İSKİTLERİN KİMLİĞİ

İSKİTLERİN KİMLİĞİ

İskitler Atlı Kavimler Medeniyetinin önemli bir halkasını oluşturmaktadır. Onlar Bozkır kavimleri arasında gerek siyasi tarihleri, gerekse kültürleri bakımından önemli bir yer tutmaktadır. İskitler bin yılı aşkın bir zaman tarih sahnesinde kalabilmeyi başaran ender kavimlerden biridir. Onlar Çin seddinden Tuna nehrine kadar çok geniş sahaya yayılmış olup, bırakmış oldukları kültürel miras bakımından “Kurgan Kültürleri”nin temsilcileri arasında mühim bir yer tutmaktadırlar.[1]

İskitler geniş sahaya yayılmanın doğal bir sonucu olarak çeşitli kavimlerin kaynaklarında yer almaktadırlar. Grek kaynaklarında Skythai, Asur kaynaklarında Aşguzai, Pers kaynaklarında Saka ve Çin kaynaklarında Sai tabiri bu hareketli konar-göçerler için kullanılmıştır.[2] Pers kaynaklarında bu konar-göçerlerin Saka tigrakhauda, Saka tiay para daray ve Saka haumavarga olmak üzere üç grubundan söz ediliyor.[3] Persler ülkelerinin kuzeydoğu, kuzey ve kuzeybatı tarafındaki gelişmeleri yakından bildiklerinden hareketli bozkır kavimlerini de yakından tanıyorlardı. Konar-göçerlerin adlarıyla ilgili verdikleri bilgileri meselenin hallini kolaylaştırmaktadır. Buradan Saka tiay para daray, yani denizin ötesine geçmiş olan Sakalar Karadeniz İskitleri ile aynı kavime işaret etmektedir.[4] Zaten Persler Bütün İskitleri Sakai, yani Saka olarak tanıyorlardı.[5] Bu bilgi İskit-Saka aynılığı açısından önem taşımaktadır. Bu bilgiler ışığında Karadeniz İskitlerini Sakaların Pers ülkesinin kuzeyinden batıya göçen Saka toplulukları olarak düşünebiliriz. Bundan böyle kullanacağımız İskit kelimesi geniş bozkırlara yayılmış konar-göçerler içindir.

Grek kaynakları başta olmak üzere Çin, Pers ve Asur kaynaklarında verilen bilgilerle arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkartılan buluntular İskitlerin tarih ve kültürlerinin aydınlatılmasında önemli bir yer tutmuş ve tutmaya da devam etmektedir. Ancak, Mançurya’dan Macaristan’a, Kafkaslar’dan Mısır önlerine kadar tarihte kayda değer gelişmelerde yerlerini alan, “Tarih yapan, ama tarih yazmayan” İskitlerin kimlikleri, yani soy-etnik kökleri de araştırılmaya çalışılmış, onların kökenleri hakkında görüşler ileri sürülmüş ve bilim adamları arasında bir görüş birliğine varılamamıştır. E. H. Minns, “Etnografya ile ilgili hiçbir mesele belki de İskitler’in soyu problemi kadar tartışılmadı”[6] derken, yaklaşık bir asır önce yapmış olduğu çalışmasında bile konuyla ne derece de ilgilenildiğini belirtmektedir. Elbette bu ilgi günümüze kadar daha da önem kazanarak artmış ve İskitlerin kimliği bilim adamlarını en çok ilgilendiren konulardan biri olmuştur.

Scythia-Parthia_100_BC[1]

İskit Toprakları

İskitlerin Kimliği Üzerine Görüşler

Bazı otoriteler İskitler’in İrani, bazıları Slav ve bazıları da Ural-Altay ırkına mensup olduklarını belirtmişlerdir. Buna göre, İrani, Slav ve Ural-Altay ırkı nazariyeleri olmak üzere üç farklı bakış açısı ortaya çıkmaktadır.

İskitlerin kimliği meselesi ortaya atılınca, ileri sürülen görüşlerden birisi İskitlerin İrani bir kavim olduklarıdır. 19. yüzyılda Zeus, Müllenhoff, Tomaschek, Fressel ve Wilser’in çalışmaları dikkati çekmektedir. Bu görüşün savunucuları İskit ve İran dinini karşılaştırarak, bu iki din arasında bağlantı kurmaya çalışmıştır. Yine, İskitleri İrani bir kavim olarak kabul eden bilim adamları, onlardan kaldığını ileri sürdükleri kelimelere dayanarak iddialarını ispat etmeye çalışmışlardır.[7]

20. yüzyılın başlarından itibaren de İskitler’in İrani bir kavim olduğunu ileri süren bilim adamları ortaya çıkmıştır. Bu görüşü savunan bilim adamları arasında Herrmann,[8] Kretschmer,[9] Junge,[10] Von Der Osten[11] Potratz,[12] Rostovtzeff[13] ve Grousset[14] sayılabilir.

Bu görüşler İskitler’in dili ve dini ele alınarak ileri sürülmektedir. İskitler’e ait olduğunu belirtikleri bazı isimleri, dikkate alarak ve İskit dini ile İranlıların dinini karşılaştırarak, İskitler’in İran soyundan olduğunu ileri sürmektedirler. Oysa, elde ettikleri az sayıda malzemeyle ve İskit diniyle İranlıların dinini karşılaştırmakla Çin seddinden Tuna nehrine kadar yayılmış olan İskitlerin kimliğini belirlemek ve onların Hint Avrupai bir kavim olduğunu ileri sürmek yetersiz kalmaktadır.[15]

İskitler’in Slav ırkına mensup olduklarını ileri süren bilim adamları da olmuştur. Bu görüşün temsilcileri Ruslardır. Ruslar daima İskitlerden Slavlıkları ispat olunmuş gibi bahsetmektedir. Halbuki Herodotos ve Hipokrates’in eserlerinde Slavlık tezini destekler bir tek delil bulmak imkanı bile yoktur.

Bu görüşü destekleyecek hiçbir yazılı kaynak bulunmadığından ve son derece de keyfi olarak değerlendirilen arkeolojik buluntulardan da sağlıklı bir sonuç alınamayacağından, bilimsel temeli olmayan görüş İskitlerin Slavlığı olup bilim çevrelerinde destek bulmamıştır.[16]

İskitler’in hangi ırka mensup olduğu meselesi ortaya çıkalıdan bu yana, en kuvvetli görüş İskitler’in asılları itibariyle Ural-Altay ırkına mensup oldukları görüşüdür. Bu görüş 19. yüzyıldan bu yana ileri sürülmeye başlanmıştır.

İskitlerin Türk-Tatar veya Moğol ırkından olduğu ileri sürülmüş, bu görüşü Grote,[17] Kiepert[18] gibi bilim adamları savunmuşlardır. Bu görüş zamanla çok taraftar bulmuş, meşhur çivi yazısı uzmanı Mordtmann Saka tigrakhauda ve Saka haumavarga’nın Türklüğünü çivi yazılı belgelere dayalı olarak ispatlamaya çalışmıştır.[19]

İskitlerin Ural-Altay ırkına mensup bir kavim olduğu hususunda 20. yüzyılda da çalışmalar yapılmıştır. Bunların başında Minns gelmektedir. Bu tanınmış bilim adamı yazılı kaynakları ve çok sayıda arkeolojik malzemeyi değerlendirerek, onların Hint Avrupai bir kavim olmadığını[20] ve Ural- Altay ırkına mensup olduğunu kabul etmiştir.[21] İskitler’in Türklüğünü kabul eden bilim adamları arasında Franke,[22] Meyer,[23] Huntingford,[24] Ruben,[25] Von der Osten,[26] gibi bilim adamları sayılabilir.

İskitler’in Ural-Altay ırkına mensup olduğunu kabul eden ve bu konuda görüşlerini belirten Türk bilim adamları da vardır. Bunlar arasında Arsal,[27] Günaltay,[28] Togan,[29] Kırzıoğlu,[30] Guboğlu,[31] Tarhan,[32] Ögel,[33] Seyidof,[34] Öztuna[35] ve Koca[36] sayılabilir.

İskit-Savaşçıları

İskit Savaşçıları

İskitlerin Türklüğü

Bir kavmin soy-etnik kökünü tayinde filolojik, arkeolojik ve antropolojik kaynakların olması gerekir. Bu gereklilik yalnız Türk kökenli kavimler için değil, bütün soy-etnik kökü bilinmeyen kavimler için geçerlidir. Bütün belgelerden hareketle adı geçen kavmin anavatanı, dili, dini, gelenek-göreneği ve sanat anlayışının anlaşılabilecek mahiyette olması gerekir. Bu şekilde meseleye yaklaşıldığında İskitler’in kimliği problemi aydınlatılabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ