I. BALKAN SAVAŞI VE BULGAR ORDUSUNDA ERMENİ BÖLÜĞÜ

I. BALKAN SAVAŞI VE BULGAR ORDUSUNDA ERMENİ BÖLÜĞÜ

1789 Fransız İhtilali’nin yaygınlaştırdığı milliyetçilik hareketlerinden en fazla Balkanlar etkilenmiştir. Yüzyıllardır Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde olan bu topraklar, farklı etnik ve dini yapıları sebebiyle azınlıkların hareket alanı haline getirilmiştir. Bölgeye yönelik çıkarları yüzünden büyük devletler ve Rusya, Balkanlardaki halkları Osmanlı Devleti aleyhine kışkırtmış, isyan ettirmiş ve nihayetinde bağımsız birer devlet olarak ortaya çıkmalarına vesile olmuştur. Yeni kurulan bu küçük devletlerin elde ettikleri sınırlardan memnun kalmamaları ve daha geniş alanlar için yayılmacı tavırlar sergilemeleri krizleri devam ettirmiştir. Bu süreçte Osmanlı topraklarında gözü olan ülkeler bir araya gelmişler, hedefledikleri amaçlarını gerçekleştirmek için farklı etnik ve dini topluluklarla da işbirliği yapmışlardır. Bulgaristan’ın I. Balkan Savaşı’nda Ermenileri kullanması buna örnektir.

Ermeniler 5-6., 8., 10-11., 17. yüzyıllar ile 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında Bulgaristan’a göç etmişlerdir. Daha çok kilise ve okul inşaatlarında çalışmışlardır (Krikoryan, 2001: 414-415). Bulgaristan’daki nüfusları hakkında kesin bilgiler olmamasına rağmen, 19. yüzyılın sonlarında (1881) bölgede bulunan bazı seyyahlar sayılarının 3436 olduğunu belirtmişlerdir (Krikoryan, 2001: 414). 1894-1896 yıllarında Anadolu’da başgösteren Ermeni isyanları sonucu, yarısının kısa zamanlı ve transit geçişli olduğu düşünülen, 50 bin kadar Ermeni Bulgaristan’a göç etmiştir (Agukyan, 2001: 124). Sayıları ile ilgili Basmacıyan’ın hazırladığı tablodan 1915 tarihinde Bulgaristan’da 20 bin Ermeninin yaşadığı anlaşılmıştır (Uras, 1987:130). Türk Kurtuluş Savaşı sonrasında Bulgaristan’a giden Ermeniler ile Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Ermenistan Devleti’nin kurulmasından sonra göç edenler düşünüldüğünde Bulgaristan’daki Ermeni nüfusunu 47 bin olarak tahmin etmek mümkündür (Krikoryan, 2001: 414).

Sadece I. Balkan Savaşı dönemini kapsayan bu çalışmayla; Bulgaristan’ın bir Makedonya-Edirne Gönüllüler ordusu kurmaya neden ihtiyaç duyduğu ve bu ordu bünyesinde bir Ermeni bölüğüne yer vermeyi niçin önemsediği araştırılmıştır. Ayrıca, Ermeni bölüğünün kurulma aşamasından itibaren I. Balkan Savaşı’na katılması ve savaştaki faaliyetleri irdelenmiş, Osmanlı Devleti aleyhine oluşturulan Bulgar-Ermeni işbirliğinin sebepleri, ortak terminolojiye dikkat edilerek analiz edilmeye çalışılmıştır.

Çıkar çatışmaları Balkanlar’da yeni bir savaşa gidilmekte olduğunu göstermiştir. Bu çerçevede Balkan Savaşları 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın devamı olarak değerlendirilmiştir (İliev, 1989: 3). İtalya’nın Trablusgarb’a saldırması üzerine Osmanlı Devleti’nin müdahalede bulunması zaten bozuk olan mali ve askeri durumunun daha da kötüleşmesine sebep olmuştur. Bunu fırsat bilen Balkan Devletleri Bulgaristan’ın önderliğinde ittifak girişimlerini başlatmışlardır. Öncelikle, Makedonya’nın paylaşılması konusunda anlaşmazlıklar çıkmış olsa da Bulgaristan Sırbistan’ı ikna etmiş, aralarında 13 Mart 1912 tarihinde Dostluk ve İttifak Antlaşması” imzalanmıştır (Radoslavov, 1995: 431). Bulgaristan ve Sırbistan bu antlaşma ile birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanımış ve Osmanlı Devleti’nden ele geçirilecek yerleri aralarında paylaşmayı esas almışlardır. Bundan sonra anlaşma yapma sırası Yunanistan’a gelmiştir. Daha önce Yunanistan’ın bu doğrultudaki çabalarını geri çevirmesine rağmen Bulgaristan, bu sefer kendisi işbirliği teklifinde bulunmuştur. İki devlet arasında Makedonya’nın paylaşılması konusunda anlaşmazlıkların varlığı görüşmelerin uzamasına sebep olmuşsa da sonuçta, Bulgaristan ile Yunanistan 29 Mayıs 1912 tarihinde Sofya’da bir “İttifak Antlaşması” imzalamışlardır (Stanev, 1992: 160).

Üç Balkan devletinin ittifak oluşturduğunu gören ve bunu değerlendiren Karadağ, Bulgaristan ile Ağustos 1912’de sözlü bir antlaşma yaparak birliğe katılmıştır (Dimitrov vd., 1981: 283; Stanev, 1992: 160). Bu devletlerin Osmanlı Devleti’ne karşı bir araya gelmelerinde Rus diplomasisinin rolü olduğu gözlerden kaçmamıştır (Balkanskata Voyna ili Ruskata Oranjeva Kniga, 1914; Bayur, 1983: 350-364; Dimitrov vd., 1981: 283-248). Osmanlı Devleti ise Balkanlar’da kendisine karşı ittifaklar kurulurken iç çekişmeler, partiler arası mücadeleler, Trablusgarp Savaşı’nın yarattığı maddi ve manevi kayıplar, Yemen ve Arnavutluk’ta çıkan iç isyanlarla uğraşmıştır (Uçarol, 1995: 435).

Osmanlı Devleti’ne karşı yapacakları savaşa hazırlanmak üzere Balkan İttifakı’nı oluşturan devletler 17 Eylül 1912 tarihinden itibaren seferberlik ilan etmeye başlamışlardır (Lazarov vd., 1999: 267). Bulgar kaynaklarına göre Bulgaristan 30 Eylül’de seferberlik ilan etmiştir (Lalkov, 1982: 28). Yine aynı kaynaklara göre Bulgar ordusu Trakya’daki Osmanlı orduları ile kıyaslandığında, sayısal anlamda, daha üstün konumda olmuştur. General Vasili Kutinçev komutasında 79.370 kişilik 1. Ordu, General Nikola İvanov komutasında 122.748 kişilik 2. Ordu ile General Radko Dimitriev komutasında 94.884 kişilik 3. Ordu savaşa hazırlanmıştır. Bu güçlere ilave olarak Makedonya cephesinde 48.523 asker ve Rodoplarda 33.180 asker konuşlandırılmıştır. Yine Rodoplarda 16 bin kişiden oluşan Makedonya-Trakya Gönüllüleri olarak adlandırılan birlikler bulunmaktadır. I. Balkan Savaşı’nda Bulgarlar toplam 1.914.160 kişi olan erkek nüfusunun 599.878’ini savaşa hazır hale getirmişlerdir (Ministerstvo na Voynata, 1933; Hall, 2003’ten). Diğer Balkan Devletleri de hesaba katıldığında Osmanlı Devleti’ne karşı aktif olarak katılan toplam asker sayısı 520 bindir (Halaçoğlu, 1995: 15). Bunların 235 bini Bulgar, 100 bini Sırp, 45 bini Yunan ve 35 bini Karadağlıdır. Yunanistan’ın 150 bin askeri silah altına alma gücünde olduğu göz önüne alınmalıdır. Osmanlı ordusunun Balkanlardaki mevcudu ise 450 bin olarak tespit edilmiştir (Halaçoğlu, 1995: 15).

Balkanlarda olası bir savaşın gidişatını yakından görmek, gelişmeleri izlemek üzere 531 yabancı temsilci görev almıştır. Bunlar; 275’i Ermeni, 82’si Rus, 68’i Romen, 40’ı Sırp, 25’i Ege kıyılarından gelenler, 15’i Avustur- ya-Macaristan, 12’si Karadağ, 3’ü Yunan, 2’si Çek ve birer İtalyan, İngiliz, Arnavut, Hırvat ve diğerleri şeklinde tanımlanmıştır (Dırvingov, 1919: 655).

Makedonya-Edirne Gönüllüleri Ordusu

Bulgaristan, seferberlik ilanından sonra birliklerini savaşa hazırlamaya başlamıştır. Planlanan yapılanmadan farklı olarak asker olmayan Bulgar vatandaşları ile ülke dışından Bulgar olmayanların da savaşa gönüllü olarak katılmak istemeleri üzerine bir gönüllüler ordusu kurulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Büyük devletler ve Rusya da bu oluşuma destek vermiştir. Hatta ülkelerindeki Bulgar asıllı vatandaşlarının savaşa gitmelerini teşvik etmiştir. Bulgaristan’a gelen gönüllülerin sayısı 14.670 kadardır (Petrov, 2008: 486). Aralarında 1.185 kadar yabancı ülke vatandaşı da bulunmaktadır (Ginçev, 1982: 141).

I. Balkan Savaşı’nın öncelikli amacı Makedonya ve Edirne’nin ele geçirilmesi olduğu için gönüllü orduya Makedonya-Edirne Gönüllüleri ordusu adı verilmiştir. Bu gönüllüler ordusuna, diğerleri yanında Makedonya ve Edirne Trakya’sından Bulgaristan topraklarına göç eden Bulgarlar da yazılmıştır. Bunların sayısı 35-40 bin kadar olmuş, değişik yaş gruplarındakiler savaşa katılmaya hazır olduklarını belirtmişlerdir. Bulgaristan içlerinden de, sadece 17-24 Eylül 1912 tarihlerinde başta Filibe (Plovdiv), Plevne (Pleven), Silistre, Eski Zağra (Stara Zagora) ve Varna gibi şehirler olmak üzere binlerce gönüllü Sofya’ya akın etmiştir. Ayrıca yine farklı bölgelerin yerel makamlarından 62 adet telgraf gönderilerek orduya katılmak üzere gelmek isteyenlerin olduğu belirtilmiştir (Dırvingov, 1919: 47). Gönüllüler ordusuna katılımlar seferberlikten sonra da devam etmiştir. Loveç, Radomir, Sviştov, Aydos, Razgrad, Haskovo, Dobriç, Rila, Rahovo, Lom, Sestrimo ve Köstendil gibi şehirlerden bu doğrultuda telgraflar gelmiştir (Dırvingov, 1919: 50). Bulgaristan dışından da mesela Rusya, Avusturya-Macaristan, Romanya ve hatta ABD’den telgraflar çekilmiş, gönüllüler ordusuna katılma istekleri iletilmiştir (Dırvingov, 1919: 48).

Osmanlı Devleti’ne yönelik bir savaş düşüncesi Bulgaristan’daki Ermeni göçmenler arasında da heyecan dalgası yaratmış, ne yapılması gerektiği konusunda fikirler ileri sürülmüştür. Bazı Ermeniler bu savaşa Bulgaristan safında katılmak gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Zaten Bulgaristan’daki subay okullarından mezun olmuş olan Ermeniler savaşa gitmek üzere başvurmaya başlamışlardır. Bazıları da daha yeni Bulgaristan’a gelmiş olmalarına ve hazırlanan gönüllüler listelerinde isimleri bulunmamasına rağmen orduya katılmak istemişlerdir. Mesela bu Ermeni göçmenlerden Rusçuk’a (Ruse) yerleştirilenlerden altmış kadarı, Makedonya-Edirne Gönüllüleri ordusuna yazılmışlardır (İliev, 1989: 20).

Bu dönemde özellikle Çarlık Rusya’sının, Bulgaristan’ın Osmanlı Devleti’ne yönelik savaş kararını desteklemesi tarihî çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini göstermiştir. Birinci Petro’nun 1725’te yazdığı ve 1738 tarihinde açıklanan vasiyetnamesinde (Mustafaev, 2013: 19-21) de belirtildiği üzere Çarlık Rusya’sı; “Avrupa ve sair komşu devletler dâhilinde fitne, kin ve nefret tohumları yaymak…” (Mustafaev, 2013: 20), “Avrupa ve Asya hâzinelerinin anahtarı olan İstanbul’u başkent olarak elde etmeli…” (Mustafaev, 2013: 20) ve “…âlemde padişahlar padişahı olmalıdır…” (Mustafaev, 2013: 20). Bu sebeple Rusya, Bulgar ordusunda bir Ermeni bölüğü kurma çalışmaları başlayınca ülkesindeki Ermenilerin bu birliğe katılmasını teşvik etmiştir.

Ermeni Gönüllüleri Bölüğü

Ermeni Cemaati arasında Osmanlı Devleti ile yapılacak bir savaşa katılmak gerektiğini ileri sürenlerden biri tanınmış ihtilalci Andranik Ozanyan’dır. Andranik, 1865 Şebinkarahisar doğumludur. Osmanlı’ya karşı başlatılan ilk isyanlara buradan katılmıştır (Mustafaev, 2012: 290). Daha sonra İstanbul’a gitmiş ve Ermeni örgütlerinde aktif rol almıştır. Özellikle Hınçak Komitesi Ozanyan’ın tecrübe kazandığı örgüt olmuştur. Katıldığı eylemler sırasında bir Türk polis şefini öldürmüş ve Batum’a kaçmıştır. Bir süre sonra buradan da ayrılarak 16 Mayıs 1895 tarihinde 40 silahlı adamıyla birlikte Sason’a gitmiş ve Ermeni Serop çetesine katılmıştır. Serop’un ölümü üzerine çetenin başına geçmiş, Sason isyanlarında[1] çok sayıda Müslümanı katletmiştir (Mustafaev, 2012: 290). Hatta Ermeni köylerine de baskınlar düzenlemiş ve birçok Ermeni’ye işkence yapmıştır. Ruslardan silah yardımı alan Ozanyan 1906 yılında Bulgaristan’a geçmiştir (Mustafaev, 2012: 290).

Ozanyan’ın katıldığı ve eylemler düzenlediği Hınçak Komitesi, Kafkasyalı Ermenilerden Avedis Nazarbeg, eşi Maro ile Kafkasyalı Ermeni öğrenciler tarafından 1887’de İsviçre’de kurulmuştur (Uras, 1987: 431). Siyasi programı Sosyalist-Marksist ve merkeziyetçi olan bu komitenin amacı; Türkiye Ermenistan’ını kurtararak Rus ve İran Ermenistan’ı ile birleştirip bağımsız bir devlet kurmaktır (Uras, 1987: 431-439). Osmanlı Devleti içerisinde terör eylemleri yapmayı amaçlayan diğer bir örgüt olan Taşnak Komitesi 1890’da Tiflis’te kurulmuştur (Şimşir, 2007: 24). Osmanlı Devleti aleyhine çalışan Balkanlı çeteleri örnek alan bu hareket, daha önce kurulmuş olan çeşitli dernek ve örgütlerin bir araya gelerek Taşnaksutyun Komitesini (Ermeni İhtilâl Cemiyetleri Birliği) oluşturması ile faaliyete başlamıştır. Bu birleşmeyi Krisdapor Mikaelyan ve arkadaşları gerçekleştirmiştir (Uras, 1987: 442). Taşnak Komitesinin ilk kuruluşundaki amacı Tiflis ve Van’daki örgütler ile Hınçak Komitesini birleştirmek olmuştur. Ama esasta Osmanlı topraklarında ihtilâl yolu ile Ermenistan kurmayı (Osmanlı Belgelerinde Ermeni…, 2008: VI), Bulgaristan gibi bağımsız bir devlet olmayı hedeflemiştir (Uras, 1987: 443). Bu sebeple, her iki komite Bulgar isyancılarını örnek almıştır. Nisan 1876’da Bulgarların ayaklanması (İstoriya, 1993: 64; Todorov, 1979: 77) Osmanlı ordusu tarafından bastırılınca “Müslüman Türkler Hristiyan Bulgarları katlediyor” denilerek Avrupa’da propaganda yapılmış ve Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne savaş açmasına sebep olunmuştur. Ermeni komiteleri de aynı stratejiyi takip etmişler (Şimşir, 2007: 82-83), tıpkı Bulgar isyanlarının Rusya ve Batılı devletler tarafından sürekli istismar edilmesi gibi (Todorov, 1979: 78-79), Ermeni Komitelerinin, isyanlar sırasında kendi halkı başta olmak üzere Müslüman Türklere yaptığı baskı, zulüm, işkence ve katliamların Osmanlı güvenlik güçlerince bastırılmaya çalışılması üzerine Avrupa kamuoyunun müdahale etmesini istemişlerdir (Kocabaş, 2014: 595).

Dolayısıyla Ermeni Komiteleri Balkanlarda da örgütlenmiş, özellikle Makedonya’da faaliyet gösteren Bulgar çeteleri ile işbirliğine gitmişler, Osmanlı Devleti aleyhine 1896 tarihinde kalkıştıkları isyanlar sonrası daha aktif bir şekilde bir araya gelmişlerdir (Uras, 1987: 541). 1898 yılında Taşnak Komitesinin Balkanlardaki temsilcisi, Filibe’deki Ermeni okulu müdürü Rosdom (Stephan Zorian) tarafından Ermeni-Makedonya Birliği kurulmuş (Günay, 2015: 28), Osmanlı topraklarında yapılacak terör eylemleri için kullanılacak bombalar Bulgaristan’daki uzmanlar tarafından hazırlanmıştır (Uras, 1987: 541). Yine Osmanlı Devleti-Bulgaristan sınırına yakın Tupnisa denilen yerde gizli bir askerî okul açılmış ve Bulgar ordusunda yüzbaşı olan Bogosyan tarafından 80 kadar Ermeni genci burada eğitim görmüştür (Uras, 1987: 541). Ayrıca İstanbul’daki Osmanlı Bankası baskını (Gürün, 1983: 164; Kamil, 2014: 1600-1605), Selanik’te atılan bombalar ve Abdülhamid’e suikast (Gürün, 1983: 167; Şimşir, 2007: 25) gibi terör eylemlerinde birlikte yer almışlardır.

Yine Cenevre, Paris, Londra ve Milano gibi Avrupa şehirlerinde Ermenilerin Osmanlı Devleti aleyhinde düzenlediği mitinglere Bulgar Komiteleri katılmışlardır (Günay, 2015: 28). Verilen bu desteğe karşılık olarak 1901 tarihinde Edirne yakınlarındaki Makedonya Komitesinin Osmanlı güvenlik güçleriyle girdiği bir çatışmaya Taşnak Komitesi üyeleri destek olmuşlardır (Uras, 1987: 542).

Andranik Ozanyan Bulgaristan’dan Avrupa’ya geçmiştir. Taşnak Komitesi’nin 22 Şubat-4 Mayıs 1907 tarihleri arasında Viyana’da düzenlediği IV. Dünya Kongresi’ne katılmış ve radikal görüşleri sebebiyle çete temsilcisi seçilmiştir. Daha sonra Bulgaristan’a geri gelerek Balkan Savaşlarında birlikte savaşacağı Makedon-Bulgar Komitacıları ile temas kurmuştur (Yıldırım, 2014: 119). Andranik, bir süre sonra Varna’nın Galata köyünde bir eve yerleşmiş, evin iki odasını silah ve cephane imalathanesine dönüştürmüştür. Zaman zaman Sofya, İngiltere, Fransa ve Belçika’ya gidip gelmiş, buralardan silah ve cephane temin etmeye çalışmıştır. Ozanyan’ın faaliyetleri dikkatlerin üzerine çevrilmesine yol açmıştır. Herkes onun Bulgaristan’daki Ermenileri organize etmesini, bir araya getirmesini ve Bulgar yetkili makamları ile görüşmeler yaparak savaşa katılmak isteyen Ermenilerin Bulgar ordusu arasında yerlerini almasını sağlamasını beklemiştir. Andranik de bu beklentileri boşa çıkarmamıştır. Osmanlı Devleti’nin elde ettiği bilgilerden Ozanyan’ın, 1908 yılından itibaren Taşnak Komitesi’nin Bulgaristan şubesi sorumlusu olarak görevlendirildiği anlaşılmıştır (Yıldırım, 2012: 282).

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ