GEÇİŞ DÖNEMİNDE ÖZBEKİSTAN EKONOMİSİ

GEÇİŞ DÖNEMİNDE ÖZBEKİSTAN EKONOMİSİ

Bağımsızlığın Başında Özbekistan Ekonomisi

Özbekistan, diğer eski Sovyet cumhuriyetleri gibi, Sovyetler Birliği’ni saran ağır ekonomik kriz ortamında bağımsızlığını ilan etmiştir. Sosyalist ekonomi iflas etmiş, Sovyetler Birliği ve bir bütün ekonomik sistemi parçalanmıştır. Yeni devletler bir yandan devlet yapılarını oluşturmaya çalışırken, bir yandan da gittikçe derinleşen ekonomik krizi aşmak, bir bütün ekonomik sistemin ayrışmasından dolayı ortaya çıkan sorunları aşmak, ekonominin yapısını değiştirmek gibi problemlerle karşı karşıya kalmıştır.

Sovyetler Birliği’nin ekonomik olarak az gelişmiş bölgesinde-Orta Asya’da yer alan Özbekistan, bölgenin en kalabalık devletidir. Orta Asya’nın içlerinde yer alan Özbekistan, denize çıkışı bulunmayan ülkelerle çevrilmiş denize çıkışı olmayan dünyanın iki ülkesinden birisidir.

Sovyetler Birliği’nin ekonomik sisteminin içinde Özbekistan’ın uzmanlaşma alanı tarım ve yarı mamul malların üretimiydi. Türkmenistan’dan sonra Sovyetler Birliği’nde ikinci en fazla tarım ağırlıklı ekonomiye sahip olan Özbekistan’ın 1991 yılında GSYİH içerisinde tarım sektörünün payı %36, sanayinin payı ise %28’di. Aynı zamanda 1991’de işgücünün %42’si tarımda istihdam edilirken, sanayi için bu pay %14’tü.[1]

Özbekistan ekonomisinde ağırlıklı olan tarım sektörü çeşitlendirilmemiş bir yapıya sahipti. Bu sektör çoğunlukla pamuk yetiştiriciliğinden ibaretti. Sovyetler Birliği’nin pamukta kendi kendine yeterli hale gelme çabalarının sonucunda, Özbekistan bir “pamuk cumhuriyeti” haline getirilmişti. Bağımsızlığın başında Özbekistan, dünyanın dördüncü en büyük pamuk üreticisi ve en büyük üçüncü pamuk ihracatçısıydı.

Pamuk üretiminde uzmanlaşmanın Özbekistan’da tekstil sanayiinin gelişimine hemen hemen hiç bir katkısı olmamıştı. Sovyet döneminde üretilen pamuğun çok az bir kısmı Özbekistan’da işlenip kumaş haline getiriliyordu. Pamukta aşırı uzmanlaşmanın toprağa ve insanlara getirdiği büyük zararlara rağmen bir pamuk cumhuriyeti haline getirilen Özbekistan, 1990 yılında Sovyetler Birliği’nin pamuk ipliği üretiminin %60’ını sağlarken, kendi tekstil fabrikaları bu hammaddenin sadece %10’unu kullanabiliyorlardı.[2] Ülkede işlenmeyen ham pamuğun yaklaşık %96’sı düşük fiyattan Sovyetler Birliği’nin Avrupa kısmına ve Doğu Avrupa’ya gönderiliyordu.[3] Genel olarak Özbekistan’ın Sovyetler Birliği’nde izlenen tarımdan sanayiye kaynak aktarma politikasının bir kurbanıydı.

Moskova’nın yürüttüğü politikalar sonucu, pamuk üretimi toplam üretim içinde çok büyük bir pay alıyordu ve Özbekistan sanayi üretiminin %80’inden fazlası da pamuk sektörüne bağımlı idi.[4] Özbekistan’ın bütün sektörleri, Sovyet pazarına yarı işlenmiş kimyasal maddeleri, pamuk ipliği, yarı işlenmiş bakır, altın ve benzerlerini sağlamaya yönlendirilmişti. Özbekistan’da mamul mal üreten ya da çıkarılan hammaddeleri tamamen işleyen bir sanayi neredeyse yoktu; mevcut sanayi ise yarı işlenmiş maddeleri üretiyordu. Aralarında bazı makine fabrikaları daha II. Dünya Savaşı zamanında Sovyetler Birliği’nin içe çekilme harekatı zamanından kalmıştı. Bu yüzden bağımsızlığın başında fabrikaların çoğunun yenilenmesi gerekiyordu. Diğer taraftan Özbekistan’ın, özel bir çaba gösterilmemesine rağmen Sovyetler Birliği’nin en büyük meyve ve sebze üreticisiydi.

Özbekistan’da zengin doğal kaynaklar da mevcuttur. Bu kaynakların önemli bir kısmını enerji kaynakları oluşturduğu halde, Sovyetler Birliği’ndeki uzmanlaşmadan dolayı Özbekistan Sovyetler Birliği zamanında net enerji ithalatçısıydı. 1992 yılında Özbekistan’da doğal gaz üretimi 42 milyar metre küptü. Özbekistan, Rusya ve Türkmenistan’dan sonra, Sovyetler Birliği’nin üçüncü doğal gaz üreticisiydi. Diğer taraftan, Özbekistan’ın petrol rezervleri de önemli miktarda olduğu halde, Sovyet zamanında buradaki petrolün çıkarılmasıyla pek uğraşılmamıştır. Dolayısıyla Özbekistan petrol ihtiyaçlarının %60’ı cumhuriyet dışından getiriliyordu. Özbekistan’ın önemli kömür yatakları da mevcuttu.[5]

Enerji kaynaklarının yanı sıra, Özbekistan’ın diğer doğal kaynakları arasında altın, bakır ve çinko sayılabilir. Bunlardan özellikle altın, bağımsızlığın başından beri yabancı yatırımcıların dikkatini çekmektedir. Bağımsızlığın başında altın üretimi yıllık 65-70 ton civarındaydı. Bakır üretimi 1992 yılında 83.000 tondu.[6]

Özbekistan ekonomisinin, Sovyet ekonomik sisteme en bağımlı olan cumhuriyetlerden birisi olması ve sahip olduğu tek yönlü ekonomik yapısı geçiş dönemi zorluklarını artırmış ve Özbekistan yönetimini ülkenin ekonomik yapısının değiştirme arayışlarına itmiştir.

Özbekistan’ın Aşama Aşama Geçiş Stratejisi

Orta Asya’nın liderliğine oynayan Özbekistan’ın, bağımsızlığının ilk yıllarından beri, devlet başkanı İslam Kerimov’un da sık sık ifade ettiği gibi “kendine özgü” bir ekonomi programı vardır. Özbekistan’ın ekonomi programının temelinde devletin müdahalesi ve reformların aşama aşama yapılması vardır. Özbekistan’ın kullandığı araçlar daha çok sosyalist sistemi hatırlatmaktadır. Bir an önce bütün ekonomik yapıyı değiştirmeyi, hızlı serbestleştirmeyi, özelleştirmeyi ve makro ekonomik istikrara ulaşmak açısından sıkı para ve maliye politikalarını öneren Uluslararası Para Fonu (İMF), Özbekistan’ın izlediği ekonomi politikasından memnun değildir. Ancak Özbekistan’ın ekonomi politikasının başlıca amacı sosyalist tipi ekonomiden serbest piyasa ekonomisine dönüşüm değil, tarım ağırlıklı bir ekonomiden sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülkeye olan dönüşümdür. Bu yüzden Özbekistan açısından serbestleştirme olsun, özelleştirme olsun, piyasa kurumlarının oluşturulması veya makro ekonomik istikrar ikinci plandadır ve ancak sanayileşmeye ve kendi kendine yeterliliğe ulaşmak için elverişli oldukları derecede uygulanır. İslam Kerimov’un sık sık tekrarladığı gibi “yeni ev kurmadan eskisini yıkmamak” ilkesi hakimdir.

Serbest piyasa ekonomisine hızlı geçiş modelini eleştiren Özbekistan yönetimi, bir ülkenin geçiş döneminin başlangıcında sahip olduğu başlangıç şartlarının önemli olduğunu vurgulamıştır. Buna göre, Özbekistan’ın şartları hızlı geçişi değil, emin ve sağlam adımlarla yavaş geçiş daha uygundu. Bu geçiş de mutlaka devletin kontrolünde ve devletin eliyle yapılmalıydı. Bu geçiş stratejisinin birkaç yıl içerisinde oluşmuştur.

Geçişin başlangıcında diğer genç devletler gibi daha çok Rusya’nın adımlarını izlemek durumunda kalan Özbekistan, ilk reformlarını tamamen dış etkenlerden dolayı uygulamak zorunda kalmıştır. Bu reformların en önemlisi Ocak 1992 fiyatların serbest bırakılması olmuştur. Yeni bağımsız Özbekistan Devleti o zaman Rusya’nın kontrol ettiği Ruble bölgesinde bulunuyordu, yani diğer eski Sovyet cumhuriyetleriyle birlikte bir çeşit parasal birlik içerisindeydi.

Rusya’nın ardından fiyatlarını serbestleştiren Özbekistan, diğer cumhuriyetlere göre daha az serbestleştirme uygulamıştır. Halkın hayat standardını korumaya çalışan Özbekistan, bir yandan bazı üretici, tüketim ve hizmet fiyatlarını serbest bırakırken, diğer yandan bir çok gıda ve sanayi mallarının fiyat ve fiyat artışlarına sınırlandırmalar koymuştur. Bazı hizmetlere tavan fiyatı konulurken, üreticilerine sübvansiyonlar yapılmıştır. Özbekistan’ın en önemli ihracat kalemi olan pamuk ve ayrıca diğer hububat fiyatları kontrol edilmeye devam etmiştir.[7] Diğer Ruble bölgesi üyelerinde daha kapsamlı fiyat reformları yapıldığından fiyatlar hızla artarken, aralarındaki sınırlarda kontrolün olmadığı dolayısıyla Özbekistan’ın daha fiyat kontrollerini devam ettirmesi zor olmuştur. Yine de, Özbekistan’da enflasyon diğer cumhuriyetlere göre daha düşük olarak gerçekleşmiştir.

Özbekistan’da üretici ve tüketici fiyatlar üzerinde uygulanmaya devam eden ve özellikle dış ticarete yansıyan fiyat kontrollerinden ve dış ticaret sınırlandırılmalarından dolayı, kaçakçılık hızla yayılmıştır. Bu yüzden karne sistemini ve genel olarak fiyat kontrollerini uygulamanın maliyetleri gittikçe artıyordu.

İlk fiyat serbestleştirilmesini dış etkenlerden dolayı gerçekleştiren Özbekistan, kısmen daha 1992’de fiyatlar üzerinde kontrolünü yitirmiştir. Daha sonra da devam eden fiyat serbestleştirilmesi ya oluşan ortamda fiyat kontrollerini uygulama zorluğundan ya da IMF’nin koştuğu şartlara uyma zorunluluğundan kaynaklanmıştır. Bazı tüketim malları üzerinde kontrollerin devam etmesi aslında etkinsiz bir önlemdi, çünkü devletin koyduğu fiyattan malları bulmak mümkün değildi. Devlet önlemlerine rağmen, tüketim mallarının fiyatları piyasada oluşuyordu.

Özbekistan’da 1990’lı yıllar boyunca bazı ayarlamalara tabi tutulan üretici fiyatları halen de kontrol altındadır. Sovyet zamanından kalma bazı fiyat kontrol usulleri devam etmektedir. Bunlardan birisi devlet siparişi sistemidir. Bu sisteme göre, üreticiler planlanan üretimlerinin bir kısmını devlete düşük resmi fiyattan satmak zorundadır. Bu yolla Özbekistan’da özellikle pamuk ve buğday fiyatları kontrol edilmektedir.[8]

Fiyat kontrolleri olduğu gibi, dış ticaret kontrolleri de Özbekistan’ın izlediği iktisat politikasına göre ayarlanmaya çalışılmıştır. Özbekistan’ın izlediği kalkınma stratejisi ve tarımdan sanayiye kaynak aktarma stratejisi çerçevesinde Özbekistan’ın temel ihracat sektörleri kontrol altında tutulmaya çalışılmıştır. Özbekistan altın sektörünü yabancılara açmak zorunda kalsa da, özellikle pamuk üzerinde devlet tekelini sürdürmüştür. Pamuk ihracatının merkezi yapısı korunmaya devam etmiştir. Özbekistan’ın dış ticaret rejimi izlediği ithal ikame stratejisine göre ayarlandığı için tüketim mallarının ithalatına yüksek vergiler uygulanmış, ithal ikameci sektör için ithal edilen bir çok sermaye malları ya çok düşük gümrük vergisine tabi tutulmuş ya da onlara vergi muafiyeti uygulanmıştır. Diğer taraftan, yabancı ortaklıklar ve kendi mallarını ihraç eden firmalar için ithalatta ayrıcalıklar uygulanmaktadır.[9]

1990’lı yıllarda dış ticarette gerçekleştirilen serbestleştirme kapsamında ihracat üzerindeki idari kontrol gevşetilmiş, ihracat yasakları ve lisansları çoğunlukla ihracat vergileriyle ikame edilmiştir. Ancak bu gelişmeler pamuk ve demir gibi Özbekistan’ın önemli saydığı mallarla ilgili değildir. Bu gibi mallar için eski sistem uygulanmaya devam etmiştir.[10]

Özbekistan’da yapılan dış ticaret serbestleştirme çabaları süreklilik arz etmemektedir. Yapılan düzenlemeler, gümrük vergilerinde indirimler iptal edilip, dış ticaret rejiminde şartlara göre sıklaşmalara gidilmektedir. 1992-1995 yılları arasında yapılan dış ticaret serbestleştirme çabalarından sonra, 1996’da ödemeler dengesinde zorluklar çıkınca ithalat vergileri tekrar arttırılmış ve ithalat anlaşmalarının kaydedilmesi şartı koşulmuştur. Burada gümrük vergilerinin hükümetin gelir kaynağı olarak kullanıldığı görülmektedir. 1998-1999 yıllarında da dış ticarette özellikle örtülü dış ticaret engelleri açısından dış ticaret rejiminde tekrar sıkılaşma yaşanmıştır.

Özbekistan’da açık dış ticaret engelleri dışında geniş ölçüde örtülü dış ticaret engelleri de kullanılmaktadır. Bunlar çeşitli kalite kontrolleri, uluslararası fiyatlara uygunluk kontrolü, kaydetme şartları ve benzeridir.

Özbekistan’da dış ticaret rejiminin serbestleşmesi önünde en önemli engel ülkede uygulanan döviz kuru sistemidir. Bu konuya aşağıda daha ayrıntılı değinilecektir.

Diğer geçiş dönemi reformlarından olan özelleştirme Özbekistan’da diğer geçiş ekonomilerine göre daha yavaş seyretmiştir ve halen tamamlanmamıştır. Ancak hükümetin kontrol ettiği ve hisselerin sadece bir kısmı özel sektöre geçen işletmeler özel işletme olarak kabul edildiği için istatistiklerde özel sektörün payı olduğundan yüksek gözükmektedir. 1998 yılında toplam şirketler içerisinde özelleştirilen şirketlerin oranı %86 idi. Bunlar içerisinde toplam küçük çaplı şirketlerin içinde özel olanların oranı %93, orta çaplı şirketlerin içinde özel olanların oranı %76 ve büyük çaplı şirketlerin içinde özel olanların oranı %23’tü.[11]

Özbekistan’ın Kalkınma Stratejisi ve Araçları

Özbekistan’ın benimsediği temel ekonomik strateji, ihracat ve tarımdan sanayi ve diğer bazı sektörlere kaynak aktarma yoluyla sanayileşmek, stratejik olarak gördüğü bazı mallarda kendi kendine yeterliliğe ulaşmak ve “bebek sanayilerini” geliştirmektir.

Böylece kimi öncelikli sektörlerin geliştirme amacı tamamen ithal ikamesi iken, kimi sektörlerin geliştikçe dışarıya açılacakları ve ihracatçı sektörler olacakları düşünülmektedir. Buradaki ana sorun Özbekistan’ın sahip olduğu ekonomi yapısından hoşnut olmaması ve mevcut şartlarda dışarıya açılıp, karşılaştırmalı üstünlüklere sahip olan sektörlerin ekonomideki ağırlığını pekiştirmek istememesidir. Hammadde ağırlıklı bir ekonomi olan Özbekistan, bu durumu sürdürmek istememekte, hızla ekonomik yapısını değiştirmek, yani daha çok yarı mamul mal ve mamul mal üretimine kaymak istemektedir. Teorik serbest piyasa ekonomisinin bu anlamda sunduğu perspektifleri gerçekçi bulmayan Özbekistan yönetimi, Sovyet tipi ekonominin mirasından kurtulmanın o kadar kolay olmadığını ve hızlı serbestleşmenin ekonomiyi çöküntüye uğratacağı düşünmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ