KARADENİZ’İN KUZEYİNDE PEÇENEKLER

KARADENİZ’İN KUZEYİNDE PEÇENEKLER

Karadeniz Bölgesi, tarih içerisinde pek çok Türk boyu için ya yerleşim yeri ya da geçiş coğrafyası olmuştur. Bu bölgeye Oğuzlardan önce ve Oğuzların bulunduğu dönemlerde, başta Peçenekler ve Kıpçaklar[1] olmak üzere, pek çok Türk boyu gelmiş ve yer yer yerleşmiştir. Karadeniz Bölgesi’nde hâlâ izleri olan bu boylar hakkında yeterli araştırma yapılmamıştır. Bölgenin tarihi hakkında çalışma yapan araştırmacıların bazıları çoğunlukla Türklerden önceki milletlere yer vermişlerdir. Bir kısmı da Karadeniz Bölgesi’ndeki Türk varlığını Oğuzlardan başlatmıştır.

Orta Karadeniz Bölgesi ağızlarını hazırlamak üzere saha araştırmaları yaparken Oğuz Türkçesi dahilinde çözemediğim bazı ağız özellikleri ile karşılaşmıştım. Orta Karadeniz ağızlarının komşu illerle sınırını belirleyebilmek için Artvin’den Zonguldak’a kadar geniş bir coğrafyada derlemeler yaptım. Oğuz Türkçesi özellikleri içerisinde yer almayan ağız özelliklerine derleme yaptığım bu geniş coğrafyada da rastladım. Konuyu mercek altına alıp incelemek durumu böylece kendiliğinden ortaya çıktı.

Dil araştırmalarında derinleşildikçe başka sahaların yardımına zorunlu olarak ihtiyaç duyulur. Bunların başında tarihî kaynaklar gelmektedir. Uzun yıllar tarihi kaynaklar tarandı. Bu iki sahanın dışında mimari, dokumalar ve yer isimleri hakkında da araştırma, iceleme ve gözlemler yapıldı. Araştırmaların sonucunda şimdilik şu sonuçlara ulaşıldı.

Kaynaklara Göre Peçenekler

Oğuz Destanı ve İran destanlarındaki rivâyetlere göre Peçenekler, M.Ö. VII. yüzyılda Oğuzlar ve Alanlarla, Sakalar hâkimiyeti devrinde beraber yaşamaktadır. Efrasiyab’ın babasının veya dedesinin adı Beşenk’tir.[2] Peçenek ismi büyük bir ihtimalle bu şahıstan gelmektedir.

Yazılışı 1072-73 yılında bitirilen Divanü Lügati’t Türk’te Peçenekler; Becenek ve Peçenek şeklinde yazılmış, Bizans ülkesine en yakın boy olarak tanıtılmıştır.[3] Peçenek, Bulgar ve Suvarların dillerinin bir Türkçe olduğu ifade edilmiştir.[4] Eserin bir başka yerinde Beçenekler Rum yakınlarında oturan bir topluluk olarak yer verirken yine aynı sayfada Oğuzların bir boyu olarak göstermiştir.[5]

A. Peçenek Türkçesi

Peçenek Türkçesi ile ilgili en büyük talihsizlik, günümüze ulaşan yazılı malzemelerin yok denecek kadar az olmasıdır. Böyle önemli bir talihsizlikten dolayı yeteri kadar araştırma yapılamamış, Peçenek Türkçesinin özellikleri tam olarak ortaya çıkarılamamıştır.

Peçenek Türkçesi konusundan bahseden en eski kaynak herhâlde Dîvânü Lügati’t Türk’tür. Kaşgarlı Mahmûd, eserin yazıldığı zamanda Türk dünyasının sergilediği durumu anlatırken, yukarıda da belirtildiği gibi, Peçeneklerin Bizans’a en yakın Türk boyu olduğunu, Kıpçaklarla komşu olduklarını söyler.[6] Bu durum XI. ve daha önceki yüzyıllarda Peçenek Türkçesi ve Kıpçak Türkçesinin birbirine çok yakın olduğunun işareti konusunda önemli bir ipucudur. Eserde fail konusu işlenirken verilen bilgide, Kıpçak ve Peçeneklerin fiil köklerine -daçı/-deçi eki getirerek fiillerden fail yaptıklarından bahsedilmiştir. Örnek olarak bardaçı (varıcı), turdacı (kalkıcı) kelimeleri verilmiştir.[7] Dîvânü Lügati’t Türk’e göre zaman, mekân ve âlet ismi yapımında da kural Kıpçak Türkçesiyle ortaktır: Bu ya kurgu ogur ermes (Bu, yay kuracak vakit değildir), bu turgu yer ermes (Bu, duracak yer değildir), bu tag agku ermes (bu dağa çıkacak vakit değildir), ol bizge kelgü boldı (Onun bize gelme zamanı oldu), yegü neng (yenilecek şey), örneklerini vererek Peçenek ve Kıpçak Türkçesinde bu kuralın ortak olduğunu anlatır.[8]

Peçeneklerle Kumanların aynı dil özellikleriyle konuştuğundan Anne Komnen de bahsetmektedir.[9] Nemeth, bu benzerlikler üzerine çalışmış, fakat net bir sonuca ulaşamamıştır.[10] Bununla birlikte Peçenek Türkçesinin günümüze ulaşan birkaç kelimesinden hareketle Peçenek Türkçesiyle Kıpçak Türkçesinin bazı özelliklerinin ortak olduğunu ortaya koyabilmiştir.[11] Bunlar içerisinde -g->-v-ve y->c- değişmeleri dikkat çekici ve çok önemlidir.

Aynı zamanlarda, yakın coğrafyalarda yaşamış, pek çok münasebeti bulunan iki Türk boyunun dillerinin birbirine çok yakın olması gayet normaldir.

Peçenek Türkçesi ile ilgili olarak ele alınması gereken diğer konu, herhâlde alfabe olsa gerektir. Günümüze ulaşan dil malzemelerinden anlaşıldığına göre, Peçenekler Runik yazıyı kullanmışlardır. Ele geçen metinlerde kullanılan harfler, tam bir alfabe oluşturmamızı engellemektedir. Fakat harfler şekil bakımından net bir şekilde runik yazıyı ortaya koymaktadır. Hatta gelişmiş bir edebi metin olarak değerlendirdiğimiz Göktürk alfabesi ile en az üç harfin ortak olduğu açıktır. Diğer pek çok şekil birbirine benzemektedir, ancak harf olarak karşılıkları farklıdır.[12]

Karadeniz Bölgesi’nde Peçenek İzleri

Karadeniz Bölgesi’nde Peçeneklerin bulunduğu ile ilgili ciddi deliller bulunmaktadır. Bunların en önemlileri tarihi kaynaklar, yer isimleri ve ağız özellikleridir:

  1. Tarihi Kaynaklar

Karadeniz Bölgesi’nde Peçeneklerin yaşadığı ve bu bölgede çeşitli faaliyetlerde bulundukları belgelerle sabittir. Türkiye’nin önemli bir kısmını Türk vatanı hâline getiren Danişmendliler, Karadeniz sahillerine inme mücadeleleri verdikleri sıralarda, farklı zamanlarda ve farklı yerlerde iki kez Peçeneklerle karşılaşırlar. Bunlardan ilki Tatis/Tzatis[13] ve onun yönettiği Peçenek ordusudur.

1100 yılında Fransız, Alman ve Lombardlardan oluşan Haçlı ordusu Kudüs’e gitmek üzere İzmit’te toplanır. Fransız ve Almanlar, en kolay yolun Anadolu’nun güneyi olduğu fikrindedirler. Lombardlar ise bir yıl önce esir alınıp Niksar zindanlarında bulunan Boemond’u kurtarmak için kuzeyden gidilmesi gerektiği görüşündedirler. Fransız ve Almanlar, Anadolu içlerine girildiğinde Türkler tarafından perişan edileceklerini bildirirler. Bunun üzerine Bizans İmparatoru Canik’te bulunan Peçenek Komutan Tatis/Tzatis’i haçlı ordusuna kılavuzluk yapması için İzmit’e davet eder.[14] Tatis/Tzatis beş yüz Peçenek askeriyle İzmit’e gelir ve Haçlılara rehberlik eder. Tatis/Tzatis ve askerlerinin Peçenek olduğu ilim alemince kabul edilmiş bir gerçektir.[15]

Tatis ve Peçenek askerlerinin rehberlik ettiği Haçlılar, Amasya yakınlarında bir ovaya ulaşıp konaklarlar. Selçuklu ve Danişmendlilerden oluşan Türk ordusu bir gecede Haçlıları dağıtır. Haçlılar çok büyük kayıplar verirler.[16] Tatis ise kaçmayı başarır.

Tatis’in beş yüz askeri olduğu dikkate alındığında, 1100 yılında Canik civarında en az on bin Peçenek nüfusunun bulunduğu rahatlıkla söylenebilir.

Tokat, Selçuklular tarafından alındıktan sonra Karadeniz tarafından gelen bir Rum ordusu tarafından kuşatılır. Rum ordusu, Dânişmend Gâzi komutasındaki Türk ordusu tarafından yenilir ve pek çoğu kılıçtan geçirilir. Sekiz bini de esir alınır. Esir alınan Rum ordusu komutanlarından birinin ismi Tadık’tır.[17] Tadık bir Türk ismi olup Orhun Abidelerinde de geçmektedir.[18] Bu tarihlerde Canik ve çevresinde Peçeneklerin yaşadığı kesin olduğuna göre bu komutanın Peçenek Türkü olma ihtimali çok yüksektir. Bununla birlikte Rum ordusunda kaç Türk askerinin bulunduğu bilinememektedir.

  1. Yer İsimleri

Türkiye’nin pek çok yerinde Peçeneklerle ilgili yer ve aşiret isimleri bulunmaktadır. Bu isimlerin yoğunlaştığı bölgeler; Maraş ve Halep civarı, Ankara çevresi ve[19] Orta Karedeniz Bölgesi’dir.[20]

Bunlardan Orta Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Ordu’da ve Sivas’ın kuzeyinde bulunan Peçeneklerle ilgili yer isimleri çok önemlidir.

Ordu’ya bağlı Ulubey ilçesinin Kumanlar köyünde bir mevkiinin ismi Beceneklü/Peçenekli/Puçuklu’dur. Kumanlar ve Peçenek isimlerinin aynı mekânda iç içe olması dikkat çekici bir durumdur.

Fatsa’nın bir köyünün ismi ise Bacanak’tır. Bilinen akraba adıyla alakalı da olabilecek bu ismi tedbirle ele almak gerektiği açıktır. Fakat tarihi belgelerde Peçenek isminin hep “B” ile başlamasından dolayı Peçeneklerle ilgili olması da ihtimal dahilindedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ