IX. YÜZYILDA HAZARLAR, PEÇENEKLER VE MACARLAR

IX. YÜZYILDA HAZARLAR, PEÇENEKLER VE MACARLAR

Başlıkta adı geçen üç halk arasındaki ilişki (Orta Moğolistan’dan Karpat havzasına kadar olan) steplerin batı kesiminin 9. yy. tarihini çok keskin bir şekilde belirlemiştir. Peçenekleri anlatırken İbn Rusta Hazarların her sene Peçeneklere düzenli olarak saldırdıklarını yazar. Bizans İmparatoru VII. Constantinus Porphyrogenitus dış politikada İmparatorluğ’un durumu hakkında ustaca yazılmış eserinde Oğuzlarla ittifaken Peçeneklere karşı düzenlenen bir seferden bahseder. Sefer sonucunda, Peçenekler yerlerini terkedip yeni yurt aramak zorunda kaldılar. Ayrıca araştırmacı İmparator Macarlarla Peçenekler arasının pek iyi olmadığını yazar, çünkü -aşağıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere- Peçeneklerin başarılı saldırısı Macarların tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Elimizdeki kaynaklara göre, stepte iktidarı ele geçirmek için sürekli savaşların yapıldığını söylemek mümkündür. Belki ganimetin kendisi, değerli eşyanın çekiciliği, savaş nedenlerinden birisi idi ama öyle gözüküyor ki, bu iddia geçen yüzyılda ortaya çıkan olaylara romantik bakış açısının bir tekrarından başka bir şey değildi. Bu teori Asyalı halkların Avrupa ile bağlantısını barbar halkların Avrupa uygarlığına karşıtlığı şeklinde görür. Bu teorinin başlangıç noktası Ammianus Marcellinus’un, 20. yüzyılın tarih çalışmalarında sıkça yansıtılan, Hunlarla ilgili tanımlamasıdır. Esasen farklı saldırıların temelini anlamaya çalışırken, ganimet için yağmalamayı savaş nedeni olarak göz ardı etmek mümkün değil; ama aynı zamanda yağmanın savaşların tek nedeni olduğunu savunan görüş de bizi stebin çok önemli özelliklerini araştırmaktan alıkoyar.

Orhun nehri üzerindeki II. Göktürk Kağanlığı’nın yazıtlarını analiz ederken, kolayca görülür ki, Göktürk İmparatorluğu’nda birleşmenin anlamı fethedilen ya da zaptedilen yer değil, fethedilen insanlardır. Avrupa’nın bakış açısından çok farklı olan bu görüşü vurgulamak çok önemli, çünkü stebin tarihindeki bazı dönüm noktalarını anlamada bu bir anahtar olabilir. Bilge Kağan, Köl Tegin ve Tonyukuk’a ait yazıtlar konumuzla bağlantılı olarak bazı eğilimleri anlamamız açısından son derece önemlidir.[1]

1- Göktürk Kağanlığı’na ait yazıttaki başlıca anahtar kelimeler el ve bodundur. Bodun birkaç anlama gelir. Bütün Türk toplumu ya da Türk halkı anlamına gelebilir. Aynı kelime göçebe kabileleri, kabile ittifaklarını ve ayrıca Bizanslıları ve Çinlileri tanımlamak için de kullanılabilir. El Kağan’ın gücü anlamına gelir ki onun da özü memleket değil orda yaşayan insanlar -bodun- dır. Hepsinin anlamı şudur ki, eğer insanlar Elden ayrılırsa, yönetim, ayrılan insanların başka bir gücün topraklarında yerleşmesine bakmaksızın, onlar üzerindeki iddiasını devam ettirir. Bizans heyetini kabulünde Türk tegini Turxantos heyettekileri daha önce kendi tebasından olan Varchonitleri (Avarlar) kabullerindeki hatadan dolayı azarladı. Kaynaklardan biri, “onlar efendilerini terkeden hizmetçi kabile idiler,” yazar.

Diğer bir alıntı, “bütün topraklar benim önümde diz çökerler; güneşin ilk ışınları ile başlayan ve batı sınırlarında biten bütün topraklar,” yazılı Orhun yazıtlarını hatırlatır.

2- İnsanlarını koruyan ve organize eden yöneticidir. Eğer insanlar bir yöneticiye sahip değillerse, o insanlar var olamazlar ve organizsayonunu kaybaderler. (Tonyukuk Yazıtları (T) 1-4). Bilge Kağan yazıtlarına göre, Türklerin yok olmasının sebebi eski kağanlarını dinlemeyip ordan oraya dolaşmaları idi. Onları organize edip bir araya getiren ve onları tekrar Türk toplumu olarak ortaya çıkaran Bilge Kağan’dır (Köl Teyin Yazıtları (KT), s. 9-10)

3- Kağan fetihler boyunca imparatorluğunu organize eder.

Kanunları yapar. Bir kağan seferleri sonucu daha çok halka kavuşur. Onları bir araya getirir ve onlar için kanunlar yapar. Elteriş (İlteriş) Kağan da aynı şeyi yaptı. İsmi insanları bir araya getiren anlamına gelir. Elteriş düşmanlarına karşı 47 kez savaştı. Fethettiği toprakların insanlarını kağansız bıraktı (KT T3, 11-16) Türk görüşüne göre, bu kağansız halkların bağımsızlığına son verdi ve onları her yönü ile yönetiminin bir parçası haline getirdi. Yöneticinin kendisi, Kara Turgiş ancak Köl Tegin onların kağanlarını öldürdükten sonra teslim olduğunu yazar.

Kağan Yusuf’un, Hasday İbn Saprut’a mektubu bu bakış açısının sadece Türklere değil ayrıca Hazarlara da has olduğunu gösterir. Hasday İbn Saprut, bir Yahudi doktor, Kağan Yusuf’a içinde ülkesinin sınırlarını açıklayan bir mektup yazdı. Kağan memnuniyetle mektuba cevap verdi ve ona kendi imparatorluğunun merkezinde İdil nehrinin olduğunu yazdı ve kendisine tâbi insanları belirtti. Kağan’ın mektubunda, doktorun mektubunda olduğu gibi, çok fazla detay yoktur. Her iki yazar da ülkelerini çok farklı tanıttılar. Yusuf’un açıklamasında ülkenin sınırları veya memlekete uzaklık değil, yönettiği insanlar, muhtemelen bodun olarak çağırdığı, esastır. İnsanların yukarıda bahsedilen tavrı, bakış açısı, göz önüne alınarak, 10. yüzyılın II. yarısında yazılan Constantinus’un eseri, De Administrando Imperio’yu incelemekte yarar var. Temel olarak, kitap diplomatik bir eser olup amacı 10. yüzyıl dış politikası hakkında Bizans açısından bilgi vermektir. Bu analitik çalışma o dönemde Bizans için önemli olan bölgelerin durumunu açıklar. Diplomatik tarzına rağmen, Constantinus’un eseri Maurikius ve Leo IV’un Tacticus’leri ile aynı kategoriye girer. Hem Maurikius hem Leo’nun esas amacı ülkeleri tehdit edilen insanların savaş taktiklerini açıklamak ve onlar hakkında o güne kadar bilinmeyen bilgileri sunmaktır. Maurikius’un zamanında, İranlılar en büyük tehlike idi, Leo’nun zamanında ise Araplar. Leo, Arapların sebep olduğu sürekli sorunların eserini yazması için kendisine ilham verdiğini yazar. Eğer Peçeneklerle olan ilişki dengeli ise, imparatorluk için başka ciddi bir sorun yok demekti. O Peçeneklerin stepte önemli bir güç olduğunu ve onların yardımı ile Bizans’ın Bulgarları, Rusları ve Macarları kontrol altında tutabileceğini düşünmüştür. Aynı zamanda, Leo IV gibi, Maurikius farklı halkların savaş taktiklerini açıklar ve imparatorlukla bağlantısı olabilecek toplumlar hakkında bilgiler verir. Eserinde, ayrıca 10. yüzyılın ilk yarısında ülkenin Balkan topraklarını tehdit eden Macarlardan bahseder. Macarlar ve Peçeneklere ilaveten Hazarlardan da bahseder. Ama De Administrando, Hazar İmparatorluğu’ndaki ayaklanmalar hakkında bilgi veren tek kaynaktır. Ayaklanmalar sonucu Kabarlar, İmparatorluğu terk etmiştir.

Hazar Kağanlığı ve Peçenekler

Hazar Kağanlığı 7-10. yy.’da stepteki en önemli güçtü. Bu dört yüzyıl boyunca İmparatorluğ’un sınırları Kafkaslar’dan Karadeniz’in kuzey bölgelerine kadar olan bölgeler içinde sürekli değişmekte idi. Yukarıda belirttiğim gibi Kurtubalı hekim Kağan Yusuf’tan ülkesinin sınırlarını belirtmesini istemişti ama Kağan, Hazar ülkesinin gücünü ve büyüklüğünü rakamlarla değil, yönettikleri insanların listesini vererek belirtmişti. (Hazar kaynakları dışındaki) diğer kaynaklar Hazar Kağanlığı’nı tanımlar ama onlar da Kağanlığ’ın tam ve açık bir resmini vermeyi başaramazlar. Örneğin, İbn Rusta, 10. yy.’da bir Müslüman yazar, sadece Hazar topraklarının Peçeneklerden on günlük mesafede olup bir tarafı Tiflis’e uzanan yüksek bir dağ ile sınırlanan çok büyük bir ülke olduğunu yazar. Sonra Etil (İdil) ve Samandar adında iki önemli Hazar şehrinden bahseder.[2]

Constantinus’un eseri de ülkenin sınırlarını belirlemekte işimize yarayacak bilgiler içermez. Kağan, Hazar-Peçenek sınırındaki bir yerleşim bölgesi olan Sarkel’den bahseder ama bu bilgi 9. yy. ilişkilerini inceleyen birisinin işine yaramaz çünkü Constantinus bu kaleyi 10. yüzyılda Peçeneklerin bölgesini tanımlarken zikreder. 9. yüzyılın ilk yarısında kalenin durumu hakkında sadece çok küçük bir bilgi vardır. Stepteki hızlı sınır değişiklikleri hakkında sadece 10. yüzyıla dair bir şeyler söylenebilir. Ne yazılı ne de arkeolojik kaynaklar tatmin edicidir.[3] Arkeologlar Kırım, Bizans, Kafkasya ve Orta Asya bölgeleri ile uzaktan ilgili görünen farklı bulgular elde ettiler. Bulguların bazıları yerel mamulat parçalarıdır, diğerleri oraya ticaret sayesinde ulaşmıştır. Bütün bunlar sürekli savaş halinde olan veya gergin durumdaki bir hayattan çok sakin, barış içerisinde bir hayatın kalıntılarıdır.

Hazar Kağanlığı gibi, Peçeneklerin 9. yy.’daki sınırlarını belirlemek güçtür. Üstelik, Kağan Yusuf’taki gibi, Peçeneklere dahil grupların listesini verecek bir kaynak da bilinmemektedir.

Peçeneklerin ilk tarihi bu çalışmanın konusu değil ama 9. yy.’da stepteki durumu öyle veya böyle anlamak için onunla bağlantılı olarak bazı yorumlar yapmamız gerekir. Paul Peliot 1949’da yayımlanan eserinde (Çin Shui Hanedanlığı’nın tarihinde zikredilen) kabile ismi Pei-ju isminin Peçenekleri kastettiğini yazar. Fransız filoloğa göre, bu Peçeneklerin isminin zikredildiği ilk eserdir.[4]

Peçeneklerle ilgili çalışmasında, Omeljan Pritsak, Pelliot’un tanımlamasının bilimsel sahada genel olarak kabul gördüğünü yazar. Belirtmeliyiz ki, iki Macar tarihçinin bu tanımlama ile ilgili tereddütleri vardır. Lajos Ligeti, Macarcadaki Türkçe ödünçlenmeler ile ilgili çalışmasında bu tanımlama ile ilgili linguistik zorluklardan bahseder. Diğer bir yazar, Senga Toru, sorunun tarihsel yönüne değinir. 8. yy.’da Hor ajanlarının bilgilerine dayanarak, Senga Toru Uygurların Peçenekleri en geç 821’de Yukarı Irtiş bölgesindeki ülkelerinden çıkardığını ileri sürer.[5]

Müslüman yazarlara göre, 9. yy.’da Peçeneklerin vatanı stebin Kuzey Rusya kısmında bir yer olabilir. Bu bölgeyle ilgili en değerli bilgi Hudûdü’l Alem yer alır. Farsçada bilinmeyen bir yazar tarafından yazılan bu eser (kazak ve Peçenekleri de içine alan) birkaç bölümünde Türklerin yaşadığı yerleri inceler. Belli halkları incelerken, (muhtemelen bir harita kullanmış olan) yazar bir ülkenin sınırları ve insanların yaşadığı bir bölgedeki kasabalar hakkında bilgi verir. Hudûdü’l Alem’ın kaynakları çok çeşitli olup, içerdiği konular filolojiye on yıllarca yetecek zenginliktedir.[6] Peçeneklerle ilgili iki açıklamayı incelersek, Hazar-Peçenek ilişkileri hakkında birkaç şey daha söylemek mümkün. Yazar Peçenekleri Hazar ve Türk Peçenekleri olmak üzere ikiye ayırır. Türk Peçeneklerinin sınırları şöyledir: Doğuda Oğuzlar, güneyde Baradhas ve Burtaslar, batıda Rus ve Macarlar, kuzeyde Ruthas nehri.[7] Hazar Peçeneklerinin bölge sınırları ise: kuzeyde Hazar Dağı, güneyde Alanlar, batıda Gurz Denizi, kuzeyde Mirvat. Coğrafi tanımlamalar dışında, yazar Hazar Peçeneklerinin daha önce Türk Peçeneklerinin bir grubu olduğunu belirtir. Hazar Peçenekleri yeni topraklar fethettiler ve o bölgede bir yerden bir yere göç ettiler.[8] Minorsky’e göre, Türk Peçeneklerinin bölgesi Peçeneklerin (Ural ve İdil nehirleri arasındaki) eski yurtları idi. Hazar Peçeneklerinin tanımı ise onların Azak denizindeki yeni yurtlarına işaret eder.[9]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ