GARP OCAKLARINDA TÜRK VARLIĞI

GARP OCAKLARINDA TÜRK VARLIĞI

I. Giriş

Kuzey Afrika’da XIX-XX. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin yüksek egemenliğindeki Cezayir, Tunus, Trablusgarp eyaletlerine verilen müşterek bir ad olarak “Garp Ocakları” veya “Magrip Ocakları” denilirdi. 3-4 asırlık bir uzun zaman süresinde Osmanlı-Türk teşkilat ve kültürü bu sayede Kuzey Afrika’da yayılmış ve geniş etkiler yaratmıştır.[1]

Ifrikıyye ve Magrip adlarıyla anılan Kuzey Afrika kıyılarındaki islam devletlerinin eski güçlerini kaybedip parçalanmaya yüz tutmaları XVI. yüzyılın başlarına rastlamaktadır. Aynı zamanda Portekiz ve İspanyolların batıdan, 1517’de Mısır’ın fethinden sonra, Osmanlıların doğudan siyasî, dinî ve ticarî rekabetler sonucu karşı-karşıya gelmişlerdir. Orta ve batı Akdeniz’de egemenlik kavgası, Osmanlı Devleti’nin Cezayir, Tunus ve Trablusgarp’ı fethiyle Osmanlılar lehine sonuçlanmış ve İspanyollar kaybetmiştir. İspanyolların, Afrika kıyılarını “yeniden fetih” projesi de akamete uğramıştır. Yerli müslüman halkların Türkler’i daveti ve onları kurtarıcı olarak karşılaması unutulamaz. Türk denizcisi Oruç Reis sayesinde ilk defa 1516’da Cezayir’e giren Türkler Yavuz Sultan Selim’in asker ve mühimmat desteğiyle burada İspanyollara üstün gelmişlerdir. Trablusgarp 1551’de, Tunus ise 1534’de ve 1569’da ki geçici fetihlerden sonra 1574’de nihaî olarak Osmanlı ülkelerine katılmıştır. Oruç ve Hızır Reis Cezayir’in, Koca Sinan Paşa ile Kılıç (Uluç) Ali Paşa Tunus’un, Turgut Reis ise Trablustgarp’ın Avrupa’da fatihleridir.[2]

Siyasî ve tarihi literatürde Garp Ocakları hakkında “eyalet, niyabet, emaret, cumhuriyet, krallık, barbar devletleri” gibi anlamlara gelen “régence, régency, barbary régencies, states of barbary, etats barbaresques, régence de Tunisie, régence de Tripoli, royaume d’Alger” gibi adlandırmalar kullanılmıştır. Osmanlı kaynaklarında ise; “Beylerbeyilik” terimi geçmektedir. Merkezden uzaklıkları, halkının bir kısmının göçebe oluşu, yöneticilere iç işlerinde yarı müstakil bir yönetim modelin sağlandığından başka, zamanla yöneticilerin seçimle işbaşına gelmeleri gibi nedenlerle bu adlandırmalar etkili olmuştur. Batı etkisiyle özellikle XIX. yüzyılda Osmanlı belgelerinde “Niyabet, emaret” terimlerine de rastlanmaktadır.[3]

Garp Ocakları Osmanlı egemenliğine girdikten sonra başlangıçta müşterek olarak idare edilmişlerdir. Sonra ayrı ayrı yönetim tarzları oluşmuş, Klasik Osmanlı eyalet teşkilatı kurulmuştur. Saliyâneli eyalet olarak doğrudan merkeze bağlıydılar. Daimi bir savaş alanı “Darülharb” bölgesinde bulunan bu denizaşırı eyaletlere yeniçeri askeri ve mühimmat (gemi, savaş malzemesi, kereste, yelken, zift vb) gönderilirdi. İdarî ve askerî otoritenin temsilcisi olan beylerbeyinin icra gücü, önce merkezden sonra, Anadolu’nun muhtelif yerlerinden, adalardan, az sayıda Rumeli’den devşirilip gönderilen Türk asıllı askerlerden oluşuyordu. Paşa Divanı, askerlerin kendi meselelerini görüşmek, çıkarlarını korumak için kurdukları “Ağa” veya “Yeniçeri Divanı” eyaletlerde üst seviyede danışma meclisleri niteliğindeydi. Paşa kapısı denilen eyalet beylerbeyinin resmi konağı, diğer eyalet vezirlerinin konakları gibi birçok görevliyi barındırıyordu. Hazineci, Mühürdar, Başağa, Yalı vekilharcı veya Tersane emini vb. gibi idarî, malî, bahrî birçok görevliler vardı. Garp ocakları birer deniz devleti olduğundan uzun sahillerin korunması, deniz savaşları için bahriyelilerin üst komutanları olan “Reis taifesi” yönetimde etkili idiler. Zamanla nüfuzları artan yeniçeriler ve leventler klasik beylerbeyilik sistemine son vererek her üç ülkeden farklı idareler teşekkül ettiler.[4] Garp ocaklarının en önemlisi ve ünlüsü “Cezayir-i Garp” veya “Sultan Cezayir” de denilen Cezayir di.

II. Yöntem

1. Osmanlı-Türk Yönetim Yapısı, Divan, Yerel Aileler

Osmanlı bürokratik yapılanması üç ocakta da süratle gerçekleşmiştir. İki kardeş Türk denizcisinin kurduğu Cezayir ocağı, 1525’te Cezayir’in kesin olarak zaptından sonra, Cezayir ve Cicelli Sultanı ilan edilen Hızır Reis’in Yavuz Sultan Selim’e bağlılık bildirmesi ve Osmanlı Devletinin bu bölgeye yönelik ilk resmî ve fiili siyasetinin başlangıcı olmuştur. 2000 asker, topçu kuvveti gönderilmesi ve Anadolu’dan gerektiği zaman gönüllü asker yazma müsaadesi verilmesi, hutbenin Osmanlı Sultanı adına okunması önemli gelişmelerdi. 1534’ten sonra üç yıl süre ile paşa gönderilmesi yeni bir dönemi başlattı. Paşalar devri 1659’a kadar sürdü. 1671’den itibaren önce reisler, sonra yeniçeriler arasından seçilen “Dayılar” devri başladı ve 1830’a kadar sürdü. Seçimi ocaklılar yapar, Osmanlı hükümranlığı yeni seçilen dayıya ferman ve hil’at göndererek görevini tasdik etmekle sürerdi. Cezayir dayıları bazen müstakil hükümdar gibi hareket ederlerdi. Yabancı devletlerle savaş, ayrı-ayrı antlaşmalar (barış, ticaret, seyr-ü sefayin) yapmak imkanını buldular. Akdeniz’de Osmanlı Devleti’nin deniz savaşlarına bütün Garp Ocakları donanmaları XIX. yüzyıl başlarına kadar muntazaman katıldılar, 1827 Navarin savaşında Mısır gibi Tunus donanması da mevcuttu ve yakıldı. Başlangıç’ta yıllık “seneviyye” olarak gönderilen vergi, zamanla padişah cülûslarında hediye şekline dönüştü.[5]

Tunus ocağı başlangıçta 1574’ten itibaren beylerbeyiler egemen oldular ise de, yeniçerilerin isyanı sonucu 1594’ten sonra üç yıl ile dayı seçimi yöntemi başladı. Seçim zamanla irsi intikal eder halî bazen dayılar irsi olarak görevi aynı aileden kişilere devrettiler. Osmanlı otoritesinin temsilcisi beylerbeyi, dayı ve askeri kumandan olan vatan beyi mücadelesi epey zaman yönetimde sorunlar yarattı. Yeniçeriler ile yerli annelerden doğan Kuloğulları Tunus’ta birbirini takip eden iki aile olarak Tunus’u yönettiler. Zamanla dayı, beylerbeyi, emirü’l-evtan görevi paşa ünvanıyla aynı kişinin şahsında toplandı. 1631-1702 yılları arasında Muradîler, 1705-1881 (aile 1957’ye kadar Tunus’ta egemenlik sürdü) Hüseynîler irsi birer hanedan olarak Tunus’u Osmanlı Devleti’ne bağlı, içlerinde serbest olarak idare ettiler.[6]

Trablusgarp’ta ise, 1551’den 1609’a kadar merkezden tayin edilen beylerbeyiler dirayetli bir yönetim kurarlar. 1609’da yeniçerilerin isyanı sonucu kendi aralarında seçtikleri bir kişiyi dayı yaparlar. Dayı-beylerbeyi olarak İstanbul tarafından onaylanır. Dayılık-beylerbeylik rejimi 1711 yılına kadar sürmüştür. 1711’de Karamanlı Ahmet Paşa ile birilikte kuloğlu soyundan yerel bir hanedan işbaşına geçmiştir. 1855’e kadar süren dönemde irsen her paşanın ölümünde, yenisi ulemanın görüşü, halkın tasvibi alınarak askerler tarafından seçilmiş ve bu seçim Padişah tarafından tasdik edilmiş, tevcih fermanı, hil’at ve hediyeler gönderilmiştir. 1830’da Cezayir Fransa tarafından işgal edildiği zaman, Osmanlı hükümeti Doğu Akdeniz’de tutunabilmek için, Kuzey Afrika’daki egemenliğini güçlendirmeyi hayati bir zaruret olarak görmüş ve süratli bir askeri hareketle 1835’te Karamanlı ailesinin yönetimine son vermiştir. 1855-1911 arasında Trablusgarp merkeze bağlı bir vilayet olarak yönetilmiştir. Ancak XIX. yüzyılın sonlarına doğru İtalyan kolonisi ve İtalyan kültür, eğitim, ticaret kuruluşları Trablusgarp’ta artmıştır.[7]

Garp ocaklarının başkenti olan Cezayir, Tunus ve Trablusgarp kentlerinde Türkçe kasaba sözünden bozma “kasbah” semtleri mevcut olup, Türk döneminde beylerbeyi dayı sarayları veya paşa kapısı yani hükümet sarayı buralarda veya yakınında bulunurdu. Görkemli beylerbeyi veya dayı sarayı, büyük, ihtişamlı binalar olup, Divan burada toplanırdı. Üst düzey yöneticilerin katıldığı (hazine önemli bir makamdı) toplantılar burada yapılır, beylerbeyi adaleti icra ederdi. Paşanın haremi de genelde bu saraya yakın yerde olurdu. Cezayir’de Cenina Sarayı, Tunus’ta Bardo Sarayı, Trablusgarp’ta Kasbah mahallesindeki saray aynı işlevi gören mekanlar di. Bürokratik ve askeri terim ve deyimler tamamen Türkçe’ydi. Kahya, Tersane Emini, Atlar hocası, Haznedar, Vekilharç, Müfti, beylerbeyi divaninin üyeleriydi. Yeniçeri Ağası, Levent Reisleri, bölükbaşı, mahalle ağası, sipahi ağası askeri ocakta ve divanda bulunan üst düzey görevlilerdi.[8]

Katipler sınıfı gerek bürokraside ve gerekse askeri ocaklarda iyi yetişmiş, Türkçe ve Arapça’ya aşina, şiir, edebiyat, musiki ile de ülfeti olan kültürlü insanlardı. Bürokratik gelişmede katip sınıfının önemini vurgulamak gerekmektedir. Gelirlerin toplanması, asker alımı kayıtları, maaş defterleri, Türkçe tutulurdu. Katipler Osmanlı bürokratik yazışma usullerine ve farklı yazı türlerine (divanî siyakat v. b.) egemendiler.[9]

Garp ocaklarında kurulan Osmanlı yönetimleri, güveni, düzeni, emniyeti sağladığından, halk huzur buldu ve ekonomik gelişmeyi ve ilerlemeyi refahı sağladı. Çeşitli esnaf erbabının kalkınmasını ve gelişmesini temin etti. Başkentler mekan olarak büyüdü.[10]

Garp ocaklarında Türk yönetiminin Beylerbeyi-dayı, yeniçeri-levent ikilisinden sonra, üçüncü unsuru müfti-kadı gibi dinî, kazaî merciydi. Garp ocaklarının Arap Berberî kökenli halkı Malikî mezhebine. mensuptular. Osmanlıların Kuzey Afrika eyaletlerinde varlığıyla birlikte Hanefîlik, resmen ön plana geçti. Osmanlı bürokratları askerleri, ulema sınıfı, tüccarlar, Türk aileleri Hanefî mezhebine ve hukukuna göre yaşamlarını sürdürdüler. Garp Ocakları halkından arzusuna göre Hanefî mezhebine geçenler de olmuştur. Kural olarak, islamiyeti kabul eden Hristiyanlar Hanefî mezhebine sâlik oluyorlardı. Hanefî tarzı gelenek ve yaşam tarzı dolayısıyla Türkler ihtiyaçları olan cami, mescid, medrese, sıbyan, okul, tekke, vakıf gibi sosyal kurumları ihtiyaçları ölçüsünde kurdular ve yaşattılar. Hanefî ve Malikî müftileri din ve kazaî otoriteler olup, protokolde Hanefî müftisi “şeyhülislam” adıyla daha ilerideydi. Nitekim Tunus’ta Hanefî Başmüfti aynı zamanda şeyhülislamdı. Hanefî ve Malikî din ulemasına aynı değerde saygı gösterilirdi. Ocakların gelirleri ve deniz seferlerinde elde edilen ganimetler sadece Türklerin, kısaca mutlu azınlığın tasarrufunda bulunmaz, ulemaya, medreselere, tasavvuf erbabına, tarikatlara da belli oranlarda bölüştürülürdü. Dolayısıyla geniş toplum kesimleri ile gelir ve kazançta bir paylaşım söz konusuydu. Osmanlı yönetiminin Kuzey Afrika’da uzun yüzyıllar kalmasının sırlarından biri bu gerçektir.[11]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ