I. DÜNYA HARBİ’NİN BAŞLANGICINDA RUS SALDIRISI KARŞISINDA İHTİYAT (HAMİDİYE) SÜVARİ ALAYLARI

I. DÜNYA HARBİ’NİN BAŞLANGICINDA RUS SALDIRISI KARŞISINDA İHTİYAT (HAMİDİYE) SÜVARİ ALAYLARI

Bilindiği üzere 1890 yılında kurularak faaliyete geçirilen Hamidiye Hafif Süvari Alayları Doğu Anadolu’nun sosyo-ekonomik ve tarihî gelişmeleri üzerine oldukça etkili olmuş bir müessese olarak tarihimizdeki yerini almıştır. Özellikle konumuz açısından II. Meşrutiyet Dönemi ile I. Dünya Savaşı arasındaki devrede bu alayların geçirdiği gelişmeler önem taşıdığından bu dönemi ana hatlarıyla incelememiz gerekmektedir.

II. Sultan Abdülhamid’in 1909 yılında tahttan uzaklaştırılması onun kurmuş olduğu bu müesseseyi derinden etkilemiştir.[1] Ancak 1909’dan sonra işbaşına geçen Babıalî Hükümetleri alayları tamamen ortadan kaldırmaktansa yeni düzenlemelere girişmeyi uygun bulmuştur. 1910 yılında başlayan bu düzenlemede alaylar iki grupta toplanır. Bunlardan birincisi Rus hududu civarında bulunan kuzey grubu, diğeri ise güneydoğudaki çöl grubu idi. Nitekim bu iki grubun tensik edilmesine sebeb olarak Rusya’nın kuzeyden, İngiltere’nin ise güneyden tehdid unsuru olması gösteriliyordu. Bu dönemde alayların yeniden teşkilatlandırılmasında görev yapan Fahrettin Altay şunları söylemektedir:

“Kısa bir zaman sonra beni Doğu’da ve Güney’de yeni teşkil edilen Aşiret Süvari Alaylarının sancakları ve fermanlarını ve subay buyrultularını padişah adına merasimle teslim etmeye memur ettiler. Trabzon ve Erzurum’a gittim. Hınıs, Varto, Eleşkirt, Karaköse, Tutak, Erciş ve Cizre’den Nusaybin, Mardin, Viranşehir’e kadar bu merasim yapılırken Balkan Savaşı patlak verdi. Viranşehir’e geldiğimde Ordumuzun Çatalca ve Bolayır’a çekildiği ve Rumeli’nin elden çıktığı haberini alınca çok üzüldüm. Karakeçili ve Milli aşiretleri viran şehirde toplanmış merasim yapılırken, Savcı, Karakeçi aşireti reisi Dırii Bey’in mahkum ve kaçak bir eşkıyâ olduğunu ve tutuklanması lazım geldiğini söylüyor. O ise bir deve kurban etmek isterken ben bırakıyorum. Bir elinde padişah fermanı bir elinde sancağı tutmuş, binbaşı üniforması giymiş olarak alayın başında geçit resmi yapıyor ve Balkan Savaşı’na katılmak istediğini bildiriyordu. Milli Aşiret Reisi Binbaşı Halil Bey’de buna katılıyor. Ben de telgrafla bakanlığa durumu intikal ettiriyorum. Karakeçili aşiretinin aslının Türk olduğu isminden belli. Urfa’da vazifem bitmiş olduğundan İstanbul’a hareket ettim. Bu iki alayla diğer bir alay silah altına alınarak ikisi Çatalca hattına birisi de Bolayır’a gönderildi ve Doğu Trakya’nın kurtuluşu ileri harekâtına katıldılar. (daha sonra I. Cihan Savaşı’na katılan bu aşiret Süvari Alaylarının artık Cumhuriyetimizin silahlı kuvvetleri yanında yerleri olamazdı. Onun içinde tarihe karışmışlardır.” Nitekim 1910 yılında bu yeni düzenlemeye paralel olarak, aşiret alayları efradının yeni kayıtları çıkarılmış, bu suretle gerçek kuvvet miktarı tayin edilmeye çalışılmıştır. Zamanın Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşa’nın tensibiyle alayların adı, “Aşiret Süvari Alayları”na çevrilmiştir.[2] Bunu takiben alayların herhangi bir savaş anında gerilla savaşı yapmaya muktedir birlikler olarak görülmesi düzenlemelerin bu yolda yapılmasına imkân vermiştir. Bu gayeyle 1910 ve 1912 yıllarında iki nizamnâme neşredilerek kıyafete varıncaya kadar yeni düzenlemelere girişilmiştir.[3] Bütün bu düzenlemelere göre, Aşiret alaylarının görevleri ve askerî faaliyetleri şöyle tesbit edilmiştir:

  1. Savaş esnasında keşif yapılması,
  2. Düşman keşif kollarına müşkülât çıkarılması,
  3. İcra edilecek askerî manevrayı düşman nazarından gizlemek,
  4. Düşmanın umumî suretle hakiki hedefler gizlenerek hatalı hareket yapmaya zorlaması ve gizli kuvvetlerle ani darbelere maruz bırakılması.[4]

Üçüncü nizamnâmeyle, Nizamiye Ordusu dahiline alınan Aşiret Alayları, ordu merkezlerinin değişmesiyle büyük bir yekûn olarak, merkezi Erzincan olan III. Orduya bağlı birlikler haline getirilmişti. III. Nizamnâmeyi takiben daha önce sayıları 64 olan alaylar, 24 adede indirilmiş bulunmaktaydı. 1911 yılında alaylar ve merkezleri şöyledir:

I- III. Ordu 1. Aşiret Süvari Tümeni (Erzurum).

  1. Aşiret Süvari Alayı (Erzurum)
  2. Aşiret Süvari Alayı (Kığı)
  3. Aşiret Süvari Alayı (Varto)
  4. Aşiret Süvari Alayı (Hınıs)
  5. Aşiret Süvari Alayı (Hasankale)
  6. Aşiret Süvari Alayı (Sivas)

II- III. Ordu II. Aşiret Süvari Tümeni (Karakilise).

  1. Aşiret Süvari Alayı (Eleşgirt)
  2. Aşiret Süvari Alayı (Karakilise)
  3. Aşiret Süvari Alayı (Karakilise)
  4. Aşiret Süvari Alayı (Karakilise)
  5. Aşiret Süvari Alayı (Karakilise)
  6. Aşiret Süvari Alayı (Tutak)
  7. Aşiret Süvari Alayı (Diyadin)
  8. Aşiret Süvari Alayı (Doğu Anadolu)

III- III. Ordu III. Aşiret Süvari Tümeni (Erciş).

  1. Aşiret Süvari Alayı (Bulanık)
  2. Aşiret Süvari Alayı (Erciş)
  3. Aşiret Süvari Alayı (Erciş)
  4. Aşiret Süvari Alayı (Saray)
  5. Aşiret Süvari Alayı (Başkale)

IV- III. Ordu IV. Aşiret Süvari Tümeni (Mardin).

  1. Aşiret Süvari Alayı (Cizre)
  2. Aşiret Süvari Alayı (Mardin)
  3. Aşiret Süvari Alayı (Mardin)
  4. Aşiret Süvari Alayı (Viranşehir)
  5. Aşiret Süvari Alayı (Siverek).[5]

1913 yılında ise, Aşiret Süvari Alayı’nın “İhtiyat Süvari Alayları” adı altında toplandığını görüyoruz. Esasen, 24 Mart 1914 tarihiyle yayınlanan ve son nizamnâmeye ek olarak yürürlüğe konan kanun maddesinde; “İhtiyat Süvari Alaylarına münkalib olan Aşiret Süvari Alaylarına mütedair 29 Rebiyü’l Evvel 1330 tarihli nizamnâmeye müzeyyel madde-i nizamiye” denilerek, bu hususun gerçekleştirildiği anlaşılıyor. İhtiyat Süvari Alaylarının 1914 yılındaki teşkilat ve merkezleri ise şöyledir:

IX. Kolordu’ya Mensup İhtiyat Birinci Hınıs Süvari Fırkası.

  • Alay (Hınıs)
  • Alay (Hınıs)
  • Alay (Hınıs)
  • Alay (Hınıs)
  • Alay (Pasinler)
  • Alay (Pasinler)
  • Alay (Hınıs)

IX. Kolordu’ya Mensup İhtiyat İkinci Karakilise Fırkası.

  • Alay (Karakilise)
  • Alay (Karakilise)
  • Alay (Karakilise)
  • Alay (Karakilise)
  • Alay (Karakilise)
  • Alay (Karakilise)
  • Alay (Bayezid)
  • Alay (Bayezid)

IX. Kolordu’ya Mensup İhtiyat Üçüncü Erciş Süvari Fırkası.

  • Alay (Malagird)
  • Alay (Erciş)
  • Alay (Bargiri)
  • Alay (Malazgird)
  • Alay (Erciş)
  • Alay (Bargiri)

XI. Kolordu’ya Mensup İhtiyat Van Müstahkem Süvari Livâsı.

  1. Alay (Mahmudi)
  2. Alay (Alpak)
  3. Alay (Mahmudi)
  4. Alay (Van)

XI. Kolordu’ya Mensup İhtiyat Viranşehir Süvari Fırkası.

  1. Alay (Cizre)
  2. Alay (Mardin)
  3. Alay (Mardin)
  4. Alay (Viranşehir)
  5. Alay (Siverek).[6]

1913 yılında merkezleri Erzurum Karakilise, Erciş ve Mardin olan 14 adet alay bu tarihten itibaren yeni bir düzenlemeye tâbi tutuldular. Buna göre:

  1. Kolorduya Mensup İhtiyat, 1. Hınıs Süvari Fırkası
  2. Aynı Kolorduya Mensup İhtiyat, 2. Karakilise Süvari Fırkası
  3. Kolorduya Mensup İhtiyat, 3. Erciş Süvari Fırkası
  4. Aynı Kolorduya Mensup İhtiyat, Van Müstahkem Süvari Tugayı
  5. Kolorduya Mensup İhtiyat, Viranşehir Süvari Fırkası

I. Dünya Savaşı öncesi bu alaylar ayrı bir süvari kolordusu teşkil edilerek III. Ordu’ya bağlanmışlardır.

Esasen şurasını belirtmek gerekir ki, alayların başlangıçtan kuruluş sebeplerinin başında Doğu Anadolu’ya yapılacak herhangi bir Rus hücumu karşısında bölge şartlarına uyabilecek birliklerin meydana getirilmesi gelmektedir. Çünkü Doğu Anadolu, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra çıkabilecek herhangi bir savaşta Ruslar için stratejik ilk hedef olarak özel bir önem arzediyordu. Gerek bu sebepten ve gerekse Ermeni Meselesindeki ehemmiyetlerinden dolayı, Rusya başlangıçtan beri çeşitli vesilelerle Hamidiye Alaylarının ilga edilmesi için çalışılacaktı. Nitekim 1913’teki son Rus reform istekleri arasında Hamidiye Alaylarının ilgası da yer almaktaydı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ