ERMEN BOYLARI VE PSEUDO-ERMENİ HAYLAR (MİLATTAN ÖNCE TÜRK -ERMENİ İLİŞKİLERİ)

ERMEN BOYLARI VE PSEUDO-ERMENİ HAYLAR (MİLATTAN ÖNCE TÜRK -ERMENİ İLİŞKİLERİ)

Tarih ilminde bazı halkların eski tarihine yanlış açıdan yaklaşma geleneği bugüne kadar devam etmektedir. Maalesef, Türk halklarının tarihine yanlış olarak yaklaşma metodu devam etdiği gibi Hint- Avrupa kökenli Ermeni halkının tarihi de objektif araştırma usulü ile yapılmamıştır. Türkologlar yanlış “Altay” teorisi ile Türklerin ilk ana vatanını Merkezi Asya-Güney Sibir bölgelerinde, bazı Ermenişünas alimler de yanlış “yerli Haylar” teorisi ile pseudo-Ermenilerin tarihi coğrafyasını “Büyük Armeniya” sınırları içinde aramışlardır. Tabii ki, tarihi kaynaklardaki belgeleri bir yana bırakıp, yanlış yolla gidenler Türk ve “Ermeni” ana vatanını bulamamışlardır.

Türk-Ermeni tarihi ilişkilerine aydınlık getirmek için bazı şartların yerine gelmesi gereklidir. Her iki halkın glottogenez, etnogenez ve tarihi coğrafyası, sonraki göçleri, yaşadığı bölgede bıraktığı isimler, linguistik belgeler, antropolojik tipi, arkeolojik kültürü, etnografya, mitoloji ve folkloru, komşu halklarla dil ilişkileri ve tarihi kaynaklarda onların hakkında yazılı malumatlar dikkate alınmalı, elde edilen bilgiler kompleks metotların yardımı ile tarihi-mukayeseli usulle çözülmelidir. Elbette, bir makale içinde bu kadar problemin ortaya çıkaracağı suallara cevap vermek mümkün değildir. Bunların tezler şeklinde algılanması bile hazırlığı olmayan okuyucu için yorucu olabilir. Bundan dolayı, burada yalnız bir kaç suala cevap verebilecek meseleler üzerinde durmak gerekir. İlk Türk-Ermeni alakası ne zaman ve hangi coğrafi bölgede gerçekleşmiştir? Aynı bölgede hangi halk yerli, hangisi sonradan gelmedir?

Bu sualları cevaplandırmak için önce yukarıda gösterdiğimiz yanlış teorilerin oluşturduğu kanaatten geri dönmeliyiz. Çünkü bugün “Ermeni” olarak adlandırılan Hint-Avrupa kökenli Hay halkının anavatanı Balkanlar’da olduğu gibi, Türklerin anavatanı da Altay değil, Ön Asya’dır. Doğu Akdeniz Avrupai antropoloji çizgileri ve M.Ö. VII. bin yılda Carmo, sonraki çağlarda Hasun, Halaf arkeoloji kültürünün taşıyıcıları olan proto-Türk toplumu Kür-Aras arkeoloji kültürünün oluştuğu çağlarda M.Ö. IV. binyılın ortalarında dağıldı, Dicle kıyılarından Azerbaycan üzerinden Orta Asya yönünde ilk büyük göçler başladı. Arkeolojik belgeler böyle bir göçün iki bin yıl sonra da tekrarlandığını ortaya koyar.

ProtoTürk toplumunun Ön Asya’da kalan ve doğuya giden iki büyük kola ayrılmasına sebep bir taraftan bölgede başlayan tabii kuraklık, diğer taraftan hemen aynı çağlarda Arabistan çöllerinden kalkıp Mezopotamya gelen Sami halkları idi. Samiler İslam’a kadar zaman zaman ve dalga dalga Mezopotamya’ya yerleştikçe burada sıkıştırılan Türk boyları doğu bölgelerine çekilmek zorunda kalmışlar. Eski yurtlarında kalan boylar ise buraya gelen Hint-Avrupa dilli (Hitit, Frig, Hay, Pers), Kafkas dilli (Hurri-Urartu) ve Sami dilli (Akkad, Asur, Aramey, Arap) halkların ihatesinde, onlarla yakın şartlarda, çoğu zamanlar da sıkıntı içinde yaşamışlar. Sümer, Akkad, Urartu dilli tarihi kaynaklar milattan önceki binyıllarda Mezopotamya’nın kuzey ve komşu bölgelerinde Subar, Kuman, Kumuk, Arme (Ermen), Urmu, Kaşkay, Turuk, Az (Azer), Mitan, Sangi, Barsil, Karkar, Kenger, Kimmer, Saka ve bunlar gibi onlarca Türk boyunun ayrı ayrı beylik ve derebeylik şeklinde yaşadığını, bölgede meydana gelen bazı tarihi olaylara aktif iştirak ettiğini haber verir. Paradoksal olsa da, Hayların Ön Asya’daki tarihinin en eski belgesini ortaya koyan Hurri-Urartu, Hitit, Sümer-Akkad, Yunan-Latin ve Pers kaynakları değil, “Hay dilindeki arkaik Türkçe kelimelerdir”.[1] Vaktiyle, Turcica-Armenica dil problemleri çözülmesinin eski Türk tarihi için yararlı olacağı da söylenmiştir.[2]

Bugün Anadolu’dan Altay’a kadar uzanan bölgelerde meskunlaşan Türklerde doğuya gidildikçe Mongoloid çizgiler artmaktadır.[3] Çünkü, Doğuya göçen proto Türk boyları orada mongoloid halklarla kaynayıp-karışmışlar ve yeni antropolojik çizgiler kazanmışsalar öte yandan, Türk dilini muhafaza etmiş, kendi soy-boy ve yer-yurt adlarını da yeni vatanda kullanmışlardır.[4] Burası binlerce yıl Türk toplumunun ikinci anavatanına dönüşmüştür.[5] Doğuya giden Türklerin bir kısmı zaman-zaman Saka, Hun, Subar (Sabir), Oğuz, Kıpçak ve başka adlarla geriye, anayurtlarına dönmüşlerdir.

Ön Asya’nın İslam öncesi etnolinguistik tarihi gösteriyor ki, Sümer, Akkad, Aramey, Hay (pseudo-Ermeni), Pers, Hurri, Urartu dilleri, Mezopotamya’ya dışardan gelmiştir. Bu dillerde konuşan boyların buraya geliş tarihleri de bellidir. Buraya dışarıdan gelen halklar sırasında Türkler yoktur, buradan gidenler (ve geri dönenler) arasında Türkler vardır. Tarihi kaynaklardaki çoğu Türk ismi, komşu halkların dilindeki Türkçe kelimeler, Türk-Hat, Türk-Sümer, Türk-Kassi, Türk-Elam, Türk-Hurri, Türk-Sami ortak söz ve ekleri, antropolojik, arkeolojik belgeler açıkça gösteriyor ki, Türk etnosunun ilk anavatanı Mezopotamya ile Orta Asya arasındaki bölgelerdir. Bu bölgelerden biri de M.Ö. bin yılda Anadolu’ya Balkanlar’dan gelen pseudo-Ermeni Haylarla yerli Türklerin karşılaştığı Güneydoğu Anadolu’daki eski Arme-Subar beylikleridir. Haylarla sonraki daha sıkı ilişkiler ise Fırat’ın yukarı havzalarında Hıristiyanlığın yayıldığı çağlarda Türk boylarından olan Ermenlerin Armini adlı bölgesinde gerçekleşmiştir. Adlarından bahsettiğimiz Haylar, onların geliş tarihi ve yolu, Arme, Subar ve Armini bölgeleri hakkındaki yorumdan önce Ermen Kavim adının linguistik gelişimine bakmak lazım gelir.

Her bir halkın kendi adı olur ve kendi toplumu içinde bu adla tanınır, bazen bu isimlendirmeyi komşu halk yapar. Aslında yabancı ad halkın haysiyetine, hayat tarzına, yaşadığı arazinin adına ve hatta giyimine göre verilir ki, bu da belirli tarihi-siyasi şartlara bağlı olarak, zaman zaman değişebilir. Ancak, halkın kendi içindeki milli soyadı bin yıllarca yaşar, çok nadir olarak bazı hallerda unutulur. Aynı dilli iki boyun birliği Saka-Kimmer, Hazar-Barsil, Mitan-Ermen, Kuman-Kıpçak gibi çift etnik isimlerle adlandırılır. Bazen de iki ayrı dilde konuşan halk birbirine karıştığında dillerden biri eriyip assimile olur, neticede iki etnik isimden biri umumi işlek ada dönüşür; ya Bulgar-Slav karışmasında olduğu gibi eriyen halkın adı (bolkar), ya Etrusk-Latın karışmasındaki gibi eriten halkın adı (latın) benimsenir. Etnik isim ilminin bu kanunları Ermeni adı için de geçerlidir. Kendi Hay adını tarih boyunca kullanan Haylar kendilerine hiç zaman Ermeni dememişlerdir.[6] Bu bakımdan, asıl Türk soylu Ermenler ile Ermen bölgesine gelip meskunlaştıkları dolayısı ile komşuları için Ermenli olarak da “Ermeni” şeklinde isimlendirilen Hayları (pseudo-Ermenileri) bir birinden ayırmak gereklidir. Çünkü bu farkın farkına varılmadıkça Türk-Ermeni ilişkilerinin tarihi ters yüz edilmektedir.

1. Ermeni Adının Menşei

Bu adın menşeinden bahsetmek için onun hangi tarihi çağlarda, hangi coğrafi mekanda, hangi halkın dilinde ve adında kullanıldığını araştırmak gerekir. Eğer bu adın kullanılış tarihine bakarsak, onun çok eskiden beri bulunduğunu görürüz ki; kullanılış seyrine bakarsak, onun izine Altay’dan Tuna ırmağına kadar, Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar muhtelif coğrafi arazide, özellikle eski Azerbaycan’da rastlarız. Tarihin muhtelif çağlarında Mitanni Devleti’nin, Sami Aramey uruklarının, Kafkas Hurri-Urartu halklarının, Fin-Ugor dilli Macar halkının, Doğu-Cermen (Ostrogot) boyunun ve Türk, Subar, Bulgar, Mitan boylarının boydan boya veya dolayısı ile bu adla olan alakalarına ait bilgileri de eklersek ve daha sonraları Balkan Yarımadası’ndan Ermeniye ülkesine gelen Hay uruklarının da burada “Ermenileşmesini” göz önüne aldığımızda, Ermeni etnik isminin zaman ve mekan ölçülerinin çok büyük olduğunu görürüz.

Önce, Ermeni etnik ismi ile ilişkisi olan adlar gibi ilmi literatürde verilen Arman, Arme yer adları ve Aramey etnik ismi üzerinde duralım, çünkü bazı alimler “Ermeni” adının menşei hakkında konuşurken bu sözlere dayanak gösterirler.[7] Arman ve Armi yer adları tarihi kaynaklarda M.Ö. III. bin yılından beri bilinmektedir. Arman yer adına Akkad kralı Naram-Suen (2236-2200) ve onun büyük babası Ulu Sargon’a ait yazıda rastlarız.[8]

  1. GİŞ.RA Ar-ma-nimki u Eb-laki
  2. Ar-ma-namki u Eb-laki

Buradaki “Arman ve Ebla” ülkelerinden birinin (Ebla) nerede yerleştiği bilinmekle birlikte, diğerinin yerine ait kesin belge yoktur, ona göre de, yeni bulunan yazılarda adı geçen Arme yer adını hemen Arman ile aynı sayan araştırıcılar vardır. Lakin bunlar aynı bölgede olsalar da, ayrı ayrı yer adlarıdır. Şöyle ki, 1974-1978’de İtalya arkeologları Haleb’in güneyinde kadim Ebla şehir devletinin arşivlerini buldular. Sümer-Akkad çivi yazısı ile şimdiye kadar bilinmeyen bir Sami dialektinde yazılmış bu tabletlerde birçok yer adı meydana çıktı ki, bunların da büyük bir kısmı o çağ için bilinen Sümer, Elam, Sami, Hurri ve Hint-Avrupa dillerinden hiçbirine ait değildir.[9] Bu yer adlarından biri de tabletlerde tekrar olunan Armi adıdır: [10]

  1. 4 GİŞşilig 1 ninda ku-li en-en Ar-miki “Armi beyinin dostları için dörd kişilik bir etmek (aş?)”
  2. dra-sa-ap ar-mi ki “Armi şehrinin tanrısı Rasap”
  3. Eb-laki wa Ar-miki “Ebla ve Armi”
  4. 3 Ar-miki al-KU Gi-za-anki “Kizan’da olan üç Armi’li”

Bu Armi şehrinin Hay (pseudo-Ermeni) toplumuna ait olduğunu ileri sürenlerin iddiasını “ilimden uzak bir görüş” diye adlandıran Ön Asya ölü dilleri ve Ermeni etnogenezi uzmanı tanınmış alim İ. M. Dyakonov, “Ermeni” adı Hayların kendi içinde hiçbir zaman kullanılmamıştır, bu adı onlara başka halklar vermişler, Armanum yer adı ise armi, arami etnik isimleri ile ilgili olup, “göçebe” (nomad) anlamını bildiren Aramey boyunun adından türetilmiştir, demektedir.[11] Tarihi bakımdan Hay-Armi alakasının mümkün olmadığına dair söyledikleri doğrudur, arami-Aramey alakası da çok açıktır, ancak, Arman ve Armi yer adlarını Arameylere bağlamak o kadar da inandırıcı değildir. Çünkü, ünlüsü çok olan Türkçedeki serbest değişmeden farklı, Sami dillerinde ünlüler azdır ve onların çıkartılması morfolojik güçlük taşımaktadır, burada kelimelerin sonundaki farklar da şüphe doğurmaktadır. Bu adlar arasında paralellik aramak isteyen Paul Garelli de “Remarrues sur les noms geographirues des Archives d’Ebla” adlı makalesinde aynı kuşkusunu itiraf etmiştir.[12] Bundan başka, Arman yer adı Türk halklarının ad hazinesinde ve proto-Azer boyları olan bölgelerde oldukça geniş olarak yayılmıştır:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ