HUN İMPARATORLUĞU’NUN KURULUŞU VE YÜKSELİŞİ

HUN İMPARATORLUĞU’NUN KURULUŞU VE YÜKSELİŞİ

Hunlar, İç Asya’nın tarihi olarak belgelenmiş ilk “göçebe” imparatorluğudur. Mançurya’dan Kazakistan’a ve Baykal’dan Büyük Çin Seddi’ne uzanan bir bölge içinde siyasi kontrollerini kurmak için oluşturdukları siyasi kurumlar ile, Göktürk ve Moğol imparatorlukları başta olmak üzere, “bozkır imparatorluklarının” kendi çok uluslu devletlerini inşa etmesi için bir temel oluşturmuşlardır. Bu nedenle Hun İmparatorluğu Osmanlı, Moğol ve Qing (1644-1912) imparatorlukları gibi erken modern Asya devletlerinin yönetim geleneğinin temel bir süreci sayılabilir.

Hunlardaki devlet yapıları evriminin, İç Asya bozkır göçebelerinin siyasi hayatında derin ve uzun bir etkisi olduğuna şüphe duyulmamakla beraber, Hunların linguistik ve etnik katılım mücadelelerinin sonuçsuz kaldığı da ortadadır. Hunların, Altay, Hint-Avrupa ya da Sibirya dilleri konuşup konuşmadığı sorunu birçok bilim adamını ilgilendirmekte ve şüphesiz eski Avrasya’nın etnik-linguistik haritasının tekrar oluşturulması açısından da değer taşımaktadır. Ancak, kültürel aidiyet siyasi kurumlar ve organizasyonlar sorunlarına odaklanıldığında, bilinen Hun kelimeleri arasında çeşitli dil ailelerinden kelimelerin olması ve çok etnikli bir imparatorluk yapısı içinde çeşitli dillerin varlığını belirttiği konusunda bir uzlaşma sağlanmış olmasından dolayı, kültürel ilişkiler sorunu ikincil derecede kalmaktadır.

Hun İmparatorluğu’nun kuruluş ve evrimine kültürel ve siyasi kurumsallaşma açılarından bakıldığında, bilgilerimiz yazılı ve arkeolojik olmak üzere birbirinden oldukça farklı iki kaynağa dayanmaktadır. Temel yazılı kaynaklar Çin’in en eski iki “standart” tarihi içindeki Hunlarla ilgili bölümlerden sağlanmaktadır: Sima Qian tarafından (Büyük Tarihçinin Arşivleri) Shiji ve Ban Gu tarafından Han shu (Han sülalesi tarihi). Diğer taraftan Kurganlar üzerinde yapılan arkeolojik çalışmalar, Çinli olmayan kuzey kültürlerine ait zengin bir malzeme sunmuştur. Arkeolojik kaynaklar, farklı sayıda grupları içeren muhtemelen kabileler şeklinde örgütlenmiş, aralarında Hunları da bulduğumuz kuzey göçebeler tarafından ulaşılmış bulunan gelişmenin sosyo-ekonomik seviyesini ortaya koymamız açısından zaruridir.

Hunlar-3

Arkeolojik Kayıtlardaki Eski Göçebeler

Bulunan en eski Hun arkeolojik kalıntıları, özellikle mezarlar ve bunların içinde bulunan eşyaları içermektedir. Bunlar coğrafi yerleşim ve eşyalardaki kültürel iç uyumu nedeniyle Hunlara atfedilmiştir. Her ne kadar bugünün Moğol ve Kuzey Çin’inde gelişen göçebe kültürlerin kültürel karmaşıklığı içinde tarz ve motiflerde zengin değişimler mevcut olsa da, Çin’de gelişen asıl kültürle (veya kültürlerle) karşılaştırıldığında, belli bir yerleşimi verilen göçebe halkları tanımlamaya eğilimli “etnik” sıfatlamalara bakılmaksızın bu karmaşıklık oldukça homojen bir olgu şeklinde karşımıza çıkar. Kuzey Çin’de bulunan Ningxia ve Gansu eyaletlerinden (Mançurya’yı) giden güçlü bir savaşçılık özelliği olan at biniciliği gibi göçebe kültürlerin gelişimine işaret eden bölgenin göçebe halkları birçok özelliği paylaşmıştır. Bu kültürler elbette, madencilik bilgisi ve artistik motifler gibi (iyi bilinen hayvan sanatı tarzında) önemli birimleri paylaştıkları önemli ortak değerleri, Sibirya ve Orta Asya’yı da içeren daha büyük bir kültürel karmaşıklıktan yalıtılmamıştır.

Milattan önce ikinci bin yılda, muhtemelen halkların daha fazla hareketi ve dolaşımı belki de, nemin azalmasına yol açan iklim değişikliklerinden dolayı Sarı Irmağ’ın kuzeyindeki bölgede, özellikle maden üretiminin artması ve hayvancılıkla daha fazla uğraşmaya başlamalarıyla, ekonomik ve kültürel hayatta derin değişimlere şahit olunulmuştur. Bu süreç, milattan önceki birinci bin yıl boyunca ekonomik üretimin özel bir biçiminde olduğu gibi pastoral göçebeciliğin de artarak yayılmasına yol açmıştır. Daha az ilerlemiş ve daha küçük agro-pastoral topluluklar yok olmamış, fakat pastoral halklarda askeri ve siyasi hayatın başlamasına neden olmamıştır. Bu olgu, pastoralizmin daha yaygınlaştığı Gansu gibi tarımsal yerleşim bölgelerini çevreleyen diğer istihkam birimlerinde ve duvarlarında dolaylı olsa da belgelenmiştir. Diğer dolaylı ipuçları, yaklaşık M.Ö. 8. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar kuzey sınırları boyunca siyasi ve askeri bir ilk zirve durumuna ulaşmış pastoralistler tarafından (Çin arşivlerinde Di ve Rong) agro-pastoral toplulukların yer değiştirmesiyle sonuçlanan, insanların hareketlerinin belgeleri (istilalar ve göçlerle) olarak Çin arşivlerinde yer almaktadır. Diğer taraftan, göçebelerin göç dalgaları veya fetihler sonucu batıdan Kuzey Çin’e geldiği eski hipotezini doğrulayan bir delil yoktur.

Pastoral toplulukların kuzeyde bu kademeli yayılma süreci genellikle M.Ö. 7.-6. yüzyıllar arası dönemleri kapsayan arkeolojik arşivde daha açık bir şekilde elde edilir. Bu dönemin mezarları daha zengindir ve bronz silahlar, hayvan tarzlı süslemeler, hayvan kurbanlar ve at ve savaş arabalarının bolluğu; hakim sosyal sınıf olarak savaşçı, askeri bir aristokrasinin varlığına işaret eder. Batı Asya’nın göçebe, İskit ve Sarmat kültürleriyle birtakım eşyaların benzerlikleri bazı bilim adamlarının bunları “İskit tarzı” göçebe kültürler olarak tanımlamalarına yol açmıştır. Oldukça büyük bir topluluğun kaynaklarının -ekim arazileri, madenciliği ve metalürji, ticaret-kontrol edildiği göçebe kabilelerin ortaya çıkışına işaret edebilecek bir olgu olarak bu mezarları topluluklar halinde bulmaktayız.

Arkeologların farklı kültürler olarak bu toplulukları bölgesel farklılıklarıyla ortaya koydukları hipotez doğrulanmaktadır: Yukarı güneybatıda Xiajiadian kültürü, kuzey merkez sektörde Ordos kültürü ve Gansu, Ningxia ve Qinghai eyaletlerine yayılmış olan kuzeybatı sektöründe Yaylang ve Qingyang kültürleri. Bütün bu kültürlerin, aynı bölgelerin eski halklarıyla güçlü bağları olduğu gözükmektedir ve her ne kadar belli bir hareketlilik olmuşsa da, kuzey bölgelerindeki göçebe toplulukların yeni bir antropolojik tür temsil ettiğini söyleyemeyiz: şüphesiz bu, geniş bölgeyi Sibirya ve Orta Asya ile bağlayan yollarla gelenler yerine, bunların iç adaptasyon ve kültürel birimlerinin (değişim kadar) adaptasyonuyla büyümüş olan bir kültürdür.

M.Ö. 1. bin yılın ilk yarısında Kuzey Çin’de şekil alan çeşitli ve karmaşık olgular, “eski göçebe” kültürlerin oluşumuna yol açmıştır. Sosyal ve ekonomik gelişmelere ve toplumsal statüyü belirlemek için önemli sayılan eşyalara göre bir sınıflandırma yaptığımızda karşımıza üç farklı kategori çıkmaktadır.

Ayrıca, iki alt gruba ayrılabilen I. kategorideki kurgan kalıntıları arasında genellikle kılıç veya hançer gibi temel bir silahın yanında bıçaklar, ok uçları, yay ve oklar gibi yardımcı silahlar tarafından eşlik edilen bronz ve demir silahların yer alması önemlidir. Bazen, büyük miktarlarda bronz süs rozetleri, tokalar ve kemer süsleri de mevcuttur. Altın ve gümüş eşyalar gibi lüks parçalar çok az veya hemen hemen hiç bulunmamaktadır. IA ve IB kategorileri arasındaki farklılık, at ve savaş arabası teçhizatlarının birinde az bulunurken, diğerinde bol miktarda mevcuttur. Bu farklılık, kurgan kayıtlarında at ve savaş arabalarının daha fazla temsil edilmesinin daha yüksek sosyal, ekonomik ve siyasi bir seviyesine işaret edebilir.

IA kategorisine bir örnek olarak iyi bilinen Maoqinggou sitesinden bahsedebiliriz (Liangcheng İlçesi, İç Moğolistan).[1] Seksen bir mezar ve bir yerleşim biriminin açılmasıyla birlikte bu site, M.Ö. 700’den M.Ö. 300 yılları arasına yayılan dört döneme ayrılmıştır ve eşyaların tarzı ve işçilik değişse bile kurganların toplamındaki içerik açık bir süreklilik göstermektedir. Metal eşyaların arasında silahlar, kemer süsleri ve süs rozetleri hakimken, atla ilgili buluntular çok az olup, sadece iki mezarda rastlanılmıştır. Demir eşyalar daha sonraki dönemlerde artmaktadır ama hiçbir altın kalıntısı bulunmamıştır. Bu kültürün askeri yapısı, silahların bulunmasından bellidir; yine de zenginlik temel olarak bronz süslemeler de saklanmıştır. Kurban edilmiş hayvanlar pastoral zenginliğin artan öneminin işareti olabilir (sayının daha fazla olması, ölen kişinin daha fazla sürüye sahip olması anlamına gelmektedir).

IB kategorisinin örnekleri olarak Ordos bölgesindeki Taohongbala, Ningxia’daki Yanglang ve Gansu’daki Qingyang toplamalarını sayabiliriz. Bunlar kültürel yakınlık ve kronolojik olarak oldukça farklı sınıflara ayrılsa da, yine de kurgan toplamalarının genel hatlarıyla çeşitli benzerlikler sergiledikleri gözlemlenmiştir. Maoqinggou’daki gibi, Taohongbala’daki mezarlar da, balta, kazmalar, demir bir başlık ve bronz ve demir bıçaklar gibi çeşitli alet ve silahlar yer almaktadır. Şahsi süs eşyaları da çoktur ve bir çift altın küpe haricinde bunların tümü bronzdur. Maoqinggou’dan farklı olarak, Taohongbala’daki mezarlarda gem ve eğer gibi çeşitli at teçhizatları da bulunmaktadır. Değerli eşyalar açısından burada, Nanshagen (Liaoning) ve Beixinbbao’da (Hebei eyaleti) bulunan altın halkalara benzer sadece bir tane altın pondatife rastlamaktayız. Bu durum, altın gibi değerli madenlerin önemli bir rol oynadığı bir ticaret ağının gelişimine işaret edebilir. Ama bu buluntunun izole yapısı ele alındığında, sosyal statünün tanımı için önemli olmadığı görülür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ