ESKİ BİR TARTIŞMA: YILBAŞI KUTLANIR MI KUTLANMAZ MI?

Kemal ÇİÇEK

Yazarın şu ana kadar yazılmış 46 makalesi bulunuyor.

Kemal_Cicek02

Eski bir tartışma: Yılbaşı kutlanır mı kutlanmaz mı?

Yılbaşı kutlamaları tartışması hayatımızın değişmez bir öğesi haline gelmiştir. Bu sene yılbaşı kutlamalarının sönük geçmesi, Türk toplumunun muhafazakârlaştığını ve Batı medeniyetinden uzaklaştığını iddia edenlerin elini güçlendirdi.

Bu hafta yeni bir yıla giriyoruz. Yılbaşı kutlamalarının ve ailece yılbaşı yemeği yemenin ne kadar dini, geleneksel ve ahlaki olduğu tartışmalarını yapmaktan bu sene de geri kalmadık. Yılbaşının tatil ilan edildiği 1935 yılından beri bu tartışmalar yapılır durur.

Türkçesi bozuk mesaj

Aktörler değişse de tartışmanın ana teması değişmez. Bu hafta Bartın İl Milli Eğitim Müdürü’nün kaleme aldığı mesaj tartışmaların fitilini ateşledi. “Yüzde 99’u Müslüman olan bu güzel Anadolumuz’un anasınıfı, anaokulu ve tüm okullarımızda çocuklarımıza Anadolu insanının gelenek ve görenekleri ile bağdaşmayan, Hıristiyanlık propagandası olan Noel-yılbaşı kutlamalarının çocuklarımızın bilinçaltını işgal etmesine fırsat vermeyerek, milli bir hassasiyet sergileyeceğiniz için şimdiden teşekkür ederim” şeklindeki Türkçesi bozuk mesaj bir kez daha Türkiye’nin gündemine oturdu. Hâlbuki yılbaşı kutlamaları Anadolu kültüründe her zaman vardı.

Anadolu’da yılbaşı

Öncelikle Noel ve yılbaşı kutlamalarının Anadolu kültürünün bir parçası olduğunu kabul etmek gerekir. Hıristiyanlık Türkiye’nin üzerinde bulunduğu topraklarda şekil bulmuştur. İlk Hıristiyan kilisesinin Hatay’da inşa edildiğini unutmamak gerekir. Dolayısıyla bu topraklarda doğan ve yaşayan tüm dinlerin ve dini ritüellerin Anadolu kültürünün bir parçası olduğunu yadsımamak gerekir. Noel yemeği yemek isteyen Hıristiyanlar’ın ritüellerine saygı duymak, onların sofrasını paylaşmak cesaretinde olmayanların bile asgari bir saygı ölçüsü olmalı. Hıristiyanlar’ın Ramazan Bayramı’nda düzenlediğimiz iftarlara oturmalarını iftiharla andığımızı unutmayalım.

Osmanlı’nın yılda 100 dini ve milli bayramı vardı

Osmanlı İmparatorluğu çok dinli, çok dilli ve çok kültürlü bir toplumdu. Bu yüzden kozmopolit Osmanlı şehirlerinde bir yıl içinde en az yüz dini ve milli bayram, başka bir deyişle kutlama günü vardı. Örneğin 19. yüzyılda İzmir’de Rumlar’ın bir yıl içinde 49, Ermeniler’in 26, Yahudiler’in 7, Katolikler’in 7, Protestanlar’ın 7, Müslümanlar’ın da 7 farklı tatil ve anma günü olduğu tespit edilmiştir.

Nevruz eğlencesi

Modernleşmenin başladığı 17. yüzyılda bu dini ve milli bayram, anma vesaire günlerine bir de baştaki sultanın resmi tahta geçme (cülus) ve doğum günü kutlamaları eklenmişti. Yılbaşı kutlamaları ise her zaman vardı. Müslümanlar Nevruz günü Hıristiyanlar ise 1 Ocak günü yılbaşı yemeği yer ve eğlenceler düzenlerlerdi.

Yılbaşını kutlamak ve muhafazakârlaşmak

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri bir muhafazakârlaşma ve modernleşme tartışması yapılagelmektedir. Miladi takvimin kabul edilmesi ve özellikle 1935’te yılbaşı gününün tatil edilmesiyle bu tartışmalar iyice alevlenmiştir. Atatürk’ün yılbaşı gecesi resmi bir balo düzenlemesi ve bizzat katılması o dönemde de eleştirilmiştir. Ankara Palas’taki balolar, danslar ve yılbaşı eğlenceleri dilden dile anlatılmış, bir kesim bu baloları Müslüman Türk milletinin dinsizleştirilme projesinin bir simgesi olarak değerlendirmiştir. Ancak Osmanlı sultanlarının da yılbaşı olarak kabul edilen Nevruz’u çok büyük ziyafetler ve eğlencelerle kutladığı bilinmektedir.

Yılbaşı mesajları gelenekselleşti

Yılbaşının resmi tatil ilan edilmesinden sonra devlet adamlarının yılbaşı mesajı yayınlaması da olağanlaştı. Adnan Menderes her yıl düzenli olarak yılbaşı mesajı yayımladı. Mesajlar genelde siyaset içerikli ve barışı teşvik eder nitelikteydi. Gazetelere yansıdığına göre Menderes’in 1959 yılındaki yılbaşı mesajı 530 Amerikan radyo istasyonu tarafından dünyaya duyurulmuştu. Bu mesajında Menderes “Devamlı bir dünya sulhu idealine samimiyetle bağlı bir memleket olarak Türkiye, yeni yılın sulh, emniyet, beynelmilel işbirliği ve ahengi kuvvetlendirerek inkişaflara sahne olmasını bütün kalbiyle temenni eder” diyordu.

Başbakan Menderes de yılbaşı baloları düzenledi

Atatürk döneminde geleneksel bir hal alan Ankara Palas’ta yılbaşı balosu düzenleme geleneği Adnan Menderes başbakan olduktan sonra da sürdü. Yılbaşını başkentte geçirdiği yıllarda resmi yılbaşı kutlamalarına bizzat katıldı. Buradaki eğlenceye büyük bürokratlar davetliydi. Yine Menderes döneminde belediyeler de resmen sabaha kadar süren yılbaşı eğlencesi düzenliyorlardı.

Yılbaşı gecesi en erken uyuyan politikacı: İsmet İnönü

İstanbul Belediyesi tarafından düzenlenen eğlencelerin mekanı genelde İstanbul Spor ve Sergi Sarayı idi. Belediyeler dışında İstanbul Gazeteciler Sendikası ve diğer kurum ve kuruluşlar da resmi yılbaşı baloları ve piyango çekilişleri düzenliyorlardı.

İlginçtir ama muhafazakâr Menderes hükümeti, resmen yılbaşı eğlenceleri ve baloları düzenler ve halkın yılbaşını coşkuyla kutlamasını teşvik ederken, İsmet İnönü 1959’daki yılbaşını damadının evinde karısı, kızı ve torunları ile geçirmişti. Eski Cumhurbaşkanı’nın yeni yılını tebrik etmek için evini arayanlar hayal kırıklığı yaşamışlardı. Çünkü İnönü o yılbaşı gecesi saat 22:50’de yatmış ve gazetelerdeki dedikodulara göre “o yıl en erken yatan politikacı” olmuştu. Ertesi gün yılbaşı mesajı alamadıklarından yakınan gazetecilere İnönü, “mesaj gönderme huyunun sadece kongrelere ait olduğunu” söylemişti. Menderes’in önemli bakanlarından Fatin Rüştü Zorlu ise o yılbaşını Amerikalı arkadaşları ile birlikte golf kulübünde geçirmişti.

Ya yılbaşı kandil gecesine rastlarsa

1960 yılbaşı gecesi mübarek Regaip Kandili’ne rastlamıştı. Bu rastlantı o dönemde çok önemli bir tartışma konusu oldu. Yılbaşı gecesi mi yoksa kandil mi kutlanacaktı. Başbakan Menderes kurmaylarıyla birkaç saat süren bir toplantı yaptı ve resmi karar açıklandı. O gece radyo 22:30’a kadar kandil gecesi için özel mevlit yayını yapacak, o saatten sonra “mutat olduğu” üzere yılbaşı kutlamaları çerçevesinde eğlence yayını yapılacaktı. Bu gece tercih nasıl olmalı şeklindeki sorulara Diyanet İşleri Başkanı Sabri Efendi Regaip gecesinin kutsiyetine inananlar yılbaşı gecesini eğlence ile geçirmezler, inanmayan eğlenir ve böylece günah işledikleri takdirde de Allah onların cezasını verir anlamında bir cevap verdiği için basında tartışmalar hararetlenmişti.

Adalar’dan çam getirilmesi yasaklandı

Menderes dönemimde de Noel ve yılbaşı için çam süslemek eleştiri konusu olmuştu. Asıl sorunlardan birisi şuydu: İstanbullular çamların bir kısmını kaçak olarak adalardan kesip getiriyordu. Hükümet 1959 yılı Aralık ayında şehir hatları vapurlarına Adalar’dan elinde çam ağacı bulunan yolcuların alınmamasına karar verdi. Diğer iskelelerden vapura çam ağacı sokulduğu takdirde, ağaç kesme sertifikasına bakılması emredilmişti.

İbadet mi edelim sefahat mi?

1960 yılbaşı gecesinin Regaip Kandili ile çakışması üzerine yapılan tartışmalar adeta bir laik-muhafazakâr düşünce tartışmasına bürünmüştü. Diyanet reisinin açıklamaları üzerine halk eğlenceden uzak durmuş, o yıl eğlence yerlerinin müşterisi yüzde 60 oranında azalmıştı. Ancak ilginç olan ertesi gün yılbaşının çok kişi tarafından kutlanmasıydı.

Eğlence mekanları cepleri boşaltırdı

O zamanlarda yılbaşı zam ve masraf demekti. Eğlence mekânları cepleri boşaltacak kadar pahalıydı. Çünkü İstanbul pavyonlarında çok sayıda yabancı şantöz ve orkestra sahne alıyordu. Francesko Herero, Claude Jean, Henk Driessen Caz ve Angeline Velasquez Kokinaki gibi orkestralar klasik müzik, caz ve çaça gibi dansa müsait konserler veriyordu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ