I. DÜNYA SAVAŞI’NDA OSMANLI DEVLETİ’NİN AZERBAYCAN VE DAĞISTAN’A ASKERİ VE SİYASİ YARDIMI

I. DÜNYA SAVAŞI’NDA OSMANLI DEVLETİ’NİN AZERBAYCAN VE DAĞISTAN’A ASKERİ VE SİYASİ YARDIMI

Devletin yönetimini âdeta tek başına elinde tutan Enver Paşa’nın iradesiyle 2 Ağustos 1914’te Almanya ile gizli bir ittifak Antlaşması yapılınca Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesi kaçınılmaz olmuştu. Bunun hemen akabinde Amiral Şuson (Souchon) komutasındaki Goben ve Breslav adlı Alman zırhlılarının Çanakkale Boğazı’ndan geçerek İstanbul’a gelmesi ve Enver Paşa’nın emriyle Türk donanmasıyla birlikte Karadeniz’e açılarak 29 Ekim 1914’te Rusların Sivastopol, Odesa, Novarosisk ve Kefe deniz üslerini bombalaması İtilâf Devletlerinin Osmanlı Devleti’ne savaş ilân etmesine neden oldu. Osmanlı Devleti de 11 Kasım 1914’te İtilâf devletlerine savaş ilân ettiğini açıklamasıyla; dört yıl boyunca yedi değişik cephede imparatorluğun yıkılmasıyla sonuçlanacak bir savaşın içinde buldu kendisini. Bu savaşta önemli cephelerden biri şüphesiz Ruslarla çetin muharebelerin yapıldığı Kafkas cephesidir.

Odesa ve Sivastopol’un bombalanmasından sonra doğuda Türk sınırındaki Rus birlikleri harekât ve faaliyetlerini artırmış, 1 Kasım 1914 sabahı Rus birlikleri Musun, Narman, Kötek ve Kaleboğazı bölgelerinden Türk sınırını geçerek savaşı başlatmışlardır. Bunun üzerine savaşı Kafkaslara taşıyacak Sarıkamış taarruzuyla 22 Aralık 1914 tarihinde başlayan muharebeler 14 Ocak 1915 tarihinde 3. Ordu birliklerinin soğuk hastalık ve donanım yetersizliği gibi faktörlerin de etkisiyle önemli bir kısmının yok olmasıyla dramatik bir şekilde bozgunla sonuçlanmıştır.

Sarıkamış mağlubiyeti sonucu çok güçsüz duruma düşen 3. Ordu karşısında Rus Kafkas Ordusu 1915 ve 1916 yıllarında sağladığı üstünlükle taarruzlarını geliştirerek Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun önemli bir bölümünü işgal etti. Rus ordusunun bu üstünlüğü Rusya’nın iç bünyesinde yaşanmaya başlayan buhranla 1917 yılında yavaş yavaş kaybolmaya başladı.

Rusya’da 12 Mart 1917’de meydana gelen İhtilâl sonucu çarlığın devrilmesi ve Rusya’nın içine düştüğü siyasî ve sosyal çalkantılar, orduda da etkisini göstermeye başlamıştı. Nihayet 7 Kasım 1917’de meydana gelen Bolşevik İhtilâli, olaylara yeni bir yön vermişti. Bolşevik İhtilâli sonrasında Rus siyasetinin değişmesiyle Kafkas cephesinde barış imkânı ortaya çıkmıştı. Alman cephesinde büyük darbeler yiyen Rus ordusunun durumu çok kötüleşmişti. Bolşevik Rus idarecilerinin müracaatı üzerine Almanya mütarekeyi kabul etti. 15 Aralık 1917’de Brest-Litovsk şehrinde bir taraftan Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti, diğer taraftan da Rusya arasında mütareke yapıldı ve barış görüşmelerine başlandı. Öte yandan Türk-Rus Kafkas cephesinde de 18 Aralık 1917’de Erzincan Mütarekesi akdedildi. Erzincan Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından Rus ordularının işgal ettikleri bölgelerden çekilmeye başlamalarıyla, bu bölgeler, Ermeni çetelerinin faaliyet alanı hâline geldi. Cepheden çekilen Rus birliklerinin yerini mütareke hükümlerine aykırı olarak Ermeni çeteleri alarak, Rus işgal bölgesindeki Türk nüfusa karşı büyük çaplı bir imha hareketine giriştiler. Gayeleri buralarda Ermeni çoğunluğunu meydana getirmekti. Bölgedeki Türklerin can ve mal emniyeti kalmamıştı. Bu durumda, Türk ordusunun harekete geçmesi bir zorunluluk hâline gelmişti.

Bolşevik İhtilâli’nin meydana getirdiği yönetim boşluğu Kafkaslar’da da hissedildi. Bundan kaynaklanan anarşi ve terörün yaygınlaşmasından endişelenen Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ileri gelenleri 11 Kasım 1917’de Tiflis’te bir araya gelerek Maverayı Kafkasya’nın durumunu görüşmeye başladılar. Toplantıda bir konuşma yapan Gürcü temsilci Noy Jordaniya özetle şunları söyledi: “Son yüzyılda Transkafkas, Rusya ile omuz omuza çalışmıştır ve kendini Rusya Devleti’nin ayrılmaz bir parçası kabul etmiştir. Şimdi bize bedbahtlık yüz vermiştir. Rusya ile ilişkiler kesilmiş ve Transkafkas tek kalmıştır. Biz ayağa kalkmalıyız ve kendimizi kurtarmalıyız ya da anarşinin kucağında mahvolmalıyız”. Neticede Jordaniya Transkafkası felaketten kurtarmak için üç unsurun bir araya gelmesiyle bir hükümetin kurulmasını teklif etti ve toplantıda Transkafkas Hükümetinin kurulması kabul edildi. 14 Kasım’da hükümetin kurulduğu ilân edilerek bakanlar kurulu açıklandı. Kabinede; Eğitim, Adalet, Ticaret ve Sanayi, Ulaştırma ve Kanunlara Nezaret Bakanlığı Azerbaycan’a verilmişti.

Güney Kafkasya’yı yönetmek için üç milletin katılımıyla oluşturulan bu konfederasyon sağlam bir yapıya sahip değildi. Aralarında tarihî ihtilaflar olan bu unsurlar arasında bir birlik yoktu ve tarihi şartlar neticesinde mecburiyetten bir araya gelmişlerdi. Bu milletlerin yakın ve uzun vadeli değişik hedefleri vardı.

Gürcüler ve Ermeniler için en önemli sorun Türkiye ile Kafkas cephesinin tasfiyesi iken Azerbaycan Türkleri, memleketlerinin merkezi ve en büyük şehri olan Bakû’nün Bolşeviklerden bir an evvel kurtarılması için çalışıyorlardı. Gürcü ve Ermeniler ve kendi içlerinde serbest hareket ederek, her biri millî teşkilâtlarını kurmuş ve millî amaçlarını gerçekleştirme yolunu tutmuşlardı. Fakat içlerinde vaziyeti en kötü olanlar Azerbaycan Türkleriydi. Çünkü Ermeniler ve Gürcüler eski çarlık ordularında bulunan subay ve askerlerini toplayarak kendi ordularını teşkil ettikleri hâlde Azerbaycan Türkleri bundan mahrum kaldı. Çünkü çarlık döneminde Rus ordularına buradaki Türklerden asker alınmıyordu. Dolayısıyla bir asırdan fazla süren Rus idaresinde, Azerbaycan Türkleri askerliği unutmuşlardı.

Brest-Litovsk görüşmelerinde Osmanlı Hükümetinin Kars, Ardahan ve Batum üzerindeki istekleri, Sovyet Rusya Hükümetince kabul edilmeyince görüşmeler 10 Şubat 1918’de kesilmişti. Bunun üzerine Enver Paşa’nın emriyle 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa Ermeni birliklerine karşı ileri harekâta geçti ve 1914 yılındaki Türk-Rus sınırına ulaşıldı. Türk ordusunun ilerleyişi karşısında 3 Mart 1918 yılında Sovyet Rusya hükümeti Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzaladı. Bu antlaşma ile Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı Devleti’ne bırakıldı. Brest-Litovsk Antlaşması’nın hükümlerinin tatbiki için Vehib Paşa Transkafkas Hükümetine 10 Mart 1918’de bir nota vererek, Ermeni ve Gürcü birliklerinin Kars, Ardahan ve Batum’dan çekilmesini istedi. Fakat Gürcüler Batum’un, Ermeniler Kars’ın Osmanlı Devleti’ne verilmesine karşı çıktılar. Aynı zaman Brest-Litovsk Antlaşması’nı tanımadıklarını ilân ederek Osmanlı Devleti ile bu meselenin çözümü için görüşmeler yapılmasını teklif ettiler. Osmanlı Hükümeti bu teklifi kabul ettiğini bildirdi. Kars, Ardahan ve Batum’un geleceğine dair görüşmelerin Trabzon’da yapılması kararlaştırıldı. Konferans 14 Mart 1918’de resmen açıldı. Transkafkas Hükümeti konferansta Gürcü Çhenkeli’nin başkanlığında bu üç millete mensup 43 kişilik bir heyetle temsil edildi. Konferansta sorunlarını dile getirmek ve Osmanlı yardımını temin etmek için Dağıstan’dan gelen delegeler de vardı. Görüşmelerde Osmanlı Hükûmeti’ni Adliye Nazırı Halil (Menteşe) Bey ile Albay Hüseyin Rauf (Orbay) temsil ediyordu. Konferansın açılış konuşmasını yapan Albay Rauf Bey Osmanlı Devleti’nin Transkafkasya’da barışı esas alan iyi ilişkiler kurmak isteğini belirterek, Kafkasya’da kurulan bu hükümetin yönetim şekli ve siyasî niteliğinin açıklığa kavuşmasını istedi. Çünkü Transkafkas Hükümeti ve parlâmentosu olan Seym Meclisi bağımsız bir devlet olduğunu dünyaya ilân etmemişti. Ayrıca Sovyet-Rusya ile olan bağlantısının niteliğini de açıklamamıştı. Ortada belirsiz bir durum mevcuttu. Transkafkas Hükümeti temsilcileri bu belirsiz durumu açıklamada güçlük çekiyorlardı. Geçen zaman içerisinde Seym Meclisi’nde bulunan bütün gruplarda bağımsızlığın ilân edilmesi eğilimi doğdu. 22 Nisan 1918’de meclis büyük çoğunlukla Transkafkas Demokratik Federetif Cumhuriyeti’ni ilân etti. Transkafkas temsilcileri bir ay süren görüşmelerde Brest-Litovsk Antlaşması’nın Kars, Ardahan ve Batum’a ilişkin hükümlerini kabul etmemişler ve Trabzon Konferansı herhangi bir antlaşmaya varılmadan 14 Nisan 1918’de sona ermişti. Osmanlı Devleti antlaşma şartlarını kuvvet kullanarak yürürlüğe koymaya mecbur kaldığından Türk ordusu ileri harekâtına devam etti ve Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı sınırlarına dâhil edildi.

Dr. Nâsır YÜCEER

Araştırmacı / TÜRKİYE


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al