HOCALI SOYKIRIMINI TEKRAR DÜŞÜNMEK

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek11

23 yıl önce 613 Azeri köylü Ermeni güçlerince katledildi. Öldürülenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’ten fazlası yaşlıydı.33 cesedin organları kesilmiş, kafa derileri yüzülmüş, kadınların göğüsleri kesilmiş, burun ve kulakları koparılmıştı. Pek çok cesedin gözleri oyuktu. Ermenistan bölgedeki işgalini sürekli hale getirmek için Suriyeli mültecileri zorla bölgeye yerleştirmekle meşgul

Hocalı’da yaşananlar bir soykırımdır. 613 kişi sadece kimliklerinden dolayı herhangi bir çatışma olmaksızın katledilmiştir. Bu olay 1948 soykırımın cezalandırılması ve önlenmesi sözleşmesinde tanımlanan ‘soykırım’ın tüm unsurlarını ihtiva etmektedir. Dolayısıyla bu olay sadece Ermenistan’la Azerbaycan arasında bir sorunmuş gibi değerlendirilmemelidir.

23 yıl önce 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece Hocalı’da 613 Azeri köylü Ermeni güçleri tarafından katledilmişti. Öldürülenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’ten fazlası yaşlıydı. 487 kişi ise ağır şekilde yaralanmıştı. Dünyada 9 ülke bu olayı soykırım olarak tanımaktadır. Dünyanın pek çok ülkesi ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde 13 eyalet 26 Şubat gününü resmen Hocalı katliamını anma günü olarak tanımıştır. Bu elim olayı bir kere daha sizlere çeşitli yönleriyle hatırlatmak isterim.

KARABAĞ ‘KAÇGUN’LARININ DRAMI

2004 yılında Azerbaycan’a yaptığım bir seyahat esnasında Karabağlı mültecilerle görüşmeler yapmıştım. Azerbaycan’da ‘kaçgun’ olarak adlandırılan bu insanlar, o günlerde derme çatma binalarda ve çok sağlıksız şartlarda yaşıyorlardı. Buna rağmen hallerinden memnun olduklarını söylüyorlardı.

Çünkü hükümet kendilerine az da olsa maaş bağlamış ve daha önemlisi ilk göçtükleri zaman sığınmak zorunda kaldıkları vagonlardan kurtarmıştı. En büyük endişeleri Karabağ’a bir daha dönememekti. 80 yaşlarında bir kadın yanıma gelmiş ve “Evladım benim bir ayağım çukurda. Ama şimdi ölemem, ölmeye vatan gerek” demişti. Bu sözler beni derinden etkiledi ve yaşananları daha fazla araştırmaya sevk etti.

SONUNA KADAR KONUŞAMIYORLAR

Kaçkınlarla konuştuğunuzda hepsinin ortak bir hikâyesi vardı: Hocalı. Bu küçük kasabada yaşananları anlatmaya başladıkları zaman ne anlatan sonuna kadar konuşabiliyor ne de dinleyen hikâyenin sonuna kadar sabredebiliyordu. Sadece ve sadece Müslüman ve Türk oldukları için bu insanlar işkenceyle öldürülmüşlerdi. Katliamın yapıldığı yere ulaşan maktul yakınları ve gazeteciler, cesetlere türlü türlü işkenceler yapıldığını görmüşlerdi. 33 cesedin organları kesilmiş, kafa derileri yüzülmüş, kadınların göğüsleri kesilmiş, burun ve kulakları koparılmıştı. Kadınların ve erkeklerin mahrem yerlerine özellikle ateş açılmıştı. Pek çok cesedin gözleri oyuktu. Bazıları ateşe verilmişti. Bu vahşetin yüzlerce canlı tanığı da vardı.

7 BÖLGEDE ETNİK TEMİZLİK YAPILDI

Karabağ ve Azerbaycan’ın 7 bölgesini işgal eden Ermenistan, tarihin en büyük etnik temizlik operasyonlarından birisini yapmıştı. Yaşanan çatışmalar sonucu işgal bölgesinden 1 milyon 10 bin kişi göç etmek zorunda bırakılmıştı. Ayrıca Ermenistan işgal ettiği topraklarda İslam izlerini silmek için taş üstünde taş bırakmadı. Bugün bölgeyi gezenler Karabağ’da ve işgal altındaki topraklarda tek bir cami, medrese veya İslam eseri kalmadığını belirtiyorlar. 2005 yılında gittiğim Erivan ve civarındaki kasabalarda ben de tek bir tarihi cami kalmadığına şahidim. Başkent Erivan’daki tek ibadet edilen cami de İran Camii diye anılıyor. Ermenistan bölgedeki işgalini sürekli hale getirmek için Suriyeli mültecileri zorla bölgeye yerleştirmekle meşgul.

Akıbeti hâlâ bilinmeyenler var

Karabağ ve Hocalı kaçkınlarının bir büyük acısı da bazı akrabalarından 23 yıldır haber alamamaları. Binlerce kişi evlerinden alınarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Bunların bir kısmı daha sonra esir değişimi sayesinde evlerine dönseler de hâlâ 2 bin 500 rehineden haber alınamıyor. Uluslararası kuruluşların aracılığı ve baskılarına rağmen Ermenistan bu kişilerin akıbetlerine dair bilgi vermeyi reddediyor.

1915 TEHCİRİNDE HABERLEŞTİLER

Bu vesile ile hatırlatmak isterim ki 1915 yılında Suriye’ye tehcir edilen Ermeniler istedikleri zaman Avrupa ve Amerika’daki akrabaları ile haberleşebiliyor, hatta yardımlaşabiliyordu. Amerika’daki bazı Ermeniler’in akrabalarının akıbetlerine dair taleplerine derhal cevap veriliyordu.

Karabağ Türk toprağıdır

Ermenistan’ın işgal gerekçesi Karabağ’ın Ermeni toprağı olduğu şeklinde sunuluyor. Ermeniler’in eski çağlardan beri bölgede yaşadığı iddia ediliyor. Hâlbuki bütün dünyada ve dillerde bölge Karabağ adıyla anılıyor. Ermeniler bile yıllarca buraya “Lernayin Ğarabağ” dediler. Son yıllarda ise politik gerekçelerle “Arshak” demeye başladılar. Ancak bu bölgenin kültür ve sanatına damgasını vuranlar Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmenleri’dir. Ermeniler ise bölgeye Ruslar tarafından Türkmençay Antlaşması’ndan (1828) sonra yerleştirilmiştir. Prof. Aygün Attar’ın verdiği bilgilere göre 1800 yılında Kafkasya’nın genelinde 200 bin civarında Ermeni yaşarken, 1900 yılında bu sayı 1 milyon 300 bine yükselmiştir. Ancak bu göçlere rağmen Karabağ’da çoğunluk Azerbaycanlılar’dı. Ermenistan’ın kurulduğu tarihte (1918) Dağlık Karabağ halkının %82’si yapılan bütün katliamlara rağmen hâlâ Türk’tü.

Karabağ’ın statüsü

Sovyetler Birliği’nde “Özerk Karabağ Vilayeti” Azerbaycan’a bağlıydı. Ancak Ermenistan sürekli topraklarının kendi nüfusları için yeterli olmadığını ve Karabağ’ın kendilerine verilmesini istedi. Çeşitli politik manevralarla bölgede nüfus değiştirme politikaları uygulayarak Ermeni varlığını artırmayı başardılar. 1948–1953 yılları arasında 150 bin Türk, Moskova yönetiminin rızasıyla toprakları ve malları ellerinden alınarak Ermenistan’dan kovuldu.

SOVYETLER ERMENİLER’İ TUTTU

Sürgün edilen bu insanların çoğu alışık olmadıkları Muğan bölgesine yerleştirildi ve burada çeşitli salgın hastalıklar ve zor yaşam koşullarına dayanamayarak hayatını kaybetti. Bölgede çoğunluk olduğunu iddia eden Ermenistan’ın ısrarlarıyla Sovyetler, 19 Ocak 1989 tarihinde Karabağ’ı Moskova’ya bağladı. Bu karar Ermenistan ve Azerbaycan tarafından tanınmadı. Her iki ülke de Karabağ’ı ilhak ettiklerini açıklayınca savaş patlak verdi.

Yıkıcı bir işgal

Ermenistan, Karabağ ve Azerbaycan’ın 7 bölgesini işgal ettikten sonra buradaki Türk varlığını silmek için tam bir yıkım yaptı. Bölgeyi Azerbaycan ile ilişkilendiren tarihi eserler dahil 830 yerleşim yerini yaktı.

150 bin ev ateşe verildi. 927 kütüphane, 22 müze, 6 devlet tiyatrosu ve 150 civarında okul yıkıldı. Türk beyliklerine ait bütün tarihi eserler buldozerlerle tahrip edildi. Sadece Agdam’da 10 tarihi cami yerle bir edildi.

İşgal altındaki hayalet şehirler

Ermenistan uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Karabağ özerk bölgesi dışında Azerbaycan’ın 7 bölgesini 20 yıldır işgal altında tutmaktadır. Erivan ve işgal altındaki bölgelerdeki bütün Türkler sınır dışı edilmiştir. Hiçbir mültecinin geri dönmesine izin verilmemektedir. Buna rağmen bugün Azerbaycan’ın muhtelif yerlerinde 20 binden fazla Ermeni yaşamaktadır.

Türkiye-Azerbaycan dayanışması sürmelidir

Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan topraklarının işgali üzerine 1994 yılında Ermenistan ile diplomatik ilişkilerini askıya almış ve sınırlarını kapattığını açıklamıştır. Uluslararası bütün baskılara rağmen Azerbaycan halkı ile dayanışmasını sürdürmekte ve işgal sona erinceye kadar ilişkileri normalleştirmeye yanaşmamaktadır. Bu tutarlı ve ahlaki politikayı sürdürmek Hocalı benzeri soykırımların bir daha yaşanmaması için elzemdir.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ