İDİL HAVZASINDAKİ İLK İSLÂM DEVLETİ: İDİL BULGAR DEVLETİ

İDİL HAVZASINDAKİ İLK İSLÂM DEVLETİ: İDİL BULGAR DEVLETİ

M.S. 855 yılı tarihi -kültürel İdil-Ural bölgesinde ilk İslam devletinin kurulmasıyla sonuçlanan tarihi olaylar zincirinin başlangıç noktasıdır. Peki sonra ne oldu?

855 yılında Kara Bulgar Han’ı Aydar vefat etti. İki önemli nokta tarihçilerin dikkatini bu kişiye yöneltmektedir: Birincisi, Aydar İslamiyet’i kabul eden ilk Bulgar yöneticisiydi. İkincisi ise Aydar’ın büyük oğlu Abdullah Cılkı (bazı kaynaklarda isim Şılkı olarak verilmiştir), İdil Bulgar Devleti’nin kurucusuydu.

Aydar’ın İslamiyet’i Kabul Döneminin Şartları

8. yüzyılın sonunda bir tacir olan Sinc, Hindistan’daki iş gezisinden dönerek Horasan’a (kuzeydoğu İran) geldi. Burada Araplardan öğrendiği İslamiyet’i kabul etti. Sonrasında, Sinc Horasan tacirler loncasının başkanlığına aday gösterildi. 9. yüzyılın başlarında, büyük oğlu Abdullah bir elçilik heyetiyle Hazar Devleti’ne gönderildi. Heyet burada alıkonuldu. Kısa bir süre sonra Abdullah Samandar’a (bugünkü kuzey Dağıstan) yerleşti ve Molla oldu. 817 yılında Samandar sakinleri Hazar egemenliğine ve Hakan Karak’ın Yahudiliği benimsetme teşebbüslerine karşı ayaklandılar. Hakan Karak ayaklanmayı bastırdıktan sonra, ayaklanmanın kışkırtıcısı olan Molla Abdullah’ın Samandar Camii’nin minaresinde asılması için emir verdi. Abdullah’ın büyük oğlu Şems, zamanında Kara Bulgar’a kaçmayı başardı. Hükümdar Aydar onu iyi karşıladı. 819 yılında Hazar Hakanı Kara Bulgar’a saldırdı. Tam da bu savaş sırasında Şems Aydar Han’a çok yararlı bir tavsiye verdi. Onun tavsiyesinden feyz alan uygulayan kararlar sayesinde, Bulgarlar zafer kazandılar. Şems bütün bunları Allah’ın gücünün her şeye yetmesiyle açıkladı ve Aydar Han’ı İslamiyet’i kabul etmesi için teşvik etti. Aydar’ın İslamiyet’i kabulünden kısa bir süre sonra “Cok” Camii Kiyev’de inşa edilmişti.

Cılkı Han’ın Hakimiyetinin Başlaması

Aydar’ın ölümünden sonra büyük oğlu Cılkı, Kara Bulgar’ın hükümdarı oldu. Han bu mevkiye yükselirken Müslümandı. Küçük kardeşi Laçın bir Tengrianist (Tengrianism: eski Türk dini) olarak kaldı. Daha sonra iki kardeş arasında güç için bir mücadele başladı. Bulgarlar ve Müslümanlar Cılkı etrafında toplandılar. Bunlar çok sayıdaki Saban uruğu Barındılar. Laçın’ın etrafında ise Tengrianism’e bağlı Bulgarlar vardı. Zamanla iki kardeş arasındaki mücadele Müslümanlık ve Tengrianism arasındaki bir mücadeleye dönüştü. Karşılıklı muhalefet, üçüncü bir kuvvet olarak Hazar Hakanı İshak’ın da girmesinden sonra iyice alevlendi. İshak’ın atası Hakan Manas 858’de bir sefer sırasında çadırında öldürülmüştü. Bu iyi planlanmış bir kışkırtmaydı. Manas, Yahudi Hazarlar tarafından öldürülmüştü. Ancak Hazarlar suçu orada iş için bulunan tacirlere attı. Bu tacirler aceleyle idam edildiler. Yeni hakan İshak, Kara Bulgar topraklarını işgal etti. Bulgar-Tengrianistler, Laçın’ın liderliğinde Hazar tarafına katıldılar. Savaş Baltavar (bugünkü Poltava) şehri yakınlarında meydana geldi. Cılkı kaybetti. Bu yenilginin çok uzun vadeli sonuçları oldu:

İlk olarak Hazar Hakanı Kara Bulgar’dan iki toprak parçası aldı: Kiyev (Baştu) ve Novgorod (Urus). Bu topraklarda birer Rus prensliği kurulmuştu. Tarihi yazımda buranın adı Kiyev Rus Prensliği ya da Eski Rus Presliği olarak geçer. Kiyev Rus Prensliği Dnyeper’in orta kısımlarının sağ taraftaki kıyılarında bulunuyordu. Hazar Hakanı İshak Rus Prensliği’ne ilk hükümdar olarak Dir isimli bir Norman’ı atadı. Bulgarlar ona Cir diyorlardı. Dir 859’a kadar Kiev’in düzensiz Slav kuvvetlerine başkanlık etti. Dir, Hazar Hakanına bağlı valinin gözetimi altındaydı. İlk vali olarak da bir Norman olan Askold (Oskold, Oskolat veya kara Bulgarların adlandırdıkları şekliyle Halib) atanmıştır. Vali, ayrıca, vergi toplanmasından, toplanan verginin Hazarlara düzenli bir biçimde dolanmasından ve yabancıların şehir kapılarından geçişinden de sorumluydu. Ayrıca Hazarlara ödenen haraçları ve şehirden geçişlerde ödenen vergileri de gözetliyordu.

İkinci olarak, tahttan indirilmiş Cılkı Han emniyette olduğu Karacar (Çernigov) ve çevresindeki topraklara yerleşiyordu ki burada zamanla Karacar Prensliği kurulacaktı.

Üçüncüsü, Kara Bulgar Krallığı Dnyeper’in aşağı kısımlarında (Kırım yarım adasının kuzey kesimi) varlığını sürdürdü. Bugün bu bölgelerde Poltava ve Putivl şehirleri bulunuyor. Bunlardan Putivl (Horusdan) yeni kurulan krallığın siyasi merkezi oldu. Laçın ise han oldu.

Böylelikle daha önceden bir bütün olan Kara Bulgar Krallığı, üçe bölünmüş oluyordu: Rus Prensliği, Kara Bulgar Krallığı ve Karacar Prensliği. En aktif merkezi kuvvete Bulgarlar sahiptiler- Tengrianistler, ücretli Norman askerleri ve Kiev ve Novgorod’un düzensiz Slav kuvvetleri. Bu kuvvetler Hazarlar tarafından askeri ve siyasi olarak destekleniyorlardı.

863 yılında Cılkı bölünmüş olan imparatorluğu birleştirme teşebbüslerinde bulundu. Cılkı aniden yöneticisinin Laçın Han olduğu Baltavar (bugünkü Poltava) şehrine saldırdı. Laçın, devleti kaderine terk etti ve Hazar Devleti’ne kaçtı. Baltavar’ı ele geçirdikten sonra Cılkı Kiyev’e doğru ilerledi. Cılkı’nın askerleri şehre yaklaşırken Hazar Hakanının valisi Askold Novgorod’a kaçtı. Prens Dir, Cılkı’ya geldi ve itaat edeceğine dair söz verdi. Sonrasında Cılkı Baltavar’a (Poltava) geri döndü ve hakimiyetini Kara Bulgar Han’ı olarak devam ettirdi.

Böylece Kara Bulgar Devleti’nin birliği sağlanmış oldu, fakat uzun sürmedi. 864 yılında Hazar Hakanı, Cılkı’nın üstüne 75 bin kişilik bir ordu gönderdi. Cılkı, yeniden Karacar kalesinin duvarları arkasından saklamak zorunda kalıyordu.

İdil Bulgar Devleti’nin Kuruluş Zamanı ve Koşulları

Cılkı’nın bundan sonraki kaderi ve İdil Bulgar Devleti’nin komşulukları onun Tuymaz isimli bir tacirle karşılaşmasından etkilendi. Bu karşılaşma 864 yılında Karacar’da meydana geldi. Cılkı tacirden, Orta İdil’deki Bulgar Hanlığı’nın kurucusu olan Tat-Ugek’ten gelen hanedanlığın, Han Barıs’ın yerine geçecek birini bırakmaması ile sallandığını öğrendi. Bulgar şehri sakinlerinden bir kısmı, prenslik tacının Hazar Hakanının oğluna giydirilmesini istiyorlardı. Bu haberler Cılkı’nın yeni girişimlerde bulunmasına sebep oldu. Cılkı, Bulgar Hanlığı’nın başına geçmeye karar verdi. Cılkı “büyük oğluna Kara-Bulgar Hanlığı’na hükümdarlık etmesini emretti ve alelacele 10 bin savaşçıyla Bulgar’a doğru harekete geçti”. Böylelikle 864 yılında Almuş, Batı Bulgar Prensliği’nin prensi oldu.

Cılkı askerleriyle Bulgar’a yaklaştığında şehirde yaşayan halk onun içeri girmesine izin vermedi. Kumanlar (Peçenekler) bu olayı fırsat bildiler. Kumanlar Cılkı’nın askerlerini Hazarlarla yapacakları bir savaşta kullanmak istiyorlardı. Kuman lideri, Cılkı’ya sahip olduğu bir toprak parçası olan Esegel Prensliği’ni verdi. Cılkı kendi sarayını Sulça şehrinde bulunan Barac-Çeşme (bugünkü Şeşme) nehrinin sol tarafındaki kıyılarında kurdu. Cılkı bu arada Bulgarların temsilcileriyle görüşmelere devam ediyordu. Şehrin Müslüman olan nüfusu, merkezi Bulgar şehri olacak bir İslam devleti kuracağına dair söz verdikten sonra Cılkı’yı desteklemeye başladı. Artık şehre girmiş olan Cılkı, bir camide dua etti. Sonrasında ise Cılkı’nın tahta çıkma töreni yapıldı.

Cılkı tahta, Ant kumandanı Nankay, Saban uruğundan olan Esegel prensi Culgut Tarnak, aynı uruğdan başka bir Esegel prensi olan Barın Alabuga ve Mart Bel uruğundan bir Burcan prensi tarafından çıkarıldı. Cılkı daha sonra, prenslikten daha üstün bir statüye sahip olacak bir devlet yaratmaya çalıştı. İlk olarak Cılkı kendisini Han ilan etti. İkinci olarak, devletin adının Bulgar İslam Devleti olduğunu ilan etti.[1] Bu olay 865 yılında gerçekleşti.

Böylelikle, 9. yüzyılın 60’larında, İdil Havzası’nın ortasında, tarih yazınında İdil-Bulgar Devleti veya İdil-Çulman Bulgar Devleti olarak bilinen ilk İslam devleti kurulmuş oldu. İdil Bulgar Devleti bir İslam devleti olarak kurulmuş olmasına rağmen, Müslüman aleminin başı olan Bağdat Halifeliği tarafından, henüz tasdik edilmemişti; bir başka deyişle, İdil Bulgar bir İslam devleti olarak tanınmamıştı.

Toprak ve Nüfus

Başlangıçta Han’ın otoritesi, daha yeni kurulmuş olan İslam devletinin tımar prensliklerinden oluşan küçük bir kısmını kapsıyordu: merkezi Bulgar şehri olan İdil Bulgar Devleti, Sulça merkezli Esegel, Nur-Suvar merkezli Barıncar. Esegel ve Barıncar prensleri, tarkan olarak ilan edilmişlerdi.

Politik muhalifleri henüz faal hale geçmemişken, Cılkı egemenliğinin sınırlarını artırmakla meşgul oluyordu. Bu amaçla 865 yılında kuzeye, Tamtazay nehrinin (bugünkü Zay nehri) ağzına gitti. Burada Berşud Macarlarının hükümdarı olan Kuş’un konağı vardı. Berşud Macarları modern Marilerin tarihi atalarıydılar. Kuş, Cılkı’nın otoritesini karşı koymaksızın tanıdı. Cılkı’nın Kama’daki egemenliği, Berşud Prensliği adı altında, İdil Bulgaristanı’na eklenmiş oluyordu.

Cılkı Han’a sadakatını göstermek isteyen Kuş, kendisine bağlı kuzeybatı ve kuzeydoğu topraklarında seferlere çıktı. Kuzeybatı prensliğinde, sonradan ismi Kostroma (Kosturma) olacak olan bölgeye ulaştı. Orada, adını Kuş-Urma (Macarcada “Urma” kelimesi “düzensiz güçler” anlamına gelir) olarak ilan ettiği nehri, İdil Bulgar Devleti’nin sınır çizgisi olarak açıkladı.

Bu nehrin bir kıyısına, adı yine Kuş-Urma olan bir kale inşa ettirdi [daha sonradan burası Kostroma (Kosturma) oldu].

Kuzeyde ise Biy-Su nehri havzasında ve Kar Denizi (Kar Gingeze) sahillerinde yaşayan İdil Bulgarlarına boyun eğdirdi.

İdil Bulgar Devleti’ne prens Kuş tarafından ilave olunan topraklara Biysu adı verildi (Peçera gibi). Sınırları batıda Akgöl (Beloozero), kuzeyde Kar Denizi sahillerinden, doğuda Biy-Su nehrinin sol kıyı şeridinden, güneyde ise Kama (Çulman) nehrinin (Çulman nehri) sağ taraftaki kıyılarından geçiyordu.

866 yılında İdil Bulgaristanı’na iki toprak parçası daha eklendi: Ura ve Baygul. Ura, Biy-Su ve Baygul’un (Ob nehri) alt kısımları arasında kalan Kuzey Ural toprağıydı. Baygul ise Ob nehrinin orta taraflarında kalan Batı Sibirya toprağıydı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ