GAGAUZLARIN TARİHİ

GAGAUZLARIN TARİHİ

Gagauzların Kökeniyle İlgili Görüşler

Gagauz adına tarihî kaynaklarda ancak 19. yüzyılın başlarında rastlamaktayız. Tabiidir ki, bu Türk halkının tarihini yalnız son iki yüzyıldan ibaret sayamayız. Bu tarihten önce, kendilerine ait yazılı tarihî bilgilerin bulunmaması, hatta diğer milletlerin kaynaklarında da bu halktan bahsedilmemesi onların etnik yapısının ne zaman oluştuğu meselesinde çeşitli görüşlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu küçük halkın tarihini yazabilmek için önce bu görüşleri bir özetlemek gerekir.

Gagauzların Bulgar asıllı oldukları görüşü değişik kişiler tarafından uzun zaman savunulmuştur. Osmanlı Devleti’nin milliyet esasına dayanmaması ve onların da Hıristiyan olmaları sebebiyle hep diğer Hıristiyan milletler gibi muamele görmüşlerdir. Bu yüzden de Balkan Yarımadası’nda çok da önemli bir yer tutmayan Gagauzlar Osmanlılar devrinde dinleri ve benzer gelenekleri öne sürülerek bir taraftan Bulgarlar tarafından, kullandıkları Ortodoks kiliseye ait dinî terminolojinin kısmen Rumca olması sebebiyle de Yunanlılar tarafından sahiplenilmek ve temsil edilmek istenmişlerdir. Bunda, uzun asırlar boyunca Bulgaristan’da yaşayan Gagauzların doğu kısmının Bulgar kilisesine, batı kısmının Yunan kilisesine bağlı kalmasının da rolü olmuştur. Bu devirlerde Osmanlıların kendilerine Türk demedikleri gibi, Gagauzlar da kendilerine Türk, dillerine Gagauzca veya Türkçe dememişler, fakat her ikisi de bir yabancıyla karşılaştıklarında “Türkçe anlıyor musun?” diyerek dillerinin Türkçe olduğunu beyan etmişlerdir.

Bulgar tarihçileri İvanov, Zanetov, Zaşuk ve Titorov Gagauzların Bulgar olduklarını ve dillerini kaybetmelerine rağmen dinlerini koruduklarını iddia etmişlerdir. 1864 yılında yayımladığı çalışmasında “Bulgar Gagauzları” ismini kullanan İvanov’a göre, “Bulgaristan’dan Besarabya’ya giden göçmenler arasında çok sayıda Türkçe ve Romence konuşanlar da vardı. Fakat Bulgar Gagauzları olarak isimlendirilenlerin ana dilleri Bulgarca imiş, memleketlerini terk etmeye götüren şartlar burada da etkili olmuş ve Bulgarcanın yerine Türkçenin geçmesine sebep olmuştur”. Bu görüşünü daha sonraki çalışmalarında da tekrarlayan İvanov, Gagauzların Bulgar kökenli olduklarına delil olarak, gelenek, görenek ve yaşayış tarzlarının Bulgarlarınkiyle aynılık göstermesini, kendilerinin de itiraf ettiği gibi temiz Bulgar olmalarını, dedelerinin ve babalarının Bulgarca konuştuklarını hatırlamaları göstermektedir.

Gagauzların Bulgar kökenli olduğunu iddia eden Mutafciyev’e göre ise Bulgarlar, Osmanlıların baskı ve zulmü altında zorla dillerini değiştirmeye mecbur kalırken, Deliorman bölgesinde yaşayan Bulgarlar da hem dillerini hem de dinlerini değiştirmek zorunda kalmışlardır. Marinov ise daha da ileri giderek, bugünkü Bulgaristan’da yaşayan Türklerin ve Gagauzların Türk olmadıklarını, OsmanlIların Kuzey Bulgaristan’ı fethettikten sonra, eski köklü Bulgar nüfusunun bir kısmını imha ettiğini, bir kısmını sürdüğünü, geri kalanları da zorla Türkleştirdiklerini iddia etmiştir. Bu eserde, Gagauzların aslen Türk olmayıp silâh zoruyla Türkleştirildikleri de ileri sürülmüş, hatta Gagauzun Türkçe konuşan Bulgar olduğu tezi işlenmiştir.

Son yıllarda Gagauzlarla ilgili bir kitap yayınlayan İvan Gradeşliev bu çalışmasının başından sonuna kadar Gagauzların Bulgar halkının bir parçası olduğunu, dillerini unutarak Türkçe konuştuklarını ispatlamaya çalışmıştır. Gradeşliev’in hocası Emil Boev’in de benzer görüşleri vardır.

Âdeta bu iddialara cevap veren Manov’un değerlendirmesine göre, Gagauzlar kendi milliyetlerinde güçlü bir şekilde ısrar etmektedirler. Balkanlarda Gagauz köylerine yerleşen Bulgar aileleri, Gagauzları Bulgarlaştıracakları yerde kendileri Gagauzlaşmışlardır. Hatta Gagauz köylerindeki Bulgar öğretmenler, Bulgarca öğretecekleri yerde, Gagauzların ahlâk ve törelerini de benimseyerek kendileri Türkçe öğrenmişlerdir. Böylece Gagauzlaşan bu Bulgar aileleri, bazı kişilerin Gagauzların kökence Bulgar oldukları, sonradan dillerini unuttukları biçiminde birtakım düşünceler ortaya atmalarına sebep olmuştur. Oysa, gerçekte bu gibiler, Gagauzlarca asimile edilmiş Bulgar aileleridir.

Jireçek de Gagauzlarla Bulgar ve Yunanlıların fiziksel olarak birbirlerine hiç benzemediklerini; Gagauzların ufak tefek, balık etinde, geniş sert kafalı, kısa boyunlu, güçlü kollu, iri bacaklı, kara gözlü, siyah saçlı ve esmer tenli insanlar olduklarını; genç kızların gözlerinde özel bir ateşin parladığını, yaşlı kadınların iri kalçalarına hep beyaz, mavi nakışlı geniş şalvarlar giydiklerini; ancak, şurada burada başka unsurlarla karışmış olanların parlak Bulgar saçlı ya da Yunan profilli olduklarını belirtir.

Miletiç, Gagauzlar arasında yaptığı araştırmalar sonucu onları ikiye ayırır. Bunların bir kısmı kendini Bulgar sayar ve Bulgar kızlarıyla evlenir, ev hayatında, gelenek-görenek ve türkülerinde Bulgarlardan ayırt edilmezler. İkinci grup ise “Asıl Gagauzlar” veya “Sahil Gagauzları”dır. Bunlar kendilerini Bulgarlardan uzak tutarlar ve Yunanlılara daha yakın dururlar.

Prof. Dr. Mustafa ARGUNŞAH

Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi /Türkiye

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ