ESKİ TÜRK DEVRİNDEKİ KIRGIZ ETNİK İSİMLERİ

ESKİ TÜRK DEVRİNDEKİ KIRGIZ ETNİK İSİMLERİ

Bir milletin tarihini öğrenmek için adbiliminin verilerinden faydalanmak gerekir. Tarih araştırmalarında özellikle yer adları (toponomi) ve kavim adları (etnonim) bir halkın iskan tarihini ve etnik tabakalanma tarihini öğrenmede önemli bir araç görevini üstlenir. Türklerin tarih sahnesine çıkması M.Ö. 2000’li yıllardan itibaren izlenebilmektedir. Derin bir tarihi geçmişi olan Türklerin çok geniş bir coğrafi alana yayıldıkları gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Böylesine bir tarihi derinliği ve coğrafi genişliğe sahip bir milletin tarihini araştırmak da bir hayli zordur. Türkler uzun tarihleri boyunca önceleri batıdan doğuya, sonraları doğudan güneye ve daha çok da batıya göç etmişlerdir. Türklerin soy kökünde bulunan boy, urug, kabile, kavim isimlerinin birçoğu ortaktır. Bu ortaklık Türk milletinin başlangıç dönemlerini aydınlatacak olan etnik isimlendirmelerdir. Kırgız Türklerinin birleşiminde önemli rol oynayan boylar, diğer Türk kavimlerinin de oluşumunda öne çıkmışlardır. Bu makalede Eski Türklerden beri bilinmekte olan ve aynı zamanda Kırgız Türklerinin birleşiminde de yer alan bazı etnik isimlerin kökeni üzerinde durulacaktır.

On-Ok

Kuşçu soyunun içindeki kabilelerden biridir. Bu etnik ismin VIII. asırdan itibaren bilindiğini eski yazıtlardan görebilmekteyiz. “On+Ok” = on kabile, on boy, on millet’ anlamını verir. Mesela, Oğuz = ok (z)+uz; oğuz < oq ~ og “ok, kavim” + uz; -z çoğul anlamını bildiren Eski Türkçe ektir. “Oğuz”-erken Orta Çağ’daki Türk boylarından biridir.

“On-Ok” etnik ismi hakkında bilgiler şimdiki Moğolistan’daki Köl-tigin anıtında (VIII. asır) bulunmaktadır. Bu etnik isim 1916 yılında Danimarkalı bilim adamı V. Thomsen tarafından incelenmiştir (bk. Klyaştornıy, 1964, 122. s.). “On-Ok budun”un (on oktan, ok boydan kurulmuş millet, halk) Batı Türk Kağanatı (581-746 yılları) halkının temeli olduğu malumdur. Gerçekten de 635 yılındaki yazıtlara göre Batı Göktürk Kağanlığı’nda “beş Nuşibi soyu” ve “beş Dulular soyu”nun kendilerini yönetme hakkı olmuştur. Hükümdarları “şad” unvanını alarak hakimiyetlerinin sembolü olan özel oklara sahip olmuşlardır (bk. Ataniyazov, 1988, 93. s.). Şad kelimesi “üst düzey yönetici” anlamına gelir. Ayrıca “kağanın yardımcısı”, “taht mirasçısı”nı ifade etmektedir. Şad sembolünü taşıyanlar üst düzey askeri ve yöneticilik görevinde bulunmaktaydılar. On-Ok boyunun hakimiyeti çok geniş bölgeye yayılıp, merkezi Suyab şehri (Çuy vadisindeki eski Ak-Beşim) idi. Kültegin’in anıtında “On-Ok halkından (benim) oğlum, Türgiş kağanından damgacı, Oğuz Bilge damgacı geldi” şeklinde ifadeler bulunmaktadır (bk. Orhun-Yenisey metinleri, 1988, 67. s.). Çin kaynaklarında (Tan Hanedanının yazılı kaynakları, VII-X. yüzyıllar) kuvvetlenmekte olan Uygurların baskısından dolayı Karlukların, Su-e (Suyab), Dan-lo-sı (Talas) bölgelerinde yaşayan “On-Oklar”ın yanına çekildiği yazılmıştır (bk. Zuev,1960, 105. s.). Bu dönem VIII. asrın ilk yarısı olmalıdır. Çünkü, Karlukların Kırgızlarla beraber Uygurlara karşı koalisyon oluşturdukları bilinmektedir. Demek ki, buradan Kırgızların bazılarının On-Ok boyunun sınırlarına yakın yaşadıklarını çıkartabiliriz.

Bu etnik boy adının paralelleri başka Türk halklarında rastlanmamaktadır. On-Oklar Kırgızların içine büyük ihtimalle Batı Göktürk Kağanlığı yıkıldıktan sonra girmiştir.

Otuz-Uul (Otuz Oğul)

Sağ ve sol kanat Kırgız boylarının genel ismidir. İçkilikler (Bulgaçlar) kabilesinden olan sağ ve sol kanat Kırgızlara böyle bir isim verilmektedir. Otuz-Uul-Buğu, Çekir, Sayak boylarından oluşan kavim ismi olarak bilinmektedir. Ayrıca Isık-Göl ilinin Aksu ilçesindeki bir köyün ismi de Otuz-Uul’dur. Bu etnonimin benzeri “Otuz Oğlan” şeklinde Talas’ta bulunan (VI-X. asırlarda) Eski Türk Runik yazıtlarında da mevcuttur. G. F. Miller’in çalışmalarında Güney Sibirya’daki “Otus” bölgesinin ismi birkaç kez geçmektedir. Bunun dışında, aslı Kırgızlara çok yakın olduğu ispatlanan Sarı Uygurlarda da “Oğlan” kabilesi hâlâ vardır (bk. Malov, 1957, 81. s.). XV. asırda yazılan “Şecere-ül-Etrak” (“Türklerin seceresi”) isimli kaynakta Kırgızların 40 Moğol kızından, “Otuz-Oğul”’un (Otuz-Uul) da onların 30 çocuğundan türediği yazılmıştır (bk. Karaev, 1994, 35. s.). Seyfeddin Ahsıkend’in “Mecmuat-Tevarih’inde” (XVI. asır) Otuz-Uul, Salusbek Bul (a) gaçi Ak Uul’un çocukları olarak gösterilmiştir. Tarihi kaynaklarda Adigine, Munguş, Kara Bagış, Tagay Bahadır’ın da Otuz-Uul soyundan olduğu yazılmıştır (bk. MİKK, 1973, 208-209. s.). Tabii ki, yukarıdaki secerede adı geçen Adigine, Munguş, Kara Bagış, Tagay Bahadır ve diğerlerine İslam dinini resmi şekilde kabul eden Kırgız boylarının temsilcileri olarak bakmak lazım. S. M. Abramzon XVI. asırdan sonra sol kanat Kırgız boylarının Otuz-Uul’un soyu olarak bilinmeye başladığını belirtmiştir (bk. Abramzon, 1990, 38. s.). K. Seydakmatov “Otuz-Uul” teriminin Kırgızların kabilelik yapısından kaynaklanan askeri ihtiyaçlardan dolayı ortaya çıktığını ileri sürmektedir. Yazar, bu askeri-ekonomik yapının eski düalist (Otuz-Uul-On-Uul; sağ-içkilik-sol) sistemini belirttiği görüşündedir ve bunu delillerle ispatlamıştır (bk. Muras, 1991, No 3, 16-17. s.). “Oğlan”, “Oğul” (Uul) terimlerinin anlamı hakkında benzer fikirler bulunmamaktadır. W. Bang (o-yu-l)-“güç”, “yardım”, “korumak” anlamında olduğunu savunmuştur, G. Vambery ise (Oğul, oğulan, oğlan, olan)-“soy, torunlar” anlamında olduğunu belirtmiştir (bk. Kononov, 1958, 175. s.). Ama, türkolog A. N. Kononov’un fikrinin gerçeğe daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Yazar, “oğul” kelimesini (ok+ul) ok ~ og-“soy (kabile)”,-ul “küçük anne” şeklinde tanımlamaktadır (bk. Kononov, 1958, 176. s.). Mesela, “oğul ~ oğlan” kelimesine “Oğuz” (ok+z) terimini paralel olarak gösterebiliriz. Demek ki, “Otuz-Uul” etnik adının “Otuz soy (kabile) ” anlamını bildirmesi büyük ihtimalle mümkündür.

“Otuz oğlan” kelimesinin yer aldığı Talas’taki yazıtlarda sonradan XVI. asırda adı geçen Kara Çoro etnik adının bulunması da çok ilginçtir. Bazı araştırmacıların fikirleri Yenisey Yazıtları ve Talas’taki anıtların (Runik yazıtların) meydana geliş tarihinin aynı dönemde olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır. Demek ki, VI-X. asırlar arasında Kırgız boylarının bazı kısımları bu bölgede yaşamış mıydı? sorusu akla geliyor. Bu anıtlarda geçen “ınal”, “agult” (ak uul ~ agul + t) kelimeleri de çok ilginçtir. Fars tarihçisi Reşidüddin Kırgızların (XII-XIII. asırlar) kendi yöneticilerine “inal” ismini verdiklerini yazmıştır (bk. Reşidüddin 1. cilt, 1. kitap). Mahmud Kaşgari “Divan-ı Lügat’it-Türk”te “ınal”- annesi “büyük (ünlü, güçlü) soydan”, babası ise “sıradan birisi” olduğu anlamına geliyor (bk. Mahmud Kaşgari, İndeks-Lügat, 32. s.). Yukarıdaki olgular “Otuz-Uul” etnik adının daha VI-X. asırlarda boy (etnik) ismi olarak maydana çıktığını ispatlamaktadır. Kırgız tarihçisi Prof. Dr. O. Karaev birkaç delilli olgulara dayanarak IX. asrın ortalarında Talas bölgesinde Kırgızların yaşadığını ileri sürmektedir (bk. Karaev, 1994, 35. s.). Şüphesiz ki, buna son zamanlardaki bilim adamlarının bilimsel çalışmaları, Kırgız arkeologu K. Ş. Tabaldiyev’in bilimsel araştırmasının sonucunda Koçkor vadisinde bulduğu Eski Türk runik yazıtları bulunması delil olacaktır.

Mangıt

Munguş soyunun içindeki bir kabiledir. Ayrıca Oş ilinin Aravan ilçesinde Mangıt isminde bir köy bulunmaktadır. Tarihi yazılı kaynaklarda Mangıtların XI. asırda Orhun suyuna yakın yerlerde oturdukları ve Kara Kıtaylara bağımlı oldukları yazılmıştır. Kara Kıtayların Kırgızlarla olan Güney Tuva’daki savaşından sonra Mangıtların Cungarya’ya mecburiyetten dolayı göç ettikleri bilinmektedir (bk. Tuva Tarihi, 1964, I. Kitap, 144. s.). Fars tarihçisi Reşidüddin Mangutları (Mangıtları) Cengiz Han’ın hakimiyetindeki Moğol boylarından biri olarak saymaktadır (bk. Raşideddin, 1. cilt, 1. kitap, 184. s.). Bazı araştırmacılar bu boyun Cengizhan’ın silahla donanmış çok iyi asker bölüğü olduğunu ileri sürmektedirler. Moğolların Orta Çağ’a ait yazılı kaynağı olan “Altan Tobçi” (“Gizli Tarih”) eseri de yukarıda bahsedilen bilgileri ispatlamaktadır. Günümüzde de Tungus dilli Evenklerde “mangi”, Moğollarda (Kobdos bölgesi) ise “Mingat” adında boylar bulunmaktadır. Bunun dışında bugünkü Moğolların kabile yapısında “Mangıt” etnik adının olduğu ispatlanmıştır (bk. Lebedeva, 1958, 224. s.). Mangı + t; -t, -d (-ut ~-ud türleri ile) ekleri Türk-Moğol dillerinde çoğul anlamını bildirir (bk. Canuzakov, 1982, 63. s.). Araştırmacılar Tuva-Mingatları ve Moğol-Mingatlarının XVII. asırda Türkçe konuştuklarını ve Oyrot- Kalmuk tarafından Talas’a göç ettirilen bu güçlü kabilenin dilinin sonradan Moğollaştığını belirtmektedirler (bk. Potapov, 1969, 24-51. s.). R.G. Kuzeev’in fikrine göre Başkurtlardaki Min (Mingat) boyunun aslı eski Moğolistan ve Altay’daki Türk dilli çevreye, daha doğrusu Uygurlara dayanmaktadır (bk. Kuzeev, 1974, 306-308. s.). Akademik W. W. Barthold araştırmalarında Türk dilli halkların arasında rastlanan (Kırgız, Karakalpak, Tuva, Türkmen, Nogay, Kazak) bu etnik adın Moğol istilasından sonra yayıldığını yazmıştır. Tabii ki, bu eski soyun aslının hangi dil ailesine ait olduğunu özellikle araştırmak gerekir. R.G. Kuzeev’in “Orta Çağ göçmenlik devrinde Türk etnik adlarının Moğollarda, Moğol etnik adlarının ise Türk dilli çevrede bulunması doğal bir şeydi.” delilli fikrine katılabiliriz (bk. Kuzeev, 1974, 306. s.)

XIV. asırda Altınordu’nun saygın yöneticilerinden olan Nohoy Noyon’un kurduğu göçmenler ulusu Rus ve Doğu Müslüman kaynaklarında “Mangıt” olarak verilmiştir. Yukarıdaki ulusun çerçevesinde sonradan Nogay boyunun etnik yapısı şekillenmiştir. XIV. asra kadar bu ulus “Mangıt yurdu” olarak bilinmekteydi. Şüphesiz ki, “Mangıt” etnik adının aynı zamanda Moğolistan, Orta Asya, Güney Sibirya, Kuzey Kafkasya ve diğer yerlerde geçmesinden dolayı XIII. yüzyılın başında ve ortalarında gerçekleşen yoğun göçten sonra meydana çıkmıştır dersek gerçeğe daha yakın olacaktır. Ama, adı geçen etnik ad Kırgızların içine büyük ihtimalle Eski Türk devrinde girmiştir.

Mangi kelimesi Tungus dilli halklarda (Evenkler) “ayı” anlamını, daha doğrusu ikinci anlam olarak “ata-baba”, “baba” anlamını bildirir (bk. Vasilyeviç, 1970, 31. s.). Aynı kelime Evenklerde ayı yüzlü kişiyi ifade ederek “atalar ruhunun mitolojik sembolü, şamanların baş destekleyicisi” anlamına gelir. “Mangi” kelimesi hem “ayı”, hem “ataların ruhu” anlamlarını bildirir (bk. Anisimov, 1991, 200-203. s.). Tabii ki, etnik kelimenin anlamı Totem hayvanı “ayı” ile bağlantılıdır. Mançu-Tunguslardaki şamanların sadece “Mangi” boyundan çıktıklarını ispatlayan bilgiler vardır. Aynı yazar birçok delile dayanarak Mangilerin en eski etnik grup olduğunu, ilk kez Mançu-Tunguslara, daha sonra Moğol dilli boylara katıldıklarını ileri sürmektedir. Demek ki, Mangı (t) etnik adı Kırgızların içine Orta Asya’da girmiştir fikri ortaya çıkıyor. Bu etnik ad, Kırgızların içinde V-VI. asırlarda Batı Moğolistan’dan Yenisey’e göç ettikleri zaman tanınmış olmalı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
bıçak satın al