KAFKASYA’DA RUS İSTİLASI VE DİRENİŞ HAREKETLERİ

KAFKASYA’DA RUS İSTİLASI VE DİRENİŞ HAREKETLERİ

On dokuzuncu yüzyılda Kafkasya farklı etnik grupları ve Çerkesya, Mingrelia, Gürcistan, Ermenistan’ın büyük bir bölümünü, Dağıstan, Osetya, Abhazya ve Karakalpakların, Çeçen ve İnguşların topraklarını içine alan geniş bir bölge idi.[1] İlkçağlarda Romalılann-İskitlerin-Perslerin, Ortaçağlarda Bizanslılar-Sasaniler-Hazarların hakimiyet mücadelesine sahne olan bu bölge, 19. yüzyılda da İranlılar-Osmanlılar-Ruslar ve daha sonraları İngilizlerin etki ve mücadele alanı haline geldi.[2] Bu çalışmada, Rusların Kafkasya’ya ilgilerininin başlangıcı ve gelişimi ile ilgili kısa bir bilgi verildikten sonra, 19. yüzyılda Rusların Kafkasya’yı hangi amaçla ve nasıl işgal ettikleri ve onlara karşı gelişen direniş hareketlerinin özellikleri ve gelişimi açıklanacaktır. Bu yapılırken, bir anlamda Rus emperyalizminin Kafkasya’da yayılışının ana safhaları verilecektir.

Rusların Kafkasya’ya ilgilerinin başlangıcı 16. yüzyılın yarısına kadar gider. Birçok modern tarihçi Rusya’nın 1552’de Kazan Hanlığı’nı zapt ettikten ve 1556’da Hacitarhan’ı ele geçirdikten sonra Kuzey Kafkasya’ya doğru açılmaya başladığını yazarlar.[3] 18. yüzyılda Kafkasya’daki Rus işgali Petro ve Katerina döneminde yeni bir ivme kazandı. Petro 1722-23’te Derbend ve Bakü’yü ele geçirdi, ama bu başarılar “kısa ömürlü idi ve Ruslar İran Şahı Nadir Şah’ın baskıları sonucu buralardan geri çekilip, 1735 Ganja Antlaşması ile Derbend ve Bakü’yü İran’a bırakmak zorunda kaldılar ve bu iki şehir Ruslar tarafından ancak 1812’de kesin olarak ele geçirebildi.”[4]

Çariçe Katerina döneminde de Rusya’nın Kafkasya’nın işgaline yönelik çabaları devam etti. Ruslar Kabartayları ele geçirerek Kafkasya’daki merkezi geçitler üzerinde hakimiyet sağladılar. Her ne kadar Osmanlı Devleti Rusların bu ilerleyişini 1768-74 Savaşı ile durdurmak istedi ise de başarılı olamadı. “Çerkesler ile Çeçenleri Kafkas hattına gönderme çabaları başarıya ulaşamadı. Ruslar, Daryal geçidini ilk defa, hem de bir araba yolunu inşa ederek aştılar ve Gürcü İmareti Krallığı’nın başkenti olan Kutayis’i (Kutais) ele geçirdiler.”[5] Osmanlı Devleti daha sonra bu bölgedeki Rus ilerleyişini kesmek için ve kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını korumak için 1781’de Karadeniz’in Asya kıyısında Anapa Kalesi’ni inşa ettirdi. Bu nokta Osmanlı’nın bölgede etkili olmasını sağlıyordu:

Dağlılar arasında Rusya’ya karşı tutum içinde olan feodaller buradan destekleniyor, akınlar düzenlemek için gerekli hazırlıklar buradan yapılıyordu. Anapa aynı zamanda köle ticaretinde de önemli bir merkezdi. Burası Osmanlı tacirleriyle yerli feodaller arasında ticari işlemlerin yapıldığı yerdi. Anapa İslam’ın yayılması ve propagandası açısından da önemli bir yerdi.[6]

Osmanlı’nın bu ve benzer çabaları Rus ilerleyişini durdurmaya yetmedi. Özellikle Kuzey Kafkasya’da Ruslar önemli başarılar elde ettiler. Başarılarında askeri işgallerini birtakım sosyal, ekonomik ve siyasi politikalarla desteklemelerinin önemli bir rolü vardı. Bu politikaların başlıca özellikleri şunlardı: a) Kafkas topraklarına Kazak askerleri ve köylülerinin yerleştirilmesi ve stanitsaların kurulması b) Kafkas halkları içindeki sınıfsal anlaşmazlıklardan yararlanarak bazı ödüller ve imtiyazlar karşılığında eşraf ve feodal beyleri kendi taraflarına çekmek c) İslam dininin ve din adamlarının Kafkas toplumları içindeki etkisini azaltmak.[7] Bu politikaları Ruslara Kafkasya’yı işgallerinde yardımcı oldu. Ama yine de Rusların Kafkasya’yı fethi çok kolay olmadı. Özellikle 19. yüzyılın başından itibaren görülen Kafkas direniş hareketleri Rusya’nın karşısına çıkan engellerden biri idi. Buna rağmen 1804-1810 yılları arasında Ruslar Kafkasya’da özellikle General P. Tsitsionov’un Kafkasya komutanlığı döneminde önemli kazanımlar elde ettiler:

(Tsitsionov) Karabağ, Şirvan, Şeki ile kolayca anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalar uyarınca, hanlar iç işlerinde tamamen serbest olacaklar ve hanedanlar veraset haklarını koruyacaklardı. Karşılık olarak Rus garnizonlarını kabul edecekler, nakdi ve ayni haraç verecekler, daha da önemlisi, “Pax Russica”ya razı olacaklar, yani savaş ve dış siyasete ilişkin haklarını Rusya’ya teslim edeceklerdi. Buna yanaşmayan hanlıklar, Tsitsionov tartından güç kullanılarak ikna ediliyorlardı. 1804’te Cevad Han’ın destani direnişine rağmen Gence işgal edildi. İki yıl sonra Derbend ile Kuba alındı…Ruslar ertesi yıl (Bakü’yü) kuşattılar ve çok geçmeden de zapt ettiler. Böylece 1810 yılına doğru Dağıstan ile Kuzeybatı Kafkasya dışında kalan yerler tamamen Rus hakimiyeti altına düştü.[8]

Rusların Kafkasya’da ilerleyişi Kafkas halklarının direnişini de birlikte getirdi. Örneğin 1804’te Zolka denilen yerde Rus-İran Savaşı’nı da bahane eden Çerkesler yaklaşık 7000 kişilik bir kuvvetle Ruslara saldırdılar. Ama savaştan sayıca ve silahça üstün olan Ruslar galip çıktı.[9] Benzer şekilde, 1809-1810 yıllarında Khaberdey köylerinde Ruslara karşı isyanlar çıktı ama bu isyanlar da Ruslar tartından bastırıldı.[10] Bu ve benzeri isyanlar, özellikle 1830’larda başlayanlar, Rusların Kafkasya’yı işgalini önleyemedi, ama büyük oranda zorlaştırdı ve geciktirdi.

Bununla birlikte, Rusya’nın Kafkasya’yı işgalinde, özellikle 19. yüzyılın ilk yarısında, en belirleyici etken Kafkas-Rus ilişkilerinden çok Osmalı-Rus ve İran-Rus savaşları idi. Osmanlı Devleti ve İran’ın güç kaybetmesi Rusya’nın bölgede daha da güçlenmesi anlamına geliyordu.[11] Rusya’nın bu iki devlete karşı aldığı her başarı onun Kafkasya’da biraz daha yayılması demekti. Örneğin, Rus- İran savaşları sonucunda yapılan Gürcistan Antlaşması (1813) ile Rusya “Gürcistan, Guria, İmeretya, Mingrelya ve Abhazya, Dağıstan ve Azerbeycan’ın kontrolünü ele geçirdi.”[12] 1828’de İran’la imzaladığı Türkmençayı Antlaşması ile ise Erivan da dahil olmak üzere Aras’ın kuzeyindeki bütün topraklarını ele geçirdi ve daha sonra da Kabartaylar, Osetler ve Gürcülerle yaptığı anlaşmalar sonucunda Daryal Geçidi’nden Orta Kura’ya indi. İmeretler ve Mingrelilerle olan dostluğu sayesinde de Rion Havzası’nı ve Suram Dağlarını kontrol eden Rusya Kafkasya’daki kontrolünü sağlamlaştırmak istiyordu, çünkü bu bölgeyi Akdeniz’e, Hint Okyanusu’na ve Orta Doğu’ya geçişinde bir üs olarak kullanmak istiyordu.[13]

Rusya bu yönde 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Edirne Antlaşması ile yeni kazançlar elde etti. Antlaşmaya göre:

Osmanlı Devleti Kuban ötesinde Adığe toprakları üzerindeki bütün haklarını kaybederek buraları Rusya İmparatorluğu’nun yönetimine bırakıyordu. Ayrıca Ahıska bölgesinin (Batum dışında) savaş tazminatı olarak Rusya’ya bırakılması, İran’ın da Revan’ı Rusya’ya bırakmak zorunda kalması Kafkaslar’da Rusya egemenliğini kesin biçimde ortaya koyuyordu.[14]

Rusya’nın Kafkasya’da kontrolünü sağlamlaştırmak istemesinin stratejik nedenleri dışında çok önemli ekonomik nedenleri de vardı. Kafkasya’nın fethi ile Rusya’nın asıl amacı, “I. Petro’nun belirlediği Hindistan’a ve ötesine uzanan ticaret yollarını ele geçirmekti.”[15] Diğer bir ifade ile Rusya’nın hedefi Kafkasya değildi; Kafkasya üzerine kurduğu konrol sayesinde İran ve Osmanlı topraklarına uzanmak ve ordan da sıcak denizlere ulaşmak istediği çok açıktı.[16] Belki bu nedenledir ki, Rusya 1829 Edirne Antlaşması ile Kafkasya’da önemli kazançlar elde ettikten ve 1833 Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlarda kontrolü sağladıktan sonra, İngiltere Hindistan’da kendi çıkarlarını tehdit altında gördüğünden Rusya’ya karşı muhalif bir politika izlemeye başladı.[17]

Rusya’nın ekonomik amaçları ile bağlantılı olarak, Kafkasya’da, özellikle Çerkesya’da, otoritesini kurmak istemesinin bir diğer nedeni de Çerkesya kıyılarında devam eden kaçak Osmanlı-İngiliz ticaretini önlemekti. Ali ve Hasan Kasumov’un verdiği bilgilere göre, Çerkesya kıyılarındaki kaçak ticaret 1830’larda oldukça büyük bir boyuta ulaşmıştı. “Kaçakçılık yapanların Çerkesya’ya sattıkları başlıca emtia silah, cephane ve tuz idi. Bölgeden kaçak olarak götürülen başlıca mallar ise tarım ürünleri idi. Sadece 1830 yılında Çerkesya kıyılarına kaçak olarak Anadolu’dan yaklaşık 200 Osmanlı ve İngiliz gemisi yanaşmıştı.”[18] Osmanlı ve İngiliz tüccarları kaçakçılığa ilaveten Osmanlı ve İngiliz yanlısı siyasi propaganda da yapmakta idiler. Bu nedenle Rus Çarı I. Nikola hem kaçak Osmanlı- İngiliz ticaretini önlemek hem de onların Rus aleyhtarı propagandalarını önlemek için Çerkesya’yı işgal planlarına hız verdi. Rusya’nın Kafkasya’da genişlemesi ile doğru orantılı olarak, Rus işgaline karşı direniş hareketleri de arttı.

Kafkaslıların Rusya’ya karşı direniş hareketlerinin organize edilmesinde ve etkili olmasında en önemli rolü müridizm hareketinin öncüleri İmam Gazi Muhammed ve daha sonraları da Şeyh Şamil oynadı. “Kafkasya’da sosyal ahlakı geliştiren, kabileler arasındaki anlaşmazlıkları kaldırıp birlik ve beraberlik duygularını yerleştiren, hırsızlık, kan davası, cinayet gibi suçların ortadan kaldırılmasını sağlayan ‘Müridizm’in hedefi ‘din uğruna cihat yapıp hür ve müstakil yaşamak’ idi.”[19] Bundan da anlaşılacağı üzere Müridizm hem dini hem de siyasi bir nitelik taşımakta idi. Müridizm hareketi en çok Dağıstanlılar ve Çeçenler arasında ilgi gördü. Ama Kafkasya’nın diğer halkları da direnişe katılmak da gecikmedi.

1840’larda Karadeniz kıyısı halkları, özellikle Adığeler, Rusya ile sıkı bir mücadele içine girdi. Mücadelenin bu dönemde yoğunlaşması ve güç kazanmasının en büyük sebebi 30’lu yılların sonunda inşası biten Karadeniz kıyı hattının inşasının sona ermesinden sonra Adığeler üzerinde artan Rus baskısı ve konrolü idi. 1840’ta “ürünün düşüklüğü ve soğuk kış yüzünden hayvanların telefatı sonucu kuban bölgesinde”[20] baş gösteren korkunç kıtlık da direniş hareketlerini alevlendiren bir diğer sebep idi. Dağıstan ve Çeçenistan’da olduğu gibi, Kuban bölgesinde de mücadeleye güç kazandırmak ve bütün kuban halkını birleştirmek için, Hacı Muhammed gibi liderler müridizm hareketini yaymaya başladılar.[21] Bahsi geçen liderler Kafkas direniş hareketinde önemli roller oynadılar ama Kafkas halklarının Rusya’ya karşı verdiği mücadelede en önemli isim hiç kuşkusuz Şeyh Şamil idi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ