II. BAYEZİD DÖNEMİ

II. BAYEZİD DÖNEMİ

Fatih, Mısır Seferi’ne çıktığı sırada Gebze’ye yakın Hünkar Çayırı’nda hastalanarak vefat edince (1481), Veziriazam Karamani Mehmed Paşa, diğer emir vezirlerin de rızasını aldıktan sonra, herhangi bir olaya meydan vermemek üzere, Fatih’in ölümünü askerden sakladı ve Amasya Valisi Bayezid Çelebi ile Karaman Valisi Cem Çelebi’ye[1] haberler gönderdi. Şehzade Bayezid’den önce taraftarı bulunduğu Şehzade Cem’i İstanbul’a getirerek bir emri-vaki yapmak isteyen Karamani Mehmed Paşa, Fatih’in cenazesini gizlice arabaya koyup İstanbul’a geçirdi ve iskeleye inerek nakil vasıtalarını İstanbul tarafına aldırdıktan sonra, yeniçeri ve içoğlanların İstanbul cihetine geçmelerine mani oldu. Bu arada Acemi oğlanlarını da hendek kazdırmak veya köprü tamir ettirmek bahanesiyle İstanbul’dan çıkartıp surların kapılarını da kapatarak tedbirlerini artırdı. Amaç, Cem’in Gelibolu yoluyla İstanbul’a emniyet içerisinde gelmesini sağlamaktı. Ancak, Karamani Mehmed Paşa’nın rakipleri Rumeli Beylerbeyi Hersekzade Ahmed Paşa ile Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa Cem’e gönderilen habercileri tevkif ettirmişler, padişahın öldüğü haberini de yayıp yeniçerileri tahrik ederek planı bozmuşlardı. Bunun üzerine galeyana gelen yeniçeriler iskelelere inerek cebren, İstanbul’a geçtiler ve kendilerine mani olmak isteyen Karamani Mehmed Paşa ile Fatih’in kâtibî Yahudi Yakup Paşa’yı öldürdüler.[2]

Bu anarşinin önünü almak için Bayezid gelene kadar Bayezid’in oğullarından İstanbul’da bulunan Korkut babasına vekaleten tahta geçirildi. Ancak Bayezid gelene kadar asayiş yerine gelmedi. İshak Paşa’dan davet mektubu alan Bayezid, önce tereddüt etmesine rağmen Paşa’nın gönderdiği son mektup üzerine acele ederek dokuz günde Üsküdar’a geldi ve İstanbul’a geçerek Mayıs 1481’de tahta geçti.[3]

Bayezid-Cem Mücadelesi

Fatih’in merkeziyetçi yönetimi güçlendirme çabaları, fetihlerde duyulan mali ihtiyaçları karşılamak için aldığı iktisadi tedbirler, ticarette devlet tekelinin yerleştirilmesi ve yeni vergilerin koyulması, sipahi sayısının artırılması için vakıf ve mülk toprakların devletleştirilmesi memnun olmayan bir zümrenin doğmasına sebep olmuştu. Bu tepki giderek tabanda artarken eski güçlerini kaybeden köklü aileler, iktidar mücadelesi içindeki devlet adamaları vasıtasıyla da üst tabakada gizli bir muhalefetin oluşmasına zemin hazırlamıştı. Fatih’in 1481’de ölümünden sonra Şehzadeler Bayezid ve Cem arasındaki iktidar mücadelesinde özellikle bu zümrelerin etkisi oldu. Daha Fatih’in sağlığında Amasya’da Bayezid’in çevresinde onun politikalarından memnun olmayan bir grup oluşmuştu. Buna mukabil Cem Fatih’in siyasetinin takipçisi olarak görünmekte bu da iktidar mücadelesine değişik bir boyut kazandırmaktaydı. Bu arada kul asıllı Gedik Ahmet Paşa ve İshak Paşalar da Fatih’in son yıllarında veziriazam olan Karamani Mehmet Paşa’nın siyasi ve iktisadi faaliyetlerine karşı muhalefet oluşturup yeniçeriler ve Bayezid nezdinde taraftar bulmuşlardı. Onların faaliyeti Bayezid’e iktidar yolunu açarken Cem’in İstanbul’a gelişi İshak Paşa tarafından engellendi.[4] Bayezid’in tahta oturması bu şekilde mümkün olurken, Cem, iktidar mücadelesinden vazgeçmedi ve bu mücadele uzun yıllar sürecek dramatik bir hadiseye dönüştü.

Cem, özellikle Karamanoğlu Kasım Bey’in telkinleri ile harekete geçmeye karar verdi. Gedik Nasuh Bey’i maiyetinde Karaman, Varsak ve Turgutlu boylarına mensup kuvvetler ile birlikte İnegöl üzerinden Bursa’ya gönderdi. Gedik Nasuh Bey, 28 Mayıs’ta Kaplıca civarında Ayaz Paşa kumandasındaki yeniçerileri mağlup etmeye muvaffak oldu. Savaştan üç gün sonra, ordugâha gelip Haziran’ın başında Bursa’ya giren Cem, saltanat alâmeti olarak nâmına hutbe okutmuş ve ismine sikke bastırmıştır.[5]

Cem, Bursa’dan Bayezid’e büyük halaları Çelebi Mehmed’in kızı Selçuk Hatun’a devrin ulemasından Molla Ayas ve Şükrullah oğlu Ahmed Çelebi ile elçilik görevi vererek Bayezid’e gönderdi. Ancak, Selçuk Hatun, Rumeli ile yetinmesi teklifi hususunda Bayezid’i ikna edemedi. Teklif kabul edilmeyerek elçilik heyeti geri gönderildi. Bunun üzerine kuvvetlerini toplayan Cem, Gedik Nasuh Bey’i İznik’e sevk ederek, onun ardınca yola çıktı ve Aştinoğlu Yakup Bey’in teşvikiyle Yenişehir’e doğru ilerledi. Yenişehir’e gitmesini isteyenlerden biri de Fenarizade Hasan Çelebi idi. Bu arada Saruhan Sancak Beyi Şehzade Abdullah amcası Cem’in Bursa’ya girmesini engellemek için Saruhan askeriile yola çıkmıştı. Fakat yolda iken Ayas Paşa ve yanındaki yeniçerilerin yakalandığını öğrendiğinden yolunu değiştirerek Balıkesir yolundan Gelibolu’ya geldi. Oradan İstanbul’a gelen Şehzade babasının Anadolu tarafına geçtiğini öğrendi ve onu takiple İzmit’te Bayezid’in ordusuna katıldı. Bundan sonra Cem ve Bayezid taraftarları arasında yapılan küçük çarpışmaları müteakiben iki taraf ordusu Yenişehir ovasında karşı karşıya geldiler.[6]

Savaşın başlamasından evvel Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa’nın faaliyeti, Otranto Seferi’nden dönen Gedik Ahmed Paşa’nın Yenişehir ovasında Bayezid’e katılıp bağlılığını bildirmesi Bayezid’in durumu oldukça kuvvetlenmişti. Bayezid ordunun harp tertibatını Gedik Ahmet Paşa’ya bırakarak onu olağanüstü şekilde taltif etmişti. Bunlara karşın yakın dostu Afşinoğlu Yakup Bey’in ihanetine uğrayan Cem, 20 Haziran 1481’de Yenişehir ovasında yapılan savaşı kaybetti. Oldukça güç durumda Kapıcıbaşısı Sinan Bey’in desteği ile önce Eskişehir’e sonra da Konya’ya çekilmek zorunda kaldı. Kendisini burada da emniyette göremeyen Cem, annesi ile ailesini alıp Memlûk topraklarına doğru yola çıktı. Bulgar Dağı’nda Varsak Beyi Uyuz Bey’in yol kesmesi üzerine bunlara para ve armağanlar verilerek Tarsus’a ulaşan Cem, Tarsus beyi ve daha sonra Adana’da Ramazanoğlu tarafından iyi karşılandı. Buradan hareketle Halep, Şam, Kudüs ve Gazze yoluyla Kahire’ye ulaştı. 6 Ekim 1481’de Memluk yetkilileri tarafından büyük törenle karşılandı. Ertesi gün Sultan Kayıtbay Cem’le görüştü.[7]

Cem’in Kahire’ye gitmesi üzerine Karaman valiliği, Saruhan sancakbeyi olan Şehzade Abdullah’a verildi ve Gedik Ahmed Paşa ile birlikte gönderildi. Cem’in Mısır’a gittiğini öğrenen Gedik Ahmet, Şehzadeyi makamına oturtup yanına bir miktar asker koyduktan sonra İstanbul’a döndü.[8]

Bayezid tarafından veziriazamlığa getirilen Gedik Ahmet Paşa, kısa bir süre sonra yeniçeriler üzerindeki üstün otoritesi ve başarılarıyla başına buyruk bir halde hareket etmesi üzerine Bayezid tarafından hapsedildi. Ancak daha sonra Hersekzade Ahmet Paşa ve İshak Paşa’nın şefaatiyle serbest bırakıldı ve eski görevine tekrar iade edildi.[9]

Cem, bu sırada ağabeyine halinden bahsederek yardımını istemiş, Bayezid de onun saltanat emellerinden vazgeçmesi şartıyla, kendisine her sene bir milyon akçe vereceğini vaat etmiştir. Ancak, bu mektuplaşmalardan bir netice çıkmadı. Cem, Aralık 1481’de, Hacca gitti haccettikten sonra Mart 1482’de Kahire’ye döndü. Bu sırada, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumdan istifade ile Akkoyunlulara sığınmış olan Karamanoğlu Kasım Bey, Bayezid ve Cem arasındaki mücadeleden istifade ile tekrar Karaman’da hakim olabileceği düşüncesi ile harekete geçti. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Sultan Yakup’tan izin alarak Taşiline geldi.

Kısa zamanda etrafına kuvvet toplayan Kasım Bey, önce Larende’ye girdi daha sonra da Konya’da Şehzade Abdullah ve Hadım Ali Paşa’yı kuşattı. Bunun İstanbul’da duyulması üzerine Gedik Ahmet Paşa kumandan tayin olunarak Karaman’a gönderildi. Kasım Bey, Gedik Ahmet Paşa’nın Afyonkarahisarı’na geldiğini öğrenince Konya muhasarasını kaldırarak Taşiline çekildi. Gedik Ahmet Paşa’nın bizzat sıkıştırdığı Kasım Bey, tutunamayarak Memluk topraklarına çekildi. Gedik Ahmet Paşa, Kasım Bey’i kaçırdıktan sonra kışı Karaman’da geçirmek mecburiyetini İstanbul’a bildirdi. Cem Sultan Kahire’ye döndükten sonra Karamanoğlu Kasım Bey ve Ankara Sancak Beyi Trabzonlu Mehmed Bey’den davet mektupları alarak yeniden ümitlenmişti. Bu davetler üzerine Cem Sultan, Kahire’den hareketle Halep’e geldi (6 Mayıs 1482). Daha sonra kendisini destekleyenlerle birlikte Osmanlı topraklarına girdi.[10]

Cem Sultan, bu defaki mücadelesinde de başarıya ulaşamadı ve sonunda Rodos şövalyelerine sığınmak zorunda kaldı (29 Temmuz 1482). Bayezid kardeşinin serbest bırakılmaması için büyük çaba harcamak ve bazı tavizler vermek zorunda kaldı. Cem’i göz altında bulundurmaları için Rodos şövalyelerine her sene kırk bin duka ödenmesine ve ek olarak Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret hakkı tanınmasına dair bir anlaşma yapıldı. Ayrıca Hıristiyanlarca kutsal sayılan, üzeri kıymetli taşlarla süslü altından bir muhafaza içerisinde saklanan Hz. Yahya’nın sağ eli şövalyelere armağan edildi.[11]

Cem Sultan’ın Rodos’a gitmekteki asıl gayesi buradan Rumeli’ne geçmek ve oradan mücadelesine devam etmekti. Başlangıçta Akkoyunluların yanına gitme fikrine sahip iken; Karamanoğlu Kasım Bey kendi menfaati için O’nun Rumeli’nde faaliyet göstermesinin uygun olacağını hesaplayarak Cem’i bu konuda ikna etmişti.

Rodos şövalyeleri Cem’in Rumeli’ne gitme isteğini geri çevirdikleri gibi onun üzerindeki kontrollerini daha da artırdılar ve kendisini gizlice Fransa’ya götürdüler. 15 Ekim 1482’de Savoia dukasına bağlı Villefranche’ye götürülen Cem, veba salgını nedeniyle buradan Nis şehrine götürüldü. 5 Şubat 1483’te Chambery’e götürüldü. Burada iken Macar kralına yolladığı adamlarının öldürüldüğü haberini aldı. Cem’in Avrupa’da bulunması ve Bayezid’in faaliyetleri Venedik, Macaristan, Papa, Napoli ve hatta Memluk Sultan’ının konu ile ilgilenmelerini sağlamaktaydı. Macar kralının Cem’i kaçırma teşebbüsünün ardından 1487’de Memluk sultanı yirmi bin florin karşılığında Cem’in kendilerine verilmesi teklifinde bulundu. Papa VIII. İnnocente bir Haçlı seferi için Cem’den faydalanmayı düşünüyordu. Pierre d’Aubusson ile anlaşarak Cem’i Roma’ya getirtti (4 Mart 1489). II. Bayezid bu durumdan haberdar olunca Cem’in muhafazası için şövalyelere vereceği parayı Papa’ya gönderdi. Roma’ya giden Osmanlı elçisi Mustafa Bey üç yıl için yüz yirmi bin altın verdi. Papa Innocente’nin ölümünden sonra Fransa Kralı VIII. Charles, Cem’in Napoli’ye götürülmesi için Papa VI. Alessandro ile anlaştı. Fransa Kralı, Cem’i siyasi emelleri için kullanmak istiyordu. 27 Ocak 1495’te Roma’dan ayrılan Cem, Castel Capuana’da 25 Şubat 1495 tarihinde vefat etti. Elindeki kıymetli rehineyi bırakmak zorunda kalan Papa’nın Cem’i zehirlettiği rivayet edilmektedir.[12]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ