ERKEN DÖNEM MACARLAR ARASINDA İSLAM

ERKEN DÖNEM MACARLAR ARASINDA İSLAM

Macarlar 9. yy sonlarında Don nehri boylarından şimdiki yurtlarına göç etmişlerdir. Bu esnada Hazar’ın kuzeyindeki bölge İslam’dan habersiz değildi ve ilk Müslüman Türk devleti de burada bulunan Idil Bulgar’dır. Bu şartlarda İslam, Macarlar arasına da erken bir tarihte girmiştir. 1000 yılında devle­tin resmen Hristiyanlığı seçmesi ilk bakışta Macar otağı nezdinde Müslümanların durumunu ve konumunu etkilememekle birlikte, Roma’dan ve yerel kiliseden gelen baskı ve kışkırtmalar Macar kralla­rını zaman zaman İslam’a karşı tavra zorlamıştır. Sıkıntılı dönemler olmakla birlikte, Macaristan’da Müslümanlar diğer Katolik ülkelere nazaran genellikle nispi bir rahatlık içinde bulunmuşlardır. Ancak 14. yy başıyla birlikte bu ülkede İslam ortadan kalkmış gözüküyor. Bunun sebebini ise Papalık baskılarında aramak gerekmektedir.

Giriş

Başkurdistan’daki yurdlarından 5. yy’ın ikinci yarısında Orta İdil ve Don nehri boylarına gelen ve aralarında Türklerin de bulunduğu çeşitli boyların karışımından oluşan Macar birliği, 9. yy sonlarında doğudan gelen Peçenek baskısıyla iyice batıya kaymak zorunda kalmış ve bugünkü Macaristan ve Erdel’i yurt tutmuştur. Macarların bu hadisatı anlatan, yazarı belirsiz Gesta Hungarorum adlı ilk eserleri göçten 310 yıl sonra, 1205 yılında yazılmıştır. Dolayısıyla bu eserde üzerinde kuşku duyulabilecek nitelikteki haberler, gayet ciddi gelenekleri yansıttıkları görülen haberlerle içiçe verilmektedir. Bunlardan birine göre 940’ların sonlarında (Toksony zamanında) “Bular (Bulgar) ülkesinden büyük bir Ismailî ordasıyla bir­likte isimleri Billa ve Boçu olan bazı çok asil beyler geldiler… Aynı zamanda yine aynı bölgeden Heten adında çok asil bir savaşçı geldi…”[1] Bu gelenlere ülkenin çeşitli yerlerinden geniş topraklar bağışlanmıştır.

Bu haberi güvenilir görmeyenler olduğu gibi,[2] geliş yerini Harezm olarak alanlar da vardır.[3] Biz yenilerdeki bir çalışmamızda buna değindik ve hem tar­ihi şartlara, hem de Bular kelimesinin kullanımına dikkat çekerek, bu gelen­lerin İdil Bulgar’dan olduklarını düşünmeyi engelleyecek bir husus olmadığını düşünüyoruz; bunu da “Toros Bulgarları Anadolu’ya Nereden Geldi?” başlıklı makalemizde önerdik.[4] İşbu haber isimsiz Macar vakayinamesinin sonunda ver­ilmektedir ve bilhassa soylu bazı ailelerin köklerini açıklamayı amaçlamaktadır. Tüm bunların aynı yıllar içinde geldiğini düşünmek için bir sebep bulunmuyor, zira Bulgar’dan belki tek bir orda gelmiştir ama Peçeneklerden[5] ve Harezm’den değişik ve münferit gelişler sürmüştür. Bu yüzden tarihleme kesin bir zamana oturmayabilir. Biz bunun 920’lerin başlarında olduğunu sanıyoruz.

Bu tarihte İdil Bulgar’ın yeni Müslüman olduğunu ve hemen İslam nüfusu ihraç ettiğini düşünmeye de gerek yok. 921 yılında Müslüman olma diye bir şey yoktur. Görevlerinin ayrıntısını İbn Fazlandan öğrendiğimiz Halifelik sefareti Bulgar’a vardığında halk ve han zaten Müslüman’dı. Belki han yakın zamanlarda İslam’ı kabul etmişti ama halk içinde İslam’ın belli bir derecede yerleşmiş ve kökleşmiş olduğunu İbn Fazlandan okuyoruz.[6] Hatta 912 senesinde Azerbaycanlı dindaşlarının öcünü almak için Ruslarla din adına savaşa girmişlerdir.[7] Dolayısıyla 920’lerden erken bir dönemde İdil Bulgar’dan Müslüman göçü tasarlamamak için bir sebep bulunmuyor.

Üstelik İdil Bulgar’da devletin resmen İslam’a geçişinden önce sayısı az ve güçsüz Müslümanların buralarda sıkıntı yaşamadıkları konusunda bir şey bilmi­yoruz. Kendilerine yönelik tazyikler de daha önceleri bazı taifelerin yurtlarından ayrılmasına sebep olmuş olabilir. Bu yüzden Macarlara katılan ilk Bulgar Müslümanları için, tamamen farazi olmak üzere, tarihin önü açık bulunuyor ve 900’lerin başına kadar da gidebilir. Bunlar düşman Hazar, tehlikeli bozkır (gayri-Müslim Kıpçak ve Oğuz) ve yaşanmaz kuzey karşısında, değişik kökenlerden oluşan bir boy birliğinden oluşması itibariyle daha hoşgörülü olması beklenen Macar birliğine sığınmayı tercih edeceklerdir.

Bu Bulgar Türklerine daha sonra ne olduğunu bilmiyoruz. Yukarıda bah­sedilen henüz yayımlanmamış makalemizde ulaştığımız sonuçlara göre, bunlardan bir taife ilk geldikleri günlerde Arap gemilerine binerek Tarsus’a gitmiş ve 15. yy başlarına kadar Toroslarda varlığını sürdüren Bulgar oymaklarını oluşturmuştur. Macaristan’da kalanların zamanla hem dillerini, hem de kimliklerini kaybettikleri anlaşılıyor ki, 13. yy başlarında Şam’da Macaristan’dan gelen Müslüman talebelerle konuşan Yakut el-Hamevî, onların İslamlaşma serencamını şöyle öğrenir: “Bizden öncekilerden bazı kimselerden işittiğime göre, eski zamanda bizim diyarımıza Bulgar ülkesinden yedi Müslüman gelmiş, aramıza yerleşmişler. Sapıklıkta olduğumuzu tatlı bir dille anlatmışlar. Bize İslamiyet’in doğru yolunu göstermişler:”[8] Bu bilgiyi aynı yüzyılın sonlarında yazan Mağribî de alıntılar.[9] Bu haberler aynı zamanda isimsiz Gesta’daki haberi desteklemektedirler.[10]

Bu haberde dikkat edeceğimiz başlıca hususlar şunlardır: İdil Bulgar ülkesin­den değişik zamanlarda Müslümanların gelmesi ve Macaristan’da İslam’ı yayması tabiidir ve her zaman için beklenir. Ancak bu bilgiyi veren öğrenciye göre ülkes­indeki 30 kadar Müslüman köy göçmen köyleri değildir. Belki bunu kaçırılmış bir ayrıntı olarak görebiliriz ama Macarlar arasında, bilhassa köylerde İslam’a geçişlerin olduğuna dair Papalık kayıtları vardır.[11]

Kendilerini Macar kelimesinin eşanlamlısı olarak kullanılan Başkırt ismiyle tanıtırlar ki, bu esas Macar kitlesinden ayrı görülmediklerinin ifadesidir. Za­ten yukarıdaki cümle de böyle bir etnik ayrım ima etmez. Ama Hristiyan olan Macarları kendilerinden başka bir topluluk olarak göstermek için de bir çaba içindedir: “Memleketimiz… Frenklerden Hüngür denen bir milletin ülkesindedir.”

Hungar kelimesi Türkçe Onoğur’dan (“On Boy”) gelir ve kısaca Macar birliğinin ismidir.[12] Daha sonra etnik bir içerikle bu birliğin mensubu olan herkes­in ismi haline gelmiş ve Macaristan dışında, hemen tüm Avrupa’da kullanılmıştır. Durum böyle ise Bulgarlar nereye gitti? 30 kadar Müslüman köyünden en azından bazıları Bulgar asıllı olmalı değil midir? Bulgar ile Başkırt’ın özdeşleşmesinin örneğini bilmediğimiz için, o yönde bir yorum da yapamayacağız. Şimdilik tek makul açıklama, belirttiğimiz gibi kimlik bütünleşmesi olabilir. Belki Bulgar ke­limesi yakındaki düşman ve Hristiyan olan Tuna Bulgar’ı da çağrıştıracağından, Macar anayurdundaki bir halk olan ve isimleri Macarlıkla eşanlamlı kullanılan Başkırtlara, doğuda oluşları da hesaba katılarak, İslami renk atfı daha kolay olmuş olabilir. Macarlar bu ayrıntılarla fazla uğraşmamış gözüküyorlar.

Yâkut’tan bir sonraki kuşakta, Moğol istilası sonrasında, anlaşılan yine Macaristan’dan bir fakihle muhatap olan, ama haberine bozkır havasını vererek karıştıran Kazvinî de benzer bir haber veriyor gözükmektedir: “Başgırtlardan bir fakih bana şunları anlattı: Başgırt halkı büyük bir millettir. Çoğu Hristiyandır. Aralarında Ebu Hanife mezhebinde bir topluluk vardır. Bu Müslümanlar, bura­da Hristiyanların Müslümanlara cizye ödedikleri gibi, oradaki Hristiyanlara cizye öderler.”[13]

En geç Toksony zamanında Macaristan’a Müslümanların geldiğinin kuvvetli bir delili Musevi seyyah İbrahim ibn Yakub’ta bulunur. Ona göre Macaristan’daki Müslümanlar daha 965 civarında Prag’a ticarete gidiyorlardı.[14] Bu ticaretin başlamasından önce Macaristan’a ve çevreye alışmak için belli bir süre takdir et­meliyiz ki, herhalde 15-20 yıldan az değildir. Ayrıca ticaretin Bulgar Türklerin­den çok Harezmlilerin meşgalesi olduğunu göz önüne almalıyız ve bu kimseleri aşağıda bahsedeceğimiz Kalizlere yazmalıyız. I. Fodor da Voyvodina’daki bir iki çömlek ile Macaristan’daki Krassö nehrinin isminde bu ilk gelen Bulgarların izini bulduğuna inanır.[15] Mesûdî’nin Bizans’la savaşan dört Türk boyunun hikâyesini naklettiği ilginç bir haberi vardır. Buna göre Karadeniz kuzeyindeki dört Türk kavmi olan Başkırt (Macar), Peçenek ve Bizanslılar ile ortak bir mü­cadeleye girerler. “Bu dört Türk kabilesi arasında Müslümanlığı kabul etmiş olup, ancak kâfirlerle harp yapıldığı zaman işbirliği yapan Müslümanlar da vardı.” [16] Bunlar ‘Hristiyanlaşanlara karşı savaşırlar; hatta muharebenin öncesinde onları İslam’a davet ederler. Gerek tarihi çerçeve, gerekse bu son tabirin vurgusundan, burada Macarlar ile Tuna Bulgarları arasındaki savaşların kastedildiği anlaşılıyor. Öte yandan, açık bir şekilde Macarlar arasındaki “İslam’ı kabul etmiş” kimseler­den de bahsedilir.[17]

Elimizdeki erken dönem Macar kayıtlarında Müslümanlar için Ismaelita tabiri kullanılır. Papalıktan gelen mektuplar ise Saracenus der. 1395’den iti­baren böszörmeny ifadesi görülmeye başlar.[18] Nyırseg, Bihar, Pest, Saros ve Temes kazalarında bu isimle yeradları vardı.[19] Bir şekilde Müslümanlarla ilgili 40 adet yer adı tespit edilmiştir.[20] Ancak kazılarda tek bir Müslüman köyüne ulaşılmış olup, 11. yy’dan önceye gitmemektedir.[21]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ