İDİL BULGARLARINDA CAM SANATI

İDİL BULGARLARINDA CAM SANATI

Bulgar harabelerinde ortaya çıkan arkeolojik bulgular Orta Çağ’ın bu büyük kentinde yaşamın tüm yönlerini yansıtmaktadır. Bulguların büyük kısmı ve en önemlileri, Bulgar Devleti’nin ve başkentinin en gelişmiş dönemi olan 11.-19. yüzyıllara aittir.

Orta Çağ Müslüman dünyasının bir parçası olan İdil Bulgar Devleti, Bulgarların daha erken dönemlerde ideolojik birlik oluşturdukları Doğunun büyük kültürel ve sanat merkezleri ile sıkı ilişkiler içindeydi. Bu ilişkiler içinde İran’ın çok önemli bir yeri vardır.

Bulgar sanatkarlığı yüksek gelişimcilik düzeyi ile bilinmektedir. Moğollara kadarki dönemde bile Bulgarlar, birçok alanda komşularını geride bırakarak, bütün önemli sanat dalları ile uğraşmışlardır. İdil Bulgar Devleti’nin şehir merkezlerinde, özellikle Bilyar’da son yıllarda yapılan araştırmalar, Moğollara kadarki dönemde Bulgarlar tarafından sanat dallarından biri olan camcılığın da benimsendiğini söylememize imkan verir. Bu sanat dalının varlığı tüm maddi üretimin, kültürün ve güzel sanatların yeni, üst düzey gelişmişlik aşamasına ulaştığının bir göstergesidir. Özellikle, şehirlere özgü bir sanatkarlık dalı olan camcılık, sadece zengin sanatkarlık geleneklerine (özellikle metalürjide) sahip büyük üretim merkezlerinde gelişebilirdi. Camcılık sanatının güzideliği ve seçkinliği imalathanelerin Bulgar şehirlerinin zengin ve imtiyazlı kesimin yaşadığı merkez bölgelerinde yerleşmiş olmasından görülmektedir.

Camın ve hammaddelerin kimyasal bileşimlerinin analizi camcılığın özgün bir ekolünün varlığından söz edilmesine imkan verir. Bulgar camcılık ekolü, Trans-Kafkasya ve Orta Asya ekollerinin aracılığıyla, Orta Doğu ekolünün etkisi altında 12. yy. içinde oluşmuştur. Yeni ekolün ortaya çıkması şu belirtilerle tanımlanmaktadır: Tek bir reçetenin kullanılması, mamullerin üretimindeki teknolojik şemanın sadeliği, bu maddelerin gözle görülür kullanışlılığı.

Bulgar camcılık sanatının Orta Çağ Müslüman dünyasının gelişmiş sanat merkezleri ile sıkı ilişkilerini belirtirken, İdil Bulgar camcılığının başından beri yerli hammaddelere dayandığının altını çizmemiz gerekir.

Cam üretiminin teknolojisi bir takım özellikleri ortaya koymaktadır. Bu özellikleri Bilyar harabelerindeki bulgularda daha açık şekilde belirtilmektedir.

  1. Camın bileşimine göre, mamullerin büyük bir kısmı Na-Ca-Si kimyasal sınıfına, Na-K-Ca-Mg- Al-Si kimyasal türüne aittir. Mikrokarışımlara göre, cam bölgenin hammaddelerinin jeokimyevi özelliklerine uymaktadır. Nitekim, ülkenin sanatkarlık merkezlerinde (Bilyar, Suvar, Muromsk) üretilen camların bileşiminde, özellikle mikrokarışımlar düzeyinde bazı farklılıklar görülmektedir. Bu da her bir mikrobölgenin hammaddelerinin özgünlüğüne bağlıdır. Ancak bu farklılıklar, tek bir Bulgar camcılığının ortak sanat gelenekleri dışına çıkmamaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki, Bulgar camının kimyasal türü bu sanatkarlık dalının 11-12. yy. sınırında ortaya çıkmasından başlayarak, Moğol-Tatar istilası sonucu sanatkarlık merkezlerinin büyük bir çoğunluğunun yıkılmasına kadar değişmez kalmıştır.
  2. Cam pişirme, cam eritme ve tavlama fırınları gibi termoteknik yapıları bulunan imalathanelerin mevcutluğu camcılık sanatının en önemli kanıtıdır. Bu tür yapıların 12. ve 13. yüzyılın başlarına ait kalıntılarına sadece Bilyar’da rastlanılmaktadır. (XXXVII, XLI. kazılar). Yapıların önemli ölçüde tahrip olması onların tam restorasyonunu imkansız kılmaktadır. Ancak, bizzat fırın enkazlarında ve onların yakın civarındaki alanlarda bulunan bulguların tümünün detaylı analizi tesisatların bunlardaki üretim süresinin tanımlamasını yapmaya imkan verir.
  3. Fırın enkazlarında ve onların yakınlarında çok sık rastlanan bulgulardan biri de küçük tuğlalardır. Bazıları gönye şekilli olan bu tuğlalar gri ve koyu gri renkte olup bir yüzü kirli yeşilimsi renkli cama benzer tabaka ile kaplanmıştır. Bu ateşe dayanaklı tuğlalar eritme fırınının kaplanmasında kullanılmıştır. Bu tuğlaların sert yapısı 1200C’den yüksek sıcaklıktaki pişirme aşamasına uygundur. Fırınlarda cam cürufu, soğumuş köpük, bazan gerilme izleri taşıyan şekillendirilmemiş cam kitlesi parçaları, cam damlaları bulunmuştur. Özellikle malzeme büyük miktarlarda ve fırınların civarındaki geniş bir alanda bulunmaktadır.
  4. Yardımcı malzemelere ve araçlara, içinde yarı mamul halinde cam kitlesi bulunan kalın duvarlı kil kap, içinde cam damlaları bulunan pota ve muhtemelen cam üfleyen işçilerin kullandıkları aletlerin parçaları olan demir kırıkları (maalesef çok yıpranmış) aittir.
  5. İmalathane alanı genelde cam kırıkları ve defolu mamullerle doludur. Bilyar’ın XXXVIII. kazısında bulunan bu tür mamul genelde pencere camıdır. Bu da imalathanenin uzmanlaşmasının bir göstergesidir. Büyük bir tuğla binanın yanındaki imalathane muhtemelen bina yapılırken faaliyette olmuştur.

Bilyar camcılık sanatı tam üretim şekline sahip imalathanelerle temsil olunmuştur. Bölgede hem cam üretiminin ilk aşamalarındaki atıkların, hem de pencere camı, mutfak ve kimyasal deney kapları gibi son mamullerin kırıklarına ve defolarına rastlanılması bunun bir kanıtıdır.

Tüm söylenenler, ayrıca mamul bulgularının çokluğu, bunların şekil, desen ve çeşitliliğinin özgünlüğü Moğollara kadarki dönemde İdil Bulgar Devleti’nde özgün camcılık sanatının varlığının bir kanıtıdır. Bu camcılık ekolünün ürünleri Bilyar’da bulunan tüm cam mamullerinin dörtte üçünü oluşturmaktadırlar.

Günümüzde Bilyar harabelerinde bulunan cam mamullerin listesi yapılmıştır. Bu listeye mutfak ve kimyasal deney kapları, ev eşyaları, pencere camı ve süs eşyaları dahildir.

Bilyar harabelerinde bulunan mutfak takımlarına kupalar, bardaklar, kapaklı şişeler, kaseler, küçük şişeler, tabaklar, sürahiler, kavanozlar aittir. Temel belirtilerine göre tüm bu mamuller Doğu özelliği taşımaktadır.

Bilyar harabelerinin mutfak kapları içinde en çok sayılı olanı ayaklı kupa veya kadeh şekilli kaplardır. Literatürde bu şekillerin kesin bir ayırma sınırı çizilmemiş ve bu tür kaplar genel ölçülerinden yola çıkılarak kadeh benzeri kupalar, ayaklı kadeh, kupa vb. şekilde adlandırılmıştır.

Ayaklı kupalar veya kadehler M.S. 5. yüzyılda ortaya çıkmış ve ilk Orta Çağ’da, öncelikle Akdeniz havzasında yaygın olarak kullanılmıştır.[1] Bu şeklin ön örnekleri antik dönem seramik, metal ve cam vazolar olarak bilinmektedir.[2]

Orta İdil boyları ve Uralların güneyindeki daha eski cam kupalar 6. yüzyılın ikinci yarısı-7. yüzyılın başlarına ait mezarlarda bulunmaktadır.[3]

Kupalar, altlığı olan ayağı bulunan, boğaz kısmı olmayan yüksek ve açık kaplardır.

1. Tür- Kenarları kabarık, taç kısmı düz-kap duvarının devamı şeklinde veya biraz doğrulmuş, gövdesi silindir şeklinde olup giderek açılıyor. Ayağı silindir şeklinde olup düz ve kesintisizdir. Altlık dairevi olup yassı veya mercek şeklindedir. Ebatları: yükseklik -11-15 cm; çapı -7.5-10 cm; ayağının yüksekliği -3.5-5.5 cm; altlığın çapı -5.5-6.5 cm’dir. Camı ince (1 mm’den az), renksiz, hafif sarımsı, açık yeşil, saydam ve parlaktır. Dekorları rölyef şekilli, kabartalı olup, genelde sıcakken gövdenin yukarı ve orta kısımlarında kapla aynı renkte ince, yatay cam liflerinden basit veya çok katlı olarak yapılmıştır. Bazı kaplarda mavi veya kahve renkli ince cam lifi ile tacın kenarları işlenmiş, gövde ve iki kapta da (BXXVID/2195; BXXVIII/10854) altlık kısmı süslenmiştir. Bu tür kupalar Ortadoğu’da daha 8. yüzyıldan itibaren yaygın olmuştur.[4] Bulgar abidelerinde yüksek ayaklı kupalara, Bilyar harabeleri dışında I Krasnosunduk harabelerindeki 10.-12. yüzyıllara ait bulgular içinde de rastlanılmaktadır.[5]

2. Tür-Renksiz veya mor renkli camdan hazırlanmış kupalar farklı bir dekoratif süslemeye sahiptirler. Bu dekorlarda belirleyici unsur, gövdenin aşağı kısmındaki çember şekilli kasnaktır.

2a Türü- Kasnak, sarmal boyunca sırayla sarılmış kaplama cam liflerden (5-10) oluşuyor. Koleksiyonda beş adet benzer kap bulunuyor (BXXIII/1386; BXXIII/13641; BXXVIII/6838; BXXVIII/6968; BIIc/2077). (BXXI11/1386) kupası, güvenilir bir restorasyon yapmaya olanak veren bir şekilde kalmıştır. Kap kalınlığı 1 mm. olan renksiz saydam camdan üfürülerek hazırlanmış ve kenarları çember şekilli olup eritilmiştir. Gövdesi silindir şekline çok yakın olup, muhtemelen çok yüksek ayağı ve alçak, hatta yassı altlığı olmuştur. Ebatları: kabın çapı -8 cm; altlığın çapı – 5.5cm’dir. Kabın yukarı kısmı birbiri üzerine sıkı şekilde yerleştirilmiş kapla aynı renkte olan üç ince yatay cam lifi ile çevrilmiştir. Orta kısım, lacivert saydam camdan yapılmış kabartmalı rölyef şeklindeki şeritle (yazı da olabilir) süslenmiştir. Gövdenin aşağı kısmında kapla aynı renkli altı cam lifinin sırayla birbirinin üzerine sarılmasından oluşan kabartmalı kasnak deseni vardır. Kasnak kabın gövdesinden 7 mm kabartılmış olup kenarları hafifçe kaldırılmıştır. Bu kap 12.-13. yüzyılın başlarına ait kazıdan bulunmuştur.

Bilyar kaplarının en yakın benzerleri, Fergana vadisinin Orta Çağ kenti olan Kuva’da bulunmuş

11. yüzyıla ait kupa ve kadehlerdir.[6] Buna benzer birçok kap (sadece merkez desen bulunmamaktadır) Suvar harabelerinde de bulunmuştur.[7]

Paykent harabelerinde bulunmuş 10. yüzyıla ait sürahinin kenarı da sarmal boyunca üst üste sarılmış kabartma liflerden oluşan kasnakla süslenmiştir.[8]

2b Türü- Gövdenin aşağı kısmındaki kasnak monolit ve düzdür. Bilyar koleksiyonunda bu türe ait yüksek kaliteli koyu mor renkli pürüzsüz camdan hazırlanmış bir kupa mevcuttur (BXXVIII/10996). Ayağının yüksekliği 4 cm olup altlığı, muhtemelen çok da yüksek olmayan huni şekilli olmuştur. Orta kısımda kullanılmış aletin sıralı izleri kalmıştır. Gövde koni şekilli olup dipte çok dardır. Gövdenin ayakla birleşme yeri çember şekilli kasnakla süslenmiştir.

Gövdesinin aşağı kısmında veya altında çember şekilli kasnak bulunan daha eski döneme ait kupa ve kadehler 8. yy. İran koleksiyonlarında yaygındır.[9] Bulgar kaplarına benzer, 9.-10. yüzyıllarda Nişapur şehrinde yapılmıştır. Kupa, Frankfurt Main Müzesi’nde saklanmaktadır. Kap renksiz sarımsı camdan üfürülerek yapılmıştır. Gövdenin dip kısmında 5 cm genişliğinde yassı bir kasnak, orta kısmında ise kapla aynı renkte olan cam lifle Arapça “Afiyet olsun” yazısı işlenmiştir.[10] Gövdesinin aşağı kısmında çember bulunan kupalar Bizans’ta (Korinf 10.-13. yy.)[11] ve Trans-Kafkasya’da (Dvin)[12] bulunmuştur. G. V. Şişkina Sogda’da bulunan 11. yüzyıla ait kadehin gövdesinin dibinde ek bir levhanın bulunduğunu belirtiyor.[13] Benzer kaplar Daşlıca-tepe[14] ve Taraza[15] harabelerinde bulunan 12.-13. yüzyıllara ait kaynaklarda da mevcuttur.

Berlin’deki İslam Sanatı Müzesi’nin koleksiyonunda bulunan 10.-13. yüzyıllara ait İran’da (Nişapur) hazırlanmış kupa, alacalı bir içimde işlenmiştir. Kap çok gerilmiş huni şekilde olup gövdenin aşağı dar kısmı çember kasnakla tamamlanır. Gövdenin orta kısmı renkli kabartma liflerle ve içlerine dar devingen yüzükler yerleştirilmiş iki ilmekle süslenmiştir.[16]

Kaplarda çember kasnağın veya başka bir adıyla “fistan”ın bulunması iki şekilde açıklanmaktadır. Bu bir süs unsuru olabileceği gibi, ayağın dayanıklılığına,[17] kabı elde tutma kolaylığına, taç kısmından süzülen sıvı damlalarının engellenmesine[18] yönelik işlevselliği bulunan bir tasarım unsuru da olabilir. Kabın şeklinin, ustanın estetik ve tasarım gayretlerinin bir araya gelmesinin bir örneği olduğu düşünülmektedir.

Renk ahengi açısından bu mamul grubu, “renkli dekorla renksiz-saydam fon kontrastı”nın özgü olduğu Bizans resim geleneğine yakındır.[19] J. Philippe, benzer “fistanlı” kupaların Kuva’da bulunmasını, Orta Asya cam sanatına Bizans ekolünün etkisiyle açıklamaktadır.[20] Çember kasnaklı Bilyar kupaları da, muhtemelen Doğu, özelikle de İran ve Bizans cam sanatının unsurlarını kendinde bulundurmaktadır. Bu mamuller, ilk Orta Çağ ve Moğollara kadarki dönemde “iki dünyanın-İran kültürü ile Kafkasya’da değişime uğramış Bizans kültürünün açık bir şekilde içiçe geçtiği” eşsiz bir bölge olan Trans-Kafkasya olabilir.[21]

3. Tür- Daha küçük ölçülü kupalar literatürde sık sık kadeh olarak geçmektedir.[22] Ebatları: yükseklik -10-12 cm; tacın çapı -5-6 cm; ayağının yüksekliği -0.5-2.5 cm; altlığın çapı -3-4.5 cm’dir. Cam renksiz, açık sarımsı ve açık yeşilimsinin farklı tonlarındadır. Bunlar, Bilyar’da en yaygın kaplardır. Günümüze en iyi şekilde ulaşanlar altlıklı ayaklardır (32 örnek). Bazı kupaların dayanıklı bir yapısı olduğu söylenebilir (BXXIII/13189; BXXIII/357; BXIX/21915). Kaplar alçak ayak ve içi boş koni şeklindeki altlık üzerinde duran koni şekilli veya silindire benzer dar uzun gövdeye sahiptirler. Gövdenin yukarı kısmı, genelde yatay şekilde yapıştırılmış liflerle süslenmiştir. Aşağı tarafta kapla aynı renkli camdan yapılmış helezon şekilli desen bulunuyor. Bu desen bazen firuzeyi cam damlaları ile tamamlar (BXIX/21915). Bilyar koleksiyonunda bazı bardak ve şişeler de bu şekilde yapılmıştır. İç şehrin sanatkar mahallelerindeki XXVIII. kazıda bir yığın firuze boncuk ve defolu boncuk bulunmuştur. Kapların üzerindeki firuze cam damlaları boncuklarla aynı renk ve kimyasal bileşime sahiptir.[23] Daha önce, bulunmuş dar kap diplerinin de yanlışlıkla 3. tür kupaların (kadehlerin) bir parçası olduğunu düşünmüştük.[24] Daha sonra bu parçaların imbiklere ait olduğu belirlendi. Bir kadeh altlığı da Bolgar’da bulunmuştur.[25] Üçüncü tür kupalar 11.-13. yüzyıllara ait Kuzey Kafkasya, Orta Asya[26] ve Kırım[27] kaynaklarında çok yaygındır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ