İLK MÜSLÜMAN TÜRKLERDE DÜŞÜNCE VE BİLİM

İLK MÜSLÜMAN TÜRKLERDE DÜŞÜNCE VE BİLİM

Din değiştirme bir kimsenin hayata bakış açısını ve âlem anlayışını tamamen değiştiren bir olgudur. İnsanın hayata bakış açısını, âlem anlayışını, bizzat kendi algılayışını içeren ve ne düşünürse düşünsün bunları içinde değerlendirdiği zihinsel bütünlük, onun dünya görüşünü oluşturur. Dünya görüşü bu açıdan günlük davranışlarımızın da zihinsel alt yapısını oluşturur. Dünya görüşünün asıl önemini, onun sadece günlük davranışlarımızın zihinsel alt yapısını oluşturmasında değil, aynı zamanda ilmî ve fikrî faaliyetlerimizin de kavramsal ortamını teşkil ettiğinde ifade edebiliriz. Bu demektir ki her dünya görüşü, bilimsel faaliyetlerin etkin ve anlamlı bir şekilde sürdürülebilmesi için gerekli kavram yapısına sahip değildir; diğer bir ifadeyle her dünya görüşü bilimsel faaliyet yapmaya müsait değildir. Bu yüzdendir ki tarih içerisinde sadece bazı insan topluluklarında bilim denen insan olgusunu görmekteyiz.

Fakat burada bilim ile bilgi faaliyetlerini ayırt etmeliyiz. Her ne ihtiyaçla olursa olsun insanlık tarihinde hemen her toplumda çeşitli bilgi elde etme faaliyetleri elbetteki vardır. Ancak bu tür faaliyetler bilimi sonuç vermemiş olabilir. Mesela eski Mısır ve Mezopotamya’daki çeşitli hesaplama faaliyetlerini matematik olarak adlandıramayız veya çeşitli gök cisimleri hakkında verilen bilgilerin tümüne astronomi bilimi diyemeyiz. Bugün onlara eski Mısır’da matematik veya astronomi faaliyetleri diye isim veriyoruz, ancak o gün onlar bunlara bilim olarak matematik veya astronomi demiyorlardı. Bu yüzden bunlar matematik ve astronomi ile ilgili buluşları olsa bile bilim olamazlar. Çok dikkatle incelediğimiz zaman herhangi bir bilgi edinme faaliyeti; ancak sınırları tanımlanmış belli bir konunun, çeşitli nazariye birikimleri ile belli yöntemler dahilinde incelenmesi ile oluşan bilgi birikiminin düzenlenmesine ad verilince ‘bilim’ konumuna ulaşır. Bu durumda çeşitli bilgi faaliyetlerinin bilim olarak adlandırılabilmeleri için geçmeleri gereken bir bilimsel süreç vardır. İlk Müslüman Türklerde düşünce ve bilim tarihi de bu süreç içerisinde ele alınmalıdır. Aksi takdirde bilim olarak tanımlanmayan birçok bilgi edinme faaliyetleri de bilim olarak bu tarih içerisinde yanlış olarak değerlendirilebilir.

Teknolojiyi de geleneksel araç ve gereç üretimi olarak anlamayıp bilimin gelişmesiyle şekillenen insan, toplum ve çevre ilişkisini gündeme getiren daha kavramsal üretim uğraşları olarak algılarsak modern teknolojinin büyük ölçüde bilimle hayattar bir ilişki içinde olduğu görülür. Bu durumda teknoloji tarihini de bilimsel süreçten bağımsız bir şekilde sadece geleneksel araç-gereç üretim biçimleri olarak ele alabiliriz. Halbuki bu anlamda teknoloji günümüzde artık böyle algılanmamaktadır. Eğer bu kelimeyi aslındaki atomik kelimelerine ayrıştırırsak tekne-logos anlamında ‘teknoloji’ tam olarak ‘tekniğin bilimi’dir. Yani diğer bir açıdan teknolojiyi ‘âlet üretiminin bilimi’ olarak anlayabiliriz. Böylece günümüz açısından teknoloji tarihinin de bilimsel süreçten ayrı ele alınamayacağı anlaşılmaktadır. O halde burada sunacağımız konuyu bilimsel süreç içerisinde ele alıp kronolojik tarihi içerisinde Türklerin İslamiyet’e girmelerinden sonra bu medeniyet içerisindeki düşünce, bilim ve teknolojiye yaptıkları katkıları sunmaya çalışacağız. Burada sunacağımız bilimsel süreç bizim bilim tarihi anlayışımız olarak nazarî çerçevemizi oluşturacaktır.

Prof. Dr. Alparslan AÇIKGENÇ

Fatih Üniversitesi / Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al