İKİ SAVAŞ ARASINDA TÜRK BOĞAZLARI

İKİ SAVAŞ ARASINDA TÜRK BOĞAZLARI

İmparatorluk ve Cumhuriyet dönemi Türk tarihi ve diplomasisini geriye doğru inceleyenler, Türkiye’nin zor şartlarda bile çıkarlarını çoğunlukla korumayı başarmasının altında Türkiye coğrafyasının ve özelliklede Türk Boğazlarının etkinliğine dikkat çekerler. Bizde bu kısa çalışmada, Türk Boğazlarının Milli Mücadele’ye etkilerini, bu mücadelenin Boğazlar sorunu konusundaki tavrını ve bu sorunu kullanarak kendi varlığını dünya devletlerine nasıl kabul ettirdiğini, yaklaşan savaş öncesi Türk diplomasisinin sorunu nasıl avantaja dönüştürdüğünü ele almaya çalışacağız.

Milli Mücadele’nin Boğazlar Politikası

Hem işgalci devletlere ve hem de bu duruma karşı duyarsızlığını devam ettirme azminde olan İstanbul hükümetine karşı başlatılan Milli Mücadele hareketinin amacı, tarih içindeki ömrünü tamamlayarak savaşla birlikte yıkılan Osmanlı enkazı üzerine milli bir devlet kurmak olmuştur.

Bu amacın önündeki en önemli engel şüphesiz ki askeri ve diplomatik alanlarda yürütülen mücadeleye maddi ve manevi desteğe duyulan ihtiyaç idi. Bu ihtiyacı gidermek ve milli devleti kurmak için Milli Mücadele’yi yönetenler, galip devletler arasındaki sorunları dikkatle takip edip bunları kendi lehine çevirmek için kullanırken bir yandan da Sovyetlerle olan ilişkilerinde Boğazlar meselesini ve bu soruna önerilen çözüm yollarını bir koz olarak kullanacaklardır. Bu çerçevede Anadolu hareketinin baskı, zorlama ve telkiniyle 12 Ocak 1920’de açılan Osmanlı Mebusan Meclisi Milli Mücadele yanlısı milletvekillerinin girişimleriyle, mücadelenin temel amaçlarını kapsayan ve ilk müsveddesi Mustafa Kemal tarafından kaleme alınan ve 17 Şubat 1920’de ilan edilen Misak-ı Milli Boğazlar konusunda Milli Mücadele’nin tavrını yansıtması açısından oldukça önemlidir.

Nitekim, Milli Mücadele’nin dış politikasının en önemli dayanağı olan bu belgenin 4. maddesi Boğazlarla ilgili olup, “Hilafet-Saltanat merkezi İstanbul şehri ile Marmara Denizi’nin güvenlik şartı ile, Akdeniz ve Karadeniz Boğazlarının ticaret ve münakalatı aleme küşad-ı hakkında, bizimle alakadar devletlerin verecekleri karar geçerli olacaktır.” esası getirilmekte, diğer bir ifadeyle Boğazlarla ilgilenen bütün devletlerin Türkiye ile beraber bir karar vermesi belirli şartlarla kabul edilmektedir ki, bu esas Batılı devletlere bir öneri niteliğindedir.

Zira, l. Dünya Savaşı içinde yapılan gizli antlaşmalarla Rusya’ya verilmesi öngörülen İstanbul ve Boğazların, bu devletin Bolşevik Devrimi ile ortadan kalkması anılan bölgenin geleceği konusunda bir boşluk doğurmuş, bu nedenle bölgenin geleceği konusunda açığa çıkmayan ihtirasların etkisiyle İngiltere ve ABD arasında görüşmeler yapılıyor ve müttefik devletler İstanbul ve Boğazların geleceği konusunda politikalarını netleştiriyorlardı.

Ancak Misak-ı Milli’nin ilan edilmesinden hemen sonra İstanbul’un işgal edilmesi, Meclisi Mebusan’ın dağıtılması ve Doğu sorununun çözümünün özellikle İngiltere tarafından Yunan ordusuna havale edilmesi üzerine, istenilen yakınlaşma sağlanamamıştır. Gelişmeler üzerine 23 Nisan’da TBMM’nin Ankara’da açılmasıyla Anadolu’da yeni bir devletin temelleri atılmış oldu.

Dr. Sadık ERDAŞ

Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü /Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ