FENER RUM ORTODOKS PATRİKHANESİ’NİN SİYASİ FAALİYETLERİ

FENER RUM ORTODOKS PATRİKHANESİ’NİN SİYASİ FAALİYETLERİ

Hz. İsa’nın Filistin’de tebliğ etmeye başlamasıyla ortaya çıkan Hıristiyanlık, 380 yılında bütün İmparatorluğun resmî dini oldu. Kadıköy Konsili’nde 451 yılında bu durum teyit edildi. VI. yüzyılın başlarında İstanbul Piskoposu’nun resmî adının Yeni Roma Başpiskoposu (Patrik) olarak kabul edilmesine Papa I. Grigorios karşı çıkarak protesto etti.

Bizans’ta 717-775 yılları arasında baş gösteren “tasvir kırıcılık hareketi” Roma ile yeni anlaşmazlıklara sebep oldu. 1054 yılında Rusya’nın İstanbul Patrikliği’ne bağlanmasıyla Papa ve Patrik karşılıklı olarak birbirlerini aforoz ettiler ve böylece iki kilise tamamen ayrıldı. Papalık IV. Haçlı Seferi’yle İstanbul işgal edilince 1204 yılında, İstanbul Patrikliği İznik’e taşındı. İstanbul, 1261 yılında Latinlerin terk etmelerinden sonra tekrar Patrikhane’nin merkezi haline getirildi.

Bütün bunlara rağmen Doğu ve Batı Kiliselerinin birleşmeleri zaman zaman ele alındığı hâlde, mezhepler arası nefretten dolayı başarı sağlanamadı. Osmanlı Türklerinin Balkanlar’daki ilerlemesinden çekinen İmparator VIII. loannes, Papa’dan yardım istediği zaman, kiliselerin birleştirilmesi şartıyla karşılaştı. Patrikhane’nin itirazına rağmen İmparator, 1439’da kiliselerin birleştirilmesini kabul etti. Karara Patrikhane ve diğer Doğu Kiliseleri karşı çıkarak, 1443’te Kudüs’te yaptıkları toplantıda bunu tamamen geçersiz saydılar. Türk tehlikesi arttıkça sık sık ortaya atılan kiliselerin birleştirilmesi düşüncesi, son Bizans imparatoru XI. Konstantinos tarafından da kabul gördü. Hatta 1452 yılında Ayasofya’da Katolik usûllerine göre âyin dahi yapıldı. Fakat Patrik II. Anastosios buna tepki göstererek istifa etti.[1]

II. Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra Katolikler’in baskısı altındaki Ortodoksluğu yeniden hayata döndürdü.[2] Katolikler ile birleşme planları yapan Bizans İmparatoru’nu protesto eden din adamlarının başında Papaz Gennadios da bulunuyordu.[3] I. Anasatasios’un istifasıyla boşalan Patriklik makamına Fatih’in, fetihten sonra yeni bir Patriğin seçilmesini emretmesi[4] üzerine Georgios Kurtesios Skolarios, Sen Sinod tarafından metropolitlikten patrikliğe yükseltildikten sonra Fatih’in huzuruna getirilerek, Patriklik alâmetleri verildi ve II. Gennadios adıyla Patrik olarak görevlendirildi.[5] Yeni dönemde Fatih Sultan Mehmet tarafından Patrik ve dolayısıyla Patrikhane’ye geniş yetkiler verildiği belirtilmekle birlikte[6] daha da ileri gidilerek Patrikhane’nin tamamen özerk bir duruma getirildiği de ifade edilmektedir.[7]

Kanuni Sultan Süleyman zamanında Patrikhane, Devletin gücünden aldığı destekle etkisini Ortodoks Dünyası’nın diğer patrikleri üzerinde de hissettirmeye başladı ve I. Yeremiyos, Patrikler üstü bir sıfatla Kıbrıs ve İskenderiye’yi, hatta Venedik’i ziyaret ederek, Patrikhane’nin nüfuzunu öne çıkarmaya çalıştı.[8] Yetkileri arttırılan Patrik, Bosna’da yaşayan Kotoliklerden dahi vergi toplayabiliyordu. Ancak patriklerin sonradan bu hususu istismar etmeleri ve cemaatın bundan dolayı devlete olan güvenlerinin sarsılacağından endişe duyulduğu için bu yetki 1597 yılında kaldırıldı.[9]

1637 yılında tekrar Patrikliğe getirilen I. Kirillos, yaptığı çalışmalar ile Osmanlı Devleti topraklarında Katoliklere hareket imkânına fırsat vermediğinden dolayı, Katolik dünyasının tamamen nefretini kazanmıştı. Bundan dolayı Fransa’nın etkisiyle I. Kirillos, 1638 yılında yeniçeriler tarafından boğularak öldürüldü.[10] Yerine geçen II. Kirillos ise, Papa VIII. Urban’a sadakat yemini edince Sen Sinod’un tavsiyesi ile azledilerek, 1639’da Kuzey Afrika’ya sürüldü.[11]

Köprülü Mehmet Paşa zamanında İstanbul’da meydana gelen yağma olaylarını Yeniçeri kıyafeti giyen Rumların gerçekleştirdikleri ve kullanılan kıyafetlerin Patrikhanede muhafaza edildiği belirlendi.[12] Ayrıca Patrik III. Parthenios, Eflak Voyvodası Kostantin’i isyan etmesi yönünde kışkırttığını da bizzat kabul edince, 1657 yılında IV. Mehmet’in emriyle Parmakkapı’da idam edildi.[13]

A. Sultan II. Mahmut Dönemi

1. II. Mahmut’un Reform Çabaları ve Patrikhane

A. Patrik V. Grigorios’un İdamı ve Tepkiler

Osmanlı Devleti’nde yaptığı reformlardan dolayı adlî mahlasıyla da anılan Sultan II. Mahmut, 1808 yılında tahta geçtikten sonra,[14] düşüncelerini hayata geçirmek istediğinde, bunların özellikle Rumların önde gelenleri tarafından engellenmeye çalışıldığını fark etti. Ayrıca bu kışkırtıcı ve muhaliflerin pek çoğu Rusya’da eğitilmişler ve şimdi de casus ve propagandacı olarak faaliyet göstermekteydiler.[15] Bunun önüne geçmek isteyen Sultan II. Mahmut’un Patrikhane’nin faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmek için muhbirler kullanmak da dahil olmak üzere tedbirlerini arttırdı.[16] Bu önlemler alınırken Patrikhane’nin olağan işleyişine kesin olarak müdahale edilmiyordu ve VII. Kirillos’un yerine, daha önce 1808 yılında Sırpların başkaldırmalarında etkili olduğu gerekçesiyle görevinden uzaklaştırılan,[17] V. Grigorios 1818 yılında üçüncü defa tekrar Patrik olarak görevlendirildi.[18] Yeni Patriğin göreve başlaması dolayısıyla Bâbıâli, uyarılarını yineleyerek tedbirlerini devam ettirdi. Buna rağmen olumsuz faaliyette bulunmaktan geri durmayan Patrik V. Grigorios da fesat faaliyetlerine devam ettiğinden, Fenerli Rumlar ve Filiki Eterya Cemiyeti üyeleriyle işbirliği ve Eflak-Mora isyanlarıyla ilgisi tespit edilmesi üzerine paskalya günü görevinden uzaklaştırıldı. Bundan sonra II. Mahmut’un emri ile 1821 yılında V.Grigorios, Patrikhanenin orta kapısında ve isyan ile yakından ilgileri olduğu belirlenen Kayseri, Edremit ve Tarabya Metropolitleri de Balık Pazarı, Kaşıkçılar Hanı ve Parmakkapı’da asılarak infaz edildiler.[19] Ayrıca yine isyanla ilgisi olan ve Edirne’de bulunan eski Patrik Kirillos ve onunla birlikte fesada karışan Rumlar’dan bazılarının da idamları gerçekleştirildi.[20] İnfazın delillerinden kabul edilen mektuptan Rus Elçisi General İgnatiyef’in hatıralarında; Patrikhane ve Rum âsiler ile bunlara destek veren Rusya, İngiltere ve Fransa gibi devletlerin ilişkileri açıkça belirtilmiş olup, mektubun müsveddesini Patrik Yermanos’un kendisi Elçi İgnatyef’e okumuştur.[21] Patrikhane çalışanları ve Rumlar, yaptıklarının farkında oldukları için sükûnetlerini muhafaza ettiler. Sultan II. Mahmut bu durum karşısında; “Rum milletini anlamak mümkün değil, hiç telaşlanmıyorlar” diyerek hayretini gizleyememiştir.[22]

Nitekim özellikle Rusya’nın Ortodoksları himaye etmesi, Rumları Osmanlı aleyhinde hareket etmekte cesaretlendiriyordu. Rusya, Temmuz 1821 yılında Bâbıâli’den Ortodokslar’ın durumlarının iyileştirilmesini istedi. Beklentilerine cevap alamayan Rus elçisi, Osmanlı Devleti’ni protesto ederek İstanbul’dan ayrıldı. Rus elçisi Rusya’ya döndükten sonra Çarın emri ile Odesa’da, idam edilen Patrik V. Grigorios anısına 29 Haziran 1821 yılında bir tören düzenlendi. Bir iddiaya göre patrik idam edildikten sonra ibret-i âlem için üç gün asıldığı yerde kalmıştır. Diğer bir iddiaya göre ise, Patriğin cesedi asıldığı yerden Yahudiler tarafından alınarak sokaklarda sürüklenerek denize atılmış ve Rumlar, cesedi denizden çıkararak Odesa’ya götürmüşlerdir.[23] Papa ve diğer Avrupa Devletleri, Patriğin idam edilmesini protesto ettiler. Fakat en sert tepkiyi her zaman olduğu gibi Rusya gösterdi.[24]

B. Bâbıâli’nin Patrikhaneyi Denetim Altında Tutmak İstemesi

Alınan bütün tedbirler ve uygulamalara rağmen Patrikhane’nin devlet aleyhindeki faaliyetlerinin önüne geçilemediğinden dolayı Salih Paşa’nın Sadareti (1822) zamanında da Arnavutköy Başpapazı ve 11 Rum daha idam edildi.[25] Bu arada Türk topraklarında yakalanan casusların verdiği ifadelerden elde edilen deliller nedeniyle başta Rumlar olmak üzere müslim ve gayrimüslim hiç kimsenin tezkeresiz seyahat etmesine izin verilmemesi emri yinelendi.[26]

Patrik II. Evgenios’un ölümünden sonra Temmuz 1822 yılında patrikliğe tayin edilen III. Anthimos zamanında da Patrikhane’nin gayrimeşru faaliyetlerinin devam ettiği görülmektedir. Sultan II. Mahmut’un uyarılarına rağmen metropolit tayinlerinde rüşvet aldığı sâbit görülen Patrik III. Anthimos, 1821 yılında Mora isyanı ile ilgisinden dolayı zindana atılması[27] da göz önünde bulundurularak görevinden uzaklaştırıldı.[28]

Bâbıâli, Patrik vasıtasıyla Ortodokslar üzerinde nüfuzunu tesis etmeye çalışıyordu. Devlet aleyhine faaliyet gösteren Patrik ve ruhanîleri cemaat aracılığıyla denetim altında tutmak amacıyla Rum milleti kimi seçerse onu atayacağını ve Patriğin yapacaklarından bütün Ortodokslar’ın sorumlu olacaklarını belirterek, Serez Metropoliti Hrisanthos’u Patrik olarak atadı.[29] Anthimos örneği de gösteriyor ki, Rum din adamları devlete karşı olan faaliyetlerinden zindanlarda yatma pahasına da olsa, geri kalmıyorlardı. Bundan sonra da mümkün olduğu kadar Rum isyanını önlemek için, âsilerin ellerinden alınan silahlar İstanbul’da toplanmaya çal ışıl ıyordu.[30]

Rumların devlete karşı faaliyetleri çoğaldıkça, devletin aldığı karşı tedbirler ağırlaştırılarak, arttırılıyordu. Buna paralel olarak da Avrupa Devletlerinin, Osmanlı Devleti’ne karşı baskıları da yoğunlaşıyordu. Baskılar karşısında bunalan Sultan II. Mahmut, 9 Haziran 1827 tarihinde bir avuç çapulcuyla masaya oturamayacağını ve devletin bekâsı için gerekeni yapacağını açıkladı.[31]

Sultanın tedbirlerine bağlı olarak fesada karışmış bazı Fenerli Rumlar, Anadolu’ya sürüldü, Bununla güç kaynaklarının kurutulmaya başlandığını fark eden Patrik Agathangelos, Bâbıâli’den ileri gelen elli kişinin affedilmesini istedi.[32] Sultan Mahmut, bu isteği reddederek suçluların cezasız kalmayacağını ortaya koyarken, diğer taraftan da yayınladığı “Adalet Fermanı” ile saltanatın, dehşet değil, merhamet kaynağı olduğunu belirtti.[33]

Patrikhane’nin çabalarından ve Yunanistan’ın bağımsızlığından cesaret alan Rumların başıbozuk hareketleri daha da arttı. Bunda metropolit ve piskoposların büyük etkisi vardı. Patrik I. Konstantinos, bunları denetim altına alabilmek için metropolit ve piskoposların adlarının yer aldığı listeyi[34] Bâbıâli’ye göndererek, asayişin sağlanması için işbirliği yapacağını belirtme gereğini duydu.[35] Patrikhane ile Bâbıâli arasında başlayan bu yeni süreçte, Bâbıâli’nin gösterdiği yapıcı tavrı, bu defa Patrik Konstantinos da göstermeye çalışıyordu. Bu sırada 1833 yılında meydana gelen Beyoğlu yangınında çok sayıda Rum’un zarar görmesi[36] üzerine bunların zararlarının karşılanması için Sultan’ın ihsanda bulunması ve evleri tamamen yananların uygun mahallere yerleştirilmesi için alınan kararlardan dolayı Patrik teşekkürlerini bildirdi.[37]

C. Bâbıâli ve Patrikhanenin Karşılıklı Güven Tesis Etme Çabaları

Patrikhane ile Bâbıâli arasında başlayan bu olumlu süreç bazı metropolit ve piskoposlar tarafından istismar edilmeye başlandı. Bundan dolayı yeni Patrik atanan VI. Grigorios’a, konu ile ilgili iki yıl önce Patrikhaneye gönderilen irâde hatırlatılarak metropolitlerle ilişkileri ve asayişle ilgili hususlarda dikkat etmesi gereken yetki ve sorumlulukları hatırlatılarak bir daha dikkati çekildi.[38] Ayrıca patriğe kurallar içerisinde hareket serbestliğine sahip olduğu ve böyle davrandığı takdirde Bâbıâli’nin desteğinin kendisiyle beraber olacağı belirtildi. Patrik, kendisine tanınan serbestlikten bahseden buyrulduyu alınca teşekkür ederek, Rumların artık fesada bulaşmalarına izin vermeyeceğini bildirdi. Bütün bunlara rağmen Patrikhane’nin, Avrupa devletleri ile münasebetlerde bulunması Bâbıâli’de sürekli bir tedirginlik oluşturuyordu. Bundan dolayı Patrikhane’nin, Bâbıâli’ye sadakatini artırmak için Patriğe at hediye edilmesi ve böyle bir hareketin aynı zamanda Avrupa kamuoyunda da olumlu etkileri olabileceği gündeme geldi. Bâbıâli’nin bütün iyi niyetlerine rağmen Patrikhane, özellikle cismanî meclis vasıtasıyla imtiyazlarını istismar ederek devlet aleyhindeki faaliyetlerine devam etmekten geri kalmadı.[39]

B. Tanzimat ve Islahat Fermanları Dönemi

1. Tanzimat Fermanı Dönemi’nde Patrikhane

Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839 tarihinde Padişah, ulema, ümera ve ruhanîler önünde ilân edildiğinde, genel bir memnuniyetsizlik vardı. En fazla rahatsız olanların başında Rum Patriği geliyordu. Çünkü cemaatı üzerinde, nüfuzunun azalacağı endişesini taşıyordu. Bununla beraber Batılı Devletler, Osmanlı Devleti’nin içişlerine daha kolay müdahale edebileceklerinden fermandan memnun kaldılar da denilebilir.[40]

Tanzimat Fermanı ilân edildiğinde Patriklik görevinde VI. Grigorios bulunuyordu. Haziran 1840’da Patrikliğe seçilen IV. Anthimos’un, cemaatın şikayetiyle Patrikhane’nin mâlî işlerinden sorumlu Logofet ile birlikte yolsuzluklarının yanında Fenerli bazı Rumların Patrikhaneye müdahale ettikleri tespit edildiğinden Patrik ve Logofet’in azline karar verilirken, Logofetlik de kaldırıldı.[41] Fakat daha sonra ihtiyaca binaen Patrikhane’nin isteği üzerine Logofetlik tekrar tesis edildi.[42]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ