ERBİL ATABEYLİĞİ

ERBİL ATABEYLİĞİ

Irak’ın kuzeydoğusuna düşen Erbil şehri, bölgedeki diğer şehirler gibi Tuğrul Bey zamanında (1040-1063) Selçukluların egemenliği altına girdi. Selçuklular, yerli beyleri merkezi idareye bağlayarak, onları yerlerinde bıraktılar. Ancak bölgede Türkmen nüfusunun artması, Erbil’in doğrudan doğruya Selçuklu Devleti’ne bağlanmasını sağladı. Böylece buraya da, Musul’a olduğu gibi, Selçuklu sultanları tarafından Türk valiler atanmaya başlandı. Ne var ki, kaynaklar, bu valilere dair bizi tatmin edecek kadar bilgi vermemektedir.

Erbil, Musul Atabeyi İmadeddin Zengî’nin hükmü altına girmeden önce, Sultan Mesud’un elinde bulunuyordu. Zengî, bölgede büyük bir güç ve nüfuz sağladıktan sonra, atabeyliğinin sınırlarını genişletmek için uğraşmaya başladı. O, Musul’a atanır atanmaz güttüğü bu siyaset çerçevesinde, her tarafı işgal etmek için asker sevk etmekten çekinmiyordu. Bu sıralarda Erbil, Selçuklu Melik Mes’ud’un elinde bulunuyordu. Onun burada bir valisinin olduğunu biliyoruz. Melik Mes’ud, Merağa’da hüküm sürdüyordu. Erbil buraya yakındı. Bu yüzden Zengî, Erbil’e karşı herhangi bir harekatta bulunmaya cesaret edemiyordu. Melik Mes’ud, daha sonra (1131-1132) Selçuklu Sultanı Sancar’a karşı taht mücadelesine girişti. Bunu fırsat bilen Zengî, Erbil’e bir sefer yaparak, kalesini kuşattı. Fakat Melik Mesud, bunu haber alır almaz, Erbil’e doğru yürüdü. Bunun üzerine de Zengî buradan bir şey sağlayamadan ayrılmak zorunda kaldı.

Bütün bunlara rağmen Mesud tahtı aynı yıl ele geçirince (1131-1132) Erbil bölgesini Zengî’ye teslim etti. Zengî de burasını kendi naibi Begtekinoğlu Zeyneddin Küçük’e verdi. Böylece Erbil’de Begtekin ailesinin hükmü ve dönemi başlamış oldu.

1. Erbil Yönetiminde Begtekin Ailesi ve Erbil Atabeyliği

A. Zeyneddin Ali Küçük

Begtekinoğlu Zeyneddin Ali Küçük’ün ailesi hakkında Begtekin’in isminden başka hiçbir bilgiye sahip değiliz. Tarihçi Necip Asım, Beğtegin’i Abbasi halifelerinin bendelerinden olarak sayıyorsa, bu hususta hangi kaynağa dayandığını bildirmiyor. Kaynaklarda bu aile hakkında, Türkmen taifesinden olduğundan başka bir şey yazılı değildir. M. Strecek, Arap Tarihçisi İbn Hallikan’a dayanarak Zeyneddin Küçük ailesinin Kürt soyundan geldiğini göstermekle büyük bir yanlışlığa düşmüştür. Çünkü, İbn Hallikan’ın eserinde bu ailenin Kürt olduğuna dair herhangi bir kayıt yoktur. Zeyneddin Ali’nin adı, ilk olarak Zengî’nin babası Aksungur’un ölümü sırasında (1094) geçiyor. Bu sırada on yaşında olan Zengî’nin etrafına aralarında daha çocuk yaşta olan Zeyneddin Ali Küçük olmak üzere babasının kölemenleri ve metbuları toplanmıştır. Aksungur’un metbularından olan Zeyneddin Küçük, küçük yaştan beri Musul atabeylerinin hizmetine girmiş ve olaylardan anlaşılacağı üzere İmameddin Zengî’den ayrılmamıştır. Zengî de kimi devlet işlerinde zaman zaman ona başvurmaktan geri kalmıyordu. Zeyneddin, Zengî’nin giriştiği savaşlara katılıyor ve büyük rol oynuyurdu. Zeyneddin, Zengî’nin Musul vilayetine getirilmesinden gerek önce ve gerek sonra olsun ondan hiç ayrılmamış ve onun Suriye’de giriştiği savaşların çoğuna katılmıştır.

Musul Atebeyi, Bire kalesini kuşattığı sırada (1144) Musul’daki naibi Nasıreddin Çakar’ın ölümü üzerine, bunun yerine kendisine ve mertliğine son derece güvendiği Zeyneddin Küçük’ü atadı. Ayrıca Çakar’ın eli altında bulunan Erbil, Şehrizor, Hakkâri kaleleriyle Hamidiyye, Tekrit, Sincar, Harran ve bunlara bağlı bütün bölgeleri de kendisine verdi. Aynı yılda Musul’a giren Zeyneddin, çoluk çocuk ve mallarını Erbil şehrine göndermiş, kendisi ise Musul kalesinde oturmuştur. O, atandığı görevde kaldığı sürece, gerek Zengî’ye gerekse onun oğullarına karşı hiçbir kötü davranışta bulunmamıştı. Hatta Zengî’nin oğulları bunun harcadığı emek sayesinde işbaşına geliyorlardı. O, elinden geldiği kadar Musul Atabeyliği’ni korumaya çalışıyordu.

Zeyneddin, ilkin Erbil’e kölemeni Emir Şereftekin’i kendi naibi olarak gönderdi. Bunun (1163¬1164) ölümü üzerine, o, başka bir gulamı olan Mucahideddin Kaymaz b. Abdullah’ı Erbil’de bulunan çocuklarının atabeyi olarak Erbil naibliğine atadı. Kaymaz, Zeyneddin’ın ölümüne dek bu görevde kaldı.

İmadeddin Zengî’nin ölümünden sonra (1146) Zeyneddin’in nüfuzu daha da arttı. Bundan dolayıdır ki, İbn Haldun, onun Zengî’nin torunu Kutbeddin zamanında mustebid idi ve yönetimi bağımsız olarak eline aldı diye vasıflandırmıştır.

Zengî’nin (1146) de ölümü üzerine Musul Atabeyliği iki kısma ayrıldıktan sonra oğlu Seyfeddin Gazi, Kendisinin tam tersine Musul’dan çok seyrek dışarı çıkıyordu. O, Musul’a kapanmasına rağmen Zeyneddin’i eski görevinde bıraktığı gibi dirliğini de arttırıp değerini yükseltmiştir. O, bu sıralarda artık naip diye değil ordu emiri olarak anılıyor, öteki şehirler de Zengî zamanında olduğu gibi, idaresi altında bulunuyordu.

Hayatının sonuna doğru sağır ve kör oluşu nedeniyle 1167’de Erbil hariç, yönetimindeki bütün bölge ve şehileri Atabey Kutbeddin’e teslim etti. Musul’dan ayrılan Zeyneddin, aynı yıl yüz yaşını aşmış iken öldü.

B. Zeyneddin Yusuf Yınal Tegin

Zeyneddin Ali Küçük’ün ölümü üzerine 14 yaşındaki büyük oğlu Muzafferiddin Gök-böri, yerine geçti ise de, yerini koruyamadı. Erbil valisi Mucahideddin Kaymaz’la arası açıldığından Kaymaz, bunun bu göreve lâyık olmadığını, Küçük kardeşi Zeyneddin Yusuf’un daha elverişli olduğunu Hilafet merkezine bildirerek Zeyneddin Yusuf’u Erbil valiliğine getirtti ve Muzafferiddin’i bir süre hapsettirdi. Öte yandan Kaymaz, bu davranışı ile Erbil’i ele geçirmeyi ve yönetimde bağımsız olmayı tasarlıyordu. Ancak bir yandan Halife’den korktuğundan ve bir yandan da Musul Atabeyliğinden çekindiğinden bu işe kalkışamamıştı. Böylece daha çocuk yaşta olan Zeyneddin Yusuf’u iş başına geçirerek Erbil’in yönetimini kendi eline almıştı. Böylece Erbil’de bulunduğu sürece, yönetim, ismen Zeyneddin elinde, gerçekte ise kendi elinde bulunuyordu.

Musul Atabeyi Seyfeddin Gazi, daha sonra, Musul kalesi işlerini Kaymaz’a vermişti. Kaymaz’ın Erbil’den ayrılması üzerine, Zeyneddin Yusuf, yönetim işlerinde kendine güvenmeye başlamış ise de, yine de Kaymaz’ın nüfuzundan kurtulamamış, asıl nüfuz ve yönetim kendi elinde olmadığı gibi, Erbil askeri de Kaymaz’a bağlı kalmıştır. Bu durum, 1183 yılına kadar sürdü. Musul Atabeyi İzzeddin Mesud, aynı yılda Kaymaz’ı hapsedince, aralarında Erbil de olmak üzere Musul’a bağlı bütün bölge emirleri isyan bayrağını kaldırdılar ve bu yıldan itibaren Erbil işlerine artık Musul Atabeyliği karışmamaya başladı.

Ancak buna rağmen Musul Atabeyliği, içinde Erbil olmak üzere kaybettiği toprakları geri almaya çalışıyordu. Ancak o, bölgede bir güç oluşturan Cebel Hükümdarı Şemseddin Pehlivan’dan ve bölgede olup bitenden yararlanmak isteyen Abbasî Halifesi Nasır’dan çekiniyordu.

Bu nedenlerle Cezire, Hadise, Tekrit bölge emirleri gibi Zeyneddin de Musul Atabeyliğinden şikayetle Salahaddin Eyyûbî’ye yazarak kendisine bağlanmak istediğini bildirmişti. Bunu bir fırsat bilen Salahaddin, Musul üzerine yürüdü. Zeyneddin yönettiği yerler için Salahaddin’den bir menşur de istemışti. Bu menşur uyarınca Şehrizor, Kıfçakoğulları bölgesi, Kara-beli bölgesi, Dest ve Zerzariye bölgeleri kendisine verilmiş ise de, hükmü Erbil ve yöresini aşamamıştı.

Zeyneddin Yusuf, Salahaddin’in ölümüne kadar ona tabi kalmış, kendisi Salahaddin’in Musul Atabeyliği’ne veya Haçlılara karşı yaptığı seferlerde onun yanında bulunmuş ve büyük bir rol aynamıştı. Salahaddin, 1190’da Haçlılar tarafndan işgal edilmiş olan Akka şehrine sefere çıktığında, aralarında Zeyneddin olmak üzere bu savaşa katılmak isteyen doğudaki beyler kendisine eşlik etmişlerdi. Zeyneddin, bu sırada hastalanınca Erbil’e dönmek üzere Salahaddin’den izin istemişse de, o, bunu kabul etmemişti. Salahaddin’in isteği üzerine Akka yakınındaki Nasıra köyünden ayrılan Zeyneddin Yusuf, aynı yılın 19 Ramazanında öldü. Kimi tarihçiler tarafından kardeşi Muzafferiddin Gök-Böri tarafından zehirlendiğini öne sürülmüştür. Bu belki de doğrudur. Çünkü Erbil işlerinden uzaklaştırılan Muzafferiddin, yıllardan beri kardeşine kin besliyordu. Hatta tarihçi İmadeddin İsfahanî, Muzafferiddin’in bu olaydan dolayı sevindiğini, yas tutmadığını ve kardeşinin ileri gelenlerini hapse atıp onun çadırında oturduğunu belirterek onu suçlamıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ