ERMENİLERİN AZERÎ TÜRKLERİNE KARŞI TERÖR VE KATLİAMLARI (XX. YÜZYIL BAŞLARI)

ERMENİLERİN AZERÎ TÜRKLERİNE KARŞI TERÖR VE KATLİAMLARI (XX. YÜZYIL BAŞLARI)

1988 yılından itibaren Ermenilerin Azeri Türklerine karşı yaptığı baskı ve zulüm yoğunlaşarak Azerbaycan halkının zor günler geçirmesine sebep olmuştur. Dış ülkelerde yaşayan Ermenilerin oluşturduğu lobiler ve Ermeni yanlısı güçlerden ve Azerbaycan dahilinde hakimiyete gelmek isteyen kuvvetlerin birbirleri arasındaki çekişmelerden de istifade ederek Ermeniler, yapılan doğrudan yardımlar sayesinde, talep ettikleri Dağlık Karabağ’ı ve benzer 7 yerleşim birimini -Azerbaycan toprağının %20’sini- işgal etmişlerdir. Bir milyondan fazla insan ata yurtlarından koparılarak sürgün ve kaçkın olarak yaşamaya zorlanmış, binlerce Azerbaycan vatandaşı Ermeni güçleri tarafından katledilmiştir. Bu hareket Ermenilerin Azeri Türklerine karşı yaptıkları tarihteki ilk hareket değildi. Daha önceleri XX. yüzyılın başlarında -1905-1906 ve 1918-1920 yıllarında- da benzer saldırılarda bulunmuşlardır. Bu sebeple Ermenilerin tarihte yaptıkları bu tecavüzkar saldırıları dünyanın yönetiminde söz sahibi olan büyük ülkelerin de bilmesi zaruridir.

Bilindiği gibi, XIX. yüzyılın başlarında Rusya Güney Kafkasya’yı işgal ederek Azerbaycan’ı İran ile paylaşmıştı. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın 26 Mart 1998 yılındaki bildirgesinde de açıklandığı gibi Gülistan ve Türkmençay antlaşmaları tarihi Azerbaycan topraklarının bölünmesini sağlamıştır.[1]

Çarlığın sadık kulları görünümündeki Ermeni ırkçılarının Büyük Ermenistan ideallerini gerçekleştirmek için Rus hükümeti 1828 yılında Nahçıvan ile Erivan Türk Hanlıklarının arazileri üzerinde “Ermeni Vilayeti”adıyla bir yönetim tesis etti. Fakat, Çarlık yönetimi Ermeni ırkçılarının amaçlarını anlayarak hemen 1850 yılında tesis ettikleri bu yönetimi lağvetti.

Ermeniler tarihin dönüm noktaları sayılan karışıklıklardan menfaatleri doğrultusunda istifade etmesini bilmişlerdir. Nitekim, 1905-1907 yıllarında Rus Devrimi zamanında Ermeni milliyetçiliği de yeniden canlandı.

Soykırım bildirgesinde de belirtildiği gibi “Büyük Ermenistan” kurma hülyalarından hareket eden Ermeni saldırganları 1905-1907 yıllarında Azeri Türklerine karşı açıkça geniş ölçüde kanlı saldırılarda bulundular.

Bakı’da başlayan kırgın, Şuşa, Zengezur, Nahçıvan, Erivan ve Karabağ’da devam etti. Bunun neticesinde binlesrce Türk öldürüldü.[2]

1905-1907 yılları arasında devrim hareketi başladığında Çarlık, Güney Kafkasya’daki devrim taraftarı hareketi önlemek için Kafkasya’da karışıklığın devamını sağlamak maksadıyla Ermenilerin Türklere karşı olan saldırılarını teşvik etti. 6 Şubat 1905’te Bakı’da başlayan katliam daha sonra Erivan, Nahçıvan, Şuşa şehirlerine de sıçradı. Hatta meşhur Ermeni milliyetçisi Kafkas uzmanı Voronsov-Daşkov, milli savaşlarının ilk savaşçılarının her yerde Ermeniler olduğunu itiraf etmişti.[3]

Gürcü yazar Kavibi bu konuyla ilgili “Daşnaksütyun” sıklıkla komşu Tatar (Azeri Türkleri) köylerine baskınlar düzenleyip onların da cevap vermesini istiyorlardı. Daşnaksütyun istikbalde özerk Ermenistan kurmaya zemin hazırlamak için Ermeni ahaliye az ya da çok önemli topraklar sağlamaya çalışırdı” demektedir.[4]

Taşnakların silahlı birlikleri bu tarihlerde ortaya çıkmıştı. Bunlar korumasız köylere baskınlar yaparak bütün ahaliyi katletmek, evleri tamamen yakmak taktiğiyle saldırıyorlardı. Büyük Azeri tarihçisi M. S. Ordubadi, Ermeni saldırılarını “Ermenilerin Türkiye arazisinde Ermenistan kurmak idealleri boşa çıkınca Ermeni liderleri Erivan bölgesinde, Gence bölgesinin yaylak ve dağbasar bölgelerini Kars sancağı ile birleştirip Ermeni saltanatını tesis etmek için savaş yoluyla aynı topraklarda yaşayan Türkleri öldürerek yalnızca Ermenilerin yaşadığı bir toprak haline getirmeye çalıştılar”[5] şeklinde değerlendirmektedir.

1905 yılı faciasının başlangıcı Bakı’daki Şubat hadiseleriydi. Şubat’ta Ermeniler büyük güçlerle hücuma geçtiler, ancak, Azeri Türkleri tarafından mukavemetle karşılaşınca evlere, bahçelere gizlenerek sokaklardan geçen masum inlanlırın üzerine ateş açtılar. Özellikle Ermeni katilleri Krasilnikov, Mayılov, Korsakov’un evlerinden ve Madrid otelinden sokaklara ateş açtılar. Balahanı’da büyük çatışmalar ve yangınlar oldu. Maalesef zamanın hakim unsurları bu katliamı önlemek için hiçbir şey yapmadılar.[6] Çatışma ve buna bağlı yangınlar 10 Şubat’a kadar devam etti. 6-10 Şubat olayları neticesinde bin civarında Azeri ve Ermeni öldü. Bu hadiselerde mağlup olan Taşnaklar hırslarını Bakı yöneticisi Nakaşidze’ye yönelttiler ve o, 11 Mayıs’ta Ermeni teröristlerin bombası ile öldürüldü.[7]

Bakı olaylarından sonra bütün Güney Kafkasya’da Ermeni ve Azeriler arasındaki ilişkiler gerginleşti. Mayıs’ın başlarında Ermeniler Nahçıvan kazasında birçok Azeri Türkünü öldürdüler, birçoğunu da yaraladılar. 26 Kasım’a kadar taraflar arasında zaman zaman ateşkes ilan edildi. Ancak, her defasında Ermenilerin fitnesi barışa karşı yönelmişti. 26 Kasım gecesi Rus Kazakları Ermeni güçlerle birleşerek saldırıya başladılar. Müslümanların pazar yerini yakıp dağıttılar. Şehirde yaşayan Müslümanlar şehrin yöneticisi General Paskeçiç’e Kazakları şikayet etseler de o hiçbir önlem almadı ve şehri gizlice terk etti.[8]

24 Mayıs’ta Erivan’da çatışmalar başladı. Askerlerin yardımıyla Ermeni mahallelerinde yaşayan Azeri aileleri tehlikesiz yerlere göç ettirildiler. Kendi evlerinde kalmakta olan Azeri Türklerinden 4 kadın, 2 çocuk ve 5 erkek Ermeniler tarafından öldürüldü. O zaman Azeri gönüllüler silahlanarak Ermenilere karşı harekete başladılar. Silahlanan bu Azeri birlikleri Ermenilere karşı başarılı olunca, yerleşim bölgelerinde bağımsız yönetimler için seçimler başlattılar. Bunu fırsat bilen Ermeniler bütün Erivan’da hücuma geçip onlarca köyü yakıp çok sayıda Azeri Türkünü katlettiler.[9] Cebrayıl kazasında da korkunç olaylar yaşandı. Taşnaklar, Divanalı ve Veyselli köylerini mahvettikten sonra büyük kuvvetlerle Gacar köyüne saldırdılar, ancak, yaklaşık iki yüz civarında kayıp vererek geri çekilmek zorunda kaldılar.[10]

1905 yılının karışık noktalarından biri de Şuşa idi. Şuşa’da 16-20 Ağustos tarihlerinde kanlı çatışmalar devam etti. Rus Kazakları ve Rus piyade birliği Ermeni gönüllüleriyle birlikte Azerilerin evlerine baskınlar yaptılar. Ancak Azerilerin müdafaası karşısında Rus Kazakları karargahlarına, Ermenilerin bir kısmını evlerine bir kısmını da yerleşim birimlerinin dışına çıkardılar. General Galaşaçanov Azeri Türklerine gelerek barış için aracı oldu.[11]

20 Ağustos’ta Ermeniler Bakı’da yeniden saldırılara başladılar. 10 Eylül’de Voronsov Daşkov barış görüşmeleri için Bakı’ya geldi. 14 Eylül’de şehirde ateşkes ilan edildi.[12] 19-23 Kasım 1905 tarihleri arasında Gence’de çatışmalar oldu ancak asıl katliam 23 Kasım günü oldu.[13] 1906 yılının Haziran ayında Zengilan’da Ermeniler 5 köyü dağıttılar.[14] Bu köylerin asıl sahipleri Gatar köyünde saklanmışlardı. Ermeniler bu köyü muhasaraya aldıkları zaman Saharov’un komutasındaki Rus Kazakları Azerileri koruyacaklarını vaad ederek Azerilerin yeterince silahlanmasını da önlediler. Kazaklar köyün içine girdiklerinde ahalinin çoğunun silahlandığını görerek ” siz evlerinizde rahat oturunuz, Ermenilerin silahlı saldırılarına kesinlikle karşılık vermeyiniz, hükümet elbetteki bunları cezalandıracaktır” diyerek onları aldatmışlardır. Rus Kazaklarının Ermenilere yaptıkları yardıma rağmen Azeri Türkleri Gatar köyünü muhafaza edebildiler.

Taşnaklar, Zengezur bölgesinde ayrı bir vahşilik sergilemişlerdir. 9-15 Ağustos 1906 tarihleri arasında devam eden katliamlar neticesinde 200 civarında Azeri Türkü katledildi ve 20’den fazla Azeri köyü yakılıp yıkıldı. Ohçu Şabadek köyünde Ermeniler halıların üstüne 15 Türk gencinin kesilmiş başını yığmışlardı.[15]

20 Şubat 1906’da Tiflis’te Voronsov Daşkov’un başkanlığında barış görüşmeleri başladı. Ancak, görüşmeler karşılıklı ithamlara dönüştü.[16] 1905 yılında Ermeni teröristler Azeri aydınlarına karşı saldırılarda bulundular. 29 Ağustos’ta Batum’da “Daşnakstyun” komitesinin kararı ile Azeri eğitimci hukukçu Memmedgulu bey Kengerli öldürüldü. O, bir kısım gence Paris’te eğitim yaptırmayı istiyordu.[17]

Cavanşir kazasında da çok kanlı olaylar oldu. 3 Ekim 1905’te Ermeniler Sırhavend köyüne baskın yaptılar. İnsanlar ormanda saklanmak için kaçtılar, fakat, yolda Hamazasp’ın liderlik ettiği 400 kişilik Ermeni süvarileri tarafından vahşice katledildiler. Hamazasp’ın yanında komiser A. İ. Mikoyan bulunmaktaydı. Hamazasp, daha sonra Azeri Türklerine karşı yapmış olduğu katliamlar sebebiyle “Daşnakstyun” komitesince general rütbesiyle taltif edildi.[18]

İstanbul’u, boğazları ve hatta Doğu Anadolu’yu kontrol etme isteğinde olan Rusya Birinci Cihan Harbi arifesinde Türkiye ile savaş durumunda Yakın Doğu’daki askeri siyasi stratejisinin bir parçası olarak Ermeni silahlı kuvvetlerini oluşturup yönlendirmeyi planlamıştı. Savaş başladığında Rusya dünyanın muhtelif yerlerinden Ermenileri Rus ordusu ili birlikte Türkiye’ye karşı savaşa çağırdı. 1914 yılının sonunda 4 Ermeni silahlı birliği kurulmuştu.[19] Bu gönüllü Ermeni birliklerinin kurulmasında Rusya’nın Tiflis’teki valisi Aleksandr Hatisyan’ın büyük rolü olmuştur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ