ERBİL ATABEYLİĞİ

ERBİL ATABEYLİĞİ

C. Muzafferiddin Gökböri

  1. Erbil Valisi Olmadan Önce

Yukarıda belirtiğimiz gibi babası Zeyneddin Ali’nin ölümünde 14 yaşında olan Muzafferiddin, atabeyi Mucahideddin Kaymaz ile arası açıldığından dolayı işbaşından uzaklaştırılmıştır. Erbil’den çıkarılan Muzafferiddin, Bağdad’a gelmiş fakat orada bir şey sağlayamadığı için Musul’a gitmiştir. Burada Musul Atabeyi Seyfeddin Gazi b. Mevdud’un hizmetine girerek, Musul’a bağlı Harran şehrinin yönetimine atanmıştır. Böylece ümit ettiği hükümdarlığa kavuşmuştur.

Muzafferiddin’in Musul Atabeyleriyle ilişkisi oldukça iyi idi ve bunu 1182 yılına dek bozacak hiçbir şey görülmemiştir. Hatta 1175’te Musul kalesi işlerine Atabey Seyfeddin Gazi tarafından getirilen ve eski düşmanı olan Kaymaz’la münasebetinin ne şekilde olduğunu bilmememize rağmen, bunun 1182’ye dek iyi olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu yılda ilişkileri bozulmuş ve Musul Atabeyi İzzuddin Mesud’la da arası açılmıştı. Bunun Muzafferiddin’in Musul Atabeyliğinden korkarak Salahaddin Eyyubi’ye yaklaşmasından kaynaklanması mümkündür.

Salahaddin, Muzafferiddin’e Harran şehrine ilaveten Ruha (Urfa) ve Sumeysat’ı verip, kız kardeşi Rabia Hatun’la da kendisini evlendirmiştir. Muzafferiddin, Salahaddin’in tabiiyettinde bulunduğu zaman onun Haçlılara karşı giriştiği seferlerin birçoğuna katılmış ve savaşlarda birçok başarı kaydetmişti. Onun gerçekleştirdiği zaferler, Haçlılar seferini kaleme alan bütün tarihçiler tarafından ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. Hatta o, asıl şöhretini, Haçlılara karşı kaydettiği bu zaferlerde kazanmıştır.

Muzafferiddin, Musul Atabeyliğiyle arası açılınca, Salahaddin’i bunlara karşı kışkırtmaktan geri kalmıyordu. Örneğin, Salahaddin’in 1182 yılında Musul’a yapmış olduğu sefer, onun teşvikinden sonra gerçekleşmiştir.

Muzafferiddin, 1190’da kardeşi Zeyneddin Yusuf’un ölümü üzerine, Salahaddin’e 50 bin dinar ve ayrıca Harran, Ruha ve Sumeysat’ı vererek kendisinden kardeşinin yönetimindeki Erbil bölgesini istemiştir. Bunun üzerine Salahaddin, kendisine Erbil’e ilâveten Şehrizor ve bölgesi, Kara-beli ve Kıfçakoğulları ülkesini de vermiştir. Ayrıca Salahaddin, Muzafferiddin için bir menşurun ve Musul Atabeyi tarafından bir yazının yazılmasını da emretmiştir.

  1. Erbil Yönetiminde Muzafferiddin Gökböri

A. Muzafferiddin’in Erbil’e Atanması

Zeyneddin Yusuf’un ölüm haberini alan Erbilliler, Musul Naibi Mücahideddin Kaymaz’a yazarak kendisine şehrin teslim edilmesi teklifini bildirmişlerse de, ne Kaymaz ne de Musul Atabeyi İzzuddin, Salahaddin’den korkarak her hangi bir harekatta bulunmamışlar. Böylece Salahaddin tarafından gönderilen Muzafferiddin, Erbil’e hâkim olmuş ve ölümüne kadar (1232) Erbil’de babasının kurmuş olduğu beylik yönetimini sürdürmüştür.

Muzafferiddin, Erbil’de iş başına geçtikten sonra da Salahaddin’e, ismen olsa bile, bağlı kalmıştır. Bununla birlikte, onun Salahaddin’in giriştiği Haçlı seferine katılıp katılmadığı belirtilmemiştir. Salahaddin, kendisine üç mektup göndererek Suriye’ye gelmesini istemişse de, Erbil’den ayrıldığına dair herhangi bir kayıt yoktur. O, her halde Salahaddin’in yanına bir daha dönmemiştir.

Muzafferiddin, Salahaddin’in ölümüne kadar (1193) gerek eskiden beri düşmanı olan Musul Atabeyi gerekse Halife tarafından hiçbir baskıya uğramamıştı. Hatta aralarında İbnü’l-Esîr başta olmak üzere tarihçiler, bu vakitten XIII. yüzyılın başına kadar Muzafferiddin’le Musul Atabeylerinin ilişkileri hakkında hiçbir şey kaydetmemişlerdir.

B. Muzafferiddin’in Dış İlişkileri

Yukarıda görüldüğü gibi Muzafferiddin, Erbil’e döndüğü sıralarda Musul Atabeyliğiyle arası oldukça gergindi. Ancak iki taraf arasında H. 600 yıllarına kadar herhangi bir olağanüstü olay çıkmamıştır. Bu sıralarda Sincar Atabeyi Kutbeddin, Mısır, Şam ve Cezire Eyyûbîlerden Melik Adil adına hutbe okutarak kendisine bağlanınca, Musul Atabeyi Nureddin, onun bölgelerinden olan Nusaybin’e yürümüş, şehri zapt ederek kalesini kuşatmıştır. Bunu haber alan Gökböri, Nureddin’in bu işini engellemek amacıyla Musul yöresine gelerek Nineva’yı yağmaladığı gibi ekinlerini de yakmıştır. Nureddin buna karşı Erbil’i yağmalamak amacıyla derhal Musul’a dönmüş, ancak Muzafferiddin’in Erbil’e çekilmesi üzerine fazla ilerlememişti.

Bu sıralarda Muzafferiddin’i, Eyyûbîlerden Melik Eşref, Hısn ve Amid hükümdarı ve Ceziret İbn Ömer Atabeyi ile birlikte Nureddin’e karşı kurulan bir ittifakta görüyoruz. Bu ittifakın amacı, onu Kutbeddin’in ülkesinden çıkarmaktı. Bu ittifak sonucunda bunlarla Nureddin’in arasında yapılan savaşta Nureddin büyük bir yenilgiye uğradığı gibi, memleketi de çirkin bir şekilde yağmalanmıştır. Fakat H. 601 başlarında iki taraf arasında barış yapılmış, böylece Muzafferiddin bu yolla Musul Atabeyliğinin genişlemesini engelleyebilmiş ve durdurabilmişti.

Muzafferiddin’in bu dönemdeki siyasetine bakılırsa, onun parçalanmış Eyyubiler Devleti’nin hükümdarları ile Musul Atabeyi’ni zayıf düşürmek, bunu gerçekleştirmek için, öteki bölge hükümdarlarıyla ittifak yapmak ve bu hükümdarları birbirine düşürerek aralarında düşmanlık yaratmaktı. Bunu gerçekleştirmek için her türlü çabayı harcamaktan geri kalmıyordu. Bunun en bariz örneği 1209’da Nureddin ile Melik Adil arasında yapılan dünürlük (kız alışverişi) ile kurulan ittifaktan sonra vuku bulan olaydır. Bunlar, Sancarşah oğlunun Atabeyliği Ceziret İbn Ömer ile Kutbeddin’in hükmü altındaki bölgeleri aralarında paylaşmak amacıyla ittifaka girmişlerdir. Bunun yanlış bir hareket olduğunu sonradan anlayan Nureddin bu yaptığına pişman olmuştur. Habur’a yönelerek Nusaybin’i elde eden Adil, sonra Sincar’ı kuşatmıştır. Nureddin’in bu sırada oğlu Kahir komutasında Adil’e yardım etmek amacıyla sevk ettiği askerleri ancak Muzafferiddin durdurabilmiştir. Nureddin’e vezirini gönderen Muzafferiddin, kendisine Sincar’dan Adil’i uzaklaştırması karşılığında her türlü yardımda bulunacağını vadederek aralarında bir ittifakın yapılmasını teklif etmişti. Nureddin de bunu kabul etmiştir. Çünkü Muzafferiddin, gittikçe artan Adil’in nüfuzundan endişe ettiği gibi, Adil ile Nureddin arasında olan anlaşmanın da kendisine karşı bir tehlike oluşturduğunu görüyor, dolayısıyle bu anlaşmayı bozmak istiyordu. Bundan sonra Muzafferiddin Musul’u ziyaret etti. O ve Nureddin, davet ettikleri Haleb Hakimi Melik Zahir’le Anadolu Selçuklularından Keyhüsrev’i kendi ittifaklarına sokmuşlardır. Onlar, Adil’in Sincar Atabeyliği’ne karşı yaptığı saldırıdan vazgeçmemesi halinde, kendi topraklarına saldıracaklarını bildirerek ihtarda bulundular. Ayrıca durumu Abbasi Halifesine de bildirmişlerdir. Bunun üzerine Halife, Adil’e iki elçi gönderdi. Adil, zapt ettiği bölgelerin kendi elinde, Sincar’ın ise atabeyinin elinde kalması şartıyla buradan çekileceğini bildirdi. Bunun üzerine Muzafferiddin Erbil’e dönmüştü. Muzafferiddin Musul’da kaldığı sürede iki kızını Nureddin’in iki oğlu İzzuddin Mes’ud ve İmadeddin Zengî’ye verdi. İşte bu dünürlüğün yapılmasından dolayıdır ki, Muzafferiddin’le Musul Atabeyliği arasındaki anlaşma, Musul Atabeyi Nureddin Arslanşah’ın ölümünden (607/1210) sonraya kadar sürmüş, hatta bunun yerine geçen oğlu yani Muzafferiddin’in damadı İzzuddin Mesud’un da zamanında (607-615/1210-1218) yürürlükte kalmıştı.

Musul Atabeyi Nureddin Arslanşah’ın oğlu İzzuddin Mes’ud’un ölümüyle Muzafferiddin’le Musul Atabeyliği arasında yeni bir aşamanın başlamasına yol açıldı. Bir yandan hiç hoşlanmadığı Musul emirlerinden Bedr ud-din Lulu’nun, İzzuddin Mes’ud’un daha küçük yaşta olan oğlu Nureddin Arslanşah II. yi atabeyliğe getirmesiyle Musul’da iktidarı ele geçirmesi, bir yandan da Akr ve Şüş hükümdarı İzzuddin Mes’ud’un kardeşi İmadeddin, Musul Atabeyliği’ne göz dikip kendisini bu yere layık olarak görmesi, Muzafferiddin Gökböri’yi harekete geçirdi. İşte bundan dolayıdır o, 1218/1219’dan hayatının sonuna kadar kendisini birçok ittifak veya savaşlara sokmuştur. Bu nedenle Akr ve Şüş hakimi İmadeddin Zengî’yi de Bedreddin’e karşı kışkırtmış ve Musul Atabeyliğinin topraklarına saldırmıştır. Ayrıca parçalanmış Eyyubi Devleti ve öteki bölge hükümdarlarıyla da ittifaka girmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ