GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA MEMLÛK SANATI

GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA MEMLÛK SANATI

Memluk Devleti 1250 yılında Eyyübilerin nüfuz bölgesinde kurulmuştur. 1517 senesinde Yavuz Sultan Selim tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar Mısır, Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Sudan, Libya, Hicaz, Yemen ve Fırat nehrine kadar Anadolu’yu içine almış, Kıbrıs ve Tunus’a da tabiiyeti altına almış, yaklaşık 4.300.000 km2’yi bulan coğrafyada hüküm sürmüş büyük ve önemli bir Türk devletidir.[1]

Memlukluların, Anadolu ile ilk ilişkisi Anadolu Selçuklu Devleti’nin son zamanlarında, Moğol istilasına karşı bir işbirliği sebebiyle olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra yerine kurulan Karamanoğulları, Eretnaoğulları, Dulkadiroğulları ve Kadı Burhanettin Ahmet Beylikleri zaman zaman; Ramazanoğulları ile Alaiye Beylikleri ise Osmanlı hakimiyetine kadar Memluk Devleti’nin egemenliğinde kalmışlardır.[2] Dolayısıyla Memlukluların bu dönemde Anadolu ile çok sıkı bir irtibat içerisinde oldukları görülmektedir.Hatta Fırat kıyılarında ileri savunma hattı oluşturan Memlukluların, Birecik ve Rahbe’deki garnizonlarıyla geçiş noktalarını ve Kahire’den başlayarak Eski Kahta’daki Yeni Kale’ye kadar uzanan kurye yolunu kontrol altına aldıkları anlaşılmaktadır.[3] Bu yüzden Doğu, Güney ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde kalan yerleşim yerlerinde Memlukluların yaptığı mimari eserlerle karşılaşılabilmektedir.

1. Şanlıurfa ve Çevresi

1.1. Şanlıurfa Kalesi ve Şehir Surları

Seleukoslar, Bizans ve İslami devirlerde şekillendiği anlaşılan Şanlıurfa Kalesi’nin, Selçuklular ve Eyyübilerden sonra Memlukluların eline geçtiği ve esaslı bir şekilde restore edilerek kullanıldığı bilinmektedir.[4] Daha sonra Akkoyunlular ve Osmanlılar tarafından da kullanılan kalede, Memluk Dönemi’ne işaret eden herhangi bir yazıt tespit edilememiş, ancak yer yer duvar işçiliğinden yapının Memluklular zamanında tamir edildiği anlaşılmaktadır (Resim: 1).

1.2. Harran Kalesi

el-Melik el-Adil zamanında (1192) inşa edildiği bilinen[5] kalenin, 1269’da Memluk Sultanı Melik el- Zahir Baybars’ın, Haçlı askerleriyle desteklenmiş Abaka Han’ın kuvvetlerini Harran ve Birecik’te bozguna uğrattığı sırada yapıldığı da ileri sürülmektedir.[6] Öte yandan kalenin güney cephesinin batı kısmındaki duvarda yer alan Memluk stilindeki kitabe şeridinin 715 H./1315 M. yılında Malatya üzerine ordu gönderen Sultan Nasır Muhammet’e ait olduğu sanılmaktadır.[7] (Resim: 2).

1.3. Çimdinkale

Harran yakınlarındaki Çimdinkale’nin 1182-1239 yılları arasında bölgeyi ellerinde bulunduran Eyyübiler zamanında savunma ve konaklama amaçlı bir ribat olarak yapıldığı tahmin edilmektedir. Etrafı hendekle çevrili kalenin batıdaki girişinin altında yer alan birimlerin ahır olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Kalede günümüzde çeşitli yapı kalıntıları ve bir su kuyusu bulunmaktadır. Kalenin burç ve duvarları ile üzerindeki yapıların önemli bir kısmının, Urfa Bölgesi’ne 1272-1394, 1404-1505 ve …-1517 tarihleri arasında üç kez hakim olan Memluklular Dönemi’nde tamir edildiği ve kullanıldığı anlaşılmaktadır. Etrafı düzlenmiş, ortası kabarık taş işçiliği Memlukluların Şanlıurfa Kalesi, Birecik Kalesi ve Eski Kahta Yeni Kale’deki duvar işçiliğiyle paralellik göstermektedir.[8] (Resim: 3).

1.4. Birecik Kalesi

M.Ö. 2000 yılından başlayarak iskana sahne olduğu tahmin edilen Birecik Kalesi’nin (Resim: 4) en önemli onarımının Memluklular Devri’nde gerçekleştiği bilinmektedir. Bugün mevcut olmayan ve biri Kale Camii’ne ait olan üç kitabeye göre, kale Muhammet Berke Han tarafından Bira’daki saltanat naibi Emir Cemaleddin’in velayetinde (1277-79) ve Sultan Nasır Muhammet zamanında 700 H./1301 M. yılı sonunda yenilenmiştir. Tarihi kaynaklarda “Kale-i Beyda” olarak isimlendirilen kalenin, Memluk Sultanı Kayıtbay’ın 1477-78’de Suriye’ye giderken Birecik’e uğradığı sırada diğer birçok kale ile birlikte tamir ettirildiği belirtilmektedir. Muhtemelen üç katlı olan kalenin etrafını kuşatan surlardan güney tarafında 15 m.’lik bir bölüm ile batısında 25 m. uzunluğundaki bir kısım günümüze ulaşabilmiştir. Bunların moloz taş dolgu ve kesme taş kaplamalı inşa edildiği görülmektedir. 12 burcu ve 2 gözetleme kulesi olduğu sanılan kalenin içinde, cami, hamam, sarnıç ve yatır kalıntılarının bulunduğu rivayet edilmektedir. Kale içindeki yapıların tanımlanabilmesi için kazılara ihtiyaç duyulmaktadır.[9] (Çizim: 1).

1.5. Birecik (Dış Kale) Surları

Stratejik konumu sebebiyle ilk olarak Seleukoslar zamanında (M.Ö. 298-236) yapıldığı ve Romalılar (M.Ö. 30-M.S. 395) ile Franklar (M.S. 1098-1150) tarafından kullanıldığı sanılan şehir surlarının (Çizim: 1) 1482-84’lerde Memluklular tarafından inşa edildiği bilinmektedir. Mevcut surların en uzunu “Bağlar Surları” olarak bilinen bölümdür. Kentin kuzeydoğusunda yer almakta olup, 182.20 m. uzunluğunda ve 2 m. kalınlığındadır. En yüksek noktası 11 m.’dir. Surun güneyinde olduğu düşünülen ana kapı, tamamen yıkılmıştır. Moloz taş dolgu ve düzgün kesme taş kaplamalı olan surların burçlarla takviye edildiği görülmektedir. Bunlardan biri “Sekizgen Burç”tur. İçten 4.02×4.50 m. ebatlarındaki burcun örtüsünü, batısı sivri beşik tonoz biçiminde düzenlenmiş kubbeye benzer bir tonoz meydana getirmektedir (Çizim: 2). Sekizgen Burcun kuzeyinde iki dikdörtgen şekilli burç daha yer almaktadır. Birincisi büyük oranda yıkılmışken, ikincisi 3.80×4.50 m. ölçülerinde kuzey-güney istikametinde uzanan dikdörtgen planlı ve tonoz örtülüdür (Çizim: 3). Meçan Kapısı’nın batısında, doğu-batı istikametinde 74.10 m. uzunluğunda ve 2 m. kalınlığında sur kalıntıları mevcuttur. Yer yer 6 m.’yi bulan surların ortalarına doğru, batı duvarı yıkık olduğu için eyvan durumundaki bir burç bulunmaktadır. Meydan Kapısı’nı ihtiva ettiği düşünülen, yaklaşık 50 m. uzunluğundaki güney surlarında biri Alaburç olmak üzere iki dikdörtgen ve bir sekizgen burç yer almaktadır. Bunlar da şekil, boyut ve teknik özellikleri bakımından Bağlar Surlarındakilerle benzerlik göstermektedir. Doğu yöndeki surlarda günümüze ulaşabilen tek şehir kapısı olan Urfa Kapısı, kitabesine göre 888 H./1483 M. senesinde Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından yaptırılmıştır. Kapı üzerindeki kartuş içerisinde yer alan kitabede, Memluk Sultanı Kayıtbay’ın emriyle Yunus el-Şerefi’nin yönetiminde yapıldığı yazılıdır. Sur duvarının doğu cephesinin ortasında, sivri kemerli bir niş içerisinde düz atkı taşlı kapı açıklığı mevcuttur. Üstte taş konsollar vardır (Resim: 5). Çapraz tonozlu kapı dehlizine kuzeyden beşik tonozlu bir eyvan açılmaktadır. Güney tarafta ise birbiri içinden geçilen çapraz tonozla örtülü iki büyük mekan bulunmaktadır (Çizim: 4). Meçan Kapısı, kısmen yıkık vaziyette olup (Resim: 6) şerit halindeki kitabesine göre Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından 889 H. / 1484 M. tarihinde, Naib Yunus el- Şerefi’nin yönetiminde yaptırılmıştır. Kuzey, batı ve doğu duvarları tümüyle yıkılmış durumdadır. Dolayısıyla çevresindeki mekanlar da günümüze gelememiştir. Maalesef zamanımıza ulaşamayan, ancak Alaburç’un doğusundaki surların bittiği bölümde bulunduğu tahmin edilen Meydan Kapısı’nın da Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından 887 H./1482-83 M. tarihinde yaptırıldığı bilinmektedir.[10]

1.6. Birecik Ulu Camii

Kuzey kapısı üzerinde bulunduğu öne sürülen,[11] ancak günümüzde mevcut olmayan 766 H. /1364-65 M. tarihli kitabeden hareketle Memluk Sultanı Melik Eşref Şaban’ın emriyle inşa edilmiş olabileceği düşünülen[12] Ulu Cami, 1800-01, 1802-03 ve 1918-19 tarihlerinde tamir edilmiştir. Kuzey- güney istikametinde 45×80 m. boyutlarındaki dikdörtgen planlı cami, kuzey ve doğu kenarlarında farklı işlevler için kullanılan mekanların yer aldığı bir avlu ile 14.60×26.30 m. ebatlarında, doğu-batı yönünde dikdörtgen planlı ibadet mekanı ve dört çapraz tonozla örtülü bir son cemaat yerinden ibarettir. Üç sıra halinde dörder dikdörtgen paye ile duvar payelerine dayandırılmış çift yönlü sivri kemerlerle bölüntüye uğratılmış iç mekan, mihrap önü kısmında kubbe, diğer yerlerde beşik tonozlarla örtülmüş çok bölüntülü ve mihrap önü kubbeli tiptedir (Çizim: 5). Memluk özelliğindeki üç dilimli kemerli giriş kapısı (Resim: 7) ile minare ve yüzeylerindeki zengin bitkisel ve geometrik süslemeler dikkat çekicidir.[13]

1.7. Birecik Çarşı Camii

XVIII. yüzyıl ortalarında bir yangın sonucu yenilenen Çarşı Camii’nin (Resim: 8) ilk yapımıyla ilgili tek belge, kuzeybatıda yer alan minarenin güney cephesindeki kapı üzerinde bulunan kitabedir. Buna göre 771 H./1370 M. yılında Hacı Bingazi el-Mifras’ın yönetiminde Antepli Ahmet oğlu Ömer oğlu Muhammet tarafından yapılmış[14] olan cami, Memluklular zamanında, muhtemelen Melik Eşref Şaban’ın emriyle Naib Aydamur el-Anuki tarafından şekillendirilmiş olmalıdır.[15] 20.20×24.50 m. ölçülerinde doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı yapı, avlu, doğusundaki abdest alma mekanları ve tuvalet ile güneydoğudaki imam evi, batıdaki son cemaat yeri olarak kullanılan bölüm, kuzeybatısındaki minare ve avlunun güneyindeki asıl ibadet mekanından ibarettir. İçten 7.80×20.10 m.

ölçülerinde merkezi tipte tek kubbeli ibadet mekanı, iki yandaki serbest desteklere ve duvarlara atılmış haç tonozla örtülü ikişer birimle yanlara doğru genişletilmiştir.[16] (Çizim: 6).

1.8. Birecik Kule (Urfa Kapısı) Mescidi

Urfa Kapısı’nın kuzeyindeki burçta yer alan mescit, Urfa Kapısı’nın 1483 yılında Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından yaptırıldığı sırada inşa edilmiş olmalıdır. 14.50×17 M. ölçülerindeki yapının orijinalde eyvan kuruluşunda iki bölümlü bir mescit olduğu sanılmaktadır. 1993’te Şanlıurfa Valiliği’nce restore edilmiş, bu sırada batı cephe ve iç mekanı tümüyle yenilenmiş, tek mekanlı hale dönüştürülmüştür. Güney duvarının ortasında, dıştan bir silmeyle üç yönden çerçevelenmiş yarım yuvarlak bir mihrap nişi yer almaktadır. Mevcut ahşap minberi ise yenilenmiştir.[17]

1.9. Birecik Alaburç Meydan Kapısı) Mescidi

Meydan Kapısı’nın uzantısında yer alan Alaburç Mescidi, cephelerindeki madalyonlarda bulunan sülüs karakterli kitabelere göre Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından yaptırılmıştır. Yazıtlarda tarih verilmemesine karşın mescidin, Meçan Kapısı ile aynı tarihlerde (889 H. / 1484 M.) yapılmış olması muhtemeldir. Ancak burcun ne zaman mescit olarak kullanılmaya başlandığı bilinmemektedir. Dıştan 10.80×11.30 m. boyutlarında, yaklaşık kare planlı yapının cepheleri benzer düzenlemelere sahiptir (Resim: 9). Kuzeydoğu köşedeki L biçimli bir koridorla ulaşılan iç mekan, ortadaki çapraz tonozla örtülü bir kare bölüm, batı ve güneydeki sivri beşik tonozlu birer eyvan, batı eyvanın kuzeyindeki kubbeli, kare planlı ve güney eyvanın iki yanındaki beşik tonozlu ve dikdörtgen şekilli hücrelerden müteşekkildir (Çizim: 7). Düzgün kesme taştan yapılmış olan mescidin üst katına bir merdiven vasıtasıyla ulaşılmaktadır.[18]

1.10. Birecik Merkez Bucağı, Dorucak (Şeyh Bekir) Köyü Türbesi

Yapı içerisindeki mihrabın üzerinde yer alan bir kitabeye dayanarak türbenin, Memluk Sultanı Kayıtbay zamanında 1480’lerde yenilendiği sanılmaktadır. Başka bir kitabede de Kalender Halil ismi ile 1854-55 tarihi okunmaktadır. Dıştan 5.25×6.30 m. boyutlarında, dikdörtgen şekilli olan türbenin, içten sivri kemerli nişlerle kare şekle dönüştürüldüğü görülmektedir. Kalan izlerden anlaşıldığı kadarıyla pandantiflerle geçilen bir kubbeyle örtülüdür (Çizim: 8).[19]

1.11. Halfeti Çekem Mahallesi Mescidi ve Türbesi

Mescit, türbe ve imam odasından müteşekkil bir yapı topluluğudur. Türbe, kitabesine göre 797 H./1395 M. yılında Şeyh Hacı Ali için Memluk Sultanı Ebu Sait Berkuk zamanında Emir Alptuğ Tekin tarafından yaptırılmıştır. Büyük oranda yenilenmiş olan mescidin de türbe ile aynı tarihlerde yapıldığı tahmin edilmekle birlikte, imam odasının sonradan eklendiği düşünülmektedir. Bir avlunun güney tarafında, batı uçta 5.80×11.10 m. ölçülerinde ve iki sütunlu bir dizi ile iki paralel nefe ayrılmış dikdörtgen şekilli bir mekandan ibaret mescit yer almaktadır. Bunun doğusunda, sivri beşik tonozlu giriş eyvanı ve kubbeli, kare planlı yapısıyla kuzey-güney istikametinde yerleştirilen türbe bulunmaktadır. Doğu uçta da imam odası mevcuttur.[20] (Çizim: 9). Bu özellikleriyle Memluk kompleks yapılarının karakterini yansıtmaktadır.

1.12. Rumkale

Birecik Ovası’nın kuzeyinde yer alan bir tepe üzerinde (Resim: 10) kurulmuş olan kalenin, Asurlardan beri mevcut olduğu ve uzun bir süre Katolikosluk makamı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. 1292’de Melik Eşref tarafından fethedilmesiyle birlikte Memlukluların eline geçen kalenin, Sultanın emri üzerine Suriye Naibi Sancar Şuca tarafından tamir edildiği ve “Kal’at el- Müslimin” adını aldığı rivayet edilmektedir.[21] Günümüzde harap durumda ve 120×230 m. ebatlarındaki kalede Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı, çok sayıda yapı kalıntısı, su sarnıçları ve bir kuyu bulunmaktadır. Kalenin eteğinde yer alan evler muhtemelen 1292 kuşatmasında tamamen tahrip edilmiştir. Memluk Dönemi’nde bu kısmın “Aşağı Şehir” olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Diğer yapıların tarihlendirilmesi sorunlu olmakla birlikte bu yapılar, genellikle Memlukluların bölgeye egemen oldukları devreye mal edilebilir.[22]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ