IRAK’TA TÜRKMENLER KİME EMANET?

IRAK’TA TÜRKMENLER KİME EMANET?

Amerika’nın Irak’tan çekilmesinden sonra, Irak Hükümetinin askerî kuvvetleri ile bölgesel Kürt yönetiminin silahlı güçleri arasında sürekli bir problem ve gerilim meydana geldiği pek çok ajans tarafından dünyaya duyurulmuştu. Malikî hükümetinin, Irak topraklarındaki doğal zenginlikleri başka bir güçle paylaşmak istememesi; bölgesel Kürt yönetiminin de özellikle Kerkükteki zengin petrol kuyularını ve buralardan elde edilecek geliri, kendi “devletleşmesi” için kullanmak istemesi görünür gerilimin ve meydana gelen çatışmaların temel sebebi.

Saddam’ın adı unutulalı çok oldu. Saddamı devirmek için, Kürtler ve Şii Araplarla işbirliği yapan Amerika, oradayken bile Şii çatışmasını önleyememişti, zaten bunun için de gelmemişti. Yegane amacı, petrol kuyularını emniyete almak ve bunun için de bu kuyuların başına her zaman kullanabileceği bir bekçi bırakmaktı. O bekçiye de bir çatı lazımdı elbette. Kar, yağmur, kış, yaz… Mevsim felaketlerinden korunaklı bir çatıyı kim istemez ki… Hele hele ömründe sağlam bir çatı görmemişler için.

Irak, şu anda üç parça. Kürtlerin inşa ettiği ve devletleşme sürecinin fiziksel olarak tamamlanmaya başladığı Kürdistan; Şiilerin hakimiyetindeki Irak Hükümeti ve Türkmenlerin yaşadığı Musul, Kerkük, Süleymaniye, Erbil, Selahaddin gibi şehirlerin bulunduğu Türkmen Bölgesi.

Kerkük, Kürtlerin toprağı değildi. Orası yüzlerce yıldır Türkmen yurduydu. Osmanlı Salnamelerinde, diğer tarihî vesikalarda, nüfus kütüklerinde ve kayıtlarında, kimsenin inkar edemeyeceği biçimde Türkmen yurdu olan Kerkük’te, Kürtler’in yaptığı her türlü gasp ve kırım Amerika ve Avrupa tarafından görmezden gelindi. Nüfus idaresi ve tapu dairesi arşivleriyle birlikte yakıldı, talan edildi, demografik yapı değiştirildi. Bütün bunlar gözler önünde cereyan etti ve kimsenin sesi çıkmadı.

Şu anda, Kürtlerin sahibi Amerika. Türkiye, ise Kürdistan’ı her bakımdan ihya ediyor. Evet, Türk inşaat şirketleri, mobilya ve beyaz eşya firmaları, cemaatlerin kurduğu Türk üniversiteleri… Bunlar dış işlerinin başarısı olarak görülebilir. Peki Türkmenler’i kim gözetecek? Yıllardan beri Türkmenler neden savunmasız bırakıldı? Her türlü gelişmiş silahla donatılan Kürt güçleri, neredeyse bir ordu teşekkül ettirmiş durumda. Irak Hükümeti ise zaten el altından ve bazen göstere göstere İran’ca destekleniyor. Irak’ta, Amerika, İran, İngiltere ve Almanyanın casusları cirit atıyor. Mezhep çatışmaları körükleniyor. Türkmenler arasında bile ihtilaf zemini aranıyor. Son suikastlerin Türkmenlere yönelmiş olması manidar değil mi?

Türkmen temsilciler, daha bir kaç ay önce kendileriyle yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin televizyonlarından da yayımlanan röportajlarında, iki ateş arasında kaldıklarını, hem Kürtlerin hem Hükümet güçlerinin silahlı olduklarını, buna rağmen Türkmenlerin silahsız ve korunmasız olduğunu anlatmışlardı. Meydana gelen olaylar, Türkmenlerin gerçekten ne kadar korunmasız ve sahipsiz olduğunu gösteriyor.

Ajansların verdiği bilgilere göre Selahaddin iline bağlı Tuzhurmatı ilçesindeki son canlı bomba vahşetinde Türkmenler, daha önce şehit edilmiş Ahmed Salah Asker için taziye sebebiyle bir çadırda toplanmış bulunuyorlardı. 24 kişinin öldüğü ve onlarca kişinin yaralandığı Türkmen katliamında, avukatlar, şairler, öğrenciler ve Türkmen liderler vardı. Bu bilgiyi ise, eşimin Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde iken çok yakın arkadaşı olan bir Kerkük Türkmeni hekimden telefon yoluyla aldık.

Şehit olan Türkmenlerden biri de Mehmet Mehdi Bayat idi. Türk Dil Kurumunun düzenlediği Uluslar Arası Türk Dili Kurultaylarına katılmış değerli bir araştırmacıydı. “Irak Türkmenlerinde Oğuz Han Destanı ve Bayat Oymağı” adlı bildirisi, Türkmenistan’ın Aşkabat şehrinde Oğuzname Kurultayı’nda sunulmuştu. Kendisini 2008 yılındaki Kurultay’da tanımıştım. Irakta bombaların, roketatarların ve her türlü hile ve oyunun içinde, ilmî bildiriler hazırlamaya, bilgiyle, kültürle alakasını kesmemeye çalışan Mehmet Mehdi Bayat’ın yeri cennet olsun! Türkmen şairlerin, avukatların ve liderlerin yeri yeniden dolsun!

Ama bu kadar acı ve hayf içinde şu soruyu sormadan da edemeyeceğim: Irak’ta Türkmenler sahiden kime emanet?

Prof. Dr. Ayşe İLKER

Haber Açısı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ