermenek’ı zapt ederek Ermenek Beyi lakabını alan Karaman Bey, giderek güç kazanmış, Sultan IV. Rükneddîn Kılıçarslan’ın emirlerini dinlemeyerek, akınlarını eski Isauria ülkesi ile Silifke’ye kadar uzatmış, ahalisini esir etmiştir. Bir ara Sultan Rüknedddin ile ilişkisini düzelten ve hatta Selçuklu ailesi ile sıhriyet bağı kuran Karaman Bey’in bu tavrı kısa süreli oldu.

Sultan Rükneddîn’in Denizli civarındaki Türkmenler üzerine bir tedib seferi düzenlemesi üzerine, Karaman Bey, kardeşleri Zeynel-Hac ve Bonsuz ile birlikte 1261 yılında 20.000 kişilik bir kuvvetle Sultan II. İzzeddîn Keykavus’u tekrar tahta geçirmek amacıyla Konya üzerine yürüdü. Konya halkının desteğine rağmen Karamanlılar, Muineddîn Pervane tarafından Gavele kalesi önünde yenilgiye uğratıldı. Zeynel-Hac ve Bonsuz yakalandılar. Çeşitli hakaretlere uğrayarak, birkaç gün sonra kale kapısı önünde asıldılar.[6]

1262 yılında resmen bir uç beyi olan Karaman Bey, uçlardaki faaliyetine devam etmiş, bazı Ermeni şehirlerine akınlarda bulunmuş, bazı yerleri ele geçirmiş, ancak Manyâ kalesinde yenilgiye uğrayarak, aldığı yaraların tesiriyle bir süre sonra ölmüştür.[7] Sultan Rükneddin’in ölümü üzerine, Karaman Bey’in çocukları Muineddîn Pervane tarafından serbest bırakıldı. Karaman aşiretinin başına ailenin kararıyla Karaman Bey’in büyük oğlu Şemseddin Mehmed Bey geçti. O da babası gibi bağımsızlık mücadelesini devam ettirdi. Selçuklulara karşı Niğde Emiri Hatiroğlu Şerefeddin[8] ile ittifâk kurdu. Hatiroğlu Şerefeddin Memlûk sultanına güvenerek, Moğollara karşı isyan ettiğinde Mehmed Bey, derhal onun tarafını tuttu. Hatiroğlu Hotenli Bedrüddîn İbrahim’in elinden aldığı Ermenek serleşkerliğini (askerî kumandanlığı) Şemseddin Mehmed Bey’e verdi. Selçuk ve Moğol kuvvetleri Hatiroğlu isyanını bastırarak, Şerefeddin Bey’i muhakeme edip öldürdüler (1276). Bununla beraber, Karamanoğlu Mehmed Bey mücadeleye devam etti. Selçuklulara göndermekte olduğu yıllık vergiyi keserek isyana devam etti. Bu arada Muineddin Pervane’nin Karamanlılar üzerine gidilmesini engellemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen, eski Ermenek serleşkeri Bedreddin, Karamanlıları cezalandırmak için 2000 kişilik bir Moğol kuvvetiyle harekete geçti. Bu durum üzerine Karamanoğlu, Bedreddin’e bağışlanmaları için sultanın hazinesine 100.000 dinar tazminat ödemeye hazır olduklarını bildirmesine rağmen, bu teklifi kabul edilmedi. Fakat, sonuç Bedreddin’in hiç ümit ettiği gibi olmadı, büyük bir bozguna uğrayarak, kaçmak zorunda kaldı. Moğollar birkaç kez daha aynı teşebbüste bulundular. Fakat her defasında Karamanlılar tarafından yenilgiye uğradılar. Neticede, Karamanlı isyanının bastırılması işini ertesi yıla bıraktılar. Ancak, 1277 yılı umulanın aksine, Memlûk Sultanı Baybars’ın Anadolu’ya girişi ve Moğolları bozguna uğratması ile Türkmen hareketinin güçlenmesine neden oldu.[9] Nitekim, Sultan Baybars’ın Moğol-Selçuk kuvvetlerini Elbistan’da yenilgiye uğratması, Mehmed Bey’i iyice cesaretlendirdi (1277). Bunun üzerine Aksaray’a hücum etti, başarılı olamadı; buradan üç bin atlı ile Konya üzerine yürüdü. Ancak, Konya hemen teslim olmuyordu. Karamanoğlu Mehmed Bey, yanında Sultan II. İzzeddin Keykavus’un oğlu olduğunu iddia ettiği bir şehzade ile Konya önüne geldi. Şehre girdiyse de Konya Kalesi direnmeye devam etti. Karamanoğlu Mehmed Bey, yanında getirdiği şehzâde Gıyaseddin Siyavuş’u (Cimri) hükümdar ilan ederek, onun adına hutbe okutup, sikke kestirdi. Bunun üzerine Konya halkı II. İzzeddin’in oğluna biat ettiler.[10] Ardından Konya Kalesi ele geçirildi. Bu sırada toplanan Anadolu Selçuklu divanında resmî yazışmalarda Farsça yerine Türkçe kullanılması ile ilgili karar alınmıştır.[11] Bu sırada, İlhanlı Hükümdarı Abaka Han’ın emirlerinin beraberlerinde III. Gıyaseddin Keyhüsrev ve Vezir Sahib Ata Fahreddin Ali olmak üzere Konya’ya ilerledikleri haberi geldi. Mehmed Bey derhal yanında Siyavuş olduğu halde şehirden çıkıp, Akşehir ve civarını yağmalayıp geri döndü. Fakat, Konya halkı şehir kapılarını kapattığından şehre giremedi. Konya’yı muhasara ettiyse de başarılı olamayıp, Ermenek tarafına çekilmeye mecbur oldu.

Sahip Ata Fahreddin Ali, Karamanoğlu’nu takip ederek Mut taraflarına gitti, bir kısım Selçuk- Moğol askerini ileri gönderdi. Bu grup ile karşılaşan Karamanoğlu Mehmed Bey, Selçuk-Moğol askerlerini kurduğu pusuya düştü. Mehmed Bey, kardeşleri ve amcazadeleri ile birlikte öldürüldü. Başları kesilerek Selçuk ordugahına gönderildi ve Karaman aşiretinin bulunduğu yerlerde teşhir edildi (1277).[12] Karamanoğlu Şemseddin Mehmed Bey’in ani ölümü ile Karamanoğulları Beyliği kısa bir süre durgunluk dönemi geçirdi. Karaman ve onlarla birleşen Türkmen aşiretleri üzerine tedib seferleri 1283’de Selçuklu tahtına oturan II. Gıyaseddin Mesud zamanında da devam etti. Bununla beraber, Karamanoğulları yeniden toparlandılar. Şemseddin Mehmed Bey’den sonra Karaman tahtına oturan Güneri Bey, Bedreddin Mahmud ve Yahşi Beyler zamanında yeniden güçlendiler.

Karamanoğlu Güneri Bey, Selçuklu saltanat kavgalarına karıştı. 1287’de Ermenilere ait Tarsus’u vurdu. 1288’de Eşrefoğlu’yla birlikte Konya’ya gelerek sultana itaatini bildirdi. Güneri Bey 1300’de vefat etti.[13]

Güneri Bey’den sonra yerine kardeşi Mecdüddîn Mahmud Bey geçti. 1293’te Frankların elinden Alâiye’yi geri alarak, Memlûk sultanı adına hutbe okutan Mahmud Bey, 1308’de Anadolu Selçuklu Sultanı II. Mesud’un ölümü üzerine derhal Konya’yı ele geçirerek burada üç sene kalmıştır. O, 1312’de vefat edince yerine oğlu Burhaneddin Musa Bey geçti. Musa Bey zamanında İlhanlıların Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettiği Emir Çoban, Selçuklu Devleti’nin sona ermesiyle, bağımsız hareket etmeye başlayan Anadolu beyleri üzerine sefer düzenledi (1314). İlk önce Konya’yı Karamanoğullarının elinden aldı. Öte yandan Karamanoğlu Musa Bey ile kardeşi İbrahim Bey arasında saltanat mücadelesi ortaya çıktı (1318). İbrahim Bey, Memlûk sultanının desteğiyle Larende Beyliği’ni elde etti. Musa Bey’e de Ermenek Beyliği verildi.[14] Bedreddin İbrahim Bey’den sonra oğlu Fahreddin Ali Bey, kısa bir süre Karaman Beyi oldu. Yerine kardeşi Şemseddin Bey Larende Beyi oldu. Fakat kendisiyle mücadeleye girişen kardeşi Karaman Bey tarafından öldürüldü (1325). Bunun üzerine halk Ermenek Emiri Burhaneddin Musa Bey’i davet etti. Böylece Musa Bey ikinci defa Karaman Beyi oldu. Ancak kısa sürede Karaman tahtı üzerindeki iddiacıların zuhuru üzerine, Karaman Beyliği’ni kardeşi Halil Bey’in iki oğluna (Alaeddîn ve Seyfeddin Süleyman Beyler) bırakarak, tahttan çekildi. Bu iki kardeş arasından yaşça büyük olan Seyfeddîn Süleyman, Karaman Beyi olmuştur (1356).[15] Beyliği kısa süren Seyfeddîn Süleyman Bey, Eretna Beyi Mehmed Bey tarafından planlanan bir suikast sonucu öldürülmüş, yerine kardeşi Alaeddin Ali Bey, Karaman tahtına geçmiştir.[16] Süleyman Bey’in kabrinin Karaman kasabasında Mevlana’nın annesinin medfun olduğu zaviyede olduğunu, Süleyman Bey’in katlinde rolü olan Karaman emirlerinden Beylerçelebi oğlu Halil’in Alaeddin Ali Bey tarafından katledildiğini belirtmektedir.

Osmanlı-Karaman Münasebetleri

İlk Osmanlı-Karaman münasebetleri Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey (1359-1397/98) zamanında başlar. Osmanlı Hükümdarı I. Murad’ın kızı Melek Hatun ile evlenen Alaeddin Ali Bey, Hamid ve Germiyan arazilerine akınlarda bulundu. 1375’te Kayseri’ye hücum ederek Eretna Beyi Ali Bey’in Sivas’a kaçmasını sağladı. Bu durum onu Kadı Burhaneddin ile karşı karşıya getirdi. 1386’da Kadı Burhaneddin, Alaeddin Bey üzerine yürümüş, Alaeddin Bey karşı koyamayarak geri çekilmiştir.[17]

Osmanlı Hükümdarı I. Murad’ın Germiyan ve Hamid arazilerini satın alma yoluyla kendi topraklarına katması Karamanlıları Osmanlılarla komşu haline getirmişti. Bu durum Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey’i endişelendirmekteydi. I. Murad’ın Rumeli’de bulunduğu sırada Beyşehir’i geri aldı ve civar şehir ve kasabalara yağma akınlarında bulundu. Böylece, Osmanlı-Karaman münasebetleri bozuldu. I. Murad, 1387 yılında kuvvetli bir ordunun başında Kütahya’ya geldi. Burada yanında Sırp despotunun gönderdiği yardımcı kuvvetler bulunan Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtaş ile birleştikten sonra Konya Kalesi üzerine yürüdü. Bu sırada Kadı Burhaneddin de Larende üzerine hücum etmek istemiş, fakat Osmanlıların Konya’ya hareket ettiklerini öğrenince geri dönmüştür. Osmanlı-Karaman kuvvetleri Konya Kalesi önünde ilk kez karşı karşıya geldiler. Alaeddin Ali Bey, Karaman kuvvetlerinin kısa sürede bozulması üzerine, Konya kalesine sığındı. Bunun üzerine Osmanlı kuvvetleri kaleyi kuşattılar. I. Murad, 12 gün devam eden kuşatma sırasında münadîler çıkararak, Osmanlı askerlerine ve yardımcı kuvvetlere yağmayı yasakladı. Bu emre uymayanlar şiddetle cezalandırıldı. Hatta yasağa uymayan bazı Sırp askerleri de idam edildi. Bir görüşe göre; Sırp askerlerinin idamı I. Murad’ın öldürülmesi ile sonuçlanacak olan I. Kosova Savaşı’nın sebeplerinden biri olmuştur. Öte yandan Alaeddin Ali Bey, Konyalıların ısrarı ile I. Murad’a bir elçi göndermiş, kabul edilmeyince, eşi Melek Hatun’u (I. Murad’ın kızı) babasına gönderip, af dilemek zorunda kaldı. Böylece iki taraf arasında yapılan anlaşmaya göre, Beyşehri’ni alan I. Murad Bursa’ya döndü.[18]

I. Murad’ın ölümü ve yerine Bayezid’in geçtiği sıralarda meydana gelen karışıklıktan istifade etmek isteyen Alaeddin Ali Bey’in bu teşebbüsü Bayezid’in Konya üzerine yürümesi üzerine sonuçsuz kaldı, Ali Bey Taş iline çekildi. Konya kuşatması sırasında Bayezid’ın halka âdil davranması, etkili olmuş, kısa sürede Konya halkı şehrin kapılarını Bayezid’e açmıştır. Bu gelişme karşısında Karamanoğlu Ali Bey’in Osmanlılarla anlaşma yapmaktan başka çaresi yoktu. Sonuçta yapılan anlaşmaya göre; Alaeddin Ali Bey, Beyşehri’ni ve bazı köyleri Osmanlılara terk etti ve Çarşamba suyu iki ülke arasında sınır kabul edildi (1391).[19]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ