GÖKTÜRK KAĞANLIĞI DÖNEMİNDE BATI TÜRKİSTAN YÖNETİMİ

GÖKTÜRK KAĞANLIĞI DÖNEMİNDE BATI TÜRKİSTAN YÖNETİMİ

Orta Asya’da 6-8. yüzyıllarda hüküm süren Göktürk Kağanlığı tarihine dair dünya tarihçileri tarafından pek çok ilmi çalışma yapılmıştır. Araştırmaların çoğu Kağanlığın oluşumunda önemli yeri olan Altaylar ve Orhun bölgesi üzerinedir. Ama, Kağanlığın en güçlendiği dönemlerde onun terkibine girmiş olan Batı Türkistan gibi iktisadi ve kültürel yönlerden gelişmiş bir ülkenin Göktürk Kağanlığı tarihinde nasıl bir yer tutuğu ve devlet yöneticileri olan Kağanların buraya ne derecede önem verdikleri gibi meseleler şimdiye dek tüm yönleriyle aydınlatılmamıştır. Yalnız, W. Tomaschek, J. Marquart, E. Chavannes, W. Bartold, A. Z. Togan, W. Henning, O. Pritsak, A. Bernştam, S. Tolstov, A. Belenitskiy, O. Smirnova gibi tarihçiler Batı Türkistan’ın erken orta çağlardaki tarihi ve burada bulunan sülaleler hakkında araştırmalar yapmışlar, fakat, yine de bölgenin Kağanlıkla alakası bu çalışmalardan hiçbirinde tam olarak belirtilmemiştir. Hatta, Göktürk Kağanlığı tarihiyle ilgili en çok araştırmalar yapılan Türkiye’de bile bu konu üzerinde pek az durulmuştur. Nitekim, Göktürk Kağanlığı tarihiyle uğraşan çoğu araştırmacının eserlerinde Kağanlık 6. yüzyılın ikinci yarısında, Eftalitlerin (Akhunlar) hakimiyetine son verdikten sonra, Batı Türkistan’ın işlerine karışmadan burayı yarı bağımsız, yerli (çoğunluğu İranlı) kırallıklar vasıtasıyla yöneterek onlardan vergi almakla yetiniyordu, şeklinde görüşler yer almaktadır ki, bunun gerçekle ne kadar ilgisi olduğu tartışılmalıdır.

Ancak, böyle bir görüşü tek gerçek olarak kabul etmek de münakaşalıdır. Çünkü, çeşitli kaynaklara bakıldığında, hem de o devire özgü cihetlere dikkat edildiğinde durumun değişik olduğu göze çarpıyor. Evvela, Göktürk Kağanlığı kendisine her an büyük tehlike oluşturabilecek Sasani İran ile Batı Türkistan hudutları vasıtasıyla komşu hale gelmişti. İkincisi, bu ülkenin iktisadi yönden Kağanlığın başka yerlerine nazaran zengin olması da her zaman dış tehlikenin var olmasına zemin hazırlayabiliyordu. Ayrıca, yenik düşen Eftalitler, kendi devletlerini yeniden kurmaya kalkışabilirlerdi. Bu gibi sebeplerden dolayı Kağanlık Batı Türkistan’da büyük miktarda ordu bulundurmak, buradaki vilayet ve şehirlerin idaresini harp işini iyi bilen, kendisi için güvenilir memurlar aracılığıyla yürütmek zorunda kalıyordu. Demek, bu ülke idari sisteminde bir takım değişiklikler ve yeni düzenler yapılması zaruri olmuştur. O dönemde Göktürk Kağanlığı tarafından Batı Türkistan’a naip olarak kimlerin, hangi kabile ve boylara mensup kişilerin tayin edildiğini belirlemek söz konusu meselenin çözümlenmesinde büyük bir önem taşıyor.

Göktürk Kağanlığı döneminde Batı Türkistan’ı yöneten valilerin menşei, şeceresi, sahip oldukları unvanlar ve hükümranlık yaptığı yılların kesin kronolojisi hakkında geniş bilgi verecek hiçbir kaynak mevcut değilse de, Çin, Yunan, Ermeni, Fars, Arap, Sogd, Türk ve diğer dillerdeki kaynaklar arasında mukayeseler yaparak muayyen bir tarihi manzarayı canlandırmak mümkün olacaktır.

İlk orta çağlarda Batı Türkistan’da Sogdlular, Harezmliler, Toharlar ve yerleşik Türkler ikamet ediyorlardı. Kağanlık, buradaki yönetimi, hanedan mensupları kabile vekilleri, ya da bölgenin yerlileri vasıtasıyla gerçekleştirmiş olmalıdır. Ancak, bu dönemde Sogdluların idare ve harp işlerinden daha çok ticaretle uğraştıkları, yönetimle fazla ilgilenmedikleri bilinmektedir. Pei-shih, Sui Shu gibi Çin yıllıklarına göre, 6. yüzyılın sonlarında Batı Türkistan’ın başlıca vilayet ve şehirleri Harezm, Fergana, Semerkant, Buhara ve diğerlerinin yöneticilerinin menşei “Tchao-wu” grubuna bağlanıyordu.[1] İşbu “Tchao-wu”lar konusunda birçok görüşler ileri sürülmüştür. H. Gibb, “Tchao-wu” ların çok eskiden İranlılaştığı kanaatindedir.[2] Bazı tarihçiler “Tchao-wu”yu sülale adı değil unvan olarak kabul ederek, onu “Yabgu” unvanıyla aynı saymışlar ve Yüeçilerden kaynaklandığını iddia etmişlerdir.[3] Çoğu araştırmacı ise “Tchao-wu”nun T’ang dönemindeki Çince okunuşu “t’|ia-miu”ya bakarak, onu İslâm kaynaklarındaki “Camuk”la eş tutmaktadırlar.[4] Z. V. Togan’a göre, Camuklar (ya da Çumaklar) Göktürklerin beş Du-lu boyunun başında gelen boy olan Çö-mü-könlerdir.[5] Taberi, Camuklardan “onlar Türk boylarındandır” şeklinde bahsetmektedir.[6] Nitekim, 7. yüzyılın ilk yarısına ait Sogd paralarında “cm’wk” (Çamuk), “cm’wky’n” (Çamukyan; anlamı, “Çamuk’la ilgili”) gibi ibarelere rastlanılıyor.[7] Parayı bastıran hükümdarların menşei ile ilgili olduğu anlaşılan bu kelimeler Çin yıllıklarındaki “Tchao-wu” ve İslam kaynaklarındaki “Camuk”un yerel şekli gibi gözükmektedir.[8] Çünkü, bu paraları bastıran hükümdarlar Çin kaynaklarında “Tchao-wu” olarak geçiyordu. Dikkati çeken şey de, bu paraların ters tarafında Türk-Runik (Eski Türkçe “oq”-ok) biçimli damgaların bulunmasıdır. Bu da “Tchao-wu” ve Camuk’un (Çamuk-Çumak) aynı Türk boylarından biri olduğuna delildir. Bazı araştırmacıların “Tchao-wu” grubuna bağlı sülalelerin Batı Türkistan’daki hükümranlığının Arap taarruzu döneminde de mevcut olduğunu söylemelerine[9] rağmen, T’ang Shu yıllığındaki bilgilerden anlaşıldığı ve aşağıda da görüleceği üzere söz konusu devletin bazı vilayetlerde 6. yüzyılın başlarında Göktürkler, bazılarında ise aynı yüzyılın ikinci yarısında başka bir grup tarafından yıkıldığı anlaşılmaktadır.

Şimdi biz çeşitli dillerdeki kaynaklar ve arkeolojik (daha çok madeni paralardaki) bilgilere dayanarak, aynı zamanda onları birbirleriyle kıyaslayarak Göktürk Kağanlığı döneminde Batı Türkistan vilayet ve şehirlerinde bulunan sülalelere, onların menşei ve kronolojisine, prenslerin taşıdığı unvanlara değineceğiz.

Şaş Bölgesi

Göktürkler 6. yüzyılın ikinci yarısında batıda ilk olarak Şaş (Taşkent) bölgesini ele geçirmiştir. Kağanlığa tabi olarak bu yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürebilen “Tchao-wu” prensleri, Çin yıllıklarına göre, 605 yılında İstemi’nin soyundan gelen Shegui Han tarafından yok edilerek, yönetime T’e-le Tien-tche (Tien-tche Tegin) geçirilmiştir.[10] Bu döneme ait Sogdça yazılı Şaş paralarında Türk asıllı İl-tegin isimli yönetici geçmektedir[11] ki, o 605 yılında yönetime geçen T’e-le Tien-tche (Tien-tche Tegin)’le aynı şahıs olabilir. Bizce, bu Tegin Göktürk kağanları soyundan olmalıdır. Büyük ihtimalle, 8.yüzyılın ortalarına kadar hüküm süren Şaş prenslerinin soyu ona dayanmaktadır. Çin kaynaklarından onların unvanının “t’ou-t’oen” (Tudun) olduğu anlaşılıyor.[12] Sogd belgelerinde Şaş prensi “tdwn” (Tudun) dan bahsediliyor.[13] Arap kaynaklarından da buranın hükümdarlarının “Tudun” unvanına sahip olduklarına değinilmektedir. Mesela, Taberi’de “tudun melik eş-Şaş” tabiri geçmektedir.[14] Taşkent’te bulunan 7. yüzyıla ait Şaş paralarında Sogd yazısında “tdwn” (Tudun) ve “Çaç” kelimeleri yazılmış olup, üzerindeki hükümdar tasviri Türk tipindedir.[15] S. Tolstov’a göre, Tudun, Kağan soyundan olan ve ülkedeki kontrolü ve oradaki vergi toplama işini organize eden valilerin unvanıdır.[16] Bununla birlikte, Şaş bölgesinin bazı şehirlerinde Tarhan unvanının da kullanıldığı görülür. T’ang Shu yıllığında bu bölgedeki Sudu şehrinin hükümdarının İnye ta-kan (Tarhan) olduğu kayıtlıdır.[17] Taberi, 739 yılındaki olaylardan söz ederken, Beder Tarhan isimli bir Şaş hükümdarından bahseder.[18] Gene, kaynaklardan belli oluyor ki, Şaş’ta taht varislerine Tegin denilmiştir. Çin yıllıklarına göre, Şaş’ı T’e-le Tien-tche (Tegin Tien-tche; 605-620), K’an t’ou-t’oen che-cho-t’i yu-k’iu-tchao-mou t’ou-to’u (Ton Tudun Öge Köl Tutuk; 640-660), Mo-ho-tou t’ou-t’oen (Bagatur Tudun; 713-740), İ-nai t’ou-t’oen k’iu- le (İnay Tudun Köl; 741), T’e-le (Tegin; 743) yönetmişlerdir.[19]

Şaş Tudunlarının Göktürk Kağanlığı siyasetine faal bir biçimde katıldığı anlaşılıyor. Mesela, 640 yıllarında İbi Tu-lu Kağan Şaş Tudunu Cha-po-lo Chehu’yu (İşbara Yabgu) Kağan’a karşı gönderiyor. Tudun da onu yenerek yönetimi ele geçiriyor. 738 yılında ise Mo-ho-tou (Bagatur) Tudun Türgeş liderlerinden Baga Tarhan’la birlikte Türgeş Kağanı T’ou-ho-sien Kü Çor’u yenmişti.[20] Aynı Tudun, 739 yılında On Oklar ve Türgeşlerin Kağanı Aşina Hin’i öldürerek kendisini Kağan ilan etmişti.[21] Şaş Tudunlarının Kağanların işlerine müdahale etmesini, belki de, onların Göktürk kağanları soyundan gelmiş olmasıyla açıklamak mümkün.

Fergana Vadisi

6. yüzyılın ikinci yarısında Fergana Göktürk Kağanlığı’nın eline geçmişti. Pei-shih, Sui Shu gibi Çin yıllıklarına göre, yüzyılın son çeyreğinde burada kadim “Kiui-siu’’ sülalesi vardı, prensleri de ‘’Tchao-wu’’ unvanını taşıyordu.[22] Buradan Fergana prenslerinin menşeini “Tchao-wu’’lara bağlamak mümkün olacaktır. Ancak, 6. yüzyılın sonuna doğru onların yerini başka bir sülale almış gözükür. Çünkü, T’ang Shu yıllığında “Tchao-wu’’lardan artık söz açılmıyor. Söz konusu kaynakta zikredildiğine göre, 640 yıllarında Batı Türklerinden K’an Mo-ho-tou (Ton Bagatur) Fergana hükümdarı K’i-pi’yi öldürünce, buradaki yönetim Aşina Chou-ni’nin eline geçmişti.[23] A. Bernştam, ismi geçen K’i-pi’yi Kuşan sülalesine bağlamakta ve Aşina Chou-ni’nin menşeini de Türklerin Su-ni-shih kabilesinden sayarak, ismini Aşina olarak yorumlamaktadır.[24] Ama, böyle bir yorumun bir dayanağı yoktur. Çünkü, kaynaklarda bu dönemde Fergana’da Kuşanların mevcudiyetine dair bilgi bulunmuyor. Herhalde, K’i-pi Göktürkler tarafından Fergana’ya vali atanmış sülale vekiliydi, demek doğru olur. Çünkü, onun soyunun ileride göreceğimiz gibi birçok yönleriyle Türklere dayandığı bilinmektedir. Burada şunu belirtmek gerekiyor ki, onun ismi Türkçe vasıf taşımaktadır. Kaynaklarda onun ismine benzer birçok Türk ismine rastlanılır. Mesela, Göktürk komutanlarından birinin ismi de K’i-pi He-li’ydi.[25]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ