KAÇ DEVLET KURDUK, KAÇ DEVLET YIKTIK?

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek05

Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 devletle ilgili tartışmalar gündemin ana konusu oldu. Türkler’in tarih boyunca 120 ile 180 arasında devlet kurduğu iddia ediliyor. Öyleyse 16 devlet neye göre belirlendi? Uzmanlar listenin gelişi güzel oluşturulduğunu savunuyor. Listenin belirlenmesinde bazıları devletlerin Türklüğünün bazıları ise büyüklüğünün esas alındığına dikkat çekiyor.

Devletler toplumsal meşruiyetlerini pekiştirmek için kendilerine hep görkemli bir geçmiş oluştururlar. Osmanlılar bu yüzden kendilerine Kayı geçmişi inşa ettiler. Yeni Türkiye Cumhuriyeti Sümer ve Eti gibi devlet ve toplumların devamı olduğunu ortaya koyan bir tarihi çerçeve çizdi. Cumhurbaşkanlığı forsunun kökeninde de böyle bir parlak tarih oluşturma gayreti vardır.

Cumhurbaşkanlığı forsu bu haftanın önemli tartışma konularından birisi oldu. Türk devletlerinin sayısı, forsta yer alanlar ve almayan devletler ile ilgili tartışmalar gündemi oldukça meşgul etti. Buradan hareketle bu hafta Türk tarihini ve tarih boyunca kurulan devletlerin bazı karakteristik özelliklerini ele almak istedik.

Türkler kaç devlet kurdu?

Türkler, tarihte çok sayıda devlet kurmakla övünürler. Türkler’in tarih boyunca kurduğu devlet sayısının 120 ile 180 arasında olduğu iddia edilmektedir. Cumhurbaşkanlığı forsunda ise sadece 16 büyük devlet vardır. Ancak uzmanlar listenin gelişigüzel oluşturulduğunu savunmaktadır. Bazıları listedeki devletlerin Türklüğünü bazıları ise devletlerin büyüklüğünü tartışmaktadır. Türk mitolojisinde güneş, ay ve 16 ışınlı yıldız efsanelerinden dolayı devlet sayısı artmayacağına göre, esas sorun hangi devletlerin en büyük olduğunun belirlenmesinde düğümlenmektedir.

Devlet mi, hükümet mi?

Ünlü Türkçü Nihal Atsız, Türkler’in çok sayıda devlet kurduğu tezini kabul etmez. Ona göre Türkler’in kırk yerde kırk devlet kurmuş ve yıkmış bir millet gibi gösterilmesi çok yanlıştır. Türk tarihi aralıksız bir bütündür. Çeşitli hanedanların hüküm sürdüğü dönemlerin ayrı ayrı devletlermiş gibi ele alınması doğru değildir. Yani her sülaleyi bir devlet kabul etmemek gerekir. Yani Nihal Atsız’a göre Türk devleti bir tanedir ve her zaman (ebed-müddet) var olmuştur. Hun, Gök, Uygur, Selçuk ve Osmanlı devlet adı değil hanedan adıdır. Bunlar olsa olsa Türk vatanını bir dönem yöneten hükümet adı olarak kabul edilmesi gerekir.

Atsız tezini güçlendirmek için bazı örnekler de verir. Örneğin tarih kitaplarımızda Göktürk ve Uygurlar ayrı ayrı devletler olarak anlatılmaktadır. Hâlbuki Göktürkler hanedanı yıkılınca yerine hükümeti Dokuz Oğuzlar kurdu denilmelidir. Sınırlar, halk, toprak, teşkilat, dil ve gelenek aynıdır. Değişen hanedan veya daha doğru tabirle hükümettir, devlet değildir. Atsız’ın deyişi ile “Şu halde, hanedanları ayrı devlet saymak, hanedancılık zihniyeti ile hareket etmenin sonucudur.”

Türkler’de millet-devlet esası vardır

Atsız’a göre birçok millet için tarih, bir vatan tarihidir. Sınırları belirli bir toprak parçasında yaşayan insanlardan ibarettir. Örneğin Fransızlar aynı topraklar üzerinde yaşayan çeşitli ırkların karışımıdır ve bu yüzden vatan tarihini esas almak zorundadırlar. Araplar için tarih, bir millet tarihidir. Dönem dönem devletsiz kalmışlardır, ama milli varlıklarını korumuşlardır. İngilizler içinse tarih, bir devlet tarihidir.

İngilizler esas varlıklarını adada korumuşlardır. Türk tarih görüşünün temelinde ise millet-devlet anlayışı yatar. Çünkü Türk devleti hep vardır ama vatan değişmiştir.

Biz neden yokuz?

Forstaki devletler seçilirken bilimsel ölçütlere başvurulmadığı aşikâr. Listeye bakıldığında Osmanlı Devleti ile savaşan devletlerin ötekileştirildiği ve listeye giremediği kayda değerdir. Örneğin iki asırdan fazla hüküm süren Karamanoğulları ve Memluklar listede yok. Tarihçilerin ittifakla ayrı bir devlet olarak kabul ettikleri Türkiye Selçukluları da listede yok. Hâlbuki ana devletten koparak kurulan Hun devletleri listede üç devlet ile temsil ediliyor. Öte yandan Türklüğü tartışmalı Avarlar listeye girmiş ama sağlam bir Türk devleti olan Safeviler ve Samanoğulları listede yok.

Çok devlet kurduk, bu yüzden çok medeniyiz mi diyoruz?

Atatürk’ün katılımıyla gerçekleşen I. Türk Tarih Kurultayı’nda konuşan Eğitim Bakanı Esat Bey, kurduğumuz devlet sayısı ile övündüğü gibi, medeniyetin Türkler’in eseri olduğunu iddia eder. “Dünya medeniyetinin Orta Asya ve Türkler’den diğer yerlere ve milletlere geçtiğini” savunur. “Diğer taraflarda insanlar henüz ağaç ve kaya kovuklarında yaşarken Türkler Orta Asya’da (!) kereste ve maden medeniyetini meydana getirmişler” der. Ona göre Avrupa’yı “mağara hayatından” kurtaranlar da Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türkler’dir.

Batı kamuoyunu ikna edemedik

Ancak bu tarih tezini dünyaya kabul ettirdiğimizi söyleyemeyiz. Üyesi olduğumuz UNESCO’nun yayımladığı resmi Orta Asya Medeniyetleri Tarihi’nde Türkler göçebe ve barbar bir toplum olarak anlatılıyor. Buna göre Türkler İran ve Çin gibi yerleşik medeni toplumların başına bela olmuştu.

Tarihlerini kendileri yazmamış, komşuları yazmıştır. Hâlbuki bu görüş doğru değildir. Eski Türkler’in tamamının göçebe hayatı yaşamadığı, Orta Asya’da ve özellikle İpek Yolu üzerinde çok sayıda şehirli Türk boylarının yaşadığı bir gerçektir. Bunların bazılarının madenci olduğu kesindir. Ancak bunun ispatı için Türk şehir arkeolojisi geliştirilmeli, Efes ve Boğazköy gibi sistemli bir şekilde kazılmalıdır.

Resmi tarih edebiyatı

Bugün hâlâ Cumhurbaşkanlığı forsundaki devletlerin sayısını ve Türk olup olmadıklarını tartışıyoruz.

Ders kitaplarımızın bazılarında Cengiz Moğol, Timur Türk hakanı sayılıyor, bazılarında birisi Moğol, diğeri Tatar deniyor. Kimi kitaplarımızda her ikisi de Türk ırkının düşmanı kabul ediliyor. Türk tarihinin çağlara bölünmesi bile yapılamadı. Türk tarihini Sakalar, Hunlar hatta Sümerler ile başlatan ders kitaplarımız var. Osmanlı sultanlarının sayısında bile hemfikir değiliz ya da Rıza Nur’un tabiriyle şu an “Taze Türk Tarihi” dönemini mi yaşıyoruz? Hâlâ karar veremedik. Ama bir resmi tarihle yüzleşme edebiyatı sürüp gidiyor.

Avrupa tarihinden ders almalı mıyız?

Nasıl Fransa’da Kapet, Burbon, Orlean, Napoleon gibi hanedanlar Fransa’yı dönem dönem yönettikleri halde bunlar, Kapet, Burbon Devleti vs. gibi adlar ile anılmıyorsa; nasıl İngiltere’de Anju, Tudor, Stuard devletleri yoksa ve bunlar sadece hanedanlarsa “Türkeli” topraklarını yöneten hanedanlar da ayrı birer devlet olarak kabul edilmemelidir. İç savaşlar ve karışıklıklar yaşamak tabiidir. Sülaleler yıkılır, kurulur ama devlet devam eder. İngiliz tarihçiler İki Gül Savaşı’nda İngiltere’de iki farklı devletten söz etmezken, Türk tarihçiler neden taht mücadelelerini bahane ederek birçok devlet ve beylikten söz ediyor?

Türk Devleti bir tanedir ve sonsuzdur

Ünlü tarihçimiz Nihat Atsız’a göre “Osmanlı Devleti yıkıldı yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu” demek yanlıştır. “Osmanlı Devleti yoktu ki yıkılmış olsun. Sadece Osmanlı hanedanı vardı. Yıkılan odur. Yani devlette rejim değişmiştir. İşte o kadar…”

Türkler, devlet kurar ama yaşatamaz dememek için…

Atsız: “Her sülaleyi bir devlet sayarak, şimdiye kadar, sülaleler sayısınca devlet kurduğumuzu ileri sürdük. Fakat düşünmedik ki o kadar devlet kurduksa, bunların hiçbirisini de yaşatamamış olduk! Böyle düşünürsek, Allah korusun, çocuklarımız Türkiye Cumhuriyeti de uzun süre yaşamaz düşüncesine kapılır.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ