ESKİ TÜRK ÇOCUK OYUNLARINDAN TEPÜK VE YAŞAYAN VARYANTLARI

ESKİ TÜRK ÇOCUK OYUNLARINDAN TEPÜK VE YAŞAYAN VARYANTLARI

Modern sporların büyük ölçüde, farklı formlarda topların kullanıldığı oyunlardan oluşması nedensiz değildir. Bir araç yardımıyla uygulanan sportif aktivitelerin en eskilerinden biri olan top oyunlarının,[1] Akdeniz ve Çin kültür çevrelerinde belgelenebilmiş ilk formları, M.Ö. 3. bin ilâ 2. bin arasında tarihlendirilmektedir.[2] Tarihi süreç içerisinde, ilgili devrin ve toplumun materyalteknik imkânları ve sanatsal becerilerinin ürünü olarak ortaya çıkan oyun aracı “top”un formu ile doğrudan ilişkili ve aynı zamanda, hayat şart ve tarzlarının, dinî inançların, üzerinde yaşanılan coğrafyanın ve tabi olunan iklimin de etkileyerek biçimlendirdiği, farklı oyun ve oynanış biçimleri belirginleşmiştir. Gelişim sıralarına göre, el, ayak ya da vücudun farklı bölgelerinin topa direkt temasıyla gerçekleşen oyunları, değişik formlardaki sopa, raket gibi araçlarla oynanan oyunların, onları da, daha kompleks beceriler gerektiren atlı sopalı veya raketli top oyunlarının izlediği söylenebilir.

Futbolun, hemen hemen tüm ülkelerin en popüler sporu oluşu, onun kökenine ilişkin arayışları yoğunlaştırmıştır. Geçmiş çağlarda oynandıkları belirlenen ve top ile vücudun diğer bölgeleri dışında ayak temasının da söz konusu olduğu tüm oyunların modern futbolun önceli sayılması neredeyse gelenek halini almıştır. Nitekim, Eski Yunan’da Episkiros,[3] Eski Roma’da Harpastum ve Pila Paganika,[4] Eski Çin’de Tsuh Küh[5] gibi farklı oyunların günümüz futbolunun kökeni olduğu ileri sürülmüştür.

Ülkemizde de benzer bir durum söz konusudur: Tepük Futbol benzetimi.

Kaşgarlı Mahmud’un XI. yüzyıl sonlarında yazdığı Divanü Lûgatit Türk (DLT), taşıdığı dilbilimsel değer dışında, erken devir Türk kültür hayatı ve bu hayatı biçimlendiren sportif faaliyetlere ilişkin verileri bakımından da Türk spor tarihinin önemli bir kaynak eseridir.[6] DLT’deki oyun ve sporlar arasında bir de “tepük” kavramı yer almaktadır.[7] Tepük, öncelikle Batılı dilbilimcilerin dikkatini çekmiş, kavramın işaret ettiği oyun ve oyun aracı cisim merak konusu olmuştur. Ancak, DLT’de verilen tepük kavramı açıklamasının oyunun oynanış biçimi hakkında bilgi vermemesi ve kavramın bir oyunu tanımlayan spesifik anlamıyla bugünkü Türk lehçelerinin hiçbirinde yaşamaması nedeniyle, tepük oyununun, gerek cisim, gerekse oyun olarak hiç bir iz bırakmadan ortadan kaybolduğu kanaatine varılmıştır.[8] Türkçe literatürde ise, tepük oyunu, H. B. Kunter’in 1938’de yazdığı “Eski Türk Sporları Üzerine Araştırmalar” adlı eseriyle başlayan bir anlayışla, günümüze kadar yazılmış spor tarihi çalışmalarının neredeyse tamamında Türklerde futbolun önceli olarak değerlendirilmiştir.[9] Her iki tez karşılaştırıldığında, dilbilim ve spor tarihi çalışmaları arasında görülen çelişkili, iki farklı yaklaşım, problemi oluşturan stratejik soruların cevaplandırılmasını zorunlu kılmaktadır: Tepük cismi, bilinen futbol oyununun ihtiyaç duyduğu küresel bir forma sahip midir? Oyunun uygulanma biçimi futbol oyununa benzemekte midir? Tepük, gerçekten kavram, oyun ve oyun aracı olarak tarih sahnesinden çekilmiş midir?

Bu çalışmanın amacı, dilbilimcilerce oyun aracı cisim ve oyun olarak hiçbir iz bırakmadan Türk kültüründen silindiği ifade edilen, Türk spor tarihinde ise belki de sadece “tepmek” fiilinden kaynaklanan adından hareketle futbolun prototipi olduğu ileri sürülen “tepük”ün, materyalteknik yapısını inceleyerek, görünümünü ortaya çıkartmak; gerek DLT’de tanımlanan oyun aracı cismin formundan ve gerekse XIIXIV. yüzyıllara ait şiirlerdeki tepük konulu dörtlüklerden oynanış biçimini tahmin etmek ve bunlardan hareketle günümüz Türk topluluklarında yaşayan varyantlarını, Uygur, Kırgız, Azeri ve Türkmen oyun örnekleri çerçevesinde belirleyerek, oyunun gerçek kimliğini belirginleştirmektir.

Tepuk-01

Oyun Aracı ve Oyun Olarak Tepük

Kronolojik açıdan bakıldığında, belirli bir oyunu ihtiva eden anlamıyla tepük kavramından bahseden ilk kaynak, Divanü Lûgatit Türk’tür. XI. ve XIV. yüzyıllar arası Türk ve Fars şiirinde mecazi anlamda oldukça sık kullanılan ve bu dönemlerde moda bir kavram olarak yaygınlaşan tepük,[10] son olarak XIV. yüzyılda yazılan İbni Mühenna Lûgati’nde yer almıştır.[11]

DLT’deki tepük açıklaması cismin tasvirine ve oyuna ilişkin olarak: “Kurşun eritilerek iğ ağırşağı şeklinde dökülür, üzerine keçi kılı veya benzeri bir şey sarılır, çocuklar bunu teperek oynarlar” şeklindedir.[12] Görüldüğü gibi, Kaşgarlı, oyun aracı cismi sadece meteryalteknik açıdan tanımlamaya çalışmış, ancak, oyunun oynanış biçimi ve kuralları hakkında, çocukların oynadığı ve ayakla tepmek esasına dayalı oluşu dışında malûmat vermemiştir. Bununla birlikte, verilen açıklama incelendiğinde oyun aracının başlıca iki unsurdan meydana geldiği anlaşılmaktadır. Biri, iğ ağırşağı şeklinde dökülen kurşun kitlesi, diğeri ise, bununla irtibatlandırılan keçi kılı veya benzeridir. Kaşgarlı’nın, cismin formunu iğ ağırşağı benzetimiyle vermesindeki amacın, somut bir örnekle, bu spesifik oyun aracının görünümü hakkında okuyucuya rahat bir tasavvur imkanı sağlamak olduğu düşünülebilir. Ağırşak, bilindiği gibi, ip eğirmek için ağaçtan, taştan ya da kemikten yapılan, yassıyuvarlak veya yarım küre şeklinde, ortası delik bir cisimdir. Ağırşakların, tarihin bilinen devirlerinden beri hemen hemen bütün kavimlerde şekli hiç değişmeyen bir alet oluşu,[13] farklı formlarda, özellikle küresel ağırşakların da olabileceği ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Öyleyse, Kaşgarlı, ağırşak benzetimiyle, tepük oyunundaki aracın küresel bir form taşımadığını açıkça vurgulamış olmaktadır.

İş ağırşağı şeklinde dökülen kurşun kitlesi ile keçi kılı veya benzerinin ne tür bir uygulamaya tabi tutularak oyun aracı tepükün oluşturulduğunun bilinmesi, bize göre en önemli noktadır. Atalay’ın Türkçe çevirisi, kurşun kitlesinin üzerine keçi kılının sarıldığı şeklindedir. Bu yöntemle elde dilecek bir cismin, futbol oyununun ihtiyaç duyduğu formda, yuvarlakküresel bir topa benzemeyeceği açıktır. Ayrıca, küresel bir cisim elde etmek için yassı bir kurşun parçasından hareket etmenin mantığı ne olmalıdır? Eserinde, top,[14] topık,[15] top yuvarlamak,[16] top yuvarlaşmak[17] gibi kavramlara yer verdiğine bakılırsa, Kaşgarlı’nın gerçek anlamda küresel topların nasıl yapıldığını bildiği muhakkaktır. Kaldı ki, Kaşgarlı’nın yaşadığı XI. yüzyıldan daha önceki devirlere ait Türk kültür çevrelerinde, futbol benzeri oyunların oynandığı ve oyun aracı olarak, genellikle sekiz parçalı dikilmiş bez ya da deri kılıflara hayvan kılları doldurularak yapılan topların kullanıldığı[18] eski Çin kroniklerinde ifade edilmekte, oyunun ustaları olarak da, “kuzeyli barbarlar”, yani ProtoTürk halklar gösterilmektedir.[19] O halde, yassıyuvarlak malzemesiyle tepük, futbol oyununa köken teşkil edemeyeceğine göre, cismin gerçek görünümü nasıldır ve ne tür bir oyunda kullanılmaktadır? Bu sorunun cevabı, yassıyuvarlak kurşun kitlesine keçi kıllarının nasıl sarıldığında yatmaktadır.

Kaşgarlı Mahmud, DLT’yi Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazdığından, tepük kavramının açıklaması da Arapçadır. Türkiye’de, tepük oyununun futbol benzeri bir oyun olduğunu ileri süren kaynaklar, genellikle DLT’nin Atalay çevirisine dayanmaktadır. Bu çeviri, yukarıda bahsedildiği gibi, kılların iğ ağırşağı biçimindeki kurşun kitlesinin “üzerine” sarıldığı şeklindedir.[20] Ancak, DLT ile ilgili gerek yerli gerekse yabancı literatürdeki Tepük kavramı çevirilerinde önemli bazı farklılıklar görülmektedir. İbni Mühenna Lûgatı’nda, yine DLT’nin esas alındığı açıklamada, tepük, ağırşak şeklinde kurşundan yapılan ve “içine” keçi kılı vb. doldurulan bir nesne olarak tanımlanmaktadır.[21] Böylece, keçi kıllarının kurşun kitlesinin “üzerine sarılması” ve “içine doldurulması” gibi iki değişik uygulama biçimi gündeme gelmektedir ve bunlar, anılan cismin dış görünümünü doğrudan etkileyebilecek mahiyettedir.

Alman dilbilimci Doerfer, DLT’de Arapça açıklaması verilen Tepük kavramının değişik dillere tercümelerindeki bir hataya işaret ederek, açıklamada geçen Arapça öntakı “fîhî”nin, “üzerine” ya da “üzerinden” olarak değil, “içinden” ya da “içine” şeklinde çevrilmesi gerektiğini ifade etmektedir.[22] Buradan hareketle de, Doerfer, keçi kıllarının kurşun kitlesinin ortasındaki delikten geçirilerek sarılmış ve uçlarının bir tutam olarak dışarıda bırakılmış olabileceğini ileri sürmektedir.[23]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ